11. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ11.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 11.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kalan son çiçeğe de su verip kenara çekildim. Elimdeki şişeyle beraber menekşelerin yanına oturdum. Ellerim yine yapraklarına gittiğinde yumuşakça okşadım yaprakları.
"Sare müsait misin kızım?"
"Evet."
Annem odama girerken ben de balkondan içeri geçtim.
"Gelir gelmez odana çıktın. Bir sorun mu var?"
"Hayır, hiçbir sorun yok. Biraz yoruldum o kadar."
"Cahit'in ailesinden biri bir şey mi dedi yoksa?"
Gülümseyip koluna girdim.
"Çok kibar insanlardı. Tanışmanızı sabırsızlıkla bekliyorum."
Annem de gülümsedi.
"Çok sevindim bunu duyduğuma. Ben de baban gibi senin mutlu olmanı çok isterim."
Bir şey söylemedim yine gülümsedim. Odadan çıkarken hâlâ kol kolaydık.
"Bu arada vereceğim daveti erteledim."
"Neden?"
"Nişan töreniniz şu an daha önemli, tüm dikkatimi buna vermek istiyorum."
"Sade bir tören yapmayı düşünüyoruz."
"Sade ya da gösterişli fark etmez. En önemlisi bu."
"Nasıl isterseniz."
"Cahit'i okulun gecesine davet ettin mi?"
"Hayır. Yani unuttum aklımdan çıkmış."
"Müsaitse gelsin. Şöyle bir boy gösterin."
Aşağı indiğimizde annem mutlağa geçti. Ben de Cahit'i aradım. Bekletmeden açmıştı.
"Efendim Sare?"
Arkadan gelen müzik sesiyle gözlerimi devirdim.
"Neredesin?"
"Arkadaşlarla takılıyoruz."
"Bu saatte mi?"
"Ne varmış saatte?"
Babam ve çevremdekiler işinde gücünde insanlar. Bu adamın böyle aylak aylak davranması sinirimi bozsa da yine şimdilik göz ardı ettim.
"Neyse, yarın kardeşlerimin okulunda bağış gecesi düzenleniyor. Bizimkiler seni de davet etmemi istedi."
"Ben ne alaka?"
"Mâlum evleniyoruz, boy göstermemizi istediler."
"Haa öyle. Ayarlayabilirsem gelirim."
"Gelemezsen mazeretini babama bildirirsin."
O oflarken ben telefonu kapattım. İçten içe pişmanlık duymaya başlamıştım bile. Ben kim böyle işler çevirmek kim..
"Anne çok sade olmadım böyle?"
Annemle birlikte ben de Leyla'yı baştan aşağı süzdüm. Dizinin üstünde sıfır kol açık pembe bir elbise giymişti.
"Hayır kızım, gayet iyisin."
"Bari biraz daha makyaj yapayım."
Bu kez ben konuştum.
"Hayır."
Leyla hiçbir şey söylemeden salondan çıktı.
Saati kontrol edip ayağa kalktım.
"Ben bir babama bakayım. Geç kalacağız."
"Kızım, Cahit gelecek mi?"
Telefonda konuştuktan sonra iletişime geçmemiştik. Gelip gelmeyeceğini bilmiyordum.
"Halletmesi gereken işler varmış."
Salondan çıkıp babamın çalışma odasına yürüdüm. Kapıyı çalıp içeri girdim.
"Babacım geç kalacağız. Çıkalım artık."
Babam gözlüğünün üstünden masadaki saatine baktıktan sonra gözlüğü çıkarıp kenara koydu.
"İşe dalmışım."
Başımı sallayıp odadan çıkacakken, "Cahit geldi mi?"
"İşleri vardı.."
"Akşam üzeri beni arayıp geleceğini söyledi."
"Öyle mi? Halletmiş demek ki işlerini."
"Çok çalışıyor galiba."
Bakışlarımı babamın gözlerine diktim. Bu ses tonu normal değildi. Bozuntuya vermeden gülümsedim.
"Babasının verdiği işleri yapıyor."
Önündeki dosyaları ağır ağır toplamaya başladı.
"O hâlde ya babası az iş veriyor ya da damat bey çok hızlı çalışıyor ki bol bol boş vakti oluyor."
Laf arasında bir bakış atmıştı.
"Birazdan inerim. Siz arabalara geçin."
Bir şey söylemeden çıktım.
Aptallık bendeydi, gerçekten de babamın bizi başı boş bırakacağını mı düşündüm. Her yerde gözü kulağı vardı. Sakinleşmek için nefeslendim.
Telefonun çalmasıyla gözlerimi camdan çektim.
"Dinliyorum."
"Tam olarak nereye geleceğim?"
"Neden geleceğini bana söylemedin?"
"Ne fark eder?"
"Konum atarım."
Telefonu kapatıp adresi attım. Sadece sinirli hissediyorum. Evden çıktığımızdan beri sadece sinir.
"Camı açıyorum, temiz hava iyi gelir."
Sedat aynadan beni izliyordu.
"Babam, Cahit'i sorup soruşturuyor."
"Normal olan bu değil mi?"
"Hangi akılla onunla evlenmeyi kabul ettim ki?"
"Babanı senden iyi kimse tanıyamaz. Bundan sonra ona göre hareket edersin. Canını sıkma."
Peş peşe arabalardan indik. Annem Akif'in ceketini düzeltirken ben de babamın yanına geçtim.
"Cahit birazdan burada olur."
Babam başını salladı.
Okula girip davet için ayrılan salona geçtik. Müdür bey bizim için ayrılan masaya kadar bize eşlik etmişti. Otururken saati kontrol ettim.
19.47
Birkaç kişi babamın yanına gelince babama doğru konuştum.
"Çocukların öğretmenleri."
Babam ayağa kalkıp hepsiyle tanışıp tokalaştı. Onlar sohbet ederken tekrar saati kontrol ettim.
20.01
"Değerli velilerimiz hepimiz hoş geldiniz.."
Müdür beyin uzun konuşmasını dinlemedim. Konuşma bittikten sonra yapılan bağışların nerelere harcandığına dair sunumlar gösterildi. Babam dikkatle ekrana bakarken omzunun üzerinden kapıya baktım. Hâlâ gelmemişti.
Müdürün, öğretmenlerin konuşmaları ve sunumları bitince salondaki toplantı havası gitmişti. Öğrenciler bir araya toplanıp kendi kendilerine eğlenirken büyükler masalarından kalkmadan gecenin bitmesini bekliyor gibiydi.
"Geç kaldım kusura bakmayın."
Cahit babama ve anneme bakarak konuşuyordu.
"Estağfurullah oğlum ne kusuru." Annem gülerek karşılasa da babam yan bir bakış atıp oturması için yanımdaki sandalyeyi gösterdi.
"Hayırdır, neden geç kaldın?"
"Kestirme diye başka bir yola girdim, yanlış yolmuş."
Babam Cahit'in cevabına karşı sadece, "Olur öyle şeyler." dedi.
Annemle Cahit sohbet etmeye başladığında ben babama bakıyordum. Gözlerimi Cahit'e çevirdim. Yalnızca onun duyacağı şekilde konuştum.
"Yalan söylüyorsun."
Süt dökmüş kedi gibi bakıyordu. Eğer insan içinde olmasaydık suratına bir tane yapıştırmıştım.
Annem ayaklanınca bakışlarımı çevirdim.
"Sare kızım gel."
"Nereye anne?"
"Bizim vakıftan birkaç kişiyi gördüm, bir selam verelim."
Ben de masadan kalkınca geride babamla Cahit kaldı.
Annemin arkadaşlarıyla olan sohbetine dâhil olmadan ayakta bekliyordum. Arada babamların masasını da kontrol ediyordum. Cahit babamın yanındaki sandalyeye geçmişti, onlar da sohbet ediyor gibi görünüyordu.
"Anne ben babamların yanına uğrayıp geleceğim."
Annem başıyla onay verince bizim masaya doğru yürümeye başladım. Masaya birkaç adım kaldığında Leyla önüme geçti.
"Abla, Can abi gelmiş."
Kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Sanki saç diplerim uyuşuyor gibiydi. Yutkunup omuzlarımı dikleştirdim.
"Buraya mı?"
Leyla başını salladı, gözleriyle etrafı aradı.
"Bak orada."
Baktığı yere çevirdim başımı. Karşısındaki adamın söylediğine gülümseyerek karşılık veriyordu. Ona baktığımızı fark edince bize doğru çevirdi bakışlarını. Gözlerimi çekmedim hâlâ ona bakıyordum. Kaşları havalanırken dudağının kenarı kıvrıldı. Karşısındaki adama bir şeyler söyleyip yanından ayrıldı ve bize doğru gelmeye başladı. Attığı her adım beni geçmişe götürüyordu. Sonunda karşımda durunca belli belirsiz gülümsedim.
"Dönmüşsün."
"İki hafta oldu."
"Dönmem demiştin."
Hayal kırıklığım sesime yansımıştı.
"Evlenmem demiştin."
Bölüm etkileşimi
