22. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ22.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 22.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aşağıdan gelen sesler eşliğinde elimdeki dergiyi okumaya devam ettim. Sesler biraz daha yükselince yüzümü buruşturdum. Kalkacağım sırada odamın kapısı çaldı. Cevap veremeden de açıldı kapı,
"Abla, babam çok sinirli. Lütfen gel."
Leyla'nın telaşlı sesi ve yaşlı gözlerini görünce daha fazla beklemeden ayaklandım.
Leyla benden önce aşağı inmişti, ağır ağır adımlarla merdivenleri inerken salona girince gördüğüm ilk kişi Akif oldu, başını yere eğmişti. Yanağındaki kızarıklıklar ve yanaklarından akan yaşları görünce uzunca bir nefes çektim içime. Babamın yüksek sesiyle yerinden sıçradı. İyi ki annemi dışarı göndermiştim. Çocuklarını bu şekilde görse çok üzülürdü. Babam elini tekrar kaldırdığı sırada babama seslendim.
"Baba yeter."
Bakışlarını bana çevirdi. Yıllardır alışık olduğum ifadesiz bakışlarını üstten üstten gönderdi. Aynı şekilde karşılık verdim.
"Sen karışma!"
Kısık sesle konuşmasına rağmen sesi koca salonda yankılandı.
"Baba, yeter."
Elini yavaşça indirirken gözlerini Akif'e çevirdi.
"Ya sen kendin adam olursun ya da ben seni adam ederim!"
Sinirle Akif'in üzerine yürüyeceği sırada Akif'in yanında durdum.
"Bu yaşlarda normal olaylar bunlar, bundan sonra daha dikkatli olur. Sakin ol lütfen."
Başını yana çevirip nefeslendi. Salondan çıkmadan önce son kez Akif'e bakıp, "Ablana dua et." Dediğinde Akif'in yanına oturdum. Kolunu sıvazlarken, "Ağlama." dedim. Başını hızla sallasa da hıçkırıkları devam ediyordu.
Okul müdürü kavgadan dolayı babamı aramıştı. Şu anki durumun tek açıklaması buydu. Kimsenin bilmediği şeyse okul müdüründen bunu benim istemem.
Elimi Akif'in çenesine götürüp başını kaldırdım. Babamın elinin izi çıkmıştı yanağına. Yanağını yavaşça okşarken yüzünü buruşturdu. Çocuk gibi yüzüme bakıyordu. Konuşmaya başlasa tekrar ağlayacağını biliyordum. Bana babamı şikayet edecekti. Başımı Leyla'ya çevirdim. Köşede sessizce ağlayıp bize bakıyordu.
"Dolaptan buz getir, iz kalmasın."
Leyla salondan çıkarken Akif'e döndüm. Kollarımı uzatıp sarmaladım, "Neden beni dinlemiyorsun ki?"
O da kollarını bana sardı, anlamamıştı.
"Anlamadım?"
Karşımdaki adam aynı şeyleri anlatmaya başladı. Susturup sakinleşmek için nefeslendim.
"Beyefendi bunu sizden kim istedi?"
"Evin hanımı."
Kaşlarımı çattım, "Necla Hanım mı?"
"Evet."
Aldığım cevapla odadan çıktım.
Merdiverlerden inmeden Cahit'e seslendim. Beni duyduğu gibi yanıma geldi. Konuşmadan odaya girdim, peşimden de o.
"Ne bu saçmalık?"
"Ne?"
Bu tavrı daha da sinirlenmeme sebep oldu.
"Kaldığın odadan haberin yok mu senin?"
Gözlerini odada gezdirirken kaşlarını çatmaya başladı.
"Bunlar bizim aldıklarımız değil?"
"Hadi ya! Gerçekten mi?"
"Ben bir haftadır bu odada kalmıyorum."
"Neden?" Sesim yine sinirli çıktı.
"Annem tadilat var dedi."
"Cahit, insan ne yapıyorlar diye gelip bir bakmaz mı?"
Gözü tekrar odaya kaydı.
"Annem sürpriz dedi."
Ağzımdan histerik bir kahkaha çıktı.
"Peki.."
"Ben hallederim."
Cahit'e bir bakış atıp pembe renkteki dolaplara döndüm. Benim aldığım hiçbir eşya odada yoktu. Cahit'in annesi tüm odayı kendine göre düzenlemişti. Dudaklarımın içini yemeye devam ettim.
"Bırak böyle kalsın." Diye söylendim. Geniş odaya son bir göz gezdirip çıktım.
"Sare..."
Cahit'in duymazdan gelip aşağı inmeye başladım. Necla Hanım birden karşıma çıkınca durakladım.
"Nasıl beğendin mi?"
Ben cevap vermeden Cahit araya girdi.
"Anne yaptığın hiç hoş değil."
Oğlunun söylediğiyle ilgilenmedi. Hâlâ bana bakıyordu.
"Beğendim, teşekkür ederim."
Dudakları dümdüz olurken yanından geçtim. Bahçeye çıkınca Cahit'in gelmesini bekledim. Son günlerde hep yan yanaydık ve hep bir koşuşturma içindeydik.
"Sare, düğünden sonra değiştiririz."
Diye konuşmaya başlayınca gözlerimi bahçenin boş betonlarına çevirdim.
"Cahit gerek yok dedim. Hadi gidelim hemen."
Arabaya binip yerime yerleştim.
Düğüne iki gün kaldı. Her şey normal düğün hazırlığı gibi olduğundan, günlerimiz yorucu geçiyordu. Şimdi de son kez davet alanına gidiyorduk. Bu da babamın isteğiydi. Belki beğenmediğimiz bir şey olurmuş diye. Gerek yok diyemedim.
"Beyaz gül olsun."
Yanımızdaki adam başını sallayıp tabletine döndü. Cahit etrafa göz atıp yanıma gelirken, "Çok güzelmiş burası."
Defalarca geldiğim mekana alıcı gözüyle baktım. Farklı bir duygu hissetmedim.
"Öyle." Dedim duydu mu bilmiyorum.
"İstediğiniz başka bir değişiklik var mı Sare Hanım?"
"Hayır."
Cahit'e dönerken, "Senin var mı?"
"Yok."
"Gidelim o zaman."
Elimi Cahit'in koluna atıp yürümeye başladım.
"Başka işimiz var mı?"
"Hayır." Yorgun hissediyordum. Hemen eve gitmek şu an istediğim tek şeydi.
"Bizim çocuklarla buluşacağım, sen de gel."
"Eve gitmek istiyorum. Sen git, ben Sedat'ı ararım."
"Ne gerek var, ben götürürüm seni."
Cevap vermedim.
Arabaya bindiğim gibi nefeslendim. Cahit yerine yerleşirken gözlerimi kapatmıştım bile.
Başım boşluğa düşünce irkilerek gözlerimi açtım. Eve daha gelmemiştik ama araba hareket de etmiyordu.
"N'oldu? Niye gitmiyoruz?"
Cahit de gözlerini kırpıştırıyordu.
"Araba hararet yaptı, biraz bekleyeyim dedim."
Anladım dercesine başımı salladım. Aradan birkaç dakika geçince Cahit arabayı çalıştırdı.
"Yapacak iş kalmadı gibi?"
Yorgun gözlerimi Cahit'e çevirdim, "Kalmadı, evleniyoruz."
"Heyecanlı." Sesi durgun çıktı.
"Öyle." Benim de sesim güçsüz çıktı.
"Seni bırakınca bizim çocukların yanına uğrayacağım."
"Biliyorum, söyledin ya."
"Unuttuysan diye."
"Unutmadım."
Evin önüne gelince arabadan inip kapıyı kapatmadan önce Cahit'i tam görmek için eğildim.
"Ortalıkta saçma sapan insanlar dolaşıyor, dikkatli davran."
"Magazinciler mi?"
"Onlar da var tabii, sen dikkatli ol yeter."
Kapıyı kapatacağım sırada tekrar eğildim, "Bir terslik olursa haberim olsun."
Kaşlarını çattı, kapıyı kapatım eve yürüdüm.
İçeri sızan güneşe karşı gözlerimi kırpıştırdım. Ne zaman uyuya kaldığımı bile hatırlamıyordum. Telefonuma uzandım bu hareketim öyle istemsiz olmuştu ki, uyanır uyanmaz telefona bakmak gibi bir huyum yoktu. Ekrana düşen bildirimleri görünce yatakta doğruldum.
"Sare Hanım, elimize bazı görüntüler geçti. Size sormadan paylaşmayalım dedik. Geri dönüşünüzü bekliyoruz."
"Sare Hanım, nişanlınızla ilgili birkaç fotoğraf bulduk. Belki görmek istersiniz."
"Sare Hanım, ben Ufuk. Cahit Bey'in bazı fotoğrafları şirkete ulaştı. Düğün yaklaştığı için haberin ses getireceğini düşünüyorlar, bilginize."
Bilmediğim numaralardan gelen mesajların hepsini okumakla uğraşmadım.
"Bunlar benim numaramı nereden bulmuşlar?" Kendi kendime söylenerek ayağa kalkıp banyoya yürüdüm.
Balkondaki çiçeklerimle ilgilenirken üzerimde hissettiğim bakışlarla gözlerimi aşağı çevirdim. Sedat elleri cebinde arabaya yaslanmıştı. Bakışlarını çekmeden bakmaya devam etti. Tamamen ona doğru döndüm.
"Merak etme haberim var."
Sabah bana gelen mesaj ona da gitmiştir. Ufukla iletişimde olduklarını biliyordum.
Söylediğim şey pek ilgisini çekmemiş gibi omuz silkti.
"Başka bir sorun mu var?"
"Kızı sen mi ayarladın?"
Kollarımı göğsümde bağlarken, başımı salladım.
"Böyle bir olayın gerçek olması durumunda ne olacağını görmek istedim."
Beni onaylamadığını farkındaydım. O da onu umursamadığımı farkındaydı.
"Ya haber yaparlarsa?"
"Yapamazlar." Tekrar çiçeklerime döndüm.
Bahçeye hızla giren arabaya dönüp bakmadım. Kimin geldiğini biliyordum.
Balkondan içeri girerken Sedat'ın bakışları hâlâ üzerimdeydi.
Odamın kapısı birden açılınca kaşlarımı çattım.
"Sare acil konuşmamız lazım."
Cahit alelacele konuştu.
"Bir daha odama bu şekilde girme."
"Ne?"
Birkaç adım atıp yanıma yaklaştı.
"Dün arkadaşlarla oturuyorduk. Sonra birden bir kız geldi. Saçma sapan hareketler yaptı. Fotoğrafımızı çekmişler. Sabah da mesaj atmışlar. Haber yapılacak diye."
Gözlerimi ondan ayırmadan koltuğa oturdum.
"Ne yapmalıyız peki?" Sakince konuştum.
"Benim bir suçum yok."
"Orasını anladım Cahit, ne yapalım diyorum."
"Eğer haber yaparlarsa baban beni öldürür."
Yavaşça başımı salladım, "Doğru babam seni öldürür. Bundan sonra daha da dikkatli ol. Bunu ben halledeceğim."
Derin bir nefes alırken yatağıma oturdu.
"Evden nasıl çıktım buraya nasıl geldim, bilemezsin."
Gülümsedim, elbette bilirim. Bu hâlde gelmeni isteyen benim.
Bölüm etkileşimi
