19. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuTanımadıklarımız
Bölümler 35Şu an: Tanımadıklarımız
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün yine yürüyordum.
Artık yürümek benim için bir alışkanlık değil, bir bahaneye dönüştü. İnsan bazen evden çıkmak için değil, düşüncelerinden biraz uzaklaşmak için yürür.
Kalabalık bir caddenin sonuna geldiğimde küçük bir simitçi gördüm. Önünde kısa bir kuyruk vardı. Ben de beklemeye başladım.
Tam önümde genç bir kadın vardı. Elinde küçük bir çanta, omzunda da yorgunluğu taşıyormuş gibi duran bir duruş...
Sırası geldi.
Cebine uzandı.
Sonra bir kez daha baktı.
Çantasını karıştırdı.
Yüzündeki ifade yavaş yavaş değişmeye başladı.
Bir şey arıyordu.
Muhtemelen parasını.
Arkasındaki insanlar hafif hafif söylenmeye başlamıştı.
"Biraz hızlı olur musunuz?"
"Bekliyoruz."
Kadın daha da telaşlandı.
Ne kadar çok acele ederse, o kadar çok karıştırıyordu çantasını.
O an simitçi gülümsedi.
"Tamam abla." dedi.
"Yarın verirsin."
Kadın şaşırdı.
"Olur mu? Belki bir daha hiç gelemem."
Simitçi omuz silkti.
"Gelemezsen de canın sağ olsun."
Kadın teşekkür etti.
Simitini aldı.
Yavaşça uzaklaştı.
Olay sadece birkaç dakika sürdü.
Belki orada bulunanların çoğu bunu birkaç dakika sonra unuttu.
Ama ben unutamadım.
Çünkü düşündüm.
Biz, güveni hep uzun yıllarda arıyoruz.
Oysa bazen bir insan, adını bile bilmediği birine güvenebiliyor.
Ne ilginç değil mi?
Bazen yıllardır tanıdığımız insanlar bizi yarı yolda bırakıyor.
Bazen de beş dakikadır gördüğümüz biri, içimizdeki umudu yeniden yeşertiyor.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
İnsanları sadece bize yaptıkları kötülüklerle hatırlıyoruz.
Oysa iyilik yapanlar da var.
Sessizce...
Gösterişsizce...
Hiçbir karşılık beklemeden.
Belki de dünya hâlâ dönüyorsa...
Bunun sebebi büyük insanlar değildir.
Küçük iyiliklerini büyütmeyen insanlardır.
Eve dönerken simitçinin yüzünü düşündüm.
Belki o kadın gerçekten bir daha hiç gelmeyecek.
Belki parasını hiç vermeyecek.
Ama simitçi o gün parasından daha değerli bir şey kazandı.
Kendi vicdanını.
İnsan bazen cebindekini kaybeder.
Ama kalbindekini korur.
Ve kalbini koruyabilen insanlar...
Hayatın en zengin insanlarıdır.
Tanımadıklarımız...
Bazen en güzel hatıralarımız olur.
Güven...
İmzayla verilmez.
İyilik...
Karşılık beklemez.
İnsanlık...
Adını bilmediğin birine de iyi davranabilmektir.
