22. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuLamba
Bölümler 35Şu an: Lamba
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün hava erken karardı.
Kışın en sevmediğim tarafı bu galiba. Daha saat akşam olmadan sokak lambaları yanıyor. İnsan, güneş daha yeni gitmişken gecenin geldiğini kabullenemiyor.
Yine yürüyordum.
Soğuk hava yüzüme vuruyordu ama etrafı izlemekten vazgeçmedim. Küçük bir ara sokağa girdim. Sokakta eski apartmanlar vardı. Bazılarının balkonlarında çamaşırlar asılıydı, bazılarında ise saksılar... Hayat, en çok böyle sokaklarda kendini belli ediyor.
Bir apartmanın önünde durdum.
Elektrik dağıtım şirketinden geldiğini düşündüğüm bir görevli, merdivene çıkmış sokak lambasını tamir ediyordu.
Lamba günlerdir bozuk olmalıydı.
Mahallede yaşayan insanlar belki her akşam o karanlıktan geçiyordu.
Belki söyleniyorlardı.
Belki de alışmışlardı.
Görevli yaklaşık yarım saat uğraştı.
Ellerini kirletti.
Merdivenden defalarca indi, çıktı.
Sonunda lamba yandı.
Sokak bir anda aydınlandı.
O an dikkatimi çeken şey lamba değildi.
Görevlinin yaptığı hareketti.
Merdiveni topladı.
Aletlerini aracına koydu.
Arkasına bile bakmadan gitti.
Ne alkış vardı.
Ne teşekkür eden biri.
Ne de onu izleyen kalabalık.
Sanki hiç gelmemişti.
Ama arkasında bıraktığı ışık...
Hâlâ oradaydı.
Bir süre o lambaya baktım.
Sonra insanlar geçmeye başladı.
Yaşlı bir amca bastonuyla yürüdü.
Bir kadın market poşetleriyle evine döndü.
İki çocuk top oynayarak sokağın sonuna kadar koştu.
Belki hiçbiri o lambayı fark etmedi.
Çünkü insan, çalışan şeyleri fark etmiyor.
Ancak bozulduklarında aklına geliyorlar.
İşte o an düşündüm.
Biz de biraz o sokak lambalarına benziyoruz.
Birine sürekli iyilik yaptığımızda...
Kimse bunu konuşmuyor.
Her zaman yanında olduğumuzda...
Bu normal kabul ediliyor.
Ama bir gün yorulup geri çekildiğimizde...
Herkes eksikliğimizi fark ediyor.
Ne garip...
İnsan bazen yaptığı onlarca iyilikle değil...
Yapamadığı tek bir şeyle hatırlanıyor.
Belki de bu yüzden bazı insanlar sessizce kırılıyor.
Çünkü değer görmek istiyorlar.
Teşekkür bekledikleri için değil...
Fark edilmek istedikleri için.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
Bir insanın yaptığı iyiliği alışkanlık hâline getirmeyin.
Çünkü alışılan şeyler zamanla görünmez olur.
Oysa görünmeyen emek de emektir.
Görünmeyen sevgi de sevgidir.
Görünmeyen yorgunluk da yorgunluktur.
Eve dönerken o sokaktan bir kez daha geçtim.
Lamba hâlâ yanıyordu.
Görevli çoktan gitmişti.
Ama ışığı...
Onun yerine görevini yapmaya devam ediyordu.
Belki de insanın hayattaki en güzel izi budur.
Kendisi orada olmasa bile...
Bıraktığı iyiliğin yaşamaya devam etmesi.
Lamba...
Sadece karanlığı aydınlatmaz.
Emek...
Her zaman görünmez.
İnsan...
Bazen teşekkürle değil, fark edilerek mutlu olur.
Ve unutmayın...
Bazı insanlar, hayatınıza ışık olur.
Onlar gidince değil...
Onlar varken kıymetlerini bilin...
