Bölümler 30Şu an: BÖLÜM 21: BEKLEYİŞ
- 1 BÖLÜM 1-YENİ BİR BAŞLANGIÇ572 kelime
- 2 BÖLÜM 2-BİR HAFTA1.779 kelime
- 3 BÖLÜM 3- TESADÜFEN SEN1.493 kelime
- 4 BÖLÜM 4-BİR NUMARA2.528 kelime
- 5 BÖLÜM 5- ÇOK TATLISINIZ1.760 kelime
- 6 BÖLÜM 6: LUNAPARK1.813 kelime
- 7 BÖLÜM 7:YOLA ÇIKIYORUZ2.125 kelime
- 8 BÖLÜM 8: YARIN YİNE GELİR Mİ?1.419 kelime
- 9 BÖLÜM 9:BU MU KÖTÜ HABER ?1.379 kelime
- 10 BÖLÜM 10:İTİRAF ET ARTIK1.043 kelime
- 11 BÖLÜM 11: PAPATYA BUKETİ1.589 kelime
- 12 BÖLÜM 12 : SESSİZLİĞİN İÇİNDE1.325 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÖZÜR DİLERİM1.404 kelime
- 14 BÖLÜM 14 :YENİDEN GÜVEN1.298 kelime
- 15 BÖLÜM 15: ASIL GERÇEKLER1.970 kelime
- 16 BÖLÜM 16:BİR MESAJLIK GÜLÜMSEME1.358 kelime
- 17 BÖLÜM 17: DÖNDÜĞÜNDE BURAYA GEL1.308 kelime
- 18 BÖLÜM 18:DÖNDÜĞÜNDE1.417 kelime
- 19 BÖLÜM 19:YENİ BİR SABAH1.529 kelime
- 20 BÖLÜM 20: GÜVEN1.782 kelime
- 21 BÖLÜM 21: BEKLEYİŞ1.707 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 BÖLÜM 22: YANINDA1.623 kelime
- 23 BÖLÜM 23: GÖLGE1.907 kelime
- 24 BÖLÜM 24: UZAKLIK1.799 kelime
- 25 BÖLÜM 25:BİR DOSTUN SESSİZLİĞİ1.466 kelime
- 26 BÖLÜM 26: ARADA KALAN1.660 kelime
- 27 BÖLÜM 27: SON SÖZ1.654 kelime
- 28 BÖLÜM 28:GİT DEMENİN BEDELİ1.701 kelime
- 29 BÖLÜM 29: BİR SEBEP KALMADI1.854 kelime
- 30 BÖLÜM 30: ÇÜNKÜ ONU SEVİYORSUN1.707 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki gün sonra...
Bade, hastanenin koridorunda yürürken elindeki dosyaya bakıyordu ama gözleri satırlarda değildi.
Aklı iki gün önceki gecedeydi.
Deniz ve Cenk eve geldiklerinde Bade ile Tuğrul'un arasında geçen konuşmayı tam olarak bilmiyorlardı. Bade de anlatmamıştı. O gece, herkes salona geçtiğinde konu değişmiş, Deniz her zamanki gibi ortamı neşelendirmeye çalışmıştı. Cenk de fırsat buldukça Deniz'i kızdırmış, Tuğrul ise çoğunlukla sessiz kalmıştı.
Ama Bade için o gece farklıydı.
Çünkü yıllardır içinde taşıdığı bir şeyi ilk kez birine anlatmıştı.
Hem de korktuğu kişiye.
Tuğrul'a.
Ve Tuğrul, ondan hiçbir şey istemeden sadece yanında kalmıştı.
Bade hastanenin kapısından içeri girdiğinde saat henüz erkendi. Koridorlar her zamanki gibi yoğundu. Hemşireler bir yerlere yetişmeye çalışıyor, doktorlar ellerindeki dosyalarla odalara girip çıkıyordu.
Bugün ise hastanenin bütün sesleri Bade'ye olduğundan daha yüksek geliyordu.
Çünkü bugün Nehir'in ameliyat günüydü.
Asansöre binip ilgili kata çıktı. Kapılar açılır açılmaz karşısındaki koridora baktı.
Tuğrul oradaydı.
Duvarın yanında durmuş, telefonuna bakıyordu.
Bade onu görür görmez adımlarını yavaşlattı.
Tuğrul da başını kaldırdı.
Göz göze geldiklerinde ikisinin de yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
Tuğrul telefonunu cebine koydu.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Bade yanına geldi.
“Ne zamandır buradasın?”
“Bir saattir falan.”
“Bir saattir mi?”
“Evet.”
Bade kaşlarını kaldırdı.
“Sen hiç uyumadın mı?”
“Uyudum.”
“Kaç saat?”
Tuğrul birkaç saniye düşündü.
“İki.”
Bade'nin yüzü düştü.
“Tuğrul.”
“Efendim?”
“İki saat uyumak uyumak sayılmaz.”
“Bugün Nehir'in ameliyatı.”
“Biliyorum.”
“Ben de biliyorum.”
Bade ona baktı.
“Ben de endişeliyim.”
Tuğrul'un bakışları yumuşadı.
“Biliyorum.”
Bade gözlerini kaçırdı.
“Bazen doktor olmak çok garip.”
“Nasıl?”
“İnsanların başına ne geldiğini herkesten önce biliyorsun. Ama sevdiğin biri söz konusu olduğunda bildiğin hiçbir şey işe yaramıyor.”
Tuğrul bir süre sustu.
Sonra sessizce,
“Bugün doktor değil, Bade ol,” dedi.
Bade başını kaldırdı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin.”
Bu cümle Bade'nin içine dokundu.
Çünkü son zamanlarda kendisini sürekli bir şeyleri kontrol etmeye çalışırken buluyordu.
İnsanları.
Duygularını.
Korkularını.
Tuğrul'u.
Ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın bazı şeylerin kontrol edilemeyeceğini biliyordu.
“Deneyeceğim,” dedi sonunda.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan bir ses duyuldu.
“Tuğrul!”
İkisi de aynı anda o tarafa baktı.
Tuğrul'un ailesi gelmişti.
Tuğrul hemen doğruldu.
Yanındaki kadın ona doğru ilerlerken yüzündeki endişe açıkça belli oluyordu.
“Nehir nerede?”
“Odada.”
“Uyuyor mu?”
“Biraz önce uyandı.”
Kadın derin bir nefes aldı.
Sonra gözleri Bade'ye kaydı.
Tuğrul bunu fark edip konuştu.
“Anne, bu Bade.”
Kadın Bade'ye baktı.
“Sen Bade'sin.”
Bade hafifçe gülümsedi.
“Evet.”
“Tuğrul ve nehir senden bahsetmişti.Bir kaç kezde konuşmuştuk.”
Bade'nin gözleri bir anlığına Tuğrul'a döndü.
Tuğrul ise hiçbir şey olmamış gibi başka tarafa bakıyordu.
Bade'nin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Ben de Nehir için buradayım.”
Tuğrul'un annesi Bade'nin elini tuttu.
“İyi ki geldin kızım.”
Bade'nin boğazı düğümlendi.
“Umarım ameliyatı güzel geçer.”
“Geçecek,” dedi kadın.
Ama sesindeki titreme, kendi söylediğine kendisinin de inanmak için uğraştığını gösteriyordu.
Bade bunu anladı.
Çünkü aynı korku onun da içindeydi.
Bir süre sonra Nehir'in odasına girdiler.
Nehir yatağında oturuyordu.
Bade'yi görünce yüzü aydınlandı.
“Bade abla!”
Bade hemen yanına gitti.
“Günaydın güzel kız.”
“Geldin!”
“Tabii ki geldim.”
Nehir dudaklarını büzdü.
“Bugün ameliyat olacakmışım.”
“Evet.”
“Biraz korkuyorum.”
Bade yatağın kenarına oturdu.
“Bu çok normal.”
“Sen korkmuyor musun?”
Bade bir an durdu.
Nehir'in gözlerinin içine baktı.
“Ben de korkuyorum.”
Tuğrul kapının yanında duruyordu.
Nehir bunu fark etti.
“Abim de korkuyor.”
Tuğrul hemen kaşlarını çattı.
“Ben korkmuyorum.”
Nehir güldü.
“Korkuyorsun.”
“Hayır.”
“Evet.”
“Hayır.”
Bade istemsizce güldü.
“Bence Nehir seni yakaladı.”
Tuğrul ona baktı.
“Sen de mi?”
“Ben bir şey demedim.”
Nehir kıkırdadı.
“Bade abla beni tutuyor.”
Tuğrul'un yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
“Sen onu kandırıyorsun.”
“Hayır.”
Bade Nehir'in elini tuttu.
“Bence bugün en cesur kişi Nehir.”
Nehir gururla gülümsedi.
“Ben cesurum.”
“Kesinlikle.”
Bir süre sonra hemşire odaya girdi.
“Nehir Hanım, birazdan hazırlıklara başlayacağız.”
Nehir'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Bade bunu hemen fark etti.
“Nehir.”
Nehir ona baktı.
“Ben buradayım.”
“Ameliyata girdiğimde de burada olacak mısın?”
Bade hiç düşünmeden cevap verdi.
“Burada olacağım.”
“Çıkınca?”
“Yine burada olacağım.”
Nehir'in gözleri doldu.
“Tamam.”
Tuğrul başını eğdi.
Bade, Nehir'in saçlarını okşadı.
“Şimdi güzelce dinlen.”
Nehir başını salladı.
Hazırlıklar başladı.
Zaman geçtikçe koridordaki hava değişiyordu.
Nehir'in ameliyat saati yaklaşıyordu.
Bade odadan çıktığında Tuğrul koridorda bekliyordu.
“Nasıl?”
“Korkuyor.”
“Belli etmemeye çalışıyor.”
“Sen de.”
Tuğrul ona baktı.
“Ben ne yapıyorum?”
“Sen de korkuyorsun.”
Tuğrul bir şey söylemedi.
Bade yanına yaklaştı.
“Tuğrul.”
“Efendim?”
“İyi olacak.”
Tuğrul başını salladı.
“İnşallah.”
Bir süre sonra Nehir ameliyathaneye götürülmek üzere odasından çıkarıldı.
Yatağın tekerlekleri koridorda ilerlerken Tuğrul onun yanında yürüyordu.
Nehir gözlerini abisinden ayırmıyordu.
“Abim.”
“Buradayım.”
“Gitme.”
“Gitmeyeceğim.”
“Bade abla da burada mı?”
Bade hemen diğer taraftan yatağın yanına geçti.
“Buradayım.”
Nehir ikisine bakıp gülümsedi.
“Tamam.”
Ameliyathanenin kapısına geldiklerinde hemşire yatağı durdurdu.
“Buradan sonrası bizimle.”
Tuğrul eğilip Nehir'in alnına bir öpücük kondurdu.
“Cesur ol.”
Nehir başını salladı.
Bade de elini tuttu.
“Çıkınca ilk iş ne yapıyoruz biliyor musun?”
“Ne?”
“Lunapark.”
Nehir'in gözleri parladı.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
“Beni kandırmıyorsun?”
“Hayır.”
Nehir gülümsedi.
“Tamam. O zaman korkmuyorum.”
Bade'nin gözleri doldu.
“İşte böyle.”
Nehir ameliyathaneye götürülürken Tuğrul ve Bade birkaç saniye sessizce arkasından baktılar.
Kapı kapandı.
Ve bekleyiş başladı.
İlk yarım saat herkes sakindi.
Tuğrul oturmuyordu.
Koridorda ileri geri yürüyordu.
Bade bir sandalyeye oturmuştu ama elleri sürekli birbirine kenetleniyordu.
Bir saat geçti.
Tuğrul hâlâ yürüyordu.
Bade saate baktı.
Bir buçuk saat.
İki saat.
Bade'nin nefesi sıklaşmaya başladı.
Tuğrul bunu fark etti.
“Bade.”
“Efendim?”
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Değilsin.”
Bade başını iki yana salladı.
“Ameliyat uzadı.”
“Bu kötü olduğu anlamına gelmez.”
“Biliyorum.”
“Ama?”
Bade gözlerini kapattı.
“Ya bir şey ters giderse?”
Tuğrul hemen yanına oturdu.
“Bade.”
“Ya doktorlar—”
“Bade.”
Tuğrul onun dikkatini kendisine çekti.
“Bana bak.”
Bade gözlerini açtı.
“Şu an burada olmayan şeyleri düşünüp kendini yorma.”
“Yapamıyorum.”
“Yapabilirsin.”
“Tuğrul, ben doktorum. Ameliyatların ne kadar riskli olabileceğini biliyorum.”
“Bugün doktor değilsin.”
Bade'nin gözleri doldu.
“Bunu söylemiştin.”
“Çünkü unutuyorsun.”
Tuğrul elini uzattı.
Bade birkaç saniye tereddüt etti.
Sonra elini onun elinin üzerine bıraktı.
Tuğrul parmaklarını hafifçe sıktı.
“Şimdi sadece bekleyeceğiz.”
“Ya kötü bir haber gelirse?”
“Gelirse beraber karşılarız.”
Bade ona baktı.
“Beraber mi?”
“Beraber.”
Bu tek kelime Bade'nin içindeki korkuyu tamamen yok etmedi.
Ama onu taşımasını kolaylaştırdı.
Saatler geçiyordu.
Tuğrul'un ailesi sessizce bekliyordu.
Bade'nin telefonuna Deniz'den mesaj geldi.
Deniz: Nehir nasıl?
Bade cevap yazdı.
Bade: Hâlâ ameliyatta.
Mesaj hemen geldi.
Deniz: Ben de geleyim mi?
Bade birkaç saniye düşündü.
Bade: Gerek yok. Tuğrul'un ailesi burada.
Deniz: Emin misin?
Bade: Eminim.
Deniz: Tamam. Ama bir şeye ihtiyacın olursa ara.
Bade telefonu kapattı.
Bir süre sonra başını koltuğun arkasına yasladı.
Tuğrul yanında oturuyordu.
“Deniz mi?”
“Evet.”
“Gelmek istemiş.”
“Burada kalabalık zaten.”
Tuğrul başını salladı.
Sonra Bade'nin ellerine baktı.
“Üşüyor musun?”
“Biraz.”
Tuğrul üzerindeki montu çıkardı.
Bade hemen itiraz etti.
“Hayır, sen üşürsün.”
“Ben iyiyim.”
Montu Bade'nin omuzlarına bıraktı.
Bade montun yakasını tuttu.
“Teşekkür ederim.”
Tuğrul sadece başını salladı.
Beklemeye devam ettiler.
Dördüncü saate yaklaşırken Bade artık yerinde duramıyordu.
Ayağa kalktı.
“Ben biraz yürüyeyim.”
Tuğrul da kalktı.
“Ben de geleyim.”
“Gerek yok.”
“Bade.”
Bade ona baktı.
“Tek başına değilsin.”
Bade'nin gözleri doldu.
“Biliyorum.”
Koridorda yan yana yürümeye başladılar.
Bir süre konuşmadılar.
Sonra Bade sessizce,
“İki gün önce sana anlattıklarımı düşündüm,” dedi.
Tuğrul ona baktı.
“Babanı mı?”
“Evet.”
“Keşke böyle bir şey yaşamamış olsaydın.”
Bade yutkundu.
“Ben sana anlatırken çok korktum.”
“Neden?”
“Benden uzaklaşırsın diye.”
Tuğrul durdu.
“Bade.”
“Efendim?”
“Ben senin geçmişin değilim.”
Bade sustu.
“Ve geçmişinde yaşadığın şeyler yüzünden bugününü cezalandırmanı istemiyorum.”
Bade'nin gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Biliyorum.”
“Bana güvenmek zorunda değilsin.”
Bade şaşkınlıkla baktı.
Tuğrul devam etti.
“Ama bana güvenmeyi öğrenirken yanında olmama izin ver.”
Bade gözlerini sildi.
“Sen neden böyle konuşuyorsun?”
“Nasıl?”
“Her şeyi kolaylaştırıyorsun.”
Tuğrul hafifçe gülümsedi.
“Belki de sen her şeyi fazla zorlaştırıyorsun.”
Bade istemsizce güldü.
“Çok ayıp.”
“Gerçek.”
Tam o sırada ameliyathanenin kapısı açıldı.
İkisi de aynı anda döndü.
Doktor dışarı çıktı.
Tuğrul'un ailesi hemen ayağa kalktı.
“Doktor?”
Doktor maskesini indirdi.
“Ameliyat tamamlandı.”
Kimse konuşmadı.
Bade nefesini tuttu.
Doktor devam etti.
“Her şey planlandığı gibi ilerledi. Şu an durumu iyi.”
Tuğrul'un annesi ellerini yüzüne götürdü.
“Çok şükür.”
Bade'nin gözlerinden yaşlar boşandı.
Tuğrul birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sanki duyduğu cümleyi anlamlandırmaya çalışıyordu.
Sonra derin bir nefes verdi.
Omuzlarındaki gerginlik bir anda çözüldü.
Bade ona baktı.
Tuğrul'un gözleri dolmuştu.
Bade yanına yaklaştı.
“İyi.”
Tuğrul başını salladı.
“İyi.”
“Gördün mü?”
Tuğrul gözlerini ona çevirdi.
“Ne?”
“İyi olacak demiştin.”
Tuğrul küçük bir tebessüm etti.
“Sen de inanmıştın.”
Bade başını salladı.
“İnanmak istedim.”
Tuğrul birkaç saniye ona baktı.
Sonra elini uzattı.
Bade hiç tereddüt etmeden tuttu.
Bu kez korkudan değildi.
Sadece yanında olduğu için.
Bir süre sonra Nehir yoğun bakıma alındı.
Bade ve Tuğrul camın ardından onu görebiliyordu.
Nehir hâlâ uyuyordu.
Ama yüzündeki huzur, saatlerdir taşıdıkları korkunun ardından ikisine de iyi gelmişti.
Tuğrul camdan kardeşine bakarken sessizce konuştu.
“Çocukken onu hep ben korurdum.”
Bade ona baktı.
“Şimdi de koruyorsun.”
“Bazen yetmiyor gibi geliyor.”
“Yetiyor.”
Tuğrul başını çevirdi.
Bade gülümsedi.
“Bugün onun yanında olduğun için yeter.”
Tuğrul bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra,
“Sen de yanındaydın,” dedi.
“Evet.”
“Neden?”
Bade şaşırdı.
“Çünkü Nehir'i seviyorum.”
“Başka?”
Bade sustu.
Tuğrul gözlerini ondan ayırmadı.
Bade sonunda hafifçe gülümsedi.
“Çünkü senin yanında olmak istedim.”
Tuğrul'un yüzündeki ifade değişti.
Ama bir şey söylemedi.
Sadece Bade'nin elini yeniden tuttu.
Bade bu kez elini çekmedi.
Koridorda herkes yavaş yavaş sakinleşirken Bade başını Tuğrul'un omzuna yasladı.
İlk kez bunu düşünmeden yapmıştı.
İlk kez korkusunu sorgulamamıştı.
İlk kez “Ya sonra?” diye düşünmemişti.
Sadece o anın içinde kalmıştı.
Tuğrul da başını hafifçe ona doğru eğdi.
“Bade.”
“Hı?”
“İyi ki geldin.”
Bade gözlerini kapattı.
“İyi ki beni çağırdın.”
“Ben çağırmadım.”
“Biliyorum.”
“Yine de geldin.”
Bade hafifçe gülümsedi.
“Çünkü artık bazı şeylerden kaçmak istemiyorum.”
Tuğrul bu cümleyi duyunca sustu.
Çünkü bunun Bade için ne kadar büyük bir adım olduğunu biliyordu.
Bade ise camın arkasındaki Nehir'e baktı.
Küçük kız uyuyordu.
Ameliyat bitmişti.
Korktukları şey şimdilik geride kalmıştı.
Ama Bade'nin içinde başka bir şey başlamıştı.
Güven.
Belki hâlâ tam değildi.
Belki hâlâ korkuyordu.
Belki geçmişin bıraktığı izler bir gecede silinmeyecekti.
Ama artık kaçmak yerine birinin yanında kalmayı seçebiliyordu.
Ve belki de bazı insanlar hayatına tesadüfen giriyordu.
Ama kalıp kalmayacaklarına, zamanla birlikte karar veriliyordu.
Bade başını Tuğrul'un omzundan kaldırdı.
“Tuğrul.”
“Efendim?”
“Ameliyattan sonra Nehir lunaparka gitmek isteyecek.”
Tuğrul gülümsedi.
“Biliyorum.”
“Hazır ol.”
“Niye?”
“Çünkü seni en korkutucu oyuncaklara bindirecek.”
Tuğrul kaşlarını kaldırdı.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Sen de binecek misin?”
Bade bir an düşündü.
“Belki.”
“Belki?”
“Bakacağız.”
Tuğrul gülümsedi.
“Ben seni de bindiririm.”
Bade gözlerini kıstı.
“Sen önce kendin bin.”
“Binerim.”
“Tamam.”
“Tamam.”
İkisi de yeniden Nehir'e baktı.
Bugün uzun bir gündü.
Saatlerce beklemişlerdi.
Korkmuşlardı.
Susmuşlardı.
Birbirlerine tutunmuşlardı.
Ve günün sonunda Bade, Tuğrul'un yanında dururken şunu fark etti:
Güvenmek, bir anda bütün korkuların yok olması değildi.
Bazen sadece korkarken bile birinin elini bırakmamaktı.
Bölüm etkileşimi
