25. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuBank
Bölümler 35Şu an: Bank
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazen aynı sokaklardan defalarca geçiyorum. İnsanlar bunu alışkanlık sanıyor olabilir. Oysa ben her gün aynı sokağın bile farklı bir hikâye anlattığına inanıyorum.
Bir parkın içinden geçiyordum.
Çocuklar koşuyordu.
Bir köşede gençler kahkahalar atıyordu.
Yaşlılar yürüyüş yapıyordu.
Kuşlar, her zamanki gibi insanlardan habersiz kendi telaşındaydı.
Parkın tam ortasında eski, ahşap bir bank vardı.
Boyası dökülmüş, kenarları eskimişti.
O banka oturdum.
İnsan bazen dinlenmek için değil, etrafı daha iyi görebilmek için oturuyor.
Karşımdan yaşlı bir adam geldi.
Elinde bastonu vardı.
Yavaşça yürüdü.
Benim oturduğum bankın diğer ucuna oturdu.
Bir şey söylemedi.
Ben de söylemedim.
Dakikalar geçti.
İkimiz de konuşmuyorduk.
Sadece parkı izliyorduk.
Sonra yaşlı adam cebinden küçük bir paket çıkardı.
İçinde kuş yemi vardı.
Avucuna biraz döktü.
Yere serpti.
Birkaç dakika sonra serçeler gelmeye başladı.
Önce biri...
Sonra üçü...
Sonra neredeyse on tanesi...
Adam onları öyle dikkatli izliyordu ki, sanki yıllardır beklediği misafirleri gelmişti.
Dayanamadım.
"Her gün mü geliyorsunuz?" diye sordum.
Başını salladı.
"Her gün."
"Onlar da her gün geliyor."
Gülümsedi.
"Artık birbirimizi tanıyoruz."
Bu cümle bana garip geldi.
İnsan, kuşlarla tanışabilir miydi?
Merak ettim.
"Evde kimse yok mu?" diye sordum.
Soruyu sorar sormaz pişman oldum.
Belki de fazla kişiseldi.
Yaşlı adam gözlerini kuşlardan ayırmadan cevap verdi.
"Eskiden vardı."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra devam etti.
"Eşim bu parkı çok severdi."
"Birlikte otururduk."
"Çocuklar büyüdü."
"Evlerini kurdu."
"Sonra..."
Cümlesini tamamlamadı.
Tamamlamasına gerek de yoktu.
Bazı cümleler yarım kaldığında daha çok şey anlatır.
Bir süre daha sessizce oturduk.
Kuşlar yemleri bitirdi.
Tek tek uçup gittiler.
Yaşlı adam ayağa kalktı.
Poşetini cebine koydu.
Bastonuna yaslandı.
Gitmeden önce bana döndü.
"Yarın yine gelirler."
Sonra gülümsedi.
"Ben de gelirim."
Yavaş yavaş yürüyüp uzaklaştı.
Ben ise olduğum yerde kaldım.
Onun arkasından bakarken şunu düşündüm.
İnsan bazen bir alışkanlık edinmiyor.
Bir hatırayı yaşatıyor.
Belki o adam kuşları beslemek için gelmiyordu.
Belki eşiyle geçirdiği günleri unutmamak için geliyordu.
Çünkü bazı insanlar öldükten sonra evlerden değil...
Alışkanlıklardan eksiliyor.
Bir fincan çayın karşısındaki boş sandalyeden...
Akşam yürüyüşlerinden...
Birlikte gidilen marketten...
Her pazar uğranılan parktan...
Ve en çok da...
Bir bankın boş kalan yarısından.
Eve dönerken aynı bankın önünden tekrar geçtim.
Bu kez boştu.
Az önce iki kişinin oturduğu yer, şimdi tek başına duruyordu.
İşte o an fark ettim.
Yalnızlık...
Kalabalığın içinde tek başına yürümek değildir.
Bir zamanlar iki kişi oturduğun yere, artık tek başına oturmaktır.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
İnsan, sevdiklerini sadece fotoğraflarda yaşatmaz.
Onları, birlikte yaptığı küçük alışkanlıklarda da yaşatır.
Bank...
Ağaçtan yapılmış bir eşya değildir.
Hatıra...
Sadece geçmiş değildir.
Yalnızlık...
Yanında kimsenin olmaması değil...
Yanında olmasını istediğin kişinin artık gelememesidir.
Ve bazen...
Bir bankın boş kalan yarısı, insanın içindeki en sessiz cümleyi anlatır.
