5. bölüm · Son Tişört/BAY
0.5
Keyifli okumalarr
&
Gözlerimi araladığımda kaşlarımı çattım, Mete ile uyuyakalmıştık, hemde Barış’ın evinde, içeriden bağırış sesleri gelince yavaşça Mete’nin bana sarmış olduğu kollarından kurtuldum.
Emin olamayarak yavaşça odadan çıkıp, kapıyı sessizce kapattım, salona ilerlediğimde bağırışlar ve gülme sesleri kulağıma daha rahat ulaşmıştı.
İçeri girdiğimde tekrardan kaşlarımı çattım. Yunus, Berkan ve eski takım arkadaşları Kerem olduğunu görmüştüm.
Barış, koltuğa yayılmış bir şekilde oturuyordu, elinde çay ya da belki bir kahve bardağı, Etrafındaki herkes kendi arasında gülüp konuşurken, o sessizdi.
Ben salona girince gözleri bir anda bana çevrildi. Önce beni fark etti, sonra yüz ifadesi değişti.
“Zeynep,” dedi, sesi gürültünün içinde bile netti. “Uyandırdık mı?”
Ben hâlâ salonda oluşlarının şaşkınlığı içindeydim. Ne diyeceğimi bilemedim, ama kendimi toparlayıp, hafif bozulmuş bir ses tonuyla konuştum. “Bir an nerede olduğumu unuttum, bağırışlarınızı duyunca kavga ediyorsunuz sandım, kim olduğunuzu fark etmedim tabii”
Ben hâlâ salonun kapısında dikiliyordum. Onların arasında bu kadar doğal bir şekilde var olmak, bir anlığına yabancı hissettirmişti kendimi. Ama sonra Barış elindeki bardağı bıraktı ve bana doğru yaklaştı.
“Gel, bir şey içmek ister misin?”
Başımı salladım. “Hayır, teşekkür ederim. Sadece Mete’yi kontrol ettim, onun yanında uyuyakalmışım. Geri döneceğim.”
Barış bir adım daha yaklaştı. “Zeynep, şey özür dilerim. Arkadaşlar biraz plansız geldi. Uğrayıp çıkacaklardı. Sonra işler uzadı. Seni rahatsız ettik farkındayım.”
Yüzüme bakarken söyledikleri samimiydi. İçimdeki rahatsızlık bir anda yok olmuş gibiydi. Başımı hafifçe eğdim. “Yok, sorun değil. sadece tereddüt ettim.”
Kerem araya girdi, sesinde dalga geçer bir tını vardı. “Yani şimdi Barış’ın evinde kalıp hâlâ resmi konuşuyorsunuz ya? Vay arkadaş.”
“Kerem!” diyerek sesini yükseltti Barış, aynı zamanda sesi kısık da çıkmıştı, Meteyi uyandırmak istemiyordu.
“En iyisi ben eve döneyim.” deyip salondan çıkmak için hareketlendiğimde, Barış kolumu tuttu.
“Gitme,” dedi. “Yani gitme derken, annesi ve babası çok meşgul, son zamanlarda sadece benimle vakit geçiriyor, seni yanında göremezse üzülür.”
“Ben sadece,” dedim, “rahatsızlık vermek istemem. Burada olmam yanlış anlaşılmasın diye”
Barış başını iki yana salladı. “Kimse yanlış anlamıyor Zeynep. En azından ben anlamıyorum.”
Kısa bir süre etrafa baktım ve yavaşça elimi çektim, kafamı olumlu anlamda salladım. “Peki, ben Mete’nin yanına gideyim.”
Odaya geri döndüğümde Mete’nin Koltukta yatmaya ve rahat bir uyku çektiğini görmemle gülümsedim, yavaşça yanına oturdum ve bacaklarımla bağdaş kurup, en sevdiği şeyi yaptım, saçlarını okşadım.
Telefonumu koltuğun kenarında gördüğümde hızlıca alıp baktım, Mesaj kutuma girdiğimde ilk önce kızlarla olan ortak grubumuza baktım.
When baba when
Grubundan +99 mesaj
Sude
Zeynep neredesin aq
(14.45)
İrem
2 saate dönerim dedi de Barış’ın evinin tuvaletine düştü herhalde
(14.57)
Sude
Asıl sen neredesin aq
(14.57)
İrem
Mal mısın sen
Dedim ya stajyer öğrencilerimle malzeme sayımı yapacağız diye
Aşçıyım kızım ben
Senin gibi keyfim düz değil benim
(14.59)
Sude
Benim işim daha zor amk
Ne boş konuşuyorsun sen?
Edebiyat öğretmeni olmayı kolay sandın herhalde sen
(15.00)
İrem
Neresi zor
Evet çocuklar Recaizade Mahmut Ekrem falan de bitsin işte
Araba sevdası diye hikaye mi ne vardı
(15.00)
Sude
Konuştukça batıyorsun
Sus.
(15.17)
Mesajları kaydırmaya devam ettikçe beni merak ettiklerini anlatan bir sürü mesaj vardı.
Zeynep
Mete’yle uyuyakalmışım
Beklemeyin beni
Yarın size konum atarım
Buradan gideriz annemlere
(22.26)
Sude
Barışın
Evinde
Sen
Ve
Barış
Bildiğimiz?
İrem
Sude yataktan düştü dur kaldırayım
Sude
İyiyim
Neyse atarsın konumu
Geliriz yarın
Mesajlardan çıkıp kafamı koltuğa koyduğumda kapının açılma sesini duymuştum, gözlerimi kapattım ve uyuyormuş gibi yaptım, büyük ihtimalle arkadaşları gitmişti.
Ayak sesleri yaklaştı, ağır ama dikkatli. Odanın içinde bir süre duraksadı Barış, sonra battaniyenin kenarını hafifçe çekiştirdi. Üstümü örtmek için eğildiği sırada saçlarım yüzüme düşmüştü, rahatsız olabilirim diye düşünmüş olmalı ki, parmaklarının ucuyla sessizce bir tutamı yana doğru itti.
Gözlerimi hâlâ kapalı tutuyordum ama yüzümde istemsiz bir tebessüm belirdi. Oyunu daha fazla sürdüremeyeceğimi anladım ve gözlerimi araladım.
Barış tam önümdeydi, göz göze geldik.
“Uyandırdım mı?” diye sordu, sesi fısıltı kadar hafifti.
Başımı hafifçe iki yana salladım. “Zaten uyumuyordum, gözlerimi dinlendiriyordum sadece, gitti mi arkadaşların?”
“Kerem kaldı sadece, birkaç gün bende kalacak.” dediğinde kafamı salladım. “İyi Geceler Zeynep”
“İyi geceler Barış”
***
Evet arkadaşlarrrr, biz senaryoya geç kalıcazzzzz
