17. bölüm / 28
BAYAN KİBİRLİ17.Bölüm
Bölümler 28Şu an: 17.Bölüm
- 1 1.Bölüm/ Düzen1.383 kelime
- 2 2.Bölüm/ İz1.538 kelime
- 3 3.Bölüm/ Zarf990 kelime
- 4 4.Bölüm1.637 kelime
- 5 5.Bölüm/ Haberler1.218 kelime
- 6 6.Bölüm1.052 kelime
- 7 7.Bölüm/ Akşam Yemeği963 kelime
- 8 Bölüm 81.222 kelime
- 9 9.Bölüm919 kelime
- 10 10. Bölüm1.449 kelime
- 11 11.Bölüm865 kelime
- 12 12.Bölüm1.251 kelime
- 13 13.Bölüm1.046 kelime
- 14 14.Bölüm1.342 kelime
- 15 15.Bölüm1.175 kelime
- 16 16.Bölüm1.588 kelime
- 17 17.Bölüm1.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18.Bölüm990 kelime
- 19 19.Bölüm1.251 kelime
- 20 20.Bölüm1.102 kelime
- 21 21.Bölüm2.035 kelime
- 22 22.Bölüm1.061 kelime
- 23 23.Bölüm1.217 kelime
- 24 24.Bölüm937 kelime
- 25 25.Bölüm1.077 kelime
- 26 26.Bölüm1.355 kelime
- 27 27.Bölüm1.284 kelime
- 28 28.Bölüm1.117 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Yılın düğününde detaylar belli olmaya başladı.. İş dünyasının önemli ismi Asım Eymen'in büyük kızı Sare Eymen evleniyor. Rüya gibi düğünün tarihi köşkte yapılacağı öğrenildi. Önümüzdeki ayda gerçekleşecek olan düğüne dünyanın dört bir yanından iş insanları akın edecek. Özel davetlilerin katılacağı düğüne şimdiden tam beş milyon harcandığı iddia edildi. Son yılların en gösterişli düğünü olarak gösterilen düğünde Asım Eymen'in davet ve davetlilerle özel olarak ilgilendiği aktarıldı."
Cahit gazeteyi okumayı bitirince başımı önümdeki dosyadan kaldırdım.
"Bütün gazetelerde bizim düğünü yazmışlar. Üstelik daha bir ay var."
Omuz silktim.
"Demek ki insanlar merak ediyor."
"İnanır mısın ben de merak ediyorum."
"Neyi?"
Gizli bir şey söyleyecekmiş gibi öne eğildi.
"Gerçekten beş milyon mu harcadı baban?"
"Sanmıyorum.."
"Değil mi?"
"Daha fazladır."
İkimizde aynı anda konuştuk.
"Nasıl daha fazla?"
"Cahit iyi misin sen? Tuhaf tuhaf davranma." Dedim dayanamayıp. Arkadaşlarıyla olan buluşmamızdan sonra sürekli para hesabı yapmaya başladı.
"Sare bu evlilik için bu paralar çok değil mi sence de?"
"Bu evliliğin ne tür bir evlilik olduğunu sadece biz biliyoruz. Ayrıca şu para konusunu da açma artık, sinirlerimi bozmaya başladı."
"Benim içim hiç rahat değil."
Seslice nefeslenip önümdeki dosyayı kapattım. Tüm bedenimle Cahit'e döndüm.
"Bu senin problemin çünkü benim içim rahat."
"Bu daha da garip. O kadar parayı senin baban veriyor. Bizimkilere siz karışmayın demiş."
"Ee?"
"Baban parasıyla bizi eziyor Sare."
"Sen öyle hissediyor olabilirsin, babam sadece kızı için mükemmel bir düğün istiyor o kadar."
"Benim babam da oğlunu evlendiriyor ya hani?"
"Ne yapayım Cahit? Baban da birkaç milyon harcasın o zaman."
"Gerçekten anlamıyorsun."
"Anlamak istemiyorum Cahit."
"Babanla konuş."
"Ne hakkında?"
"Cahit rahatsız oluyor de."
Göz devirdim, "Git kendin konuş."
Gözlerini yüzümde gezdirdikten sonra birden ayaklandı.
"Tamam."
Hızla odadan çıktı. Peşinden bakakaldım. Kendime gelince ben de peşinden gittim.
Babamın odasının önüne gelince sekreterine döndüm.
"Cahit Bey içeri girdi mi?"
"Evet Sare Hanım."
Başımı sallayıp kapıyı çalıp içeri girdim. Cahit, babamın karşısında duruyordu. Babam gözlüğünü çıkarmış çatık kaşlarla Cahit'e bakıyordu.
"Babacım?"
Gözlerini Cahitten çekmedi.
"Gel buraya Sare."
Babamı dinleyip Cahit'in yanında durdum.
"Nişanlın bir şeyler diyor."
Gerginlikle gülümsedim, "Ne diyor babacım?"
"Yapacağım düğünden rahatsızmış."
Cahit'e yandan bir bakış attım.
"Düğünden rahatsız değilim efendim, sadece diyorum ki benim ailem de biraz daha katkı da bulunmak istiyor."
Babam gözlerini Cahitten çekip bana döndü.
"Sen ne düşünüyorsun bu konuda?"
Gergince belli belirsiz gülümsedim. Elimi uzatıp Cahit'in koluna girdim.
"Cahit bana çok değer veriyor, düğünümüz için daha fazla çabalamak istiyor. Tüm bunları bizim için yaptığınızı farkındayız ama Cahit'te haklı. Bundan sonrasını Cahit ve ailesi halledebilir."
Babamın gözleri Cahitle benim aramızda gidip gelirken en son Cahit'in kolundaki elime baktı. Gözlüğüne uzanırken, "Peki damat bey, kızım nasıl istiyorsa öyle olsun."
"Sağ olun efendim, her şey mükemmel olacak şüpheniz olmasın."
Eliyle çıkın işareti yapınca ikimizde aynı anda geriye doğru döndük. Odadan çıkınca kolundan çıkıp odama yürüdüm.
"Sağ ol."
Cahit bir-iki adım gerideydi.
"Ne için?"
"Babanın yanında bana destek çıktın ya?"
Geriye doğru bir bakış atıp önüme döndüm.
"Senin için yapmadım. Sadece sorun çıksın istemedim."
Hızlanıp yanıma geldi.
"Anlaşılan benim sana değer verdiğim kadar sen de bana değer veriyorsun."
Durup Cahit'e döndüm.
"Sence babam neden senin burada çalışmanı istedi?"
"İşi öğreneyim diye."
Önüme dönüp yürümeye devam ettim. Odaya girince sandalyeme ilerlerken Cahit kolumu tutup önüme geçti.
"Baban neden benim burada çalışmamı istedi?"
Nefeslendim.
"Bizi görmek istiyor Cahit. Birbirimize nasıl davrandığımızı, nasıl anlaştığımızı, dışarıdan nasıl göründüğümüzü, sen bana uygun musun.. bunları görmek istiyor."
"Sen de o yüzden babanın yanında beni destekledin?"
Kolumu elinden çektim, "Başka ne olacaktı?"
Başını salladı, "Anladım, o zaman bundan sonra daha dikkatli olalım."
Kaşlarımı çattım, "Ben hep dikkatliyim de senin aklın bir karış havada."
"Yoo değil."
"Yoo değil." Diye taklit ettim.
Gülerek yerine geçti.
"Ben babamı arayacağım. Mâlum düğünümüz var, biraz hazırlık yapmamız gerek."
Ben de yerime geçip bilgisayarı açtım.
"Yarın bir işin var mı?"
"Evet, neden?"
"Sare?"
Başımı kaldırıp Cahit'e döndüm.
"İnsanlarla konuşurken yüzüne bakmalısınız Sare Hanım. Görgü kuralıdır."
Haklıydı, rahatsızca yerimde kıpırdandım.
"Dinliyorum."
"Yarın ne işin var?"
"Gelinlik provası var."
Kaşları havalandı.
"Ben de geleyim mi?"
Omuz silktim, "Gerek var mı?"
"Uğursuzluk mu olur?"
"Hayır o yüzden demedim. Neyse, gelmek istiyorsan gel."
"Tamam, sonra da bizimkilerin yanına geçeriz."
"Sizinkiler? Arkadaşların mı?"
"Yok annemler. Annem sana bir şey gösterecekmiş."
"Ne gösterecek?"
"Sürprizmiş."
Başımı salladım, "Tamam."
Yanımdaki kadın gidince aynaya dönüp kendime baktım. Aynadaki yansımaya bakarken gözümü bile kırpamadım. Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Anneme benzemiştim. Küçükken baktığım o düğün fotoğraflarındaki gibiydim. Ellerim kabarık gelinliğin üzerinde gezindi. Gözlerim yanmaya başlayınca dudaklarımın içini ısırdım. Gelinliğimi de babam halletmişti. Neden bu gelinlik olduğunu şimdi anlamıştım.
"Sare Hanım, sizi bekliyorlar."
"Geliyorum."
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım. Omuzlarımı dikleştirip soyunma odasından çıktım.
Annem hayranlıkla ellerini ağzına götürürken anneannemin gözleri dolmuştu bile. Annem heyecanla ayağa kalktı.
"Sare çok güzel olmuşsun kızım. Güzel kızım benim."
Gülümsedim, "Teşekkür ederim anne."
"O senin annen değil!"
Anneannem sinirle ayaklandı.
"Benim torunuma bir daha kızım deme!"
Annem karşılık vermedi sadece bana bakıp gülümsedi.
Sinirle anneanneme döndüm, "Anneanne yeter, daha kaç kez konuşacağız bunu!"
"Sen benim kızımın kızısın, bunun değil."
Oflayıp ellerimi saç diplerime geçirdim.
"Hayatım.."
Sesin geldiği yere döndüm. Cahit elinde çiçeklerle bana bakıyordu.
Ellerimi saçlarımdan çektim.
"Ne zaman geldin?"
Bana doğru yürümeye başladı, "Şimdi. Geç kaldım özür dilerim."
"Önemli değil, geç kalmadın."
Elindeki çiçekleri uzattı, "Çok güzel görünüyorsun."
Ağlamamak için dudaklarımı kemirirken çiçeklere uzandım, "Teşekkür ederim." Bu teşekkür sanki çiçekler için değil de burada olduğu içindi.
Gözlerimi Cahitten çekip soyunma odasına döndüm. Cahit de annemlere doğru ilerledi.
Yavaşça kanepeye oturdum. Gözlerimi silip kucağımdaki beyaz güllere bakmaya başladım.
Birkaç dakika sonra kapı çaldı.
"Gelebilir miyim?"
"Evet."
Cahit önce kafasını uzatıp sonra içeri girdi.
"Annenler gitti, gönderdim."
Gözlerim hâlâ güllerdeydi.
"Tamam."
Gelip yanıma oturdu.
"Çiçekleri çok mu seviyorsun?"
"Annem çok severdi. Özellikle menekşeleri, bahçemizin her tarafında mor menekşeler vardı. Hepsine özenle bakardı. Hiçbiri solmamıştı."
Parmaklarımı güllerin yapraklarında gezindirdim.
"Eminim annem beyaz gülleri de seviyordur."
"Sen?"
Bakışlarımı Cahit'e çevirdim.
"Galiba seviyorum."
Başını yavaşça aşağı yukarı sallayıp gülümsedi.
"Beyaz sana yakışıyor."
Gülümsemeye çalıştım.
"Ben çıkayım, sen üzerini değiştir. Bize gidelim."
"Tamam."
Arabaya bildiğimizden beri ikimizde konuşmadık. Cahit birkaç kez konuşmaya yeltense de konuşmamıştı. Bazen de belli etmeden bana bakmaya çalışıyordu ama onu da beceremiyordu.
"Duydun değil mi?"
"Neyi?"
"Anneannemi."
Cevap vermedi.
"Peki mâdem duydun, duydukların sende kalsın olur mu?"
"Merak etme."
Aramıza yine sessizlik girdi.
Karşılama faslı geçince herkes yerine oturdu.
"Baban sonunda ikna olmuş, gerçekten çok sevindim kızım."
"Ne diyeceğimi bilemiyorum. Siz de en az benim kadar tanıyorsunuz babamı. Biraz inatçıdır." Dedim mahcubiyetle.
Salih amca büyük bir kahkaha attı, "Ne birazı yahu, hiç bilmez miyim ben onu."
"Ne kadar inatçı olursa olsun, sonuçta bizim de oğlumuz evleniyor. Ne demek düğünü sadece biz organize edeceğiz demek, olur iş değil. Allah'tan oğlum araya girdi de halletti."
Necla Hanım'ın agresif çıkışıyla önüme döndüm. Kötü geçen günüm daha da kötü olma yolunda ilerliyordu.
"Bugün Sare'nin gelinlik provası vardı. Oradan geliyoruz. Görmeniz lazımdı, Sare o kadar güzel olmuştu ki. Büyülendim resmen."
Cahit'in heyecanlı konuşmasının amacını yalnız ben anladım.
"Çağıran olmadı ki görelim!"
Ne yazık ki Cahit'in konuyu değiştirme planı geri tepti.
"Nişanlısı görmüş beğenmiş Necla Hanım, gerisi önemli mi?"
Yasemin'in müdahalesiyle Necla Hanım bu kez ona döndü.
"Ben gerisi değilim. Bu benim oğlumun düğünü ama kimse bizi yanına yaklaştırmıyor."
Kimse derken üzerimde yoğun bir bakış hissettim.
"Annecim lütfen biraz sakin olur musun?"
Cahit'in kibar isteğiyle salonda birkaç saniyelik sessizlik oluştu. Ne yalan söyleyeyim bu bile rahatlatmıştı.
"Oğlun çoktan ipleri diğerlerinin ellerine vermiş bile anne."
Ceylan'ın cümlesi üzerine sinirle başımı ona çevirdim.
"Abla lütfen.." elimi kaldırıp Cahit'i susturdum.
"Rica ediyorum Cahitle bu şekilde konuşmayın."
Tüm gözler bana döndü. Ceylan bunu beklemiyormuş ki şaşkınca bakıyordu. Gözleri bir anlığına Necla Hanım'a çevirince bu kez Necla Hanım konuştu.
"Onlar abla kardeş, aralarına girme."
"Kimse nişanlımla bu şekilde konuşamaz. Ne ablası ne annesi."
Kimseden çıt çıkmadı.
Sesimin sert çıktığını sonradan fark ettim.
Bölüm etkileşimi
