TESADÜF SEN kitap kapağı

9. bölüm / 30

BÖLÜM 9:BU MU KÖTÜ HABER ?

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 9:BU MU KÖTÜ HABER ?

Deniz

Hastanenin önünde durduğumuzda daha fazla beklemeden arabadan indim.

— Ben Bade'nin yanına gideceğim.

Cenk hemen arkamdan indi.

— Ben de geliyorum.

— Sen niye geliyorsun?

— Merak ettim.

— Cenk, sakın...

— Ne yapacağım ya?

Bana masum masum baktı.

Ben de gözlerimi devirdim.

— Tamam, gel.

İçeri girdik.

Koridorda ilerlerken Bade'yi gördüm.

Ama yanında biri daha vardı.

Tuğrul.

İkisi yan yana duruyordu.

Bir an durdum.

Cenk de benim yanımda durdu.

Sonra yüzüne baktım.

Cenk'in gözleri büyümüştü.

— Oğlum...

— Ne?

— Bizim komutan...

— Ne olmuş?

— Şşşt.

Cenk beni susturdu.

Sonra ikimize doğru yürüdü.

— Komutanım!

Tuğrul bize döndü.

— Ne oldu?

Cenk ellerini iki yana açtı.

— Bizsiz işimi kaynattınız komutanım!

Tuğrul kaşlarını çattı.

— Ne diyorsun sen?

Cenk Bade'ye, sonra Tuğrul'a baktı.

— Siz bizden önce sevgili olmuşsunuz!

Bade'nin gözleri kocaman açıldı.

— Ne?

— Yazıklar olsun komutanım! Nasıl bizden sonra tanışıp hemen sevgili oldunuz?

Deniz de şaşkınlıkla Bade'ye döndü.

— Bade, neden bana söylemedin?

Bade iyice şaşırdı.

— Neyi?

Cenk hemen araya girdi.

— Bade sen de saf ayağına yatma. Hepimizi kandırdınız!

Sonra bana döndü.

— Ben sana güvenmiştim baldız. Hani ilk bizim aramızı yapacaktın?

— Cenk!

— Ne var?

Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.

— Ne oluyor burada?

Sarp.

Cenk hiç düşünmeden ona döndü.

— Ne olacak doktor bey? Bade'yle komutanım sevgili olmuş. Gece gece hastanede buluşuyorlar, ben de bunu sonradan öğreniyorum.

Deniz başını salladı.

— Cenk neyse de Bade bana nasıl söylemez?

Sarp bir bana, bir Bade'ye, bir Tuğrul'a baktı.

— Bir dakika...

Hepimiz sustuk.

Sarp'ın yüzünde inanılmaz bir şaşkınlık vardı.

— Siz şimdi sevgili misiniz?

Tuğrul'un içinde garip bir mutluluk oluştu.

Ama Sarp'ın bunu bu kadar şaşkın söylemesi...

Nedense daha da hoşuna gitmişti.

Tam o sırada bir hemşire Sarp'a seslendi.

— Sarp Bey!

Sarp arkasını döndü.

— Geliyorum.

Sonra bize baktı.

— Siz devam edin.

Ve gitti.

Tuğrul Cenk'e döndü.

— Oğlum, sen yazar ol.

Cenk sırıttı.

— Ne oldu komutanım?

— Ne bu hayal gücü?

Cenk eliyle Bade ve Tuğrul'u gösterdi.

— Merak etmeyin, başrol ikinizi yapacağım.

Sonra Deniz'e döndü.

— Merak etme, sen benim hayatımın başrolündesin.

Deniz'in yüzü düştü.

— Sen...

Tuğrul hemen araya girdi.

— Anladığın gibi bir şey yok.

Bade de başını salladı.

— Evet, yanlış anladınız.

Tuğrul sakin bir şekilde ekledi.

— Kardeşim için buradayım.

Deniz kaşlarını kaldırdı.

— Ne kardeşi?

Bade cevap verdi.

— Nehir.

Deniz'in ağzı açık kaldı.

— Ne?

Sonra gözlerini Tuğrul'a çevirdi.

— Nehir'le Tuğrul kardeş mi?

Cenk bile sustu.

Deniz birkaç saniye sonra ellerini iki yana açtı.

— Pardon komutanım!

Tuğrul hafifçe gülümsedi.

— Şu an rütbede değiliz. Rahat olabilirsin.

Deniz başını salladı.

— Sana da teşekkür ederim. Nehir bahsetti. Ona çok yardımcı olmuşsun. Senin Deniz olduğunu bilmiyordum.

Tuğrul başını salladı.

— Teşekkür edilecek bir şey yapmadım.

Deniz gülümsedi.

— Hepsi Nehir'i sevdiğim içindi.

Tuğrul bir şey demedi.

---

Tam o sırada koridordan iki hemşire geçti.

Bizi görünce bir tanesi Bade'ye gülümsedi.

— Hayırlı olsun Bade'cim.

Bade'nin gözleri açıldı.

— Ne?

Hemşire güldü.

— Komutanla sevgiliymişsiniz ya.

Yanındaki hemşire de gülmeye başladı.

— Ayşe duymuş.

İkisi de yürüyüp gitti.

Bade'nin yanakları kızardı.

Cenk hemen fark etti.

— Sen kızardın mı?

Bade daha da utandı.

Tuğrul ona baktı.

Deniz de Bade'nin yüzüne bakıp:

— Ateşin mi var?

Cenk kahkaha attı.

— Ne ateşi? Utandı kız!

Deniz başını iki yana salladı.

— Şimdi bu konu herkese yayılmıştır.

Tam o sırada Nehir odasından çıktı.

Koşarak Tuğrul'un yanına geldi ve koluna vurdu.

— Bademi benden alamazsın!

Tuğrul şaşkınlıkla ona baktı.

— Ne diyorsun sen?

Nehir ellerini beline koydu.

— Duydum!

— Neyi duydun?

— Siz evleniyormuşsunuz!

Deniz'in ağzı açık kaldı.

— Yok artık.

Cenk kahkaha attı.

— Var artık!

Tuğrul başını iki yana salladı.

— Cenk, senin ağzının yayını seveyim kardeşim.

Bade utanarak Tuğrul'a baktı.

— Ben özür dilerim.

Tuğrul ona döndü.

— Neden?

— Eğer sevgilin falan varsa... Açıklama yaparım. Hastanedekilere de söylerim.

Cenk hemen araya girdi.

— Onun sevgilisi yok, merak etme.

Tuğrul Cenk'e baktı.

— Sen neden konuşuyorsun?

Sonra Deniz ve Cenk'e döndü.

— Ayrıca özür dilemesi gereken iki kişi karşımızda.

Deniz hemen ellerini kaldırdı.

— Kusura bakmayın ya.

Cenk de başını eğdi.

— Ben de özür dilerim komutanım.

Tam o sırada bir hemşire geldi.

— Bade Hanım, hasta geldi.

Bade başını salladı.

— Kusura bakmayın, gitmem lazım.

Ve hızlıca uzaklaştı.

Cenk arkasından baktı.

Tuğrul hiçbir şey demeden ona döndü.

— Cenk.

— Efendim?

— On kilo patates soydurup seni yüz tur parkurda koşturmaz mıyım ben oğlum?

Cenk Deniz'e döndü.

— İşte bu yüzden o resmi çektim.

Tuğrul anında döndü.

— Ne resminden bahsediyorsun lan?

Cenk cebinden telefonunu çıkardı.

— Bana bu işleri yapmamam için isteyeceğiniz bir resim tabii.

Bir an durdu.

— Gerçi bir şey daha var ama onu özel olarak konuşmayı düşünüyorum.

Tuğrul'un kaşları çatıldı.

— Ne anlatıyorsun sen?

Cenk telefonunu ona uzattı.

— Bundan bahsediyorum.

Tuğrul ekrana baktı.

Bir anda gözleri büyüdü.

Fotoğraf.

Kendisinin uyurken Bade'nin yanında olduğu fotoğraf.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra dudaklarının kenarında küçücük bir gülümseme oluştu.

Cenk hemen yakaladı.

— Bakın, güldünüz.

Tuğrul başını kaldırdı.

— Kes.

— Resim sadece bende var.

Cenk telefonu cebine koydu.

— Tabii isterseniz sizde de olur.

— Cenk...

— Ama bir şartla.

— Yürü git lan askeriyeye. Ne işin var senin burada?

Cenk hemen:

— Deniz dedi gelmemi.

Deniz'in gözleri açıldı.

— Ben ne zaman dedim sana öyle bir şey?

— Az önce.

— Demedim!

— Dediniz.

— Demedim!

Cenk her söylediğini kendi lehine çevirmeye devam etti.

— Ses tonunuzdan anladım.

— Cenk!

— Ayrıca gözleriniz söyledi.

— Benim gözlerim sana ne söyledi?

— Gel, Cenk. Yanımda ol, dedi.

Deniz elini yüzüne kapattı.

Tuğrul ikisine bakıyordu.

Sonra Nehir'i gördü.

Cenk onu kucağına almıştı.

— Gel bakalım küçük hanım.

Nehir kıkırdadı.

Cenk onu odaya götürdü.

Tuğrul da peşlerinden gitti.

---

Nehir

— Abi cidden evlenecek misiniz?

Tuğrul'un yüzüne baktım.

— Kim dedi sana bunu?

— Cenk'le yanına bir hemşire geldi.

— Ne dedi?

— Hemşire dedi.

Tuğrul gözlerini devirdi.

— Onu anladım.

— Sonra bana inanmazsan Cenk Bey'e sor dedi.

Tuğrul derin bir nefes aldı.

— Sonra?

— Ben de sordum.

— Ne dedi?

— Biraz üzgün gibiydi.

— Niye?

— Bilmiyorum.

—Sonra bana badeyi abin hem benden hem de senden aldı dedi.

Nehir'in koluna vurdu.

— Hadi seni anladım da o önlük ne alaka?

Kaşlarımı çattım.

— Ne önlüğü?

— Şu bahsettiğin kişi.

— Doktor Cenk.

— Abi, sen demedin mi kimseye takma ad takmak yok diye? Sen niye yapıyorsun?

Tuğrul omuz silkti.

— Hak ediyor.

Güldüm.

Sonra aklıma başka bir şey geldi.

— Haa, bir şey daha oldu.

Tuğrul bana baktı.

— Ne oldu?

— Cenk doktor giderken bana dedi ki, “Abinle Bade'nin arasında bir şey yok demi?”

Tuğrul'un yüzü düştü.

— Ya sabır...

Ben devam ettim.

— Ama çok değişik bakıyordu.

— Sonra?

— Ben de “Bademi ne sana ne abime veririm, uzak durun,” dedim.

Tuğrul gözlerini kapattı.

— Ya sabır.

Gülmeye başladım.

— Sonra o da “Abine vermediğin sürece sıkıntı olmaz. Bu konuştuklarımızı Bade'ye deme,” dedi.

Tuğrul başını iki yana salladı.

— Ben neden sizinle uğraşıyorum?

Gülerek ona sarıldım.

— Çünkü beni seviyorsun.

Tuğrul bir şey demedi.

Bir süre sonra gözlerim ağırlaşmaya başladı.

Tuğrul yatağın kenarına oturdu.

Ben de uykuya daldım.

---

Tuğrul

Nehir uyuduktan sonra odadan çıktım.

Koridorda birkaç adım ilerlemiştim ki karşıdan Bade'nin geldiğini gördüm.

Beni görünce gülümsedi.

Yanıma geldi.

— Nehir nasıl uyudu?

— Evet.

— Güzel.

Bir an sessizlik oldu.

Sonra Bade'nin yüzündeki ifade değişti.

— Kötü bir haberim var.

Kaşlarımı çattım.

— Ne oldu? İyi misin?

Bade hemen başını salladı.

— Ben iyiyim ama...

— Ama?

— Hastanede herkes bizi sevgili sanıyor.

Bir an durdum.

— Bu mu kötü haber?

İçimden geçen düşünceyle hemen kendime kızdım.

Ne diyom ben?

Ama haksız da değildim.

Ne güzel, herkes öğrenmiş. Ona göre davranırlar.

Bade ise söylediklerimi düşünüyordu.

— Ben yarın çoğuna söylerim öyle bir şey olmadığını. Açıklamaya çalıştım ama dinlemediler.

— Önemli değil.

Bade bana baktı.

— Değil mi?

— Kendini stres altında hissetme. Birkaç güne unutulur.

Bade hafifçe başını salladı.

— Öyle diyorsan...

Tam o sırada telefonum çaldı.

Ekrana baktım.

— Gitmem lazım.

— Tamam.

Birkaç adım attım.

Arkamdan Bade'nin sesi geldi.

— Dikkat et.

Dönüp ona baktım.

— Sen de.

Sonra hastaneden çıktım.

Ama arabaya yürürken aklımda tek bir şey vardı.

“Bu mu kötü haber?”

Kendi kendime hafifçe gülümsedim.

Sonra başımı iki yana salladım.

— Oğlum, iyice gittin sen.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

165okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…