28. bölüm · Son Tişört/BAY
2.8
Keyifli okumalarrrr
&
“Hanımefendideki lükse bak, Barış evlilik teklifi ediyor, biz Berkan’ın storylerden öğreniyoruz.” dedi İrem, dışarıdaydık ve alışveriş yapıyorduk.
“Ya söyleyecektim zaten, Berkan paylaştığı için söyleyemedim!” dedim, Sude markette gördüğü topu sektirirken, İrem hangi cipsi seçeceğini bilemiyor ve öylece bakınıyordu, bir yandan da tartışıyorduk tabii.
“Biz Keremle ikinizden de önce Sevgili olduk ama paşamızın hâlâ evlenme gibi bir şeyi yok, normalde sabah arayıp sövecektim de Benfica şampiyon olamadı ya, hâlâ sinirlidir diye söylemedim.” dedi ve sade patates cipsini önündeki sepete fırlattı.
“Sude şu topu sokacağım bir yerine!” dedim ve Sudeye döndüm.
“Tamam be, ne kızıyorsun.” dedi fakat topu bırakmadı, “Ama itiraf edeyim, Barış gerçekten çıtayı uzaya fırlattı. Soyunma odasında teklif mi edilir ya?!”
“Ne varmış? Sanki siz çok evlenme teklifi aldınız ya bana laf ediyorsunuz.” deyip göz devirdim, İrem arkasını döndü.
“Ben nerede hata yapıyorum ya!?” diye bağırdı İrem, tam susması için ağzını kapatacaktım ki telefonum çaldı, Tabii ki Barış arıyordu.
“Ooo beyefendi, dün geceki içtiğin içkilerden uyanabildin mi sen? ben evden çıktım ruhun duymadı.” deyip güldüm.
Barış iç geçirdiğini gizlemeye çalışarak cevap verdi. “Uyanabildim ama sanki kafamda hâlâ bir davul çalıyor… Galiba İcardi’nin davulu eve kadar geldi.”
Gülmeye başladım. “Hak ettin. Yüzükle evlenme teklif edip sonra partiyi üç saat uzatan başka biri daha var mı bilmiyorum.”
“Oy birliğiyle ‘yılın nişanlısı’ ödülünü alır mıyım sence?”
“Sen en fazla ‘sabah uyanamayan nişanlı’ ödülünü alırsın.”
Bir an sessizlik oldu, sonra sesi ciddileşti. “Neredesin şimdi?”
“Market… İrem sinir krizi geçiriyor, Sude top sektiriyor. bense bunları burada tek bırakıp gitsem mi gitmesem mi kararsızım.” dedim.
Barış güldü. “Ben de seni görmekle, seni hemen görmek arasında kararsızım. Hangisini seçeyim?”
Bir an duraksadım, sonra hafifçe gülümsedim. “Hemen görmek güzel olurdu.”
“Tamam. Marketin orada on dakikaya oradayım.”
Telefonu kapattıktan sonra başımı çevirdim. İrem hâlâ söyleniyordu, Sude ise topu bu kez başıyla sektirmeye başlamıştı.
“Allah’ım, ben nasıl bir filmin içindeyim…” dedim ve alışveriş sepetini ileri doğru ittim.
Birkaç şeyi daha sepete ekledik ve sonunda kasaya geldik, market çalışanı aldığımız şeyleri hızlıca geçirdi,
Market çıkışında poşetlerle cebelleşirken birinin korna çalmasıyla irkildim. Başımı çevirince tanıdık bir araba, daha da tanıdık bir gülümseme gördüm. Barış, camdan eğilmiş bana bakıyordu.
“Pişt yavru, tanışalım mı?” dediğinde güldüm ve gözlerimi devirdim.
Arabaya bindim, poşeti kucağıma bırakıp ona baktım. “Ne oldu da geldin böyle apar topar?”
Barış direksiyona yaslandı. “Seni özledim. Çok basit.”
“Hm öyle diyorsan öyledir kocam bey.” söylediğim şeyle gözlerimi kocaman açtı.
“Kocam bey m-“
“Hay sıçacağım kocanıza, aşkınıza. sürsenize şu arabayı artık!” diye bağırdı arkadan Sude, Barış kahkaha atarken direksiyona döndü, ben de camdan dışarı bakarak gülmemi bastırmaya çalıştım. İrem de zaten içinden bir şeyler mırıldanıyordu, muhtemelen Kerem’e hâlâ sinirliydi.
“Sude’nin sesiyle evlilik kararından vazgeçesim geliyor,” dedi Barış, gülerek vites attı.
“İyi de sen daha teklif bile etmedin ki,” dedim sırıtıp. “Ben sadece ‘kocam bey’ dedim, sen havaya girdin.”
“Sen öyle bir dedin ki ben nikâh memurunu arayacaktım az daha,” dedi, poşette duran cipsi aldı ve açtı.
“Ben hâlâ buradayım bu arada,” dedi Sude, arka koltuktan eğilerek. “Ve siz hâlâ evli değilsiniz, yani cipsimi geri ver.”
Barış elindeki poşeti havaya kaldırdı, “Evli olsaydık paylaşırdım belki arkadaşımın sevgilisiyle ama şu an özgür bireyim.”
“Ah harika,” dedim. “Kocam olmadan önce cimriliğini de görmüş oldum.”
İrem kafasını öne dayayıp iç çekti. “Ben hâlâ bekârım ve Benfica şampiyon olamadı. Cips değil, bir kutu dondurma istiyorum şu an.”
“Alırız baldız, ayıpsın ya.” söylediği şeyle güldüm.
Telefonumun titremesiyle gelen mesaja baktım, annem yazmıştı.
Annem
Çeyizlerini alacağımız çok güzel bir yer buldum.
Zaten çeyizini yarıladım ben.
Birkaç parça şey almak kaldı sadece.
Dantelli havlu takımını da ekledim, o kadar güzel ki! Barış’ın annesi bayılır bence 💕
Bu arada nişan bohçanı da hazırlıyorum.
“BOHÇA MI?!” diye bağırdım. “Ben daha evlilik teklifini sindiremedim, bu kadın beni evlendirip çocuk sahibi yaptı kafasında!”
Durduk yere bağırdığımda hepsi bana döndü, ben ise ekrana kitlenmiştim.
İrem hemen telefonumu elimden kaptı. “Ver bakayım ver… ‘Barış’ın annesi bayılır bence’ kısmına geldim, hah, klasik Türk annesi cümlesi!” dedi ve kahkaha attı.
Sude ise ciddi ciddi başını sallıyordu. “Zeynep, sen bu hızla düğün tarihini annenin Instagram bio’sunda öğrenirsin.”
Barış direksiyonda hâlâ gülüyordu ama belli ki gerginliği de vardı. “Yani ben bu kadar organize bir kayınvalide beklemiyordum ama dantelli havlu takımı baya iyiymiş.” deyip güldü.
“Barış cidden, annenin surat ifadesini görmek için sabırsızlanıyorum. Kadıncağız senin hâlâ bana açıldığın günleri hatırlıyordur, şimdi bir bakacak bohça, çeyiz, havlu takımı!”
Telefonuma bir mesaj daha geldi.
Annem
Zeynepciğim, senin nişanlık için aklındaki renk ne? Ben üç farklı model buldum ama karar veremiyorum, seni arayıp göstereceğim.
“Arayıp mı göstereceksin?!” dedim panikle, telefonuma bakarken herkes susmuştu, hatta neredeyse 2 dakika boyunca herkes susmuştu.
“Zeynep?” dedi Barış temkinli bir sesle. “Hâlâ annenin mesajlarını mı okuyorsun, yoksa evlilikten kaçış planı mı yapıyorsun?”
“Kaçış planı mı?” dedim, gözlerimi devirdim. “Annem benim yerime bohça hazırlıyor, sen hâlâ kaçış diyorsun. Ben resmen düğün organizasyonuna telefonla katılmış gibiyim.”
“Senin annen var ya… düğün günü Barış’ı damat arabasında değil, çeyiz arabasında götürecek!” dedi İrem, Sude öne doğru eğildi.
“Vay be Zeyno, ben sevgili bile bulamamışken, 2 ay’a seni yanındakine veriyorum, çok garipmiş.” dedi ve yalandan ağlarmış gibi yaptı.
Barış başını yavaşça çevirdi, Sude’ye baktı. “İki ay mı?” dedi kaşlarını kaldırarak. “Bana hâlâ tarih verilmedi, bu üçlü benden habersiz nikah masasına kadar plan yapmış!”
Ben iç çekerken İrem yanındaki poşete elini daldırdı ve gülümsedi. “Sen var ya… her şey senin tişört sevdanla başladı Barış. O gün tişörtü almaya gelmeseydin, bu kız hâlâ bekardı!”
“Aa, delinin zoruna bak, kötü mü yaptık?” dedi Barış.
“İyi mi yaptın geri zekalı? Kız elden gidiyor!”
İrem’le Barış’ın atışmasını izlerken neredeyse bayılacaktım, ikisi de acayip komikti.
“Lan yabancıya mı gidiyor sanki?!” dedi Barış, Arkama dönüp baktığımda, Sude ağzı açık onları dinliyordu, bir kez daha güldüm.
&
Çerezlik bir bölüm olmasını istedim, asıl bölüm diğer bölümdür, sona yaklaşıyoruz yavaş yavaş😭
