BAYAN KİBİRLİ kitap kapağı

23. bölüm / 28

BAYAN KİBİRLİ

23.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: 23.Bölüm

Pencereden giren rüzgârla içim titredi. Hava soğuk değildi, rüzgâr tatlı tatlı esiyordu ama üşüdüm. Başımı yana doğru çevirip aşağıya baktım. Masalar dolmuştu. Gözlerimi önüme çevirirken içimdeki burukluk hâlâ yerindeydi. Üstelik sabahtan beri böyle hissediyordum. Aynadaki yansımamla göz göze gelince gözümden bir damla yaş hızla süzüldü. Elim gayriihtiyari göz altıma gitti. Neden ağladığımı bile bilmiyordum. Elimdeki ıslaklığa bakarken kapı çaldı. Kendimi toparladım.

"Gel."

Cahit'i gördüğümde ayağa kalmak hareketlendim. Cahit kapıyı kapatıp olduğu yerde durdu. Geldiğimizden beri kaçamak bakışlar atıyordu. Sabahtan beri de ilk kez baş başa kalmıştık.

"Güzel olmuşsun."

Sesi içine kaçmış gibiydi. Endişeliydi ya da korkuyordu.

"Sen de yakışıklı olmuşsun."

Başını salladı. Dudaklarını ıslatıp yutkunurken yanıma geliyordu.

"Herkes geldi, bizi bekliyorlar."

Kalp atışlarım hızlanırken ben de ona doğru birkaç adım attım. Aramızda bir iki adım kaldığında durduk. Gözlerimin içine bakıyordu. Göz bebekleri titriyordu, gülümsedim. Düz ifadesiyle bakmaya devam etti. Koluna girmek için elimi uzatırken bunu bekliyormuş gibi yaklaştı. Odadan çıkarken kolunu daha sıkı sardım.

Giriş müziği çalarken sahneye doğru yürüyorduk. Cahit daha rahat duruyordu. Belediye başkanının klasik konuşmasını dinlerken babamla göz göze geldik. Ağlamıyordu ama gözleri yaşlıydı. Gülümsediğimde o da gülümsedi. Annem ona destek olmak için omzuna yaslanınca gözlerimi çektim.

İmzamı atıp geri çekildim. Uzatılan kırmızı defteri alıp Cahit'e döndüm. Alnıma küçük bir öpücük bıraktı, geri çekilmeden öyle duruyordu. Ne o gözlerini çekiyordu ne ben. Derin bir nefes çekip tekrar alnıma uzandı. Alkışlar coşkuyla artarken arada Batu'nun bağırışını duymuştum. O geri çekilmeyince ben çekildim.
Çalan müzikle dans pistine indik. Yavaş yavaş hareket ediyorduk. Üzerimde hissettiğim bakışlar rahatsızlık veriyordu. Ellerimi daha da sıkılaştırdım.

"Bu evlilik işi o kadar da kötü bir şey değil gibi."

Gözlerimi Cahit'in gözlerine çevirdim.

"Ne?"

"Kötü mü sence?"

"Daha düğün bile bitmedi."

"En kötü ne olabilir ki?"

"Doğru diyorsun." Dedim, en kötü ne olabilir ki?

Dansımız bitince yerimize geçip misafirlerin tebriklerini kabul etmeye başladık. Çoğunluğu iş ortaklarımızın oluşturduğu büyük grupları geride bıraktığımızda akrabalarımız yanımıza gelince ayak üstü kısa sohbetlerle ve tanışmalarla zamanı geçiyorduk. Bakışlarımı bize doğru gelen çifte çevirince yüzümde bir gülümseme oluştu. Uygar ve eşi yanımıza gelince birbirimize sarıldık.

"Gelmenize sevindim." Dedim gözlerim ikisi arasında gezinirken.

"Beklemiyor muydun?" Dedi Zümra, sesi çok da ilgili değil gibiydi ama merak etmese soru soracak birine de benzemiyordu.

"Uygar abi böyle yerleri pek sevmez, gelmezse şaşırmazdım ne yalan söyleyeyim."

Zümra bakışlarını eşine çevirdi.

"Senin düğününe gelmeyeceğim de kiminkine geleceğim?" Gülümserken söylediği cümleyle Zümra da gülümsedi. Sanki ne söylediğinin hiçbir önemi yoktu, Uygar abi ne söylerse söylesin sadece onun sesini duymak istiyor gibiydi. Onların bu soğuk aşıklar halleri hoşuma gittiğinden dudağımın kenarı kıvrıldı. Yanımızdan ayrılacakları sırada Zümra elindeki kutuyu uzatınca elinden aldım. Gelen hediyeleri görevliler toplayacaktı. Bunu tören başlamadan anons etmişlerdi.

"Bu sana özel olan," dedi Uygar abi içimden geçenleri anlamış gibi.

"Zümra, senin için seçti."

Bakışlarımı Zümra'ya çevirdim. Dudaklarında küçük bir gülümseme vardı, "Tekrardan mutluluklar dilerim."

Elimdeki kapalı kutuyu açarken, "Çok teşekkür ederim." Cümlemin sonuna doğru sesim kısılmıştı. Sebebi elimde tuttuğum servet değerindeki kolyeydi. Annemin mücevherlere özel ilgisi olduğundan bu tip takıların kaça mâl olduğunu biliyordum. Maddi değeri bu kadar fazla olan bir hediyeyi yalnızca babamdan bekliyordum. Bakışlarımı Uygar abiye çevirdim. Bu kadar zengin biriyle mi evlenmişti? Sanki yine ne düşündüğümü anlamış gibi kaşları havalandı sonra da gülümsedi.

"Çok teşekkür ederim tekrardan."

Karşımdaki kadın az önce elime büyük bir servet bırakmamış gibi belli belirsiz gülümsedi. Onlar da yanımızdan ayrılınca diğer aileler gelmeye devam etti.

Kendimi arabaya bırakıp derin bir nefes çektim içime. Sonunda düğün yerinden ayrılırken yorgunlukla gözlerimi kapattım. Şehrin uzağındaki sessiz sakin bir otele gidiyorduk. Babamın oteli.

"Bugün bizim evde kalsaydık, yarın giderdik otele."

Şoförü kontrol edip Cahit'e döndüm.

"Rica ediyorum beni sinirlendirme."

"Ne söyledim ki?"

Gözlerimi kapattım tekrar.

Omzumda hissettiğim dokunuşla gözlerimi açtım.

"Geldik."
Başımı sallayıp yarı uyur şekilde arabadan inerken Cahit yanıma gelmişti bile. Başımı omzuna yaslanıp yürümeye başladım. En üst kata çıkarken uykum biraz açılmıştı. Görevli kadın önden giderken bir şeyler anlatıyordu ama dikkatimi vermedim. Odaya girdiğim gibi ayağımdaki ayakkabıyı çıkardım. Cahit odaya bakıyordu.

"Buraya gel."

Yanıma geldiğinde arkamı döndüm.

"Aç şunu."

Önce bir hareketlilik olmasa sonra sırtımda hissettiğim parmaklarla yerimde kıpırdandım. Aşağı doğru inen fermuarının sesi odayı dolduruyordu. Açılan yerlere giren hava bile serinletmişti. Sırtımdaki eller durunca, "Tamam mı?" diye sordum.
Ses gelmeyince omzumun üzerinden Cahit'e baktım. Döndüğümü görünce gözlerime baktı.

"N'oluyor sana?"

Birkaç kez kırpıştırıdığı gözlerini benden çekti.

"Uykum geldi." Sesini zorlukla duydum.

"Yorgun musun?"

Bakışlarını tekrar bana çevirirken gözlerinde bir ışık gördüğüme yemin edebilirim.

"Yok, değilim."

"İyi gir duş al, rahatça uyursun."

Omuzları düşünce tamamen ona döndüm.

"Bu evliliğin kağıt üzerinde olduğunu unutmuyorsun değil mi?"

Ters ters bakıyordu.

"Cahit bak bunu en başta da söyledim, bu yaşadığımız şeyler gerçek değil. Sahte, hepsi sahte tamam mı?"

"Benim için değil."

"Ne demek benim için değil? Ne olmasını bekliyorsun peki?"

Sinirli değildik, bu bizim günlük tartışmalarımıza benziyordu.

"Sare, ben sürekli seni düşünüyorum. Yabancı gibi değil arkadaş gibi de değil."

Nefeslendim.

"Geçer."

Arkamı dönüp aynanın karşısına geçtim. Saçımdaki tokaları ve duvağı bir an önce çıkarmak istiyordum.

"Sare.."

"Bu konuyu kendi içinde hallet, tamam mı? Çocuk gibi benden teselli bekleme."

Duvağı çıkaramadıkça sinirleniyordum. Gördüğüm tokaları çıkarmaya başladım.

"Bu kadar mı?"

Sesi daha sert çıkmıştı.

"Ne bekliyorsun Allah aşkına?"

Elimi son kez duvağa attım, yine çıkarmayı beceremedim.

"Belki sen de.."

Sinirle Cahit'e döndüm, "Şu şeyi çıkar saçımdan." Parmağımla duvağı işaret ederken. İkiletmeden yanıma geldi. Özenle hareket ediyordu farkındaydım çünkü canım hiç acımadan duvağı ve tokaları çıkaradı. İşi bittiğinde ellerini indirdi ama uzaklaşmadı. Yüzümü Cahit'e çevirdim. Suratı asıktı. Ceketinin yakasından tutup kendime çektim ve beklemeden dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Birkaç saniye sonra geri çekildim. Şaşkınca bakıyordu.

"Hayır, ben senin gibi hissetmiyorum."

Arkamı dönüp banyoya ilerledim. Attığım her adıma kalbim hızlanıyordu. Nefesimi tutup kendimi banyoya attım. Başımı yan tarafımdaki aynaya çevirdim. Yanaklarım kızarmıştı. Kendime kaşlarımı çattım. 'Onun gibi hissetmiyorum' diye geçirdim içimden.

Banyodan çıktığımda Cahit odada değildi. Etrafa biraz bakınınca balkonda olduğunu gördüm. Ben de yanına gittim. Adım seslerimi duyunca bana dönecek gibi olsa da dönmedi. Uzunca nefeslendim. Onun gibi karşıya bakmaya başladım.

"Bunun gerçekleşmemesi gerekiyordu, biliyorsun değil mi?"

Cevap vermedi.

"Bunlar hiç yaşanmamış gibi davranalım."

Cevap vermedikçe sinirlenmeye başlıyordum.

"Cahit sana diyorum!"

"Ne söylememi bekliyorsun Sare?"

İlk kez gözlerime bakarak konuştu. Üzgün görünüyordu. Dayanamayıp gözlerimi karşıya çevirdim tekrar.

"İşleri zorlaştırıyorsun Cahit."

"Neyi zorlaştırdım Sare? Ben söyleyene kadar farkında mıydın?"

Elbette biliyordum, saklayabildiğini mi sanıyordu? Sadece bunu dile getireceğini hiç düşünmemiştim. Ayrıca belki hisleri heves gibi bir şeydir.

"Bu bir yıl boyunca bu konu hakkında konuşmayacağına söz ver."

Bakışlarını üzerimde hissedince yandan bir bakış attım. Gözlerini görünce dumura uğradım. Sulu gözlerinde daha önce kimsede görmediğim bakışlar vardı. Üzgün olduğu belliydi ama sadece bu değildi. Anlamlandıramadığım duyguyla yutkunurken gözlerimi çekmeye çalıştım ama bir türlü beceremedim. Uzun uzun baktı gözlerime, o gözlerini çekmedikçe kalbim bir avucun içinde sıkıca sıkılıyor gibiydi. Sonunda gözlerini çeken o olmuştu. Rahatça nefes almaya başladığımda serin havayı hızla çektim içime.

Beş- on dakika sonra ben de odaya geçtim. Cahit üzerini değiştirmeden koltuğa uzanmıştı. Yoğun bir günün sonunda koltukta uyumasını istemesem de ses etmeyip yatağa geçtim.

Karşımdaki gözleri görmemek için başımı yana çevirdim. Aynı gözler yine karşımdaydı. Hızla diğer tarafa döndüm yine aynı gözler. Döndüğüm her yerde aynı gözler aynı bakışlar vardı. Birden gözlerimi açtığımda nefes nefeseydim, şakağıma akan ter damlasını elimin tersiyle silerken yatakta doğruldum. Dilim damağım kurumuştu. Kendime biraz olsun gelince gözlerimi karşımdaki koltuğa çevirdim. Cahit yüzü bana dönük şekilde yatıyordu. Dağınık saçları alnına düşmüştü. Gözlerimi ayırmadan dakikalarca izledim. Bakışlarımı kaçırmamın sebebi de gördüğüm rüyayı hatırlamamdı. Kalbim tekrar sıkışırken gözümün ucuyla Cahit'e baktım. Onun gözleriydi. Rüyamda gördüğüm gözler, onundu.

Zümra ve Uygar sizi özlemeye devam ediyorum..:[

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.