35. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuEve Dönmek
Bölümler 35Şu an: Eve Dönmek
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün yine dışarıdaydım.
Belki de bunu son kez söylüyorum.
Yürümek...
Hayatımın en uzun alışkanlığı oldu.
İnsanları izledim.
Gülümseyenleri...
Ağlayanları...
Bekleyenleri...
Kavuşanları...
Kaybedenleri...
Kimi elindekinin kıymetini bilmiyordu.
Kimi ise kaybettiklerini hâlâ içinde taşıyordu.
Ben hepsini gördüm.
Hiçbirine dokunmadım.
Sadece yanlarından geçtim.
Çünkü bazen bir hikâyeye ortak olmak için konuşmak gerekmez.
Görmek yeter.
Şehrin en eski parkına geldim.
İlkbaharda da buradan geçmiştim.
Sonbaharda da...
Kışın da...
Mevsimler değişmişti.
Ağaçlar değişmişti.
Yüzler değişmişti.
Ama bank aynı banktı.
Usulca oturdum.
Uzun zamandır ilk kez hiçbir şeyi izlemiyordum.
Sadece oturuyordum.
O sırada küçük bir çocuk yanıma geldi.
Elinde simit vardı.
Kuşlara atıyordu.
Sonra bana baktı.
"Abla..."
"Gün boyu hep yürüdün mü?"
Gülümsedim.
"Evet."
"Yorulmadın mı?"
Bu soruya hemen cevap veremedim.
Çünkü ilk defa biri bana bunu sormuştu.
Biraz düşündüm.
Sonra yavaşça konuştum.
"Yoruldum."
"Çok yoruldum."
Çocuk başını eğdi.
"O zaman neden durmadın?"
Gökyüzüne baktım.
Sonra parktaki insanlara...
Ardından ona döndüm.
"Çünkü her durduğum yerde..."
"Anlatılmayı bekleyen başka bir hayat vardı."
Çocuk bunu tam anlayamadı.
Zaten anlamasını da beklemiyordum.
Bir parça simidi bana uzattı.
"Aç kalmışsındır."
Teşekkür edip almadım.
O ise omuz silkti.
Kuşlara doğru koştu.
Ben arkasından gülümsedim.
Ne garip...
Bazen bütün kitabın öğrettiğini, bir çocuk tek hareketiyle anlatabiliyor.
Güneş yavaş yavaş batıyordu.
Gökyüzü turuncudan mora dönüyordu.
Ayağa kalktım.
Elbisemi düzelttim.
Yürümeye başladım.
Bu kez hiçbir yere bakmadan.
Çünkü ilk defa...
Etrafı değil...
Kendimi düşünüyordum.
Sonra fark ettim.
Ben bu şehirde sadece insanları aramamıştım.
Kendimi de aramıştım.
Her bankta biraz sabrı...
Her durakta biraz umudu...
Her yağmurda biraz özlemi...
Her gülümsemede biraz sevgiyi...
Her vedada biraz kendimi bulmuştum.
Belki de bu yüzden hiç boş yürümemiştim.
Yol boyunca karşılaştığım insanların çoğu beni tanımıyordu.
Belki yarın beni hatırlamayacaklardı.
Ama buna hiç üzülmedim.
Çünkü ben onların beni hatırlaması için değil...
Onlardan bir şey öğrenmek için yürümüştüm.
Şehrin çıkışına geldiğimde son kez arkama baktım.
Sokaklar hâlâ aynıydı.
Lambalar yanıyordu.
İnsanlar aceleyle evlerine gidiyordu.
Bir anne çocuğunun elini tutmuştu.
Yaşlı bir adam ağır ağır yürüyordu.
Bir genç telefonda gülüyordu.
Hayat...
Ben olmadan da devam ediyordu.
Ve o an bunun ne kadar güzel olduğunu düşündüm.
Çünkü hayat...
Hiçbir insanın etrafında dönmez.
Ama her insan, hayatın içinde küçücük de olsa bir iz bırakır.
Yürümeye devam ettim.
Bu kez gerçekten eve gidiyordum.
Evin nerede olduğunu sormayın.
Çünkü ben de bilmiyorum.
Belki dört duvarın arasındaydı.
Belki çocukluğumdaydı.
Belki bir hatıranın içinde.
Belki de ilk defa...
İçimdeydi.
Kapıya vardım.
Elimi cebime attım.
Anahtarımı çıkardım.
Tam kapıyı açacakken durdum.
Bugüne kadar gördüğüm bütün yüzler geçti gözümün önünden.
Gülümseyen kız...
Kuşları besleyen adam...
Boş sandalyeye bakan yaşlı adam...
Kapıyı tutan çocuk...
Yağmurda şemsiyesini paylaşan yabancı...
Oyuncak ayısını arayan çocuk...
Hepsi...
Birer yabancıydı.
Ama artık değillerdi.
Çünkü insan...
Birinin adını bilmese bile...
Hikâyesini kalbine koyabiliyormuş.
Kapıyı açtım.
İçeri girdim.
Arkamdan usulca kapattım.
İlk defa...
Şehir sessizdi.
Belki de şehir hiç susmamıştı.
Ben artık dinlemeyi bırakmıştım.
Hayat bana bu yolculuğun sonunda son bir şey öğretti.
Yalnızlık...
Tek başına yürümek değildir.
Yalnızlık...
İnsanların arasında kaybolmak da değildir.
Yalnızlık...
Kendinden uzak yaşamaktır.
Ve insan...
Bir gün mutlaka eve döner.
Eğer yolu uzun sürdüyse...
Belki de evi aradığı yer değil...
Olduğu kişidir.
Ben bugün eve döndüm.
Belki ilk kez.
Belki de en doğru hâlimle.
Ve şimdi...
Bu satırları kapatırken...
Sizden tek bir isteğim var.
Yarın dışarı çıktığınızda...
Biraz daha yavaş yürüyün.
Çünkü belki siz de...
Hiç tanımadığınız bir insanın hayatında...
Görünmeden geçip giden güzel bir cümle olabilirsiniz.
Hoşça kalın.
Ve yürümeye devam edin.
* _SON_*
