TESADÜF SEN kitap kapağı

13. bölüm / 30

BÖLÜM 13: ÖZÜR DİLERİM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 13: ÖZÜR DİLERİM

TUĞRUL

Gecenin sessizliği, telsizden gelen kısa konuşmalarla bölünüyordu.

Yıldırım Tim günlerdir süren görevin son aşamasındaydı.

Herkes yorgundu.

Ama kimse bunu belli etmiyordu.

Tuğrul elindeki telsizi sıkıca tutarken karşısındaki araziyi dikkatle izledi.

— Hedef binada, dedi Cenk alçak sesle.

Tuğrul başını hafifçe salladı.

— Herkes yerini korusun. Kimse benden habersiz hareket etmeyecek.

Tim üyeleri sessizce dağıldı.

Bir süre sonra içeriden hareketlilik duyuldu.

Tuğrul elini kaldırdı.

Herkes hazırlandı.

Kapının açılmasıyla birlikte ekip hızlıca harekete geçti. Şüpheli, kaçmaya çalışırken çıkış noktasında diğer ekip üyeleri tarafından durduruldu.

— Yere yat! Ellerini görebileceğimiz yerde tut!

Adam bir an direnecek gibi oldu ama karşısındaki ekip sayısını görünce teslim olmak zorunda kaldı.

Cenk yanına gidip kelepçeyi taktı.

— Tamamdır komutanım.

Tuğrul birkaç saniye daha çevreyi kontrol etti.

— Çevre temiz mi?

— Temiz.

Tuğrul derin bir nefes aldı.

Sonra telsizini eline götürdü.

— Yıldırım Timi görevi başarıyla tamamladı.

Telsizden kısa bir sessizlik oldu.

Ardından karşı taraftan ses geldi.

— Anlaşıldı Yıldırım Timi. Görev tamamlandı. Geri dönüş yapın.

Tuğrul telsizi indirdi.

Günlerdir bekledikleri o cümle sonunda gelmişti.

Görev bitmişti.

Cenk hafifçe gülümsedi.

— Sonunda.

Tuğrul ona baktı.

— Araçlara geçin.

Herkes yorgun adımlarla araçlara doğru ilerledi.

Deniz aracın kapısını açmadan önce cebinden telefonunu çıkardı.

Ekrana baktı.

Bade'nin mesajı hâlâ cevap bekliyordu.

Bir an düşündü.

Sonra yazdı:

"Bade, dönüyoruz. Görev bitti."

Mesajı gönderdi.

Telefonu cebine koydu.

Ama Bade'den cevap gelmedi.

Deniz kaşlarını çattı.

— Nerede kaldın sen?

Telefonunu tekrar kontrol etti.

Hâlâ cevap yoktu.

---

BADE

Köyün küçük sağlık odasının önünde uzun bir sıra vardı.

Bade elindeki dosyayı kapatıp karşısındaki yaşlı adama gülümsedi.

— Amca, biraz yüksek sesle konuşabilir misiniz? Sizi tam duyamadım.

Yaşlı adam gülümseyerek başını salladı.

— Kızım, yaşlandık artık. Eskisi gibi değiliz.

Bade gülümseyerek tansiyonunu kontrol etti.

— Yaşlanmak ayıp değil ki.

Adamın yüzünde sıcak bir tebessüm oluştu.

— Allah razı olsun kızım.

— Sağlığınıza dikkat edin yeter. İlaçlarınızı düzenli kullanıyorsunuz değil mi?

— Kullanıyorum, kullanıyorum.

Bade başını salladı.

— Güzel. Bir de bol bol dinleneceksiniz.

Yaşlı adam ellerini kaldırdı.

— Allah seni de korusun kızım. İşiniz gücünüz rast gitsin.

Bade bir an durdu.

— Amin.

Adam gittikten sonra başka bir yaşlı kadın içeri girdi.

Bade onu da dikkatlice muayene etti.

Kadının elleri titriyordu.

Bade elini hafifçe tuttu.

— Korkmayın, tamam mı? Buradayız.

Kadın gözlerini doldurarak başını salladı.

— Kızım, sizi Allah gönderdi buraya.

Bade gülümsedi.

— Biz sadece işimizi yapıyoruz.

— Olsun. İnsan bazen bir doktorun yüzünü görünce bile rahatlıyor.

Bade'nin gülümsemesi biraz daha büyüdü.

— O zaman bugün biraz daha fazla gülümseyelim.

Kadın da gülümsedi.

Bade içinden derin bir nefes aldı.

Biraz ileride çocuklar birbirleriyle konuşuyor, bazıları sağlık ekibinin yanına gelip merakla onları izliyordu.

Bade bir çocuğun yanına eğildi.

— Senin adın ne?

— Mehmet.

— Kaç yaşındasın Mehmet?

— Sekiz.

— Sekiz mi? Kocaman olmuşsun sen.

Çocuk gururla başını kaldırdı.

— Ben büyüyünce doktor olacağım.

Bade şaşırmış gibi yaptı.

— Gerçekten mi?

— Evet.

— O zaman çok çalışman lazım.

Çocuk ciddi ciddi başını salladı.

— Çalışacağım.

Bade gülerek saçını düzeltti.

— Söz mü?

— Söz.

Tam o sırada okul tarafından genç bir kadın yanlarına geldi.

Uzun kahverengi saçları sırtına kadar uzanıyor, buğday teni ve sakin yüzü dikkat çekiyordu.

— Merhaba, dedi.

Bade ayağa kalktı.

— Merhaba.

Kız okul binasına doğru baktı.

— Siz sağlık ekibisiniz, değil mi?

— Evet.

— Çocukların aşılarını da siz mi yapacaksınız?

Bade başını salladı.

— Evet. Buradaki işlerimiz bitince okula geçeceğiz.

Öğretmen rahatlamış bir ifadeyle gülümsedi.

— Tamam. Çocukları sınıflarda toplarım.

— Çok iyi olur.

— Ben Elif bu arada.

— Bade.

Elif elini uzattı.

— Memnun oldum.

— Ben de.

Bade tekrar çocuklara baktı.

— Hadi bakalım, birazdan okula geliyoruz.

Çocuklardan biri sevinçle bağırdı.

— Aşı mı olacağız?

Bade gülmeye başladı.

— Evet ama korkmak yok.

— Ben korkmam!

— Aferin sana.

Bade çantasını toparladı.

Yanındaki hemşireye döndü.

— Biz okula geçelim. Buradaki işleri de arkadaşlar devam ettirsin.

Hemşire başını salladı.

Tam o sırada Cenk yanlarına geldi.

— Ben de geleyim.

Bade ona baktı.

— Sen burada kal. Birazdan gelenler olacak.

— Emin misin?

— Eminim. Burayı da birinin kontrol etmesi lazım.

Cenk başını salladı.

— Tamam. Dikkatli olun.

Bade ve hemşire Elif'le birlikte okul tarafına doğru yürümeye başladılar.

Bade birkaç adım attıktan sonra durdu.

Çocukların sesleri hâlâ uzaktan geliyordu.

Ve sonra...

Büyük bir patlama sesi duyuldu.

Bade'nin gözleri büyüdü.

Okul tarafındaki insanlar bir anda bağırmaya başladı.

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

— Çocuklar!

Elif koşmaya başladı.

Bade de arkasından koştu.

— Çocukları çıkarın! Hemen!

---

TUĞRUL

Araçların içindeki sessizlik, telsizden gelen sesle bir anda bozuldu.

— Yıldırım Timi, acil durum. Bulunduğunuz bölgeye yakın olan bedir köyünde patlama meydana geldi. Acilen olay yerine intikal edin.

Tuğrul başını kaldırdı.

— Hangi köy?

Cenk telsize uzanmaya çalışırken Deniz araya girdi.

— Hangi köy dediniz?

Telsizden köyün adı tekrar edildi.

Deniz'in yüzü bir anda değişti.

— Bade...

Tuğrul ona döndü.

— Ne oldu?

Deniz birkaç saniye konuşamadı.

— Bade bugün oraya gidecekti.

Tuğrul'un yüzündeki bütün ifade silindi.

— Nasıl?

— Köyde hastane yokmuş. Sağlık ekibini oraya göndermişler.

Tuğrul'un sesi sertleşti.

— Nereden biliyorsun?

— Bade söyledi. Bana mesaj atmıştı.

Tuğrul bir an telefonuna baktı.

Sonra başını kaldırdı.

— Hızlı sürün.

Şoför gaza bastı.

— Komutanım...

— Hızlı!

Deniz telefonunu tekrar çıkardı.

Bade'yi aradı.

Telefon çalıyordu.

Ama açan yoktu.

Bir kez daha aradı.

Yine cevap yoktu.

Tuğrul önündeki yola bakıyordu.

Aklında tek bir cümle vardı.

Bade bugün oraya gidecekti.

---

BADE

Okulun bahçesinde çocukların sesleri birbirine karışıyordu.

Elif çocukları binadan çıkarmaya çalışıyordu.

— Hadi! Çabuk! Hepiniz dışarı!

Bade bir çocuğun elinden tuttu.

— Benimle gel.

Çocuk ağlamaya başlamıştı.

— Ablam nerede?

— Dışarıda. Hadi, birlikte bulacağız.

Bade çocuğu güvenli bir noktaya doğru yönlendirmeye çalışırken arkasından bir el kolunu yakaladı.

Bade irkildi.

— Bırak kolumu!

Karşısındaki adam sertçe onu kendine doğru çekti.

— İşimizi bozma kadın.

Bade ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

— Ne işi?

Adam cevap vermedi.

Bade kolunu kurtarmaya çalıştı.

— Bırak beni!

Tam o sırada Elif geri döndü.

Bade'nin kolunu tutan adamı görünce yanlarına koştu.

— Bıraksana kadını, pis katil!

Adam bir anda Elif'e döndü.

— Sen kime hakaret ediyorsun?

Elini beline götürdü.

Bade'nin gözleri büyüdü.

— Elif, geri çekil!

Ama her şey çok hızlı oldu.

Elif'in yanına çöken Bade, onu kendine doğru çekmeye çalıştı.

Adam tekrar Bade'ye döndü.

— Senin de sonun böyle olsun istemiyorsan benimle yürü.

Bade'nin elleri titriyordu.

Elif'e baktı.

— İyi misin?

Elif nefes almaya çalışarak başını salladı.

Bade bir elini onun omzuna koydu.

— Dayan.

Adam Bade'yi tekrar çekiştirdi.

— Yürü!

Bade gözyaşlarını tutamıyordu.

— Bırak beni...

— Sana kes sesini diyorum kadın!

Bade başını kaldırdı.

Ve o anda uzaktan gelen ayak seslerini duydu.

Bir anlığına her şey durmuş gibiydi.

Bade karşıya baktı.

Ve onu gördü.

Tuğrul.

---

TUĞRUL

Koşarak ilerlerken uzaktan onları gördüm.

Bir adam...

Ve onun yanında Bade.

Bir saniye bile düşünmedim.

Bade.

Adam onu kolundan çekiştiriyordu.

İçimde günlerdir susturduğum ne varsa bir anda ortaya çıktı.

Hızlı adımlarla onlara doğru yürüdüm.

Adam beni görünce durdu.

Alaycı bir gülümsemeyle başını kaldırdı.

— Hoş geldin komutan.

Gözlerimi adamdan ayırmadan konuştum.

— Kızı bırak.

Bade'ye baktım.

Gözlerinde korku vardı.

Ama başka bir şey daha gördüm.

Şaşkınlık.

Ve mahcubiyet.

Sanki beni karşısında gördüğü için ne yapacağını bilmiyordu.

Adam başını salladı.

— Hayır.

Bir adım daha attım.

— Kızı bırak.

Adam elini daha sıkı tuttu.

— Bir adım daha yaklaşırsan sıkarım.

Bade hemen araya girdi.

— Hayır... hayır!

Adam Bade'yi kendine doğru çekti.

— Yürü o zaman. Ağlayacağına yürü.

Bade geri geri ilerliyordu.

Ben de onunla aynı hızda ilerliyordum.

Gözlerimi bir an bile ondan ayırmadım.

— Sana son kez söylüyorum.

Bir adım daha attım.

— Beni vurabilirsin. Ama o kızı hiçbir yere götüremezsin.

Adamın yüzündeki ifade değişti.

Bade başını iki yana salladı.

— Tuğrul...

Sonra bir silah sesi duyuldu.

Bade'nin kısa bir çığlığıyla birlikte sendeledi.

— Bade!

Birkaç saniye içinde yere düştü.

Adam geri çekilip kaçmaya başladı.

Ben peşinden gitmedim.

Tek düşündüğüm Bade'ydi.

Yanına koşup diz çöktüm.

— Bade! İyi misin?

Bade gözlerini açmaya çalıştı.

— Ben... iyiyim...sen..

— Beni boş ver. Bana bak.

— Öğretmen...

Sesi çok zayıftı.

— Öğretmen bana yardım ediyordu... O...

Elif'e baktım.

Diğer ekip üyeleri hemen onun yanına yöneldi.

Bade tekrar bana baktı.

Gözleri kapanacak gibiydi.

— Gözlerini sakın kapatma.

Elimi onun omzuna koydum.

— Bana bak, tamam mı? Gözlerini kapatma.

Bade nefesini toparlamaya çalıştı.

— Tuğrul...

— Buradayım.

— Ben... özür dilerim..

Sesi giderek azaldı.

— Bana bak Bade.

Tam o sırada uzaktan bir başka silah sesi duyuldu.

Bade'nin gözleri ağırlaştı.

Tuğrul'un kalbi sanki göğsünün içinde durmuştu.

— Bade!

Ve o an, günlerdir kendisinden uzak tuttuğu korkunun aslında hiç gitmediğini anladı.

Sadece bekliyordu.

Tam zamanını bekliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…