Yalnızlık Uçurumu kitap kapağı

34. bölüm / 35

Yalnızlık Uçurumu

Sokak Lambası...

Vaveyla Yazarı: Melek Heves👑✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: Sokak Lambası...

Bugün yine yürüyordum.

Artık bunu söylememe gerek kalmadığını düşünüyorum.

Çünkü sanırım beni tanıyan herkes biliyor.

Ben yürürüm.

İnsanlara yetişmek için değil...

Hayata yetişebilmek için.

Akşam olmuştu.

Gökyüzü yavaş yavaş kararıyordu.

Dükkânların ışıkları yanmıştı.

Arabalar farlarını açmıştı.

Sokak lambaları da birer birer aydınlanıyordu.

Bir sokağın başında durdum.

Uzun bir caddeydi.

Lambalar sırasıyla yanıyordu.

Önce biri...

Sonra diğeri...

En son en uzaktaki.

Sanki karanlıkla sessizce anlaşmışlardı.

"Sen biraz geri çekil."

"Biz geldik."

Tam o sırada küçük bir çocuk babasının elini çekiştirdi.

"Baba..."

"Lambalar neden tek tek yanıyor?"

Babası gülümsedi.

"Bilmiyorum."

"Belki birbirlerine cesaret veriyorlardır."

Çocuk kahkaha attı.

"Olur mu öyle şey?"

Babası omzunu silkti.

"Neden olmasın?"

Onlar yollarına devam etti.

Ben ise olduğum yerde kaldım.

Ne garip...

Bazen çocukların sorduğu soruların cevabını büyükler de bilmiyor.

Ama yine de cevap vermeye çalışıyorlar.

Belki de büyümek...

Her sorunun cevabını bilmek değil.

Bilmediğini kabul edebilmektir.

Yürümeye devam ettim.

Bir sokak lambasının altında yaşlı bir kadın oturuyordu.

Elinde örgüsü vardı.

Yavaş yavaş örüyordu.

Yanından geçerken selam verdim.

Gülümsedi.

"Kolay gelsin." dedim.

"Sağ ol evladım."

Bir an duraksadım.

"Hava karardı."

"Eve gitmeyecek misiniz?"

Örgüsünü bırakmadan cevap verdi.

"Gideceğim."

"Ama önce oğlum işten dönecek."

"Her akşam bu lambanın altında beni görmeye alıştı."

"Kapının önünde beklesem de olur."

"Ama burada beklediğimi görünce uzaktan el sallıyor."

Sonra başını kaldırdı.

Lambaya baktı.

"Bu ışık..."

"Bana değil."

"Ona yol gösteriyor."

İçimde bir şey kıpırdadı.

Bir annenin bekleyişi...

Bir çocuğun uzaktan gördüğü o tanıdık siluet...

Belki de sevgi tam olarak buydu.

Kimsenin fark etmediği küçücük alışkanlıklar.

Bir süre sonra uzaktan bir adam yürüyerek geldi.

Kadını görünce gerçekten el salladı.

Kadın da gülümsedi.

Ayağa kalktı.

Birlikte yürüyüp sokağın sonuna doğru kayboldular.

Sokak lambası ise olduğu yerde kaldı.

Her akşam yaptığı gibi...

Sessizce.

Kimseye görünmeden.

Kimse teşekkür etmeden.

İşte o an fark ettim.

Hayatta bazı şeyler vardır.

Varlığını ancak yok olduğunda anlarsın.

Bir annenin bekleyişi...

Bir dostun hâlini hatırını sorması...

Her akşam yanan bir sokak lambası...

Alışınca sıradan gelir.

Eksildiğinde ise içini karartır.

Eve dönerken geçtiğim bütün sokak lambalarına baktım.

Hepsi aynı görünüyordu.

Ama artık biliyordum.

Hiçbiri aynı değildi.

Çünkü her birinin altında başka bir bekleyiş vardı.

Başka bir kavuşma...

Başka bir özlem...

Başka bir hayat...

Hayat bana bugün şunu öğretti.

İnsan...

Bazen yolunu güneşle bulur.

Bazen yıldızlarla.

Ama çoğu zaman...

Kendisini bekleyen birinin ışığıyla.

Sokak lambası...

Sadece geceyi aydınlatmaz.

Bekleyişe umut olur.

Ve bazı insanlar...

Hayatımıza bir kez girer.

Sonra hiçbir şey söylemeden...

Tıpkı bir sokak lambası gibi...

Uzun yıllar yolumuzu aydınlatmaya devam eder.