TESADÜF SEN kitap kapağı

20. bölüm / 30

BÖLÜM 20: GÜVEN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 20: GÜVEN

BADE

Elif ve Bora hastanenin çıkışına doğru ilerlerken Bade onları birkaç saniye boyunca izledi.

Elif sonunda taburcu olmuştu.

Bora'nın onun yanında olması da Bade'nin hoşuna gitmişti. Elif günlerdir hastanedeydi ve artık kendi evine dönecek olması iyi hissettirmişti.

Yanındaki Tuğrul'a baktı.

Tuğrul hâlâ olduğu yerde duruyordu.

— Ne düşünüyorsun?

Tuğrul bakışlarını Bade'ye çevirdi.

— Hiç.

— Yalan.

— Nereden anladın?

Bade hafifçe gülümsedi.

— Artık seni biraz tanıyorum.

Tuğrul'un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

— Demek biraz tanıyorsun.

— Evet.

— Daha çok tanırsın.

Bade'nin kalbi bir an hızlandı.

Bakışlarını kaçırdı.

— Belki.

Tuğrul birkaç saniye onu izledi.

Sonra:

— Eve gidecek misin?

— Evet.

— Yorgunsun.

Bade başını salladı.

— Biraz.

— O zaman git, dinlen.

Bade:

— Sen?

— Ben de bir süre sonra döneceğim.

Bade ona baktı.

— Göreve mi?

— Hayır. Birkaç işimiz var sadece.

Bade başını salladı.

— Tamam.

Tuğrul giderken bir an durdu.

— Bade.

— Efendim?

— Kendine dikkat et.

Bade gülümsedi.

— Sen de.

Tuğrul uzaklaşırken Bade onu birkaç saniye daha izledi.

Sonra kendi kendine gülümsedi.

Artık onun arkasından bakarken içinde eskisi gibi bir korku oluşmuyordu.

Aksine...

Onunla geçirdiği her dakika biraz daha iyi geliyordu.

---

DENİZ

Deniz hastaneden ayrılmadan önce Bade'nin yanına bir kez daha uğradı.

— Akşam görüşürüz.

Bade şaşırdı.

— Akşam mı?

— Evet.

— Nerede?

Deniz telefonunu çıkarıp gülümsedi.

— Evde.

Bade kaşlarını çattı.

— Ne?

— Uzun zamandır doğru düzgün beraber vakit geçirmiyoruz. Bir akşam oturalım, konuşalım, bir şeyler izleyelim. Partileyelim.

Bade güldü.

— Parti mi?

— Küçük bir parti.

— Senin küçük parti anlayışından korkuyorum.

— Abartma.

Bade:

— Cenk de gelecek mi?

Deniz'in yüzü değişti.

— Maalesef.

Bade kahkaha attı.

— Yazık.

— Bana yazık.

— Tamam, gelin.

Deniz:

— Anlaştık.

Bade:

— Saat kaç?

— Akşam.

— Çok açıklayıcı.

— Sonra yazarım.

Deniz çıkıp giderken Bade başını iki yana salladı.

Uzun zamandır Deniz'le böyle bir akşam geçirmemişti.

Belki gerçekten iyi gelecekti.

---

CENK

Akşamüstü Cenk, Tuğrul'un yanına geldi.

Tuğrul bir şeylerle ilgilenirken Cenk birkaç saniye bekledi.

— Komutanım.

— Ne var?

— Bir şey söyleyeceğim.

Tuğrul başını kaldırdı.

— Söyle.

Cenk hafifçe boğazını temizledi.

— Deniz'le Bade bizi bu akşam çağırıyormuş.

Tuğrul kaşlarını çattı.

— Bade bana bir şey söylemedi.

Cenk'in yüzünde garip bir ifade oluştu.

— Komutanım...

— Ne?

—Bade, size söylemeye utanıyormuş.

Tuğrul ona baktı.

— Neden?

— İşte...

Cenk bir an durdu.

—Deniz'e söylemiş. Deniz de size söyleyemeyince ben söyleyeyim demiş.

Tuğrul birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra:

— İyi madem.

Cenk rahatladı.

— Tamamdır.

Tuğrul ona bakmaya devam etti.

— Sen niye bu kadar gerildin?

Cenk:

— Gerilmedim.

— Gerildin.

— Biraz.

Tuğrul başını iki yana salladı.

Cenk tam gidecekken Tuğrul:

— Deniz gerçekten sana bunu söylemeni mi istedi?

Cenk:

— Evet.

— Emin misin?

— Komutanım...

— Soruyorum.

Cenk iç çekti.

— Tamam, biraz da ben söyledim.

Tuğrul gözlerini kıstı.

— Cenk.

— Ama plan yine aynı.

— Senin planların beni ilgilendirmiyor.

Cenk gülerek:

— Bu akşam görüşürüz komutanım.

Tuğrul:

— Hadi git.

Cenk uzaklaşırken kendi kendine:

— Bu iş çok güzel olacak.

---

BADE

Akşam olduğunda Bade eve geldiğinde gerçekten yorgundu.

Ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.

Çantasını koltuğun üzerine bıraktı.

Deniz hâlâ gelmemişti.

Telefonunu çıkarıp mesaj attı.

Bade:

Geldim. Nerdesin?

Deniz'in cevabı fazla gecikmedi.

Deniz:

Yoldayım.

Bade telefonu kenara bıraktı.

Bugün gerçekten yorulmuştu.

Bir duş alıp biraz kendine gelmeye karar verdi.

Banyoya girip uzun bir duş aldı.

Çıktığında saçları hâlâ ıslaktı.

Üzerine rahat bir pijama altı ve kısa bir üst geçirdi.

Sonra saçlarını kurutmak için odasına geçti.

Tam saç kurutma makinesini çalıştırmıştı ki kapı çaldı.

Bade cihazı kapattı.

— Deniz sonunda geldi.

Saçları omuzlarından aşağı ıslak bir şekilde kapıya yöneldi.

Kapıyı açtı.

Ama karşısında Deniz yoktu.

Tuğrul vardı.

Bade olduğu yerde kaldı.

Tuğrul da birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Bade'nin ıslak saçlarına, üzerindeki rahat kıyafetlere baktı.

Bir an ne diyeceğini bilemedi.

Bade de şaşkınlıkla ona bakıyordu.

— Bir şey mi oldu?

Tuğrul kendini toparladı.

— Çağırmışsın. Geldim.

Bade'nin kaşları havaya kalktı.

— Ne?

Tuğrul içinden Cenk'e söylenmekle meşguldü.

Senin yapacağın işi...

Sonra dışından:

— Cenk söyledi.

Bade birkaç saniye öylece baktı.

Sonra her şeyi anladı.

— Anladım.

Bir kenara çekildi.

— Geç içeri.

Tuğrul kapıda kaldı.

— Müsait değilsen gidebilirim.

Bade hemen:

— Yok, yok. Geç.

Tuğrul içeri girdi.

Bade saçlarına baktı.

— Sana sakıncası yoksa saçımı kurutup geleyim.

— Tabii.

Bade odasına yöneldi.

— Sen otur.

— Tamam.

Bade odasına geçti.

Tuğrul salonda tek başına kaldı.

Etrafa bakındı.

Ev sessizdi.

Bir süre sonra içeriden saç kurutma makinesinin sesi geldi.

Tuğrul koltuğa oturdu.

Tam o sırada kapı yeniden çaldı.

Tuğrul ayağa kalktı.

— Ben bakarım.

Kapıya doğru yürüdü.

Kapıyı açtığında karşısında genç bir adam vardı.

Elinde üzeri kapalı bir tabak bulunuyordu.

Genç adam Tuğrul'a baktı.

Sonra biraz şaşırdı.

— Bade nerede?

Tuğrul:

— Saçını kurutuyor.

Adam birkaç saniye Tuğrul'u süzdü.

— Sen kimsin?

Tuğrul'un kaşları hafifçe çatıldı.

— Ne manada?

Adam elindeki tabağı biraz kaldırdı.

— Ben sadece Bade'ye bir şey getirdim.

Tuğrul:

— Ne getirdin?

— Kurabiye.

Tam o sırada içeriden Bade'nin sesi geldi.

— Kim geldi?

Adam kapıdan içeri doğru seslendi.

— Bade!

Bade saçlarını kurutmayı bırakıp salona çıktı.

Karşısındaki kişiyi görünce şaşırdı.

— Kıvanç?

Kıvanç gülümsedi.

— Geçen sefer kurabiyeleri beğenmiştin ya. Ben de yine yapıp getireyim dedim.

Bade tabağa baktı.

— Zahmet etmişsin. Sağ ol.

— Sıkıntı yok.

Kıvanç kısa bir bakışla Tuğrul'a baktı.

Sonra tekrar Bade'ye döndü.

— Neyse, ben sizi rahatsız etmeyeyim.

Bade hemen:

— Ne rahatsızlığı...

Ama Kıvanç çoktan geri çekilmişti.

— Görüşürüz Bade.

— Kıvanç...

Kapı kapandı.

Bade birkaç saniye kapıya baktı.

Sonra arkasını döndüğünde Tuğrul'un elindeki tabağı fark etti.

Tuğrul tabağı biraz fazla sıkı tutuyordu.

Bade ona yaklaştı.

— Onu bana verir misin?

Tuğrul tabağı uzatmadı.

Bade:

— Tuğrul?

Tuğrul hâlâ tabağa bakıyordu.

Bade onun eline baktı.

— Tabağı kıracaksın.

Tuğrul elindeki baskıyı fark etti.

Hemen bıraktı.

Bade tabağı aldı.

— Teşekkürler.

Tuğrul:

— Önemli değil.

Bade tabağı masaya bıraktı.

Sonra Tuğrul'a baktı.

— Otursana.

Tuğrul koltuğa geçti.

Bade de karşısına oturdu.

İkisi birkaç saniye sessiz kaldı.

Bade telefonunu aldı.

Deniz'e mesaj attı.

Bade:

Geldim. Sen nerdesin? Tuğrul geldi.

Cevap gelmedi.

Bade tekrar ekrana baktı.

Sonra Tuğrul'un telefonu eline aldığını gördü.

Tuğrul da bir mesaj yazıyordu.

Tuğrul:

Cenk, amacın ne?

Cevap hemen geldi.

Cenk:

Ne yaptım komutanım?

Tuğrul:

Deniz'in Bade'yi çağırdığını söyleyip beni buraya göndermişsin.

Cenk:

Ben sadece yardımcı oldum.

Tuğrul telefonu kapattı.

Bade:

— Deniz hâlâ cevap vermedi.

— Gelecektir.

— Yolda olduğunu söyledi.

— O zaman gelir.

Yine sessizlik oldu.

Bade bu sessizliğe daha fazla dayanamadı.

— Ee...

Tuğrul ona baktı.

— Ne?

— Ne yapacağız?

— Bekleyeceğiz.

— Sadece bekleyecek miyiz?

Tuğrul:

— Başka planın var mı?

Bade düşündü.

— Yok.

Tuğrul hafifçe gülümsedi.

— O zaman bekleriz.

Bade de gülümsedi.

Birkaç saniye sonra Tuğrul dikkatlice ona baktı.

— Yorgun musun?

— Yok.

— Gözlerin öyle demiyor.

Bade hemen yüzüne dokundu.

— Kötü mü gözüküyorum?

Tuğrul'un bakışları yumuşadı.

— Hayır.

Bade:

— Emin misin?

— Evet.

Kısa bir sessizlik oldu.

Tuğrul devam etti.

— Her hâlinle güzelsin.

Bade'nin yüzü kızardı.

Bakışlarını yere indirdi.

— Sen...

— Ne?

— Böyle şeyler söyleme.

— Neden?

— Bilmiyorum.

Tuğrul onu izledi.

Bade birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra sesi daha düşük çıktı.

— Sen bana çok iyi davranıyorsun.

Tuğrul:

— Kötü mü davranayım?

Bade başını iki yana salladı.

— Hayır. Mesele o değil.

— O zaman ne?

Bade ellerini birbirine kenetledi.

— Bazen kendimi kötü hissediyorum.

Tuğrul'un yüzündeki ifade değişti.

— Neden?

Bade bir süre konuşamadı.

Sonra gözlerini kaldırdı.

— Ya sen de babam gibi olursan?

Tuğrul olduğu yerde kaldı.

— Baban mı?

Bade başını salladı.

— Sana ne yaptı?

Bade'nin gözleri doldu.

— Bana değil.

Bir nefes aldı.

— Anneme.

Tuğrul hiçbir şey söylemedi.

Sadece onu dinledi.

Bade konuşmaya başladığında sesi titriyordu.

— Ben küçükken babama çok güvenirdim. Her şeyimi anlatırdım. Annemi çok sevdiğini düşünürdüm. Bizi çok sevdiğini düşünürdüm.

Bir an sustu.

— Sonra bir gün... annemle konuşurken duydum.

Tuğrul dikkatle onu dinliyordu.

— Başka bir kadın vardı.

Bade'nin gözünden bir damla yaş süzüldü.

Hemen eliyle sildi.

— Annem ona neden yaptığını sordu. Babam bunun bir hata olduğunu söyledi. Bir daha olmayacağını söyledi.

Sesi titredi.

— Ama annem ona inanmadı.

Tuğrul'un çenesi sıkıldı ama tek kelime etmedi.

Bade devam etti.

— Babam bana her zaman çok iyi davranırdı. Ben üzüldüğümde hediyeler alırdı. Bir şey istediğimde yapardı. Ben de onun beni çok sevdiğini düşünürdüm.

Gözlerinden bir damla yaş daha aktı.

— Sonra annemin karşısında durup onun güvenini nasıl kırdığını görünce... bütün bunların hiçbir anlamı kalmadı.

Tuğrul hafifçe öne eğildi.

Bade:

— Annem ondan ayrıldı. Ben de annemin yanında kaldım.

Bir süre konuşamadı.

— O günden sonra bir erkeğe nasıl güveneceğimi bilmiyorum.

Tuğrul'un gözleri yumuşadı.

Bade başını eğdi.

— Sen bana güzel şeyler söyledikçe bazen korkuyorum. Bana iyi davrandığında bile aklıma geliyor. Ya bir gün değişirsen? Ya bir gün başka birini seversen? Ya bana da anneme yaptığının aynısını yaparsan?

Sesi iyice kısıldı.

— Ben bir daha aynı şeyi yaşamak istemiyorum.

Tuğrul birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra yavaşça yanına geçti.

Bade ona baktı.

Tuğrul elini uzatıp onun gözyaşını sildi.

Ardından Bade'ye sarıldı.

Bade ilk anda şaşırdı.

Ama sonra başını Tuğrul'un omzuna yasladı.

Tuğrul'un sesi alçaktı.

— Teşekkür ederim.

Bade gözlerini kapattı.

— Neden?

— Bana güvenip anlattığın için.

Bade'nin gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyordu.

Tuğrul:

— Ama merak etme.

Bir an durdu.

— Ben buradayım.

Bade hiçbir şey söylemedi.

Sadece sarılmaya devam etti.

Tuğrul da onu bırakmadı.

O an Bade ilk kez geçmişini birinin yanında saklamadan anlatmıştı.

Ve ilk kez biri, geçmişini değiştirmeye çalışmadan sadece onu dinlemişti.

Tam o sırada kapının kilidi çevrildi.

İkisi de başlarını kapıya çevirdi.

Kapı açıldı.

Deniz içeri girdi.

Arkasından Cenk vardı.

Deniz ikisini görünce olduğu yerde kaldı.

Cenk de bir anda durdu.

Deniz birkaç saniye sessizce baktı.

Sonra:

— Yanlış zamanda geldik sanırım.

Cenk hemen arkasından:

— Tüh.

Deniz ona döndü.

— Ne tüh?

Cenk:

— Ben dedim biraz daha bekleyelim diye.

Tuğrul başını kaldırıp Cenk'e sertçe baktı.

Cenk'in yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.

— Komutanım...

Tuğrul hiçbir şey söylemedi.

Sadece bakmaya devam etti.

Cenk yutkundu.

— Ben... yanlış bir şey yapmadım.

Deniz:

— Yaptın bile.

Bade ise Tuğrul'un yanından hafifçe ayrılıp yüzünü sildi.

Yanakları kızarmıştı.

Deniz bunu fark etti.

Ama bu kez hiçbir şey söylemedi.

Sadece Bade'ye baktı.

Bade de ona baktı.

O sessizlikte Deniz, arkadaşının yüzündeki ifadeyi gördü.

Bade'nin artık tek başına olmadığını anlamıştı.

Cenk ise Tuğrul'un bakışlarından hâlâ kurtulmaya çalışıyordu.

— Komutanım...

Tuğrul:

— Sonra konuşacağız.

Cenk başını salladı.

— Emredersiniz.

Deniz ayakkabılarını çıkarırken Bade'ye baktı.

— Neyse...

Bade derin bir nefes aldı.

— Geldiniz sonunda.

Deniz gülümsedi.

— Geldik.

Cenk içeri girerken kendi kendine mırıldandı.

— Keşke biraz daha bekleseydik.

Tuğrul bunu duydu.

Cenk hemen sustu.

Bade istemsizce güldü.

Ve o gece...

Planladıkları küçük parti, kimsenin beklemediği kadar farklı bir geceye dönüşmüştü.

Çünkü bazı geceler kahkahayla başlar...

Ama insanın kalbinde yıllardır taşıdığı bir yükü bırakmasıyla biterdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…