31. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuIşık Açık Kaldı
Bölümler 35Şu an: Işık Açık Kaldı
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün yine dışarıdaydım.
Hava kararmıştı.
Şehir gece olunca başka birine dönüşüyor. Gündüz acele eden insanlar yavaşlıyor, dükkânlar kapanıyor, sesler azalıyor.
Ama ışıklar...
Işıklar kalıyor.
Bir sokaktan geçiyordum.
Eski apartmanların olduğu dar bir sokaktı.
Bazı pencereler karanlıktı.
Bazılarında ise sarı bir ışık yanıyordu.
Nedense insan, yanan bir pencereye bakınca içeride bir hayat olduğunu hissediyor.
Bir ses...
Bir çay...
Belki bir sohbet...
Belki de sadece birinin varlığı.
Tam o sırada küçük bir bakkala girdim.
Su almak istemiştim.
Kasadaki adam dükkânı kapatıyordu.
Yorgun görünüyordu.
Ben suyu alırken yaşlı bir kadın içeri girdi.
"Evladım," dedi.
"Bir ekmek alacaktım ama cüzdanımı evde unutmuşum."
Bakkal hiç düşünmeden ekmeği uzattı.
"Yarın verirsiniz."
Kadın teşekkür edip çıktı.
Ben gülümsedim.
"Tanıyor musunuz?" diye sordum.
Adam başını salladı.
"Hayır."
Şaşırdım.
"Peki neden güvendiniz?"
Birkaç saniye düşündü.
Sonra omuz silkti.
"Bilmem."
"Belki bir gün benim de ışığım açık kalır diye."
Ne demek istediğini ilk başta anlamadım.
O ise devam etti.
"İnsan bazen başkasına iyilik yapmaz."
"Kendisi karanlıkta kaldığında birinin ona da ışık yakacağına inanmak ister."
Dükkândan çıktım.
Ama o cümle benimle çıktı.
Yürümeye devam ettim.
Sokağın sonunda tek katlı küçük bir ev vardı.
Kapısının üstündeki lamba yanıyordu.
Bahçesinde kimse yoktu.
Perdeler kapalıydı.
Ama ışık açıktı.
Bilmiyorum neden...
Uzun süre o lambaya baktım.
Çünkü insan bazen bir ışığı değil...
Bir ihtimali izler.
Belki içeride biri vardır.
Belki seni bekleyen biri.
Belki de sadece yalnız kalmamak için açık bırakılmıştır.
O an şunu düşündüm.
Hepimizin içinde açık bıraktığı bir ışık var.
Bir gün döner diye beklediğimiz insanlar için...
Bir gün arar diye düşündüğümüz dostlar için...
Bir gün her şey düzelir diye sakladığımız umutlar için...
Tamamen karanlık olmamak adına.
Belki de insanı ayakta tutan şey budur.
Bir ışığı tamamen söndürmeye kıyamamak.
Eve dönerken kendi pencereme baktım.
Işık kapalıydı.
Ama içimde küçük bir ışığın hâlâ yandığını fark ettim.
İşte o an anladım.
Umut...
Büyük bir güneş değildir.
Bazen küçücük bir lambadır.
Ve insan...
En karanlık gecelerde bile o lambayı söndürmediği sürece tamamen kaybolmaz.
Hayat bana bugün şunu öğretti.
Bazı ışıklar görmek için değil...
Beklemek için yanar.
Ev...
Dört duvardan ibaret değildir.
Umut...
Kesinlik değildir.
Ve bazen...
Bir insanın içinde yanan küçücük bir ışık...
Bütün karanlığa rağmen yaşamaya devam etmesi için yeterlidir.
