TESADÜF SEN kitap kapağı

22. bölüm / 30

BÖLÜM 22: YANINDA

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 22: YANINDA

Ertesi sabah...

Bade gözlerini açtığında ilk düşündüğü şey Nehir oldu.

Dün yaşanan saatler hâlâ zihnindeydi.

Ameliyathanenin önündeki uzun bekleyiş...

Tuğrul'un bir an olsun yerinde duramaması...

Kendisinin sürekli saate bakması...

Ve sonunda doktorun karşılarına geçip ameliyatın başarılı geçtiğini söylemesi...

Bade, yatağından doğrulurken derin bir nefes aldı.

İçinde garip bir huzur vardı.

Nehir iyiydi.

En azından şimdilik.

Telefonunu eline aldı.

Ekranda birkaç mesaj vardı.

Deniz'den.

Deniz: Uyandın mı?

Bade cevap yazdı.

Bade: Uyandım.

Mesaj hemen geldi.

Deniz: Hastaneye gidecek misin?

Bade birkaç saniye düşündü.

Bade: Evet.

Deniz: Tahmin etmiştim.

Bade: Nehir'i merak ediyorum.

Deniz: Sen onu merak ediyorsun da kendini hiç merak etmiyorsun.

Bade gülümsedi.

Deniz'i tanıyordu.

Bade: Ben iyiyim.

Deniz: Her zamanki yalanın.

Bade telefonu yatağın üzerine bıraktı.

Deniz haklıydı.

Ama bugün kendisini düşünmek istemiyordu.

Nehir'i görmek istiyordu.

Üzerini değiştirip hastaneye doğru yola çıktı.

Hastaneye geldiğinde dünün aksine koridorlarda daha sakin bir hava vardı.

Bade asansörden çıkıp Nehir'in bulunduğu kata geldi.

Kapıya yaklaşırken içeriden konuşma sesleri duydu.

Kapıyı hafifçe araladı.

Tuğrul içerideydi.

Sandalyede oturmuş, başını yatağın kenarına yaslamıştı.

Nehir ise gözlerini açmış, tavana bakıyordu.

Bade kapıyı biraz daha açtı.

Nehir onu görür görmez gülümsedi.

“Bade abla!”

Tuğrul da başını kaldırdı.

Bade içeri girdi.

“Günaydın.”

Nehir hemen,

“Günaydın!” diye karşılık verdi.

Tuğrul ise sadece gülümsedi.

Bade yatağın yanına geldi.

“Nasıl hissediyorsun?”

Nehir biraz düşündü.

“İyiyim.”

“Bir yerin ağrıyor mu?”

“Biraz.”

“Bu normal.”

Nehir yüzünü buruşturdu.

“Ben ne zaman kalkacağım?”

Tuğrul hemen araya girdi.

“Daha yeni ameliyattan çıktın.”

“Eee?”

“Dinleneceksin.”

“Ne kadar?”

“Doktor ne derse o kadar.”

Nehir suratını astı.

“Çok sıkıcısın.”

Bade gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Tuğrul kaşlarını kaldırdı.

“Ben mi sıkıcıyım?”

“Evet.”

“Dün ameliyattan çıkarken çok seviyordun beni.”

Nehir hiç düşünmeden cevap verdi.

“Dün korkuyordum.”

Bade kahkahayı tutamadı.

Tuğrul ona döndü.

“Sen de gül.”

“Ben bir şey demedim.”

“Gülüyorsun ama.”

“Çünkü haklı.”

Nehir yatağında hafifçe doğrulmaya çalıştı.

Bade hemen elini uzattı.

“Yavaş.”

“Bade abla.”

“Efendim?”

“Lunaparka ne zaman gidiyoruz?”

Bade ile Tuğrul aynı anda birbirlerine baktılar.

Tuğrul derin bir nefes verdi.

“Daha ameliyatının üzerinden bir gün geçti.”

“Eee?”

“Lunapark yok.”

Nehir'in yüzü düştü.

“Ama söz verdiniz.”

Bade hemen Tuğrul'a baktı.

“Biz söz verdik.”

“Ben söz vermedim.”

Nehir gözlerini kıstı.

“Abim.”

“Efendim?”

“Sen dün bana korkma dedin.”

“Dedim.”

“Ben korkmadım.”

“Evet.”

“O zaman lunapark.”

Tuğrul bir süre sessiz kaldı.

Bade gülümseyerek,

“Kaybettin,” dedi.

Tuğrul ona baktı.

“Sen de destekliyorsun.”

“Ben sadece sözümüzü tutmamız gerektiğini düşünüyorum.”

Nehir gülümsedi.

“Bade abla beni anlıyor.”

Tuğrul başını iki yana salladı.

“İkiniz birlik olmuşsunuz.”

Nehir kıkırdadı.

Bade onun saçlarını düzeltti.

“Önce tamamen iyileşeceksin.”

“Sonra?”

“Sonra lunapark.”

Nehir hemen,

“Söz mü?”

“Söz.”

“Sen de geleceksin.”

Bade bir an durdu.

“Ben mi?”

“Evet.”

“Olur.”

Nehir bu kez Tuğrul'a döndü.

“Sen de.”

Tuğrul istemeyerek başını salladı.

“Ben de.”

Nehir'in yüzü yeniden güldü.

“Tamam.”

O sırada Tuğrul'un annesi içeri girdi.

Elinde birkaç şey vardı.

Nehir'in yüzünü görünce gülümsedi.

“Benim güzel kızım uyanmış.”

Nehir,

“Uyandım,” dedi gururla.

Kadın yatağın yanına gelip kızının alnına bir öpücük kondurdu.

“Nasıl hissediyorsun?”

“İyiyim.”

Sonra Bade'ye baktı.

“Sen de gelmişsin.”

Bade gülümsedi.

“Tabii.”

Kadın Bade'nin elini tuttu.

“Dün senin de çok yorulduğunu gördüm.”

“Ben iyiyim.”

“Sen de hep bunu söylüyorsun.”

Bade hafifçe güldü.

“Galiba herkes aynı şeyi söylüyor.”

Tuğrul araya girdi.

“Çünkü herkes kendisini olduğundan daha iyi göstermeye çalışıyor.”

Bade ona baktı.

“Sen de dahil.”

“Ben dahil.”

Kadın ikisine bakıp belli belirsiz gülümsedi.

“Ben biraz aşağıya ineceğim. Nehir'in babası da gelecek.”

Nehir hemen,

“Baba da gelecek mi?”

“Gelecek.”

“Tamam.”

Kadın çıktıktan sonra odada kısa bir sessizlik oldu.

Bade Nehir'in yanına oturdu.

Tuğrul ise pencerenin önüne geçti.

Bade onu izledi.

Dün gece boyunca kardeşi için ne kadar endişelendiğini görmüştü.

Şimdi ise bunu belli etmemeye çalışıyordu.

Sanki korktuğunu kabul ederse güçlü tarafını kaybedecekmiş gibi.

Bade sessizce sordu.

“Sen ne zaman eve gittin?”

Tuğrul ona döndü.

“Gitmedim.”

Bade'nin kaşları çatıldı.

“Ne?”

“Gece burada kaldım.”

“Tuğrul...”

“Ne?”

“Hiç mi uyumadın?”

“Biraz.”

“Biraz ne?”

“Bir saat.”

Bade'nin yüzündeki ifade değişti.

“Sen ciddi misin?”

Tuğrul omuz silkti.

“İyiyim.”

Bade başını iki yana salladı.

“Seninle konuşmak gerçekten zor.”

“Biliyorum.”

“Dün de iki saat uyudun.”

“Bugün daha fazla uyurum.”

“Ne zaman?”

Tuğrul düşündü.

“Bu gece.”

Bade ona inanmayarak baktı.

“Göreceğiz.”

Tuğrul'un dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

“Bana güvenmiyorsun.”

Bade'nin yüzündeki gülümseme bir anda durdu.

Tuğrul bunu fark etti.

İkisi birkaç saniye sessizce birbirine baktı.

Sonra Tuğrul daha sakin bir sesle konuştu.

“Şaka yaptım.”

Bade başını salladı.

“Biliyorum.”

Ama o kelime, ikisinin de aklına iki gün önceki konuşmayı getirmişti.

Bade gözlerini Nehir'e çevirdi.

Tuğrul da başka bir şey söylemedi.

Bir süre sonra Nehir'in gözleri ağırlaşmaya başladı.

Bade bunu fark edip sesini alçalttı.

“Uykun geldi mi?”

Nehir başını salladı.

“Biraz.”

“Uyu o zaman.”

“Sen gidecek misin?”

“Hayır.”

“Gerçekten?”

“Gerçekten.”

Nehir gözlerini kapattı.

Bade onun saçlarını yavaşça okşadı.

Birkaç dakika içinde Nehir yeniden uykuya daldı.

Oda sessizleşti.

Tuğrul da pencerenin önünden ayrılıp kapıya doğru ilerledi.

Bade ona baktı.

“Ne yapıyorsun?”

“Biraz hava alacağım.”

“Ben de geleyim.”

Tuğrul başını salladı.

“Gel.”

İkisi koridora çıktı.

Birkaç adım boyunca sessizce yürüdüler.

Sonunda Tuğrul durdu.

“Dün söylediklerini düşündüm.”

Bade'nin kalbi hafifçe hızlandı.

“Hangilerini?”

“Bana anlattıklarını.”

Bade başını eğdi.

“Keşke anlatmasaydım diye düşündün mü?”

“Hayır.”

“Pişman olmadın mı?”

“Hayır.”

“Peki?”

Tuğrul birkaç saniye sustu.

“Senin bana güvenmen benim için önemli.”

Bade gözlerini kaldırdı.

“Ama senden hemen güvenmeni beklemiyorum.”

Bade'nin gözleri doldu.

“Bunu söylediğinde...”

“Ne?”

“İçim rahatlıyor.”

Tuğrul ona baktı.

“Çünkü senden bir şey istemiyorum, Bade.”

“Biliyorum.”

“Bana güvenmek zorunda değilsin.”

Bade hafifçe başını salladı.

“Ama ben istiyorum.”

Tuğrul'un bakışları değişti.

“Ne istiyorsun?”

“Sana güvenmek.”

Bu kez sessizlik daha uzun sürdü.

Bade devam etti.

“Bunun kolay olmayacağını biliyorum.”

“Biliyorum.”

“Bazen saçma şeylerden korkabilirim.”

“Biliyorum.”

“Bazen hiçbir şey olmamışken senden uzaklaşabilirim.”

“Biliyorum.”

Bade şaşkınlıkla baktı.

“Sen her şeye biliyorum diyorsun.”

Tuğrul hafifçe güldü.

“Çünkü seni dinliyorum.”

Bu cümle Bade'nin içinde bir yere dokundu.

“Beni dinliyorsun.”

“Evet.”

“Çoğu insan dinliyor gibi yapıyor.”

“Ben yapmıyorum.”

Bade birkaç saniye ona baktı.

Sonra,

“Teşekkür ederim,” dedi.

Tuğrul başını hafifçe eğdi.

“Ben teşekkür ederim.”

“Sen neden?”

“Bana bir şeyleri anlatmaya başladığın için.”

Bade gözlerini kaçırdı.

“Daha anlatacağım çok şey var.”

“Ne zaman istersen.”

“Belki zamanla.”

“Ben beklerim.”

Bade bu kez gülümsedi.

“Biliyorum.”

Tam o sırada odanın içinden bir ses geldi.

“Bade abla!”

İkisi de aynı anda kapıya döndü.

Nehir uyanmıştı.

Bade hemen odaya girdi.

“Ne oldu?”

Nehir gözlerini ovuşturdu.

“Susadım.”

Bade suyu aldı.

“Yavaş iç.”

Nehir birkaç yudum içtikten sonra yeniden yatağa yaslandı.

Sonra Tuğrul'a baktı.

“Abim.”

“Efendim?”

“Bade ablayı üzdün mü?”

Tuğrul şaşırdı.

“Hayır.”

Nehir Bade'ye baktı.

“Emin misin?”

Bade gülümsedi.

“Eminim.”

Nehir rahatladı.

Sonra birden,

“Sen Bade ablayı seviyorsun.”

Tuğrul olduğu yerde kaldı.

Bade'nin yüzü kızardı.

“Nehir!”

“Ne?”

“Öyle şeyler konuşma.”

“Ama doğru.”

Tuğrul boğazını temizledi.

“Nehir, sen biraz fazla konuşuyorsun.”

Nehir kıkırdadı.

“Ben görüyorum.”

“Sen ne görüyorsun?”

“Sen Bade abla gelince gülümsüyorsun.”

Bade'nin gözleri Tuğrul'a kaydı.

Tuğrul ise bu kez gerçekten ne diyeceğini bilemedi.

Nehir devam etti.

“Bade abla da seni görünce gülümsüyor.”

Bade hemen,

“Ben herkese gülüyorum.”

Nehir başını iki yana salladı.

“Hayır.”

“Evet.”

“Hayır.”

Tuğrul ilk kez Nehir'in tarafını tuttu.

“Bence de hayır.”

Bade şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen sus.”

Tuğrul güldü.

Nehir de gülmeye başladı.

Odanın havası bir anda değişmişti.

Dün saatlerce korkuyla bekleyen insanların yerine bugün küçük bir kızın kahkahası vardı.

Bade o an bunun ne kadar değerli olduğunu düşündü.

Bazı günler insanın elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Sadece bekliyordu.

Ama bazı günler...

Sadece birinin gülmesi bile yetiyordu.

Öğleye doğru doktor kontrol için geldi.

Nehir'in değerlerini kontrol etti.

Birkaç soru sordu.

Sonra ailesine dönüp,

“Şimdilik durumu gayet iyi. Dinlenmesi gerekiyor. Bugün ve yarın biraz daha dikkatli olacağız. Her şey yolunda giderse kısa süre içerisinde taburcu olabilir,” dedi.

Nehir'in gözleri parladı.

“Sonra lunapark?”

Doktor gülümseyerek,

“Önce iyileşmek,” dedi.

Nehir dudaklarını büktü.

“Tamam.”

Doktor çıktıktan sonra Nehir hemen Bade'ye baktı.

“Duydun.”

“Duydum.”

“Lunapark.”

“Duydum.”

“Gideceğiz.”

“Evet.”

Sonra Tuğrul'a döndü.

“Abim.”

“Efendim?”

“Hazır ol.”

Tuğrul başını geriye yasladı.

“Ben neden sürekli tehdit ediliyorum?”

Bade güldü.

“Çünkü Nehir seni çok seviyor.”

Tuğrul ona baktı.

“Sen de.”

Bade bir an sustu.

Nehir ikisine bakıyordu.

Bade hafifçe gülümsedi.

“Evet.”

Tuğrul'un yüzündeki ifade yumuşadı.

Nehir gözlerini kapatıp yeniden uyumaya başladı.

Bade ile Tuğrul odanın içinde sessizce kaldılar.

Birkaç dakika sonra Bade pencereye doğru yürüdü.

Dışarı baktı.

Hava açıktı.

Dün yaşadıkları korkunun ardından bugün her şey daha aydınlık görünüyordu.

Tuğrul yanına geldi.

“Ne düşünüyorsun?”

“Hiç.”

“Yalan.”

Bade gülümsedi.

“Bazen senin yanında susmak güzel.”

Tuğrul başını salladı.

“Ben de senin yanında susmayı seviyorum.”

Bade ona baktı.

“Bu garip.”

“Ne?”

“Eskiden sessizlik beni korkuturdu.”

“Şimdi?”

“Şimdi sen yanımdaysan korkutmuyor.”

Tuğrul cevap vermedi.

Sadece ona baktı.

Bade gözlerini dışarı çevirdi.

“Sanırım biraz değişiyorum.”

“Bence değişmiyorsun.”

“Ne yapıyorum?”

“İçinde olanı saklamamayı öğreniyorsun.”

Bade'nin gözleri doldu.

“Bunu yapabilir miyim bilmiyorum.”

“Yavaş yavaş.”

“Ya yine korkarsam?”

“Kork.”

Bade ona döndü.

“Ne?”

“Korkabilirsin.”

Tuğrul'un sesi sakindi.

“Benden korktuğunda bile söyle. Kızdığında söyle. Uzaklaşmak istediğinde söyle. Ama ne hissettiğini kendine saklama.”

Bade bir süre ona baktı.

Sonra başını salladı.

“Tamam.”

“Tamam mı?”

“Tamam.”

Tuğrul hafifçe gülümsedi.

Bade de gülümsedi.

O sırada içeriden Nehir'in uykulu sesi duyuldu.

“Bade abla...”

Bade hemen içeri girdi.

“Efendim?”

Nehir gözlerini yarım açtı.

“Gitme.”

Bade yatağın kenarına oturdu.

“Gitmiyorum.”

“Tuğrul abi de?”

Tuğrul kapının yanında belirdi.

“Ben de gitmiyorum.”

Nehir rahatladı.

Gözlerini yeniden kapattı.

Bade, Nehir'in elini tuttu.

Tuğrul ise kapının yanında durdu.

Bir süre sonra Nehir yeniden uykuya daldı.

Bade onun elini bırakmadı.

Tuğrul da hiçbir şey söylemeden yanında kaldı.

Bade o an anladı.

Güven bazen büyük sözlerle kurulmazdı.

Bazen sadece biri “Gitme” dediğinde kalmaktı.

Bazen “Korkuyorum” dediğinde kaçmamaktı.

Bazen de hiçbir şey söylemeden aynı odada sessizce beklemekti.

Ve Bade artık Tuğrul'un yanında beklemekten korkmuyordu.

Belki hâlâ geçmişi vardı.

Belki hâlâ bazı geceler babasının yaptığı şey aklına gelecekti.

Belki bir gün yine şüphe edecekti.

Ama bugün ilk kez geçmişindeki birinin hatasının, gelecekte karşısına çıkacak herkesin kaderi olmadığını düşünmeye başlamıştı.

Tuğrul'a baktı.

Tuğrul da ona bakıyordu.

Bade hafifçe gülümsedi.

Tuğrul da karşılık verdi.

İkisinin arasında söylenmemiş onlarca şey vardı.

Ama bu kez Bade o sessizlikten korkmadı.

Çünkü artık biliyordu.

Bazı insanlar gerçekten kalıyordu.

Ve bazen bir insanın sana verdiği en büyük güvence, söylediği sözler değil...

Söylediği sözlerin arkasında gerçekten durmasıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…