Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 19:YENİ BİR SABAH
- 1 BÖLÜM 1-YENİ BİR BAŞLANGIÇ572 kelime
- 2 BÖLÜM 2-BİR HAFTA1.779 kelime
- 3 BÖLÜM 3- TESADÜFEN SEN1.493 kelime
- 4 BÖLÜM 4-BİR NUMARA2.528 kelime
- 5 BÖLÜM 5- ÇOK TATLISINIZ1.760 kelime
- 6 BÖLÜM 6: LUNAPARK1.813 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YOLA ÇIKIYORUZ2.125 kelime
- 8 BÖLÜM 8: YARIN YİNE GELİR Mİ?1.419 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU MU KÖTÜ HABER ?1.379 kelime
- 10 BÖLÜM 10:İTİRAF ET ARTIK1.043 kelime
- 11 BÖLÜM 11: PAPATYA BUKETİ1.589 kelime
- 12 BÖLÜM 12 : SESSİZLİĞİN İÇİNDE1.325 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÖZÜR DİLERİM1.404 kelime
- 14 BÖLÜM 14 :YENİDEN GÜVEN1.298 kelime
- 15 BÖLÜM 15: ASIL GERÇEKLER1.970 kelime
- 16 BÖLÜM 16:BİR MESAJLIK GÜLÜMSEME1.358 kelime
- 17 BÖLÜM 17: DÖNDÜĞÜNDE BURAYA GEL1.308 kelime
- 18 BÖLÜM 18:DÖNDÜĞÜNDE1.417 kelime
- 19 BÖLÜM 19:YENİ BİR SABAH1.529 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 BÖLÜM 20: GÜVEN1.782 kelime
- 21 BÖLÜM 21: BEKLEYİŞ1.707 kelime
- 22 BÖLÜM 22: YANINDA1.623 kelime
- 23 BÖLÜM 23: GÖLGE1.907 kelime
- 24 BÖLÜM 24: UZAKLIK1.799 kelime
- 25 BÖLÜM 25:BİR DOSTUN SESSİZLİĞİ1.466 kelime
- 26 BÖLÜM 26: ARADA KALAN1.660 kelime
- 27 BÖLÜM 27: SON SÖZ1.654 kelime
- 28 BÖLÜM 28:GİT DEMENİN BEDELİ1.701 kelime
- 29 BÖLÜM 29: BİR SEBEP KALMADI1.854 kelime
- 30 BÖLÜM 30: ÇÜNKÜ ONU SEVİYORSUN1.707 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BADE
Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey boynumdaki ağrı oldu.
Başımı hafifçe kaldırmaya çalıştım ama koltuğun kenarında uyuduğumu hatırlayınca olduğum yerde kaldım.
Sonra karşımdaki sandalyeye baktım.
Tuğrul.
Başını geriye yaslamış, gözleri kapalı bir şekilde uyuyordu.
Bir an onu izledim.
Dün gece buraya geldiğini hatırlıyordum.
Sonra benimle konuşmuştu.
Ben de...
Uyuyakalmıştım.
Ama o gitmemişti.
Saatin kaç olduğunu anlamak için telefonuma uzandım.
Ekranı açtığım anda birkaç bildirim gördüm.
Deniz'den mesaj vardı.
Deniz:
Uyandın mı?
Altında bir mesaj daha vardı.
Deniz:
Bugün yanına geleceğim.
Gülümsedim.
Tam cevap yazacakken karşımdaki sandalyeden bir hareket geldi.
Tuğrul gözlerini açtı.
Bir süre nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
Sonra gözleri bana geldi.
— Uyandın.
Sesindeki uykulu hâl beni güldürdü.
— Uyandım.
Tuğrul doğruldu.
— İyi misin?
— İyiyim.
Bir an ikimiz de sustuk.
Sonra Tuğrul saatine baktı.
— Geç olmuş.
— Sen hiç uyumamış gibisin.
— Uyudum.
— Sandalyede mi?
— Evet.
— Rahat mıydı?
Tuğrul bana baktı.
— Hayır.
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
— O zaman niye gitmedin?
Tuğrul cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.
— Seni yalnız bırakmak istemedim.
Bu cümleyle yüzümdeki gülümseme kendiliğinden belirdi.
Bakışlarımı kaçırdım.
— Teşekkür ederim.
Tuğrul ayağa kalktı.
Üzerindeki kıyafetleri düzeltti.
— Ben çıkayım. Birazdan tekrar uğrarım.
Başımı kaldırıp ona baktım.
— Tekrar mı?
— Evet.
— Görevin yok mu?
— Var.
— O zaman nasıl?
Tuğrul kapıya doğru yürürken dönüp bana baktı.
— Bir yolunu bulurum.
Sonra çıktı.
Ben de arkasından bakakaldım.
Tam o sırada kapı yeniden açıldı.
Bir an Tuğrul geri döndü sandım.
Ama gelen Bora'ydı.
Bora kapının önünde durdu.
— Günaydın.
— Günaydın.
Bora içeri bakıp boş sandalyeyi gördü.
— Tuğrul gitti mi?
— Az önce çıktı.
Bora başını salladı.
— İyi.
— Sen niye geldin?
Bora ellerini cebine soktu.
— Elif'i görmeye geldim.
— Elif nasıl?
— Daha iyi.
Bora'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Bugün taburcu olacak.
— Gerçekten mi?
— Evet.
Sevindim.
— Çok güzel.
Bora:
— Ben de onu görmek istedim. Çıkmadan önce uğrayayım dedim.
Başımı salladım.
— O zaman git.
Bora gülerek:
— Kovuyor musun?
— Hayır. Elif'i gör diye söylüyorum.
— Tamam.
Kapıya yöneldi.
Sonra bir an durdu.
— Bade.
— Efendim?
— Tuğrul dün gece burada mıydı?
Yüzümde küçük bir gülümseme oluştu.
— Evet.
Bora başını salladı.
— Anladım.
— Ne anladın?
— Hiç.
— Bora.
— Görüşürüz.
Ve çıktı.
Başımı iki yana salladım.
Bu hastanede herkes birbirinden bir şeyler öğreniyordu.
---
ELİF
Elif sabah gözlerini açtığında ilk yaptığı şey telefonuna bakmak oldu.
Bugün çıkıyordu.
Günlerdir beklediği gündü.
Yatağın kenarında oturup saçlarını toparladı.
Tam o sırada kapı çalındı.
— Girebilir miyim?
Elif sesin sahibini duyduğu anda gülümsedi.
— Gel.
Bora içeri girdi.
Elinde küçük bir poşet vardı.
Elif kaşlarını kaldırdı.
— Sen yine mi geldin?
Bora:
— Geldim.
— Neden?
— Seni görmeye.
Elif:
— Ben bugün çıkıyorum.
— Biliyorum.
— Nereden biliyorsun?
Bora sandalyeye oturdu.
— Doktorundan değil. Hastanedeki arkadaşlarımdan.
Elif güldü.
— Sen benim taburcu tarihimi bile takip ediyorsun.
— Merak ettim.
Elif başını yana eğdi.
— Beni bayağı merak ediyorsun.
Bora:
— Evet.
Elif bir an sustu.
Bora poşeti yatağın üzerine bıraktı.
— Sana bir şeyler aldım.
Elif poşete baktı.
— Ne var?
— Aç bak.
Elif poşeti açtı.
İçinden sevdiği atıştırmalıklardan birkaç tane çıktı.
Elif şaşkınlıkla Bora'ya baktı.
— Bunları nereden biliyorsun?
— Bir kere söylemiştin.
— Sen hatırladın mı?
— Evet.
Elif gülümsedi.
— Teşekkür ederim.
Bora:
— Rica ederim.
Bir süre konuşmadan oturdular.
Sonra Elif:
— Bugün çıkınca ilk ne yapacağımı biliyor musun?
— Ne?
— Eve gidip kendi yatağımda uyuyacağım.
Bora güldü.
— Mantıklı.
— Hastane yatağından nefret ettim.
— Bir daha gelme o zaman.
Elif ona baktı.
— Sen geliyorsun ama.
Bora:
— Benim gelmem için hasta olman gerekmiyor.
Elif'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Bora da söylediği cümlenin farkına vardı.
Bir süre birbirlerine baktılar.
Elif gözlerini kaçırdı.
— Çok konuşuyorsun.
Bora gülümsedi.
— Bazen.
Kapı açıldı.
Hemşire içeri girdi.
— Elif Hanım, birazdan son kontrolünüz yapılacak. Her şey uygun olursa taburculuk işlemleriniz başlayacak.
Elif'in yüzü aydınlandı.
— Tamam.
Hemşire çıktıktan sonra Elif Bora'ya döndü.
— Gerçekten gidiyorum.
Bora:
— Evet.
— Sevindin mi?
— Çok.
Elif gülümsedi.
— Ben de.
---
BADE
Deniz geldiğinde öğlene yaklaşmıştı.
Kapıyı açıp içeri girdiğinde elinde küçük bir poşet vardı.
— Sana bir şey getirdim.
— Ne?
— Aç.
Poşeti bana uzattı.
İçinden birkaç atıştırmalık çıktı.
— Bunlar ne?
— Hastane yemeklerinden kurtulman için.
Gülmeye başladım.
— Çok düşüncelisin.
— Biliyorum.
Deniz yatağın yanındaki sandalyeye oturdu.
— Dün gece nasıl geçti?
Bir an durdum.
— Normal.
Deniz kaşını kaldırdı.
— Normal?
— Evet.
— Tuğrul geldi mi?
— Geldi.
— Ne kadar kaldı?
— Gece boyunca.
Deniz'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
— Bade.
— Ne?
— Hiçbir şey.
— Söyle.
— Yok.
— Deniz.
— Tamam! Sadece hoşuma gitti.
— Neyin?
— Onun seni gerçekten önemsemesi.
Başımı eğdim.
— Ben de...
Cümleyi tamamlayamadım.
Deniz bunu fark etti ama üzerine gitmedi.
Tam o sırada kapıdan Cenk göründü.
— Deniz.
Deniz arkasını döndü.
— Sen niye geldin?
Cenk:
— Sen buradaysan ben de buradayım.
— Bu nasıl cevap?
— Gayet güzel cevap.
Deniz ayağa kalktı.
— Sen benim peşimden geldin.
— Hayır.
— Geldin.
— Hastaneye benim de işim düştü.
— Ne işin var?
Cenk sustu.
Deniz kollarını bağladı.
— Hadi.
Cenk sonunda güldü.
— Tamam. Senin peşinden geldim.
Deniz:
— Biliyordum.
Cenk:
— Ama Tuğrul'a da uğrayacağım.
Deniz:
— Tuğrul burada değil.
Cenk:
— Nerede?
— Bilmiyorum.
Cenk:
— O zaman buluruz.
Deniz gözlerini devirdi.
— Sen gerçekten çok garipsin.
Cenk:
— Teşekkür ederim.
— İltifat değildi.
— Ben öyle kabul ettim.
Bade gülmeye başladı.
Deniz ona dönüp:
— Sen de gülme.
— Elimde değil.
---
ELİF
Elif'in son kontrolü tamamlandığında doktoru taburcu olabileceğini söyledi.
Elif derin bir nefes aldı.
— Sonunda.
Bora hâlâ odadaydı.
Elif çantasını aldı.
— Yardım edeyim mi?
— Gerek yok.
— Elif.
— Tamam.
Çantasını Bora'ya verdi.
Bora çantayı aldı.
— Böyle daha iyi.
Elif:
— Çok ağır değil.
— Biliyorum.
— O zaman?
— Taşımak istiyorum.
Elif cevap vermedi.
Sadece gülümsedi.
Koridora çıktılar.
Elif birkaç adım attıktan sonra durdu.
Bora:
— Ne oldu?
— Hiç.
— Emin misin?
— Evet.
Elif hastanenin koridoruna baktı.
Günlerdir gördüğü aynı duvarlar, aynı kapılar...
Ama bu kez çıkıyordu.
Bora yanında duruyordu.
— Eve gidince dinleneceksin.
Elif ona baktı.
— Öğretmenim ben. Yarın okula gideceğim.
— Hayır.
— Ne demek hayır?
— Doktorun sana dinlen dedi.
— Sen benim doktorum değilsin.
Bora:
— Olsaydım sözümü dinlerdin.
Elif güldü.
— Asla.
Bora da güldü.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan Bade, Deniz ve Cenk göründü.
Elif onları görünce el salladı.
— Bade!
Bade yanlarına geldi.
— Çıkıyorsun!
— Evet.
Deniz de:
— Sonunda.
Elif:
— Aynen.
Cenk Bora'nın elindeki çantaya baktı.
Sonra Elif'e.
Sonra Bora'ya.
— Hımm.
Bora:
— Ne?
Cenk:
— Hiç.
Deniz hemen Cenk'e baktı.
— Sakın.
Cenk:
— Daha bir şey demedim.
— Yüzünden belli.
Elif gülmeye başladı.
— Ne oluyor?
Deniz:
— Hiç. Cenk yine kendi kendine bir şeyler düşünüyor.
Cenk:
— Ben sadece çantayı gördüm.
Bora:
— Çantayı ben taşıyorum.
Cenk:
— Gördüm.
Bora:
— E?
Cenk:
— Hiç.
Tuğrul o sırada koridorun diğer ucundan geldi.
Üzerinde askerî kıyafetleri vardı.
Bade onu görünce yüzünde istemsizce bir gülümseme oluştu.
Tuğrul herkese kısa bir bakış attı.
— Ne oluyor?
Cenk hemen:
— Hiçbir şey komutanım.
Tuğrul:
— Cenk.
— Efendim?
— O yüz ifaden hiç “hiçbir şey” demiyor.
Deniz gülmeye başladı.
Bora da Elif'in çantasını biraz daha yukarı kaldırdı.
Tuğrul ona baktı.
Sonra Elif'e.
— Taburcu mu oldun?
Elif:
— Evet.
Tuğrul başını salladı.
— Geçmiş olsun.
— Teşekkür ederim.
Bora:
— Bugün çıkıyor.
Cenk hemen:
— Biliyoruz.
Deniz:
— Sen niye cevap veriyorsun?
Cenk:
— Bilmiyorum.
Deniz:
— İşte sorun da bu.
Herkes gülmeye başladı.
Elif bir an etrafına baktı.
Bora yanındaydı.
Bade ve Deniz karşısındaydı.
Cenk yine Deniz'le uğraşıyordu.
Tuğrul ise Bade'nin yanında duruyordu.
Hastaneden ayrılmak üzereydi ama ilk defa buradan çıkarken kendisini yalnız hissetmiyordu.
Bora çantayı elinde tutarak:
— Hazırsan gidelim.
Elif başını salladı.
— Hazırım.
Bade ona sarıldı.
— Kendine dikkat et.
— Ederim.
Deniz de sarıldı.
— Bir daha hastaneye böyle gelme.
Elif güldü.
— Merak etme.
Cenk:
— Ben de geçmiş olsun diyeyim mi?
Elif:
— Diyebilirsin.
Cenk:
— Geçmiş olsun.
— Teşekkürler.
Cenk hemen Deniz'e döndü.
— Ben de gayet kibarım.
Deniz:
— Sana kimse bir şey demedi.
Tuğrul başını iki yana salladı.
Bade ise gülerek Tuğrul'un yanına geçti.
Tuğrul ona baktı.
— Yoruldun mu?
— Biraz.
— O zaman dinlen.
Bade başını salladı.
— Sen burada mısın?
— Bir süre.
Bade'nin yüzü aydınlandı.
— Güzel.
Tuğrul bunu fark edip hafifçe gülümsedi.
Elif ve Bora hastanenin çıkışına doğru ilerlerken Bade onların arkasından baktı.
Sonra Tuğrul'a döndü.
— Sence?
— Ne?
— Bora ve Elif.
Tuğrul birkaç saniye düşündü.
— Bora'nın işi zor.
Bade şaşırdı.
— Neden?
— Elif kolay biri değil.
Bade gülmeye başladı.
— Elif bunu duysa sana kızardı.
— Gerçeği söyledim.
Bade:
— Sen de çok kolay değilsin.
Tuğrul ona baktı.
— Ben mi?
— Evet.
— Neden?
Bade gülümseyerek:
— Çünkü seni anlamak bazen çok zor.
Tuğrul:
— Ama artık anlıyorsun.
Bade bir an sustu.
Sonra başını salladı.
— Evet.
Bu kez söyleyecek başka bir şey bulamadı.
Çünkü bazı şeylerin uzun uzun anlatılmasına gerek yoktu.
Bazen insanın yanında duran kişiye bakması yeterdi.
Bölüm etkileşimi
