16. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuDinlemek
Bölümler 35Şu an: Dinlemek
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün yine yürüyordum.
Artık sanırım siz de alıştınız buna. Benim en uzun yolculuklarım, ayaklarımla değil; gözlerimle oluyor. Bir sokaktan geçerken onlarca hikâye görüyorum. Kimi mutlu, kimi yorgun, kimi ise anlatacak birini arıyor.
Küçük bir çay bahçesine oturdum.
Masaların çoğu doluydu. Kimisi arkadaşlarıyla sohbet ediyor, kimisi telefonuna bakıyor, kimisi de sessizce çayını içiyordu.
Ben de çayımı söyledim.
Tam o sırada yan masaya yaşlı bir adam geldi. Birkaç dakika sonra orta yaşlı başka bir adam onun yanına oturdu. Büyük ihtimalle uzun zamandır görüşmemiş iki dosttu.
İlk konuşmaya başlayan yaşlı adam oldu.
Hayatından bahsetti.
Eskiden yaptığı işten...
Gençliğinden...
Kaybettiği eşinden...
Çocuklarından...
Konuştukça konuşuyordu.
Karşısındaki adam ise neredeyse hiç konuşmuyordu.
Sadece başını sallıyor, ara sıra gülümsüyor ve gözlerinin içine bakıyordu.
Yaklaşık kırk dakika boyunca yaşlı adam anlattı.
Bir an olsun sözünü kesmedi.
Telefonuna bakmadı.
Etrafla ilgilenmedi.
Sadece dinledi.
Sonunda yaşlı adam derin bir nefes aldı.
"İyi ki geldin." dedi.
"Uzun zamandır ilk defa bu kadar rahatladım."
İşte o cümle bütün gün aklımdan çıkmadı.
Çünkü karşısındaki adam aslında çok az konuşmuştu.
Belki on cümle bile kurmamıştı.
Ama yaşlı adam, sanki saatlerce nasihat dinlemiş gibi hafiflemişti.
O an fark ettim ki...
İnsanların çoğu çözüm aramıyor.
Anlaşılmak istiyor.
Biz ise birisi derdini anlatınca hemen cevap vermeye çalışıyoruz.
Öğüt veriyoruz.
Kendi yaşadıklarımızı anlatıyoruz.
Cümlesi bitmeden sözünü kesiyoruz.
Belki de en büyük hata burada başlıyor.
Çünkü bazen insanların ihtiyacı olan şey...
Akıl değildir.
Kulaktır.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
Konuşmak, bildiğini gösterir.
Dinlemek ise karşındakine değer verdiğini gösterir.
Ne gariptir...
Bir insanın sesini herkes duyabilir.
Ama derdini çok az kişi dinleyebilir.
Eve dönerken otobüste bunu düşünüyordum.
Kulaklarımız aynı.
Ama dinleyişimiz farklı.
Bazıları cevap vermek için dinler.
Bazıları yargılamak için.
Bazıları ise gerçekten anlamak için.
Sanırım insanı insan yapan da bu.
Anlamaya çalışmak.
Çünkü anlamak, hak vermek değildir.
Anlamak...
Karşındakinin yükünü birkaç dakikalığına da olsa omuzlarında hissetmektir.
Belki o yükü taşıyamazsın.
Belki çözemezsin.
Ama onu yalnız taşımadığını hissettirebilirsin.
Ve bazen...
Bir insanın bütün yükünü hafifleten şey, söylenen cümleler değildir.
Sessizce dinleyen bir çift kulaktır.
Dinlemek...
Susmak değildir.
Anlamak...
Haklı bulmak değildir.
Değer vermek...
Bir insanın cümlesi bitmeden kendi cümleni kurmamaktır.
