Yalnızlık Uçurumu kitap kapağı

21. bölüm / 35

Yalnızlık Uçurumu

Saat

Vaveyla Yazarı: Melek Heves👑✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: Saat

Bugün yine yürüyordum.

Bazı insanlar yürümeyi spor yapmak için sever. Ben ise düşüncelerime yetişebilmek için yürüyorum. Çünkü ne zaman evde otursam, düşüncelerim benden daha hızlı koşuyor.

Şehrin en eski saatçilerinden birinin önünden geçerken vitrindeki saatlere gözüm takıldı. Kimi altın rengindeydi, kimi deri kayışlı, kimi ise yıllardır aynı zamanı gösteriyormuş gibi eskimişti.

Tam içeri girecekken dükkânın kapısı açıldı.

Sekiz dokuz yaşlarında küçük bir çocuk elinde bozuk paralarla içeri girdi.

Arkasından da annesi...

Çocuk doğruca tezgâha yaklaştı.

"Amca," dedi.

"En ucuz saatiniz ne kadar?"

Saatçi gülümsedi.

Cam vitrinden küçük bir saat çıkardı.

Çocuk elindeki paraları saydı.

Yetmiyordu.

Başını eğdi.

"Biraz daha biriktirmem gerekecek galiba."

Saatçi merak etti.

"Kendine mi alacaksın?"

Çocuk başını salladı.

"Hayır."

"Babama."

"Neden?"

Çocuk hiç düşünmeden cevap verdi.

"Babam hep 'Vaktim yok.' diyor."

"Ben de ona saat alırsam... Belki artık vakti olur."

Dükkân bir anda sessizleşti.

Ne çocuk söylediklerinin ağırlığını biliyordu...

Ne de biz duyduklarımızı unutabilecek kadar güçlüydük.

Annesi gözlerini kaçırdı.

Saatçi uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra vitrindeki saati aldı.

Çocuğun avucuna bıraktı.

"Bu saat," dedi.

"Bugün senden olsun."

Çocuk şaşkınlıkla baktı.

"Param yetmedi ama..."

Saatçi gülümsedi.

"Bazen bazı şeylerin bedeli parayla ödenmez."

Çocuk mutlulukla teşekkür etti.

Saati özenle cebine koydu.

Annesinin elini tuttu.

Kapıdan çıkarken yüzündeki heyecanı gördüm.

Sanki elinde bir saat değil de, babasıyla geçireceği güzel günleri taşıyordu.

Onlar gittikten sonra ben de dükkândan ayrıldım.

Ama aklım o küçük cümlede kaldı.

"Belki artık vakti olur."

Ne garip...

Biz büyüdükçe zamanı para sanıyoruz.

Harcadıkça azalıyor zannediyoruz.

Oysa zaman...

Paylaştıkça çoğalan tek şey olabilir.

Çünkü bir çocuğun babasıyla geçirdiği yarım saat...

Saatlerce oynadığı oyuncaktan daha değerlidir.

Bir annenin evladıyla içtiği bir bardak çay...

Gün boyu yapılan onlarca işten daha kıymetlidir.

Ve bir dostun "Nasılsın?" diye sorarken gerçekten dinlemesi...

Dakikalar sürer.

Ama yıllarca unutulmaz.

Hayat bana bugün şunu öğretti.

İnsan sevdiklerine her şeyi verebilir.

Ev...

Araba...

Hediye...

Para...

Ama ayırmadığı zamanı, hiçbir şeyle telafi edemez.

Çünkü çocuklar büyür.

Anne babalar yaşlanır.

Dostlar uzak şehirlere taşınır.

Ve bir gün dönüp baktığında, elinde kalan şey sadece birlikte geçirdiğin anlardır.

Belki de bu yüzden insanlar yaşlandıklarında kazandıkları parayı değil...

Ayıramadıkları zamanı hatırlarlar.

Bugün eve dönerken saatime baktım.

İlk defa kaç olduğunu merak etmedim.

Onu kimin için harcadığımı düşündüm.

Saat...

Duvara asılan bir eşya değildir.

Zaman...

Takvim yaprakları değildir.

Sevgi...

"Vaktim yok." dememeyi öğrenmektir.

Çünkü bazen...

Bir insanın en çok ihtiyacı olan şey, senin ona vereceğin bir hediye değil...

O hediyeyi birlikte açacak birkaç dakikadır.