15. bölüm · ABİMİN KANKASI (texting)

15

Ecrin S.

Beğeni ve yorum yapmayı unutmayın lütfen 💓

İlk düz yazı bölümü 。⁠◕⁠‿⁠◕⁠。

&

Abimin Kankası 15. Bölüm

Hayatım son zamanlarda hep bunu kovalamakla geçiyordu:

Barlas’la yalnız kalabilmek. Onu görmek için bir fırsat yaratabilmek.

İşte şimdi o fırsatlardan biri elime geçmişti.

Derin bir nefes aldım ve parmağımı zile doğru yaklaştırdım. Şimdiden kalbim gümbür gümbür atmaya başlamıştı. Onu karşımda görünce ne saçmalayacaktım acaba?

Parmağım hâlâ zile birkaç santim uzaktayken elimi kararsızlık içinde geri çekip ayağımı yere vurdum.

Resmen iki dakikadadır zile basabilmek için cebelleşip duruyordum.Neden bu kadar uzattığımı kesinlikle bilmiyordum.

Ama zaten onu çok fazla göremediğimden önüme böyle bir fırsatın çıkması heyecanlandırmıştı beni.Ve evet, derin bir nefes alarak zile bastım.

Kalbim ağzımda beklerken Barlas kapıyı aralamış, önce kafası sonra da direkt vücudu gözükmüştü.Saçları hafif ıslak ve kıvır kıvır gözüküyordu.

Cidden nasıl bu kadar güzel kıvırcık olabiliyordu saçları?

Hafif uzamıştı sakalları en son onu gördüğümden beri.

Üstünde beyaz bir tişört, altında ise siyah; dizlerinin üstüne gelen spor bir şort vardı.Bana gülümsedikten sonra eliyle içeri buyur etti. Şirin bir gülümsemeyle topuzumdan ayırdığım saç tutamını kulağımın arkasına tıktım ve davetiyle içeri daldım.

Dalmasına dalmıştım ama arkamda kalan Barlas olduğu yerde durmuştu. Arkamı dönüp neden beklediğini soracakken ondan ses geldi.

“Deniz, bu bluzun sırtı nerede?”

Olduğum yerde durup biraz beklerken kapının kapanma sesini duymuştum.

Sırt dekoltesinden daha fazla olan şey göğüs dekoltesiydi aslında.Ama girdiğim anda fark etmemişti. Eğer sırtımdaki boşluğa takıldıysa önümü görünce ne diyecekti acaba?

Evet, açık olmasına açıktı ancak bu açıklık bluzun güzelliğine güzellik katıyordu. Sadece normalde bu kadar dekolte sevmezdim. O yüzden bugün arkadaşlarımın yanına giderken bu bluzu giymiş ama üstüme hafif bir hırka atmıştım.

Şimdi o hırkadan eser var mıydı?Yoktu elbette.

Neden mi?

Çünkü Barlas’ın gözünde bir kız çocuğu imajı çizmek istemiyordum. Onun gözünde arkadaşının küçük, minik, narin kız kardeşiydim.

Ama ben onun dikkatini çekmek istiyordum.

Bunun için sadece iyi fiziğimi göstermeye çalışmıyordum elbette. Benim denediğim çok fazla yol, yöntem olmuştu.

Ama ne denersem deneyeyim pek işe yaramıyordu.

Ona bir baklava açmadığım kalmıştı zamanında. Ama gözünde eli lezzetli küçük kız olabilmiştim en fazla.

Gözünde kendimi yükseltmek isterken gittikçe küçülüyormuş gibi hissediyordum.

Ben arkamı dönmeyince Barlas yavaş adımlarla yanıma gelip önüme geçti. Gözü önce siyah, kısa aralıklarla taşlar yapıştırılan adeta bayılarak aldığım pantolonumda gezindi. Sonra da kombimin asıl parçası olan bluzda.

Kumaşı o kadar güzeldi ki elledikçe elleyesim geliyordu. Rengi bordo, etek kısımlarında hafif fırfırları ve elbette olmazsa olmaz nokta atışı dekoltesiyle harika bir bluzdu.

Barlas’ın koyu hareleri bluzda gezinirken bakışlarının dekoltemde neredeyse hiç gezinmediğini fark ettim.

Evet, bakmıştı ama sanki koluma bakar gibi.

Tepkisiz.

Sonra yüzüme baktığında gözleri hayretle açılmış, kaşları da resmen alın çizgilerine kadar kalkmıştı.

"Yuh! Bu bluz ne böyle?”

Dudaklarını yaşadığı şaşkınlıktan dolayı hafifçe aralarken sırıtma istediğimi bastırmaya çalıştım.

O beni kıskandığında bundan gerçekten fena derecede zevk alıyordum. Barlas dozunu kaçıran biri değildi. Ama abim bazen buna hakkı olduğunu sanıp dozunu gerçekten kaçırıyordu.

Gözleri tekrar yüzümden hafifçe kayarken kendisini tekrardan toparladı. Fail vermemek için adeta kendini tutuyordu, bunu anlayabiliyordum.

Bu zorlanması, gözlerinin yüzüm ve dekoltem arasında gidip gelmesi ona ne kadar zorlayıcı gelse de beni inanılmaz keyiflendirmişti.

Hafifçe öksürdükten sonra direkt gözlerime baktı.

"Deniz gece vakti bu bluzla mı gezdin cidden bizim mahallede?”

Çantamın içindeki ince hırkayı bilmiyordu. Ben de söylemek yerine sessiz kalmayı tercih ettim.

"Sırtı fena derken önünde kocaman boşluk varmış.”

Gözlerimi hafifçe kıstım, “Mükemmel bir bluz olduğunun farkında değil misin? Açık olduğunu kabul ediyorum ama çok güzel.”

Söylediklerim üzerine biraz düşündü. Evet, güzeldi.

"On sekiz yaşındaki biri için uygun bir bluz mu?” dedi bu sefer.

Ah şu yaş meselesi!

“Yalnız bu yaşta insanlar reşit oluyor. Ehliyet alabiliyor ve evleniyorlar. Hatta böyle güzel bluzları da giyebiliyorlar.”

“Sen ne ara dekolte giymeyi sevmeye başladın?”

Omzumu silktim ve tırnaklarıma bakıp rahat bir tavırla, “Canım istediğinden beri.” diye mırıldandım.

Dudaklarını birbirine bastırdı. “Bizim üniversitede bile kızlar böyle giyinmiyor.”

Kaşlarım çatıldı hafifçe, “Demek ki sürekli bakıyorsun kızların ne giydiklerine.”

Duvara yaslanmış vaziyette benim bluzuma laf ederken ona çarptığım lafla sırtını duvardan ayırdı hızlıca.

Neye uğradığını şaşırıp, “Hayır.” diye isyan etti.

“Ama bu bluz gibi açık bir kıyafet görsem dikkatimi çekerdi. Çekmediğine göre giymiyorlar.”

Elini kolunu sallayarak sanki bir teorem ispatlamaya çalışır gibi duruyordu.

Hafifçe sırıttım.

Teknik olarak dikkatini çeken şey bluzdu ama bluzu ben giydiğime göre ben de çekiyordum dikkatini.

"Güzel ama açık olmayan çok güzel bluzlar bulurum ben sana. Onlardan alalım giymek istiyorsan. Bizim mahallede giyer tin tin gezersin onlarla.”

Ofladım, “Bluz dediğin oversize sweatshirt, sanki bilmiyoruz.”

“Kızım bunu giyince laf atarlar sana. Bilmiyor musun krolar dolu bu mahallede.”

Suratımı astım, “Bilmez miyim birisi de benim abim oluyor.”

Kollarını açtı isyan edercesine, “Biraz kro olabilir ama önünden geçen kıza laf atacak kadar özürlü değil.”

Duraksadım, haklıydı. Böyle bir karakteri olsa en başında ben mahvederdim onu.

Sessizliğimle onu onayladığımı fark etti Barlas.

"Ben sana bir şey vereyim hırka falan. Sakın bununla gideceğim diye tutturma.” dedi sonra.

Ama ben ona boş gözlerle bakıp iki omzuma da kaldırdım istemiyorum anlamında.

Dalga geçercesine güldü ve işaret parmağıyla oturma odasını işaret etti.

“Abinle beraber döneceğinin farkında mısın?”

“Ya abim sarhoş olduğunda kıyafeti fark etmeyi bırak, önünü bile göremez.” diye bilmiş bilmiş konuştum.

Sadece saçma salak şeyler söylerdi sarhoşken.

Tabi ben öyle sanıyor olmalıyım ki Barlas kocaman sırıtmaya başladı.

"Emin misin Deniz? Çünkü ben ona kahve yaptığımdan beri önünü gayet iyi görüyor hatta bu bluzun ne kadar açık olduğunu fark edecek durumda.”