32. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuFener
Bölümler 35Şu an: Fener
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşam olmak üzereydi.
Güneş, gökyüzünü yavaş yavaş turuncuya boyuyordu.
İnsan böyle saatlerde daha çok düşünüyor.
Belki de gün biterken insan, kendi içindeki günü de toplamaya çalışıyor.
Yolum deniz kenarına düştü.
Dalgalar sakindi.
Rüzgâr hafif esiyordu.
Uzakta, kıyının sonunda eski bir deniz feneri vardı.
Çocukluğumdan beri aynı yerde duruyordu.
Merak edip yanına kadar yürüdüm.
Fenerin dibinde yaşlı bir adam oturuyordu.
Elinde küçük bir termos vardı.
Denizi izliyordu.
Yanına oturdum.
Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.
Bazen sessizlik, tanışmaktan daha samimidir.
Bir süre sonra adam eliyle feneri gösterdi.
"İnsanlar onu hep gemiler için sanıyor." dedi.
Şaşırdım.
"Öyle değil mi?"
Gülümsedi.
"Gemilere yolu gösteriyor."
"Ama asıl yaptığı şey..."
"Kayalara çarpmalarını engellemek."
O an sustum.
Ne kadar doğruydu.
Fener...
Kimseyi gideceği yere götürmüyordu.
Sadece yanlış yere gitmesini engelliyordu.
Hayat da biraz böyle değil miydi?
Bazen bizi ileri taşıyan insanlar olmuyor.
Sadece düşmemize engel olan insanlar oluyor.
Bir öğretmen...
Bir dost...
Bir anne...
Bir baba...
Belki fark etmiyoruz.
Ama onlar olmasa çoktan yanlış bir yola sapmış olabilirdik.
Adam ayağa kalktı.
Ceketini düzeltti.
"Ben her hafta buraya gelirim." dedi.
"Neden?" diye sordum.
Denize baktı.
"Çünkü insan..."
"Yolunu kaybetmediği günlerin de kıymetini bilmeli."
Sonra ağır adımlarla uzaklaştı.
Ben ise fenere bakmaya devam ettim.
Hava iyice kararmıştı.
Bir süre sonra ışığı yanmaya başladı.
Uzaktan bakan biri için sıradan bir ışıktı.
Ama denizin ortasındaki biri için...
Belki de eve dönebilmenin tek umudu.
İşte o an düşündüm.
Biz de bazen başkasının hayatında bir fener oluyoruz.
Belki bunu hiç bilmiyoruz.
Belki bir cümlemiz...
Bir davranışımız...
Bir gülümsememiz...
Birinin karanlık gecesinde yolunu bulmasına yardım ediyor.
Ve belki de bunun farkına hiçbir zaman varamıyoruz.
Eve dönerken son kez arkama baktım.
Fener hâlâ yanıyordu.
Kimse ona teşekkür etmiyordu.
Kimse alkışlamıyordu.
Ama o...
Her gece aynı görevi yapıyordu.
İnsan da böyle olmalı galiba.
İyiliği, görülmek için değil...
Doğru olduğu için yapmalı.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
Her ışık dikkat çekmek için yanmaz.
Bazıları...
Sadece birinin kaybolmaması için vardır.
Fener...
Denizi aydınlatmaz.
Umudu diri tutar.
Ve insan...
Bazen hiç tanımadığı birinin yolunu aydınlatırken...
Kendi yolunu da bulur.
