28. bölüm / 35
Yalnızlık UçurumuAnahtar
Bölümler 35Şu an: Anahtar
- 1 1. Önsöz4 kelime
- 2 2. Önsöz8 kelime
- 3 3. Önsöz8 kelime
- 4 Dalıp gitmek314 kelime
- 5 Baskı İle Başarmak167 kelime
- 6 Unutmak232 kelime
- 7 Vakit geçirmek237 kelime
- 8 Gülümsemek200 kelime
- 9 Beklemek216 kelime
- 10 Sessizlik146 kelime
- 11 Eksilmek167 kelime
- 12 Yetişmek154 kelime
- 13 Geç Kalmak145 kelime
- 14 Kaybetmek461 kelime
- 15 Kimse Görmez Sanmak389 kelime
- 16 Dinlemek340 kelime
- 17 Kendin olmak227 kelime
- 18 Pencere390 kelime
- 19 Tanımadıklarımız294 kelime
- 20 Yağmur340 kelime
- 21 Saat392 kelime
- 22 Lamba365 kelime
- 23 Kapı377 kelime
- 24 İz444 kelime
- 25 Bank425 kelime
- 26 Mektup375 kelime
- 27 Durak393 kelime
- 28 Anahtar391 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 Eksik Sandalye407 kelime
- 30 Son Tren380 kelime
- 31 Işık Açık Kaldı355 kelime
- 32 Fener329 kelime
- 33 Pusula321 kelime
- 34 Sokak Lambası...400 kelime
- 35 Eve Dönmek553 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazen... şehir bana kocaman bir ev gibi geliyor.
Sokakları koridor...
Parkları salon...
İnsanları ise birbirine açılan odalar gibi.
Kimisinin kapısı ardına kadar açık.
Kimisinin kapısı yıllardır kilitli.
Hangisinin içinde ne olduğunu ise dışarıdan bakarak anlamak mümkün değil.
Bir apartmanın önünden geçerken yaşlı bir adam dikkatimi çekti.
Kapının önünde durmuştu.
Cebindeki anahtarları tek tek deniyordu.
Birini takıyor.
Olmuyor.
Diğerini deniyor.
Yine olmuyor.
İlk başta anahtarını karıştırdığını düşündüm.
Yanına yaklaştım.
"Yardım edebilir miyim?" diye sordum.
Gülümsedi.
"Olur evladım."
Anahtar demetini bana uzattı.
Yaklaşık on tane anahtar vardı.
Hepsi birbirine benziyordu.
Birkaç tanesini ben de denedim.
Sonunda en küçüklerinden biri kapıyı açtı.
Adam hafifçe güldü.
"Her seferinde unutuyorum." dedi.
"En küçük anahtar açıyor."
İçeri girmedi.
Kapının önünde birkaç saniye durdu.
Sonra bana dönüp şöyle dedi:
"Hayatta da öyle değil mi?"
"En büyük kapıları bazen en küçük şeyler açıyor."
Teşekkür edip içeri girdi.
Ben ise olduğum yerde kaldım.
Kapı kapanmıştı.
Ama cümlesi hâlâ açıktı.
Yürümeye devam ettim.
Aklıma çocukluğum geldi.
Ne zaman üzülsem annem başımı okşardı.
Sorun çözülmezdi.
Ama içim hafiflerdi.
Demek ki insanın kalbini açan şey, bazen uzun konuşmalar değilmiş.
Kısacık bir dokunuşmuş.
Bir "Geçer." cümlesi...
Bir tebessüm...
Bir "Yanındayım." sözü...
Belki de bu yüzden bazı insanları yıllar geçse bile unutamıyoruz.
Bize büyük iyilikler yaptıkları için değil...
En zor anımızda küçücük bir umut oldukları için.
Sonra bir kafeye oturdum.
Masanın hemen yanında genç bir çocuk bilgisayarıyla çalışıyordu.
Garson çayını getirdi.
Çocuk teşekkür etti.
Garson giderken çocuk arkasından seslendi.
"Kolay gelsin."
Garson dönüp gülümsedi.
Belki o gün onlarca müşteriye hizmet etmişti.
Ama belki de içlerinden sadece biri ona bunu söylemişti.
Ne kadar kısa bir cümleydi.
İki kelime.
Ama insan bazen bütün gününü iki kelimeyle güzelleştirebilir.
İşte o zaman yaşlı adamın sözü yeniden aklıma geldi.
"En büyük kapıları bazen en küçük şeyler açıyor."
Belki bir kalbin kapısını...
Belki bir umudun...
Belki de yıllardır kimsenin çalmadığı bir yalnızlığın kapısını...
Eve dönerken cebimdeki ev anahtarını çıkardım.
Uzun uzun baktım.
Sonra düşündüm.
Her kapının bir anahtarı varsa...
İnsan kalbinin de vardır mutlaka.
Ama o anahtar demirden yapılmamıştır.
Ne cebimize sığar...
Ne de kaybolur.
Bir insanın kalbini açan anahtar...
Kibarlık olabilir.
Merhamet olabilir.
Vefa olabilir.
Bazen de sadece içten söylenmiş bir "Nasılsın?"
Hayat bana bugün şunu öğretti.
İnsanlar büyük sözleri unutabilir.
Ama küçük davranışları kolay kolay unutmaz.
Anahtar...
Kapıları açmaz sadece.
Bazı insanların içindeki sessizliği de açar.
Ve unutmayın...
Bir kapıyı zorlayarak açabilirsiniz.
Ama bir kalbi...
Ancak hak ederek açabilirsiniz.
