15. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuKimse Görmez Sanmak
Bölümler 35Şu an: Kimse Görmez Sanmak
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün hava biraz kapalıydı.
Gökyüzü ne yağmur yağdıracak kadar karanlıktı ne de güneşi gösterecek kadar aydınlıktı. Tıpkı insanların bazı günleri gibi...
Yürümeye devam ediyordum. Her zamanki gibi acelem yoktu. Çünkü ben, yetişmek için değil; görmek için yürüyordum.
Kalabalık bir caddenin sonundaki küçük markete girdim. Bir şişe su aldım. Kasanın önünde kısa bir sıra vardı. Ben de beklemeye başladım.
Önümde yaşlı bir teyze duruyordu.
Elinde yalnızca ekmek, süt ve birkaç tane meyve vardı. Kasiyer ürünleri tek tek okuttu.
Sonra fiyatı söyledi.
Yaşlı kadın çantasını açtı. İçinden bozuk paraları çıkardı. Birer birer saymaya başladı.
Bir...
İki...
Üç...
Yetmedi.
Tekrar saydı.
Yine yetmedi.
O an yüzündeki ifade değişti. İnsan bazen utanmayı kelimelerle anlatamaz. Ama gözler her şeyi anlatır.
Kadın, sessizce meyveleri kasanın kenarına bıraktı.
"Onlar kalsın evladım." dedi.
Kasiyer başını salladı.
Tam o sırada arkamda bekleyen genç bir adam cebinden cüzdanını çıkardı.
Hiçbir şey söylemeden eksik kalan parayı uzattı.
Kadın şaşkınlıkla dönüp baktı.
"Olmaz evladım." dedi.
Genç adam sadece gülümsedi.
"Bugün benden olsun."
Ne adını söyledi...
Ne teşekkür bekledi...
Ne de etraftakilere dönüp yaptığı iyiliği gösterdi.
Poşetini aldı ve sessizce marketten çıktı.
Yaşlı kadın ise uzun süre kapıya baktı.
Sanki teşekkür edeceği kişiyi değil, insanlığa olan umudunu uğurluyordu.
Ben de marketten çıktım.
Genç adam birkaç metre ileride yürüyordu.
Yanından onlarca insan geçti.
Kimse onun biraz önce ne yaptığını bilmiyordu.
Belki o gün herkes onu sıradan biri olarak gördü.
Ama bazen en büyük insanlar, en sıradan görünenlerdir.
İşte o an aklıma bir şey geldi.
İnsanlar çoğu zaman yaptıkları iyiliğin görülmesini ister.
Çünkü alkış hoşumuza gider.
Takdir edilmek hoşumuza gider.
Beğenilmek hoşumuza gider.
Ama gerçek iyilik...
Kimsenin alkışlamadığı yerde başlar.
Çünkü iyilik, seyirci için yapılmaz.
Vicdan için yapılır.
Belki de bu yüzden bazı insanların adı hiç bilinmez.
Ama bıraktıkları iz yıllarca silinmez.
Düşündüm de...
Hayat bize büyük kahramanlar göstermiyor artık.
Ama küçük kahramanlar hâlâ aramızda.
Otobüste yer veren biri...
Yolda hiç tanımadığı birine yol tarif eden biri...
Üşüyen bir hayvana su koyan biri...
Annesinin poşetini sessizce taşıyan bir çocuk...
Belki haber olmazlar.
Belki kimse onları konuşmaz.
Ama dünya, biraz da onların sayesinde güzel kalır.
Bugün eve dönerken şunu anladım.
İnsan olmak, büyük işler başarmak değildir.
Bazen kimsenin hatırlamayacağı küçücük bir iyilik yapmaktır.
Çünkü bazı iyilikler...
Yapanın cebinden çıkar.
Ama karşısındakinin kalbine yerleşir.
Ve kalbe yerleşen hiçbir şey kaybolmaz.
İyilik...
Borç vermek değildir.
Yardım etmek...
Üstün olmak değildir.
İnsanlık...
Kimse görmese bile doğru olanı yapabilmektir.
