24. bölüm · Son Tişört/BAY

2.4

Sude Askm

Keyifli okumalar

&

Gaziantepteydim, sırf Barışı izlemek için gelmiştim, Ziraat kupasını alacaktık bugün, kazanırsak tabii.

Maç başlamıştı ve maçın 5.dakikasında Barış gol atmıştı, fakat ben dahil herkesin şaşıracağı bir şey yapmıştı, herkesin gözü önünde bana öpücük atmıştı.

Tribündeki kalabalığın içindeydim ama o an dünya sadece ikimizden ibaretti. Barış, gol sevinciyle takım arkadaşlarına sarıldıktan sonra gözlerini buldu benimkilerle. Gülümsedi, sonra elini dudaklarına götürüp bana doğru bir öpücük attı.

Utanmaktan başka hiçbir şey yapmamıştım.

Maç bitmişti ve takım Ziraat kupasını almıştı, herkes bağıra çağıra bunu kutlarken Barış koşarak yanıma gelmiş ve beni tribünlerden indirmişti, şu an saha kenarındaydık.

“Barış ne yaptın sen?” diye mırıldandım, bütün kameralar bizi çekiyordu.

“Ne yapmışım?”

“Herkes bizi biliyor artık!” dedim heyecanla. Barış sırıttı, elini belime doladı ve başını hafifçe yana eğerek gözlerime baktı.

“Zaten bilsinler istiyordum,” dedi. “Sen benim en büyük galibiyetimsin Zeynep. Kupa da senin gülüşün de aynı gecede olsun istedim.”

Kameralar, flaşlar, bağıran insanlar… O an hepsi bulanıklaştı gözümde. Sadece Barış’ın sesi netti. Sadece onun gülümseyişi.

“Delisin sen,” dedim kısık sesle, ama gözlerimden gülümsemem eksik olmadı.

“Elimde kupa, yanımda sen… Daha ne isterim?” dedi ve alnıma bir öpücük kondurdu. Sonra elimi tuttu. “Bu gece var mısın bütün tribüne aşkımızı gösterelim?”

Güldüm ve kafamı salladım, elimden tutmaya devam ederken sahanın ortasına doğru yürüdük, takım arkadaşları bizi görmüş ve gülmüşlerdi.

“Yenge üçlü çektirirsin artık.” Yunus’un sesiyle irkildim ve Yunus’a bakarak güldüm.

Barış başını yana eğip bana döndü, gözlerinde o tanıdık ışıltıyla, “Çektirir misin aşkım?” dedi alaycı bir ciddiyetle.

“Saçmalama, utanırım ben!” deyip geri çekildiğimde, bir anda takım arkadaşları arkamızdan ittirmeye başladı. Yunus bir yandan, Muslera diğer yandan, Takımca sahanın tam ortasına geçtik. Tribünler tezahüratla inliyordu, bayraklar, meşaleler…Ve ben, o kalabalığın içinde bir anda merkezdeydim.

Barış takım arkadaşlarına döndü, eliyle işaret etti. “Yengeyi ortaya alın!”

“Barış, hayır!” dedim.

“Yanında duracağım sevgilim, hadi!” Dedi. Barış yanıma geldi, kolunu omzuma attı ve tribüne döndü.

Barış’ın yaptığı hareketleri yaptım, Osimhen arkadan gelip bir anda Barış’ın üzerine zıplayınca geri çekildim ve onları izledim.

Barış, Osimhen’in ani zıplamasıyla hafifçe sendeledi ama ardından kahkahayla güldü. Takım arkadaşları etrafımızda çember oluşturmuş, tezahüratlar eşliğinde zıplıyorlardı. Tribünler coşkuyla bağırıyor, adeta sahayla bir bütün olmuştu o an.

Barış tekrar yanıma geldi, terli alnını benim alnıma yasladı. “İşte şimdi tamam,” dedi nefes nefese, “Hayatımın iki kupasını da aynı anda kazandım.”

Gözlerim doldu ama ağlamamaya yeminliydim. “Sen var ya…” dedim, dudaklarımı büzerek. “Gerçekten romantikliğin bile agresif.”

“Alışacaksın,” dedi ve kameraların önünde alnıma kocaman bir öpücük kondurdu. Tribünlerden “Ooooo!” sesleri yükselince utandım.

“Utandırıyorsun beni!” diye mırıldandım.

Her şey rüya gibiydi, Barışla ciddiydik ve en önemlisi artık ilişkimizi gizli yaşamayacaktık.

&

Sabah gözlerimi tekrardan İstanbul’da açmıştım, Barış’ın evindeydik ve yan yanaydık, Barış uçakta bile uyumadığı için çok yorgundu ve hâlâ uyanmamıştı.

Onu rahatsız etmeden yanımda duran telefonumu aldım, Telefonumu elime aldığımda ekran kilidini açmamla birlikte bildirimler yağmur gibi üzerime aktı. Twitter, Instagram, haber siteleri, Hepsi Barış’ın dün geceki o “saha ortası aşk ilanı” ile çalkalanıyordu. Kalbim heyecanla çarpmaya başladı, yavaşça yorganın altından süzülerek oturdum ve okumaya başladım.

“Barış Alper’den tribünlere aşk dersi!”

“Ziraat Kupası’nın kazananı sadece Galatasaray değil, aşk da kazandı!”

Bu başlıklara ister istemez gülümsedim. Ama sonra aşağı doğru kaydırınca linç kısmı başladı.

“Futbolcu dediğin odaklanır, sevgiliyle sahaya ne işi var?”

“Yenge kontenjanından üçlü mü çekilir ya?”

“Profesyonellikten uzak bir hareketti.”

Bir iç çekip yüzümü buruşturdum, ama sonra güzel yorumlara denk geldim ve biraz içim ferahladı:

“Barış ve Zeynep aşırı yakışıyorlar, içim eridi!”

“Yengeye bayıldık, umarım hep mutlu olurlar!”

“Sahada sadece kupa değil, kalpler de kazanıldı.”

Telefonu elimde tutarken bir yandan yorumları okumaya devam ettim, bir yandan da Barış’a baktım. Hâlâ huzurla uyuyordu. Saçları dağınık, nefesi ritmik… Onun haberi bile yoktu şu an sosyal medyada fırtınalar estirdiğinden.

Gözlerimi tekrar telefona döndürdüm ve okumaya devam ettim.

“Sevgiline öpücük atacaksın diye sevincimizi bölmeye ne hakkın var?”

“Maçta mıyız, dizi setinde mi belli değil.”

“Biri şu Barış’a sahada aşk yaşanmadığını hatırlatsın.”

Bir yorumun altında mini bir tartışma vardı. Biri savunmaya geçmiş:

“Ne var yani, çocuk sevincini sevgilisiyle paylaşmış, linç edecek ne buluyorsunuz?”

Altına gelen cevap:
“Aşkınızı evde yaşayın kardeşim, saha profesyonel yerdir.”

İster istemez kaşlarımı çattım. Bu kadar büyütecek ne vardı ki? Daha fazla okumamam gerektiğini hissettim ama elim durmadı.

“Güzel kızmış ama ben daha güzeldim.”

“Of barışım salak mısın ne manitası yaaa?”

Derin bir nefes aldım. Bu kadarını beklememiştim. Ama sonra yastığın öbür tarafında hafif bir hareketlenme oldu. Barış yüzünü bana döndü, gözlerini hâlâ tam açmamıştı ama mırıldandı.

“Ne bakıyorsun yine telefona bu kadar sessiz?” Sesimi çıkarmadım. Sadece başımı çevirdim ve onu izledim.

“Sana linç var aşkım,” dedim sessizce. “Hem de bayağı var.”

Barış gözlerini tam açtı, bir kaşını kaldırarak baktı. “Yani yine meşhuruz?”

“Meşhuruz. Hem sevilen çiftiz… hem de kariyerini bitirmişim gibi düşünenler var.”

Barış hafifçe gülümsedi. “İyi o zaman, seninle kariyerimi de yakarım. Ama seni gizli yaşayamam Zeynep.”

“Barış, hata mı yaptık sence?” Barış’ın yüzündeki gülümseme bir anda gitti ve yerinde doğruldu

“Ne hatası Zeynep? Gizli mi kalacaktı ilişkimiz? Çokta iyi yaptık.” dedi. Barış’ın ses tonu kararlıydı. Gözleri uykulu ama netti. O an tedirginliğimden utandım. Başımı yastığa geri koydum ama gözlerim hâlâ onun üzerindeydi.

“Peki ya kulüp? Ya hocan, takım arkadaşların? Bir sorun çıkarsa?”

“Onlar zaten biliyordu Zeynep. Sadece halk bilmiyordu. Artık herkes biliyor, ama önemli olan bizim ne hissettiğimiz. Gerisi laf.”

Kafamı salladım. Bu kadar açık, net ve güçlü hissetmesine hayrandım. Benim kaygılarımı bile sahiplenip savuşturuyordu. İçimdeki korkular bir nebze yumuşamıştı.

Barış yatağın ucuna doğru uzanıp benim elimdeki telefonu aldı. “Bakalım insanlar sadece nefret mi kusmuş, yoksa araya birkaç güzel laf da sıkıştıran olmuş mu?” dedi, gözlerini kısarak ekrana baktı.

Ben yanına sokuldum, çenesine başımı yasladım. “Güzel bir şey bulursan sesli oku, moralimiz düzelsin biraz.”

Barış parmağını ekranda gezdirdi, sonra gülümsedi. “Bak mesela bu çok iyi: ‘Yıllardır ilk defa bir futbolcuya yakıştırdığım bir sevgilisi oldu. Zeynep resmen Barış’ın kalbini sakinleştiren o kişi gibi.’”

“Ay çok tatlı bir yorum bu!” dedim heyecanla, Barış güldü.

Devam etti okumaya: “‘Barış golünü atar atmaz tribündeki kıza öpücük attı. Sonunda şu çocuğun manitasını gördük.”

Kısık sesle güldüm. “Sonunda buldun be Barış Alper.” dedim.

“Buldum gülüm buldum.” Deyip göz kırptı.

“Daha bitmedi,” dedi kıkırdayarak. “Bak şu yoruma: ‘İlişkilerini gizli gizli yaşayıp sonra düğün fotoğrafı paylaşanlardan bıkmıştık. İlk defa böyle net, doğal bir çift görüyoruz. Lütfen ayrılmayın.’”

“Ayrılmak mı? Kek yapmayı bile beceremiyoruz biz, ayrılmayı hiç beceremeyiz.” deyip kendi kendime göz devirdim.

Barış güldü. “Ayrılacak gibi değiliz, mutfağı bile dağıtarak hayatta kalıyoruz biz.”

“Yani insanlar bizi sevmiş gibi,” dedim yavaşça. “Ama yine de biraz tedirginim. Bu kadar göz önünde olmak… korkutucu.”

Barış, başımı usulca okşadı. “Biliyorum, alışık değilsin. Ama ben senin arkandayım. Her yorumun, her linçin, her güzel sözün ardında da, tam önünde de ben varım.”

“Bugün dışarı çıkalım mı biraz?” dedim başımı kaldırmadan. “Evde kalırsak sürekli yorum okuruz. Gerçek hayatı unutmayalım.”

Barış gülümsedi. “Benim sevgilim ne kadar akıllı ya…” dedi. “Kahvaltı yapıp çıkarız dışarı.”

&

Kupayı aldıktan sonra şu bölümü yazmasam olmazdı bu arada,

Neyse öpüyorum hepinizii🏆🏆