27. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuDurak
Bölümler 35Şu an: Durak
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaşadığın şehir ne kadar kalabalık olursa olsun, bazı yerlerde zaman yavaşlıyor.
Otobüs durakları da onlardan biri.
İnsanlar orada sadece otobüs beklemiyor.
Kimi eve dönmeyi...
Kimi işe yetişmeyi...
Kimi de belki hiç gelmeyecek birini bekliyor.
Ben de durağın biraz ilerisindeki banka oturdum.
Elimde ne telefon vardı ne de kitap.
Sadece etrafı izliyordum.
Bir süre sonra genç bir kız geldi.
Kulaklığını taktı.
Sürekli yola bakıyordu.
Arkasından orta yaşlı bir adam geldi.
Elinde çiçek vardı.
Sürekli saatine bakıyordu.
Biraz sonra yaşlı bir teyze bastonuyla yürüyerek durağa ulaştı.
Derin bir nefes aldı.
Boş olan yere oturdu.
Üçü de aynı duraktaydı.
Ama üçü de başka bir şey bekliyordu.
İnsan bunu düşününce...
Hayatın ne kadar ilginç olduğunu fark ediyor.
Aynı yerde duruyoruz.
Ama aynı hayatı yaşamıyoruz.
Otobüs geldi.
Genç kız hemen bindi.
Adam başını kaldırıp baktı.
Sonra tekrar yerine geçti.
Demek ki beklediği otobüs değildi.
Yaşlı teyze ise otobüse binmedi bile.
Sadece oturmaya devam etti.
Merak ettim.
Yanına gidip oturdum.
"Otobüsü kaçırdınız galiba." dedim.
Gülümsedi.
"Hayır evladım."
"Ben otobüs beklemiyorum."
Şaşırdım.
"O zaman?"
Karşı kaldırımı gösterdi.
Bir ilkokul vardı.
"Torunum okuldan çıkacak."
"Buraya kadar tek başına yürümeyi yeni öğrendi."
"Ben de uzaktan izliyorum."
"Çünkü bazen çocuklar büyüdüğünü sansın diye, büyüklerin biraz geride durması gerekir."
O cümle...
Bütün gün benimle yürüdü.
Gerçekten de öyleydi.
Hayatta bazı insanlar hep birkaç adım gerimizde yürür.
Düştüğümüzde tutmak için.
Kaybolduğumuzda yol göstermek için.
Ama biz onları çoğu zaman fark etmeyiz.
Çünkü onlar görünmek için değil...
Yanımızda olmak için vardır.
Bir süre sonra okulun zili çaldı.
Kapılar açıldı.
Çocuklar koşarak dışarı çıktı.
Yaşlı teyzenin gözleri kalabalığın içinde tek bir kişiyi arıyordu.
Sonra küçük bir çocuk el salladı.
"Tatlı anneee..."
Kadın ayağa kalktı.
Yüzündeki yorgunluk bir anda kayboldu.
Çocuk koşup ona sarıldı.
O sarılmayı görünce anladım.
Bazı bekleyişlerin ödülü...
Dakikalar değil.
Bir çift küçücük koldur.
Onlar birlikte yürüyüp uzaklaştılar.
Ben ise durakta kaldım.
Az önce onlarca insanın gelip geçtiği yere baktım.
Kimisi beklediğine kavuştu.
Kimisi beklemeye devam etti.
Hayat biraz da böyleydi.
Herkes aynı durakta değildi.
Ama herkes bir şey bekliyordu.
Eve dönerken aklıma şu geldi.
İnsan yalnızca otobüs beklemez.
Doğru zamanı bekler.
Doğru insanı...
Doğru haberi...
Bazen de cesaretini.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
Beklemek, zaman kaybetmek değildir.
Beklediğin şey uğruna umudunu koruyabiliyorsan...
Asıl yolculuk zaten başlamıştır.
Durak...
Sadece otobüslerin durduğu yer değildir.
Umut...
Her zaman gerçekleşen şey değildir.
İnsan...
Bazen yoluna devam edebilmek için biraz durmayı öğrenmelidir.
Çünkü bazı yolculuklar...
Koşarak değil...
Sabırla varılır.
