TESADÜF SEN kitap kapağı

17. bölüm / 30

BÖLÜM 17: DÖNDÜĞÜNDE BURAYA GEL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 17: DÖNDÜĞÜNDE BURAYA GEL

BADE

Hastanenin bahçesinde yan yana oturuyorduk.

Tuğrul'un göreve gitmek için çok fazla zamanı kalmadığını biliyordum ama yine de konuşmak istiyordum.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra ona döndüm.

— Tuğrul...

— Efendim?

— Ben sana bir şey söylemek istiyorum.

— Dinliyorum.

Ellerimi dizlerimin üzerinde birleştirdim.

— Ben kolay kolay kimseye güvenemiyorum.

Tuğrul bir şey söylemedi.

Devam ettim.

— Hatta bazen biri bana iyi davrandığında bile nedenini sorguluyorum. Biri beni sevdiğini söylediğinde bile hemen inanamıyorum.

— Biliyorum.

— Nereden biliyorsun?

— Çünkü bana da uzun süre inanmadın.

Başımı eğdim.

— Haklısın.

— Sana kızmıyorum.

Ona baktım.

— Neden?

— Çünkü insanın güvenmesi için bir sebebe ihtiyacı vardır.

Bir an sustu.

— Ben sana o sebebi vermek istiyorum.

Kalbim hızlandı.

— Ya yine korkarsam?

— O zaman biraz daha bekleriz.

— Ya çok uzun sürerse?

Tuğrul hafifçe gülümsedi.

— Ben beklemeyi biliyorum.

Gözlerim doldu.

— Bazen seni anlamıyorum.

— Ben de seni anlamaya çalışıyorum.

Tam o sırada Tuğrul'un telefonu çaldı.

Telefonu cebinden çıkarıp ekrana baktı.

Yüzündeki ifade anında değişti.

Aramayı açtı.

— Tuğrul.

Birkaç saniye dinledi.

— Anlaşıldı.

Telefonu kapattı.

Ben hemen anladım.

— Görev mi?

Tuğrul başını salladı.

— Evet.

İçimde garip bir korku oluştu.

— Ne zaman çıkacaksınız?

— Hazırlanıp hemen.

— Uzun mu sürecek?

— Belli değil.

Başımı salladım.

— Dikkatli ol.

Tuğrul ayağa kalktı.

— Olacağım.

Ben de ayağa kalktım.

— Döndüğünde...

Sustum.

— Ne?

— Buraya gel.

Tuğrul gözlerimin içine baktı.

— Geleceğim.

Sonra arkasını dönüp hastanenin kapısına doğru yürüdü.

Ben de arkasından baktım.

Bu kez içimde korku vardı.

Ama ilk kez korkunun yanında başka bir şey de vardı.

Güven.

---

TUĞRUL

Hastaneden çıkıp otoparka doğru ilerliyordum.

Telefonumu cebime koyarken ileride tanıdık birini gördüm.

Bora.

Yanında kimse yoktu.

Bir an durdum.

— Bora!

Bora dönüp bana baktı.

— Komutanım?

Yanına gittim.

— Senin burada ne işin var?

Bora birkaç saniye sustu.

Sonra gülümseyerek:

— Elif'i görmeye geldim.

Kaşımı kaldırdım.

— Elif'i?

— Evet.

— Görev öncesi?

— Fırsat bulmuşken uğrayayım dedim.

Başımı salladım.

— Nasıl?

— İyi.

— Güzel.

Bora bana baktı.

— Siz nasılsınız komutanım?

— İyiyim.

Bora hafifçe gülümsedi.

— Bade'yle konuşmuşsunuz.

Bir an sustum.

— Nereden biliyorsun?

— Hastanedeyim komutanım.

— Çok konuşuyorsun.

Bora güldü.

— Tamam, sustum.

Yanından geçerken omzuna dokundum.

— Elif'e iyi bak.

— Bakarım.

— Sonra görüşürüz.

— Görüşürüz komutanım.

Arabaya doğru ilerlerken bir an arkamı dönüp baktım.

Bora hâlâ hastanenin girişindeydi.

Sonra arabama bindim.

Artık aklımda tek şey vardı.

Görev.

---

YILDIRIM TİMİ

Birliğe geldiğimde herkes çoktan hazırlanmaya başlamıştı.

Cenk haritanın başında duruyor, Yiğit ekipmanları kontrol ediyor, Mert ise Baran'la tartışıyordu.

Daha kapıdan girerken seslerini duydum.

— O çantayı oraya koyma dedim sana!

Baran:

— Nereye koyayım?

— Başka yere.

— Neresi başka yer?

— Orası başka yer değil mi?

Baran birkaç saniye sustu.

— Mert, sen de bugün çok yoruldun galiba.

Mert:

— Senin yüzünden yoruldum.

İçeri girdim.

— Ne oluyor?

Herkes toparlandı.

— Komutanım.

Cenk yanıma geldi.

— Görev bilgisi geldi.

— Anlat.

Cenk haritanın yanına geçti.

— Bölgedeki hareketlilik son birkaç saatte artmış. Ekip iki noktayı kontrol edecek. Öncelik gözlem ve alan güvenliği.

Başımı salladım.

— Kimse kafasına göre hareket etmeyecek.

— Anlaşıldı.

Yiğit araya girdi.

— Araçlar hazır.

— Ekipman?

Mert:

— Tamam.

Baran:

— Benim çanta da hazır.

Mert:

— Çantan hazır da içi ne durumda belli değil.

Baran:

— Sen benim çantama neden bu kadar takıldın?

— Çünkü geçen görevde aradığımız şey senin çantandan çıktı.

Baran:

— Ama çıktı.

— Üç saat sonra çıktı.

Cenk:

— İkiniz de yeter.

Baran:

— Komutanım, ben bir şey demedim.

Cenk:

— Zaten sen hiçbir zaman bir şey demiyorsun. Her şeyi söylüyorsun.

Mert güldü.

Kaan sessizce yanımızdan geçti.

Baran ona baktı.

— Kaan.

— Efendim?

— Sen neden bu kadar sessizsin?

— Uykum var.

— Daha görev başlamadı.

— O yüzden uykum var.

Yiğit güldü.

— Bunun mantığını çözmeye çalışma.

---

GÖREV ÖNCESİ

Herkes son kontrollerini yaparken Cenk yanıma geldi.

— Komutanım.

— Söyle.

— Bir şey soracağım.

— Sor.

— Siz Bade'yle gerçekten konuştunuz mu?

Ona baktım.

— Evet.

Cenk gülümsedi.

— İyi.

— Neden?

— Çünkü sizin yüzünüz uzun zamandır ilk defa normal görünüyor.

— Cenk.

— Tamam.

Bir saniye sustu.

— Ama gerçekten.

Başımı iki yana salladım.

Tam o sırada Baran yanımıza geldi.

— Cenk Komutan, siz Deniz'le ne durumdasınız?

Cenk'in yüzü anında değişti.

— Sana ne?

Baran:

— Merak ettim.

— Etme.

— Tamam.

İki saniye geçti.

— Ama merak ettim.

Cenk:

— Baran!

Herkes güldü.

---

GÖREV

Araçlar gece boyunca ilerledi.

Yolun sonlarına doğru herkes sessizleşti.

Bir süre sonra araçlar durdu.

Tuğrul önden indi.

Ekip arkasından geldi.

— Bundan sonra sessiz ilerliyoruz.

Herkes başını salladı.

Yıldırım Timi karanlığın içinde ilerlemeye başladı.

Adımlarını dikkatli atıyor, çevreyi sürekli kontrol ediyorlardı.

Bir süre sonra ön tarafta hareket fark edildi.

Tuğrul elini kaldırdı.

Herkes durdu.

Cenk yanına geldi.

— İki kişi.

Tuğrul başını salladı.

— Görüyorum.

İşaret verdi.

Ekip sessizce yaklaşmaya başladı.

İlk temas çok kısa sürdü.

Tuğrul ve Cenk öne çıkarken diğer ekip üyeleri çevreyi kontrol etti.

Yakın mesafede kısa bir mücadele yaşandı.

Karşılarındaki iki kişi etkisiz hâle getirildi.

Tuğrul:

— Devam.

Ancak birkaç dakika sonra beklemedikleri bir hareketlilik oldu.

Uzakta sesler duyuldu.

Mert:

— Komutanım.

Tuğrul:

— Pozisyon alın.

Herkes bulunduğu noktaya geçti.

Çatışma başladı.

Silah sesleri gecenin sessizliğini bozdu.

— Sağ taraf!

Yiğit hemen bulunduğu noktayı kontrol etti.

— Kontrol altında!

Cenk diğer tarafa geçti.

— Baran, arkaya dikkat!

— Tamam komutanım!

Karşı taraftan gelen hareketlilik arttı.

Tuğrul:

— Kimse yerini terk etmiyor!

Cenk bir an öne çıktı.

Yakın mesafede bir kişi üzerine geldi.

Cenk geri çekilmeden mücadeleyi kontrol altına aldı ve rakibini etkisiz hâle getirdi.

Baran bunu görünce bağırdı:

— Komutanım!

Cenk:

— Ne?

Baran:

— Deniz'e davrandığınızdan daha sert davrandınız adama!

Cenk bir an ona baktı.

— Baran, görevdeyiz!

Baran:

— Farkındayım komutanım.

— O zaman işine bak!

— Emredersiniz.

Mert araya girdi.

— Bence Cenk Komutan Deniz'e böyle davransa Deniz korkar.

Cenk:

— Mert!

Mert:

— Sustuk.

Yiğit:

— İkiniz de susun artık.

Tuğrul:

— Yeter!

Herkes yeniden görevine döndü.

Çatışma bir süre daha devam etti.

Cenk bu kez tamamen ciddiydi.

Ekibin önünü kontrol ediyor, gerektiğinde arkadaşlarının bulunduğu noktaya geçiyor, hiçbirinin yalnız kalmasına izin vermiyordu.

— Sol temiz!

— Sağ temiz!

— Ön taraf kontrol altında!

Tuğrul:

— İlerliyoruz!

Ekip kontrollü biçimde hareket etti.

Bir süre sonra karşı tarafın geri çekildiği anlaşıldı.

Tuğrul:

— Takip yok.

Cenk:

— Anlaşıldı.

— Önce ekibimizi kontrol ediyoruz.

Herkes birbirine baktı.

— İyiyim.

— Ben de.

— Buradayım.

Tuğrul derin bir nefes aldı.

— Güzel.

Baran Cenk'e baktı.

— Komutanım.

Cenk:

— Ne?

— Deniz sizi böyle görse kesin etkilenirdi.

Cenk gözlerini devirdi.

— Görev bitti mi sizin için?

Baran:

— Daha bitmedi.

— O zaman Deniz'i unut.

Baran:

— Siz unutabiliyor musunuz?

Cenk sustu.

Mert kahkahayı patlattı.

— Yakalandın komutanım.

Cenk:

— Hepiniz çok konuşuyorsunuz.

Tuğrul istemsizce gülümsedi.

— Toparlanın.

---

GÖREV SONRASI

Araçlara döndüklerinde herkes yorgundu.

Baran koltuğa oturur oturmaz:

— Bir daha gece görevi olursa beni uyandırmayın.

Mert:

— Seni zaten kimse uyandırmıyor.

— Nasıl yani?

— Sen her yerde uyuyorsun.

Yiğit:

— Geçen gün toplantının ortasında uyudu.

Baran:

— Yorgundum.

Kaan:

— Daha toplantı başlamamıştı.

Baran:

— O detay.

Cenk güldü.

Tuğrul camdan dışarı baktı.

Telefonunu çıkardı.

Ekranda Bade'nin mesajı vardı.

Bade:

Döndünüz mü?

Tuğrul cevap yazdı.

Tuğrul:

Dönüyoruz.

Bir süre sonra yeni mesaj geldi.

Bade:

İyi.

Tuğrul ekrana baktı.

Sonra telefonunu kapattı.

Cenk onu fark etti.

— Komutanım.

— Ne?

— Mesaj mı?

— Evet.

— Bade mi?

Tuğrul cevap vermedi.

Baran hemen araya girdi.

— Cevap vermediğine göre Bade.

Mert:

— Kesin Bade.

Yiğit:

— Yüzünden belli.

Tuğrul başını kaldırdı.

— Siz ne zaman susmayı öğreneceksiniz?

Cenk:

— Deniz'le evlenince.

Baran:

— Daha evlenmeden bile susturamıyor.

Cenk:

— Baran!

Araçta kahkahalar yükseldi.

Tuğrul başını koltuğa yasladı.

İlk kez görev dönüşünde aklındaki tek şey görev değildi.

Çünkü hastanenin bahçesinde Bade'nin söylediği son cümle hâlâ aklındaydı.

“Döndüğünde buraya gel.”

Ve Tuğrul biliyordu.

Döner dönmez ilk işi onu görmek olacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

115okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…