TESADÜF SEN kitap kapağı

5. bölüm / 8

TESADÜF SEN

BÖLÜM 5- ÇOK TATLISINIZ 💞

Vaveyla Yazarı: Leydi Leydi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: BÖLÜM 5- ÇOK TATLISINIZ 💞

Bade

Ertesi sabah gözlerimi açtığımda aklıma ilk gelen şey Nehir oldu.

Hızlıca hazırlanıp hastaneye gittim. Koridorlardan geçip doğrudan Nehir'in odasına yöneldim.

Kapıyı açtığımda Nehir beni görünce gülümsedi.

— Bade abla!

— Günaydın balım.

Yanına gidip eğildim.

— Sana güzel bir haberim var.

Nehir'in gözleri parladı.

— Ne?

— İzin aldım.

Bir an bana baktı.

Sonra yüzü aydınlandı.

— Biliyorum! Abim söyledi.

— Ne? Önceden mi söyledi?

Nehir kahkaha atarak bana sarıldı.

— Aaa, çok eğleneceğiz!

Ben de ona sarıldım.

— Evet, çok eğleneceğiz.

Bir süre böyle kaldık.

Sonra Nehir'i bırakıp,

— Ama abin bu hafta müsaitse gidebiliriz. Ben sana haber ederim, olur mu balım?

— Tamam.

— Şimdi benim gitmem lazım.

Tam kapıya doğru ilerliyordum ki Nehir arkamdan seslendi.

— Bade abla!

Dönüp baktım.

— Efendim?

Nehir elindeki oyuncağı eline aldı ve onu başka bir oyuncağın üzerine doğru kaldırarak gösterdi.

— Dün Sarp seni kucağına alacaktı, böyle.

Kaşlarımı çattım.

— Ne alaka?

— Sen uyuyordun ya o yüzden.

— Ne alaka burada? İnsanlar burada uyunmuyor mu?

Nehir elini yüzüne kapattı.

— Badem...

— Ne?

— Sen bence hiçbir şey anlamıyorsun. Ben bile altı yaşındayım, anladım. Sen hâlâ anlamadın mı?

Şaşkınlıkla ona baktım.

— Neyi anlamadım?

Nehir bana yaklaşıp kulağıma fısıldadı.

— Sarp'ın sana âşık olduğunu.

Geri çekildim.

— Ne?

Nehir gayet ciddi bir ifadeyle konuşmaya devam etti.

— İnan, bir ben değilim. Hemşireler de diyor. Dün abime de söyledim.

— Abine mi?

Bir an durdum.

— Abin ne alaka?

Nehir omuz silkti.

— Merak etme, abim hiçbir şey demedi. Aksine dedikodu yaptığım için bana kızdı.

— Kızmasına karşıyım ama...

Nehir'e ciddi bir ifadeyle baktım.

— Lütfen böyle kesin olmayan şeyleri konuşma. Hemşireler de söylüyorsa onlara da benim böyle söylediğimi söyle, olur mu?

— Tamam.

Gülümsedim.

— Şimdi gerçekten gitmem lazım. Yarın bol bol vakit geçiririz.

— Tamam.

Nehir'e el sallayıp odadan çıktım.

Koridorda yürürken dün gece kaydettiğim numaraya baktım.

Tuğrul Bey — Nehir'in Abisi

Bir an ekrana baktım.

Sonra mesaj yazmaya başladım.

Bade:

Kusura bakmayın, yarın için yazıyorum. Müsait misiniz? Nehir merakla bekliyor.

Telefonu cebime koyup işime döndüm.

---

Tuğrul

Masamın başında evraklarla uğraşırken telefonumdan gelen bildirimle başımı kaldırdım.

Telefonu elime aldım.

Ekranda kayıtlı bir isim vardı.

Bade.

Mesaja girdim.

Kusura bakmayın, yarın için yazıyorum. Müsait misiniz? Nehir merakla bekliyor.

Mesaja birkaç saniye baktım.

Sonra cevap yazdım.

Tuğrul:

Evet, müsaitim. Saati ayarlayınca haber verin. Ben sizi alırım. Yani Nehir'le sizi alırız.

Telefonu masaya bıraktım.

Birkaç saniye sonra yeniden bildirim geldi.

Bade:

Tamamdır. Yarın görüşürüz o zaman. Kolay gelsin.

Şuan bunu gülümsüyerek söylediğine eminim.

Mesajı okuyunca istemsizce dudaklarım kıvrıldı.

Sonra cevap yazdım.

Tuğrul:

Sana da kolay gelsin.

Telefonu bıraktım.

Bir an sessizce ekrana baktım.

Sana da kolay gelsin...

İçimdeki başka bir ses hemen konuştu.

O ne öyle? Sanki ilk ve son kez konuşuyormuş gibi.

Diğer taraf cevap verdi.

İlk ve son değil mi? Bir daha neyi konuşacağız?

Bir şey buluruz. Gerekirse Nehir'i sorarız. Ondan kolayı mı var?

Doğru.

Kaşlarımı çatıp kendi kendime baktım.

— Ben ne düşünüyorum ya?

Tam yeniden evraklara dönecektim ki kapı çaldı.

— Gir.

Kapı açıldı.

Cenk içeri girdi.

— Merhabalar komutanım.

— Hayır.

Cenk durdu.

— Ama daha bir şey demedim ki.

— Demene gerek yok. Yine ne isteyeceksin?

Cenk hafifçe gülümsedi.

— Hani komutanım, bizim timde Deniz var ya...

— Ee?

— Hani onun bir de arkadaşı vardı. Hocam şu pat diye yere yapışan, Kaan'ın yavşadığı kız komutanım.

Başımı kaldırdım.

— Kaan Bade'ye mi yavşadı?

Cenk'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.

— Oo komutanım... Bade Hanım'dan Bade'ye geçmişiz. Hiç haberimiz yok.

Ona sertçe baktım.

Cenk hemen ciddileşti.

— Neyse. İşte Bade Hanım beni ve Deniz'i kahveye çağırmış komutanım. Biraz erken çıksam olmaz mı? Deniz'e süsleneyim biraz. Güzel gözükmem lazım.

— Ne kahvesi? Ne anlatıyorsun sen?

— Komutanım, siz Bade Hanım'ın temizleyeceği yeri bana kitlediniz ya... O yüzden kahve ısmarlamak istemiş. Ama altında başka bir şey daha yatıyor da Deniz'e dememiş. Deniz öyle dedi yani.

Kaşlarımı çattım.

— Ne yatıyor altında?

— İşte ben Bade Hanım'a azıcık Deniz Hanım hakkında soru sordum. O da anladı zaten. O yüzden olduğunu düşünüyorum.

Sonra güldü.

— Valla yere yapışıp ağlarkenki hâli aklıma geldikçe gülesim geliyor. Ama şu yaptığı hareketi kimse yapmazdı. Sağ olsun yani.

Bir adım yaklaştı.

— Ee komutanım, çıkıyım mı? Bakın sizin için Bade Hanım hakkında bilgi alırım.

İşte bu son damlaydı.

— Çık git oğlum.

Cenk şaşırdı.

— Komutanım...

— Kim senden bilgi istedi? Ne yapacağım ben bilgiyle?

Cenk gülümseyerek kapıya yöneldi.

— İzin aldım komutanım. Sonra patates soydurmayın ama.

Masadaki kalemi elime alıp ona doğru fırlattım.

Cenk kapıyı kapatıp çıktı.

Bir süre sessizce kapıya baktım.

Sonra arkama yaslandım.

Bu kadar mı belli ediyordum?

Bir an durdum.

Neyi belli ediyorum oğlum?

Başımı iki yana salladım.

Salak saçma konuştu, beynimi karıştırdı siktimin malı.

Derin bir nefes alıp tekrar önüme döndüm.

İşime devam ettim.

---

Bade

Akşam Deniz'le ve Cenk'le kahve içecektik.

İşten çıkmadan önce Nehir'in yanına uğradım.

Odasına girdiğimde bir şeyler çiziyordu.

— Ne çiziyorsun bakalım?

Nehir başını kaldırdı.

— Seni.

— Beni mi?

Yanına oturdum.

— Göster bakayım.

Kâğıdı bana uzattı.

Gerçekten beni çizmişti.

Gülümsedim.

— Çok güzel olmuş.

— Yarın sana vereceğim.

— Tamam. Sabırsızlıkla bekliyorum.

Bir süre daha onunla oturdum.

Sonra işten çıkıp eve gittim.

Duşumu aldım.

Üzerime siyah kumaş bir pantolon, içine ince askılı siyah bir bluz, üzerine de mavi bir gömlek geçirdim.

Deniz de hazırlanıp yanıma geldi.

O da pantolon ve basic bir tişört giymişti.

Birlikte evden çıktık.

---

Kafe

Ben evden gelirken Deniz ve Cenk askeriyeden çıkıp kafeye gelmişti.

Masaya oturduğumuzda bir süre normal şeylerden konuştuk.

Sonra Deniz birden bana döndü.

— Bade, sana bir şey diyeceğim.

— Söyle.

Deniz'in yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

— Kabul edildim!

Gözlerim büyüdü.

— Cidden mi?

— Evet!

Hemen ona sarıldım.

— Ayy, çok mutlu oldum!

Sonra Cenk'e döndüm.

— Sen de o timdesin, değil mi?

— Evet.

— Deniz'e iyi bak olur mu? Başına bir şey gelmesin.

Cenk hiç düşünmeden,

— Merak etmeyin, hallederim.

dedi.

Bir süre daha kahvelerimizi içtik.

Sonra göz ucuyla Cenk'e baktım.

Göz kırptım.

— Ben bir lavaboya gideceğim. İyi hissetmiyorum.

Deniz hemen doğruldu.

— Geleyim mi?

— Yok, Cenk tek kalmasın. Sen dur, ben gelirim şimdi.

Deniz bir şey diyecekken çoktan kalkmıştım.

Onlardan biraz uzaklaştım.

Tam o sırada masalarına bir kız geldi.

Cenk'e doğru eğilip,

— Numaranızı alabilir miyim?

dedi.

Cenk hiç düşünmeden,

— Kusura bakmayın, yanım dolu. Görmüyor musunuz?

Kız bir an durdu.

Sonra hiçbir şey demeden uzaklaştı.

Deniz birkaç saniye Cenk'e baktı.

— Sen ne yaşıyorsun şuan? Rütbede değiliz. O yüzden istediğim şekilde konuşurum ama...

Cenk ona baktı.

— Ne yani? Versem miydim? Bunu mu istedin?

Deniz kaşlarını kaldırdı.

— Ama gözlerin hiç öyle demiyor gibiydi.

— Nasılmış gözlerim?

Cenk hafifçe gülümsedi.

— Eğer o numarayı verseydim, beni de kızla gömecekmişsin gibi.

Deniz kahkaha attı.

— Senin hayal dünyan ayrı bir seviye.

Tam o sırada ben uzaktan onları gördüm.

Sanki kavga ediyorlar gibi duruyorlardı.

Hemen yanlarına gittim.

— Bade, nerde kaldın kızım?

— İşim uzun sürdü. Kusura bakmayın.

Sonra ikisine baktım.

— Ee, siz ne konuştunuz?

Deniz ve Cenk aynı anda,

— Hiçbir şey.

— Çok güzel şeyler.

dediler.

Bir an ikisine baktım.

Sonra gülümsedim.

Deniz bana döndü.

— Neye gülüyorsun?

— Çok tatlı duruyorsunuz.

Deniz gözlerini devirdi.

— Bade, sen acaba Cenk'in arkadaşı mısın? Ya da Cenk sana büyü falan mı yaptı?

Cenk hemen araya girdi.

— Aa, büyü mü? Haram haram. Öyle şeylerle işim olmaz. Gözlerim yeter birini büyülemeye.

Bir an durdu.

Sonra Deniz'e baktı.

— Ama bunu sadece sana karşı denemeyi tercih ederim.

Güldüm.

Deniz'in yüzüne baktım.

— Deniz...

— Ne?

— Bence sen kızardın.

— Sus!

Cenk keyifle gülümsedi.

Bir süre sonra Deniz ayağa kalktı.

— Hadi kalkalım.

Sonra bana döndü.

— Sen daha hazırlanmadın mı? Kaç gün kaldı?

— Yarın da evde yokum diyorsun. Nereye gidiyorsun sen?

— Şey...

Bir an durdum.

— Nehir'in abisiyle lunaparka gideceğim. Nehir çok heveslendi.

Deniz'in yüzünde anlamlı bir gülümseme oluştu.

— Haa... O yüzden Nehir bana sürekli iltifatlı mesajlar yazıyor. Sanki Nehir'den çok sen hevesli gibisin.

— Aa, niye herkes böyle diyor ya?

— Başka kim dedi?

— Nehir'in abisi.

Deniz'in gözleri büyüdü.

— Ee, nasıl? Yakışıklı mı? Sarp mı yoksa o mu?

— Ne alaka ya? Sarp...

Deniz hemen sözümü kesti.

— Peşinden ayrılmıyor. Kesin âşık sana o doktor. Benden demesi.

Tam o sırada Cenk araya girdi.

— Bade, sen seviyor musun ya adamı?

— Ne sevmesi? Sevmiyorum. Arkadaşım o benim.

Deniz başını iki yana salladı.

— Birini beğendiremiyoruz. Yakışıklı adam işte.

Cenk elini kalbinin üzerine koydu.

— Ayıp ama Denizcim. Benim yanımda başka adamlardan mı bahsediyorsun? Kırıldım doğrusu.

Kahkaha attım.

Deniz de güldü.

— Tamam, tamam. Yürüyün hadi.

Hesabı ödeyip kafeden çıktık.

Deniz ve ben eve doğru giderken Cenk askeriyeye döndü.

---

Tuğrul

Gece tekrar askeriyeye dönmüştüm.

Odada tek başıma çalışırken kapı birden açıldı.

Cenk içeri girdi.

— Komutanım! Komutanım!

Başımı kaldırdım.

— Ne var lan?

Cenk nefesini toparladı.

— Komutanım, siz istemediniz ama ben bilirim sizi. Ben anlatayım. Dinleyin, sonra kızarsınız.

— Ne anlatacaksın?

Cenk hiç beklemeden konuşmaya başladı.

— Yarın Bade Hanım'ın randevusu varmış. Hastasının abisiyle. Bir de hastanede bir doktor varmış. Yakışıklı... Adı neydi? Sarp mıydı? He, Sarp.

Kaşlarım çatıldı.

— Ee?

— Sarp, Bade Hanım'a âşıkmış.

Bir an sustum.

Cenk devam etti.

— Merak etmeyin, o soruyu sordum. Bade Hanım da "Aşık değilim, o benim arkadaşım, ne alakası var?" falan dedi. Ama Deniz kendinden emin bir şekilde "O seni seviyor."falan dedi."Sonra dedi ki hastanın abisi mi? yoksa sarp mı? dedi ama bade hanım cevap vermeyip ne alaka dedi."

Cenk bir kahkaha attı.

— Sonra da "Sana adam beğendiremiyoruz, yakışıklı adam işte." dedi.

Sessizce dinliyordum.

— Buradan anlıyoruz ki Bade Hanım'ı beğenen biri olsa da Bade Hanım uzun zamandır birini beğenip hayatına almamış. Deniz'le liseden beri arkadaş olduklarına göre bayağı uzun yıllardır hayatında biri olmayabilir, komutanım.

Bir an ona baktım.

— Ne diye anlatıyorsun bunları bana?

Cenk hemen cevap verdi.

— Bunu diyorsunuz ama sonuna kadar heyecanla dinlediniz.

Duraksadım.

Gerçekten dinlemiş miydim?

Evet.

Hem de bütün ayrıntılarıyla.

Niye dinledim?

Dinlememeliydim.

Ama dinledim.

Cenk ayağa kalktı.

— Bu seferlik bu kadar. Öğrendiğim şeyler bunlar. Bana da bayağı yardımcı oldu.

Kapıya doğru yürürken tekrar döndü.

— Bir de Deniz'le beni yalnız bile bıraktı. Favori baldızım o olabilir.

Gülümseyerek kapıya yöneldi.

— Oğlum, gece gece içtin mi sen?

Cenk başını iki yana salladı.

— Yok komutanım. Ama artık eminim. Deniz de boş değil.

Kapıyı açtı.

— Bana komutanım boş değil.

Güle güle odadan çıktı.

Kapı kapandı.

Yine yalnız kaldım.

Bir süre masaya baktım.

Sonra Cenk'in anlattıkları aklıma gelmeye başladı.

Bade Hanım Sarp'ı sevmiyormuş.

Dudaklarımın kenarı istemsizce kıvrıldı.

Arkadaşım o benim.

Nedense o cümleyi tekrar tekrar düşünüyordum.

Başımı arkaya yasladım.

Sonra kendi kendime fısıldadım.

— Ne oluyor oğlum sana?

Cevap yoktu.

Ama yüzümdeki gülümseme de gitmiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.