2. bölüm · Son Tişört/BAY

0.2

Sude Askm

Bu arada hiç yazmamışım ama ismimiz Zeynep, Anaokulu öğretmeniyiz haberiniz olsunn

Keyifli okumalar

&

Bugün alışılmadık bir sabah olmuştu. Çocuklar sabah erkenden okula gelmiş, enerjik halleriyle içimi ısıtmışlardı. Her biri, yüzlerinde kocaman bir gülümseme ve heyecanla sabırsızca sınıfa girerken, ben de onlarla birlikte neşeyle karşılamıştım. Ama sabahın yoğunluğuyla birlikte, hızlıca çocukların aileleri ile vedalaşıp sınıfa girecekken birisiyle göz göze gelmem bir olmuştu.

Mete yanıma koşarak bana sarılırken benim bakışlarım hâlâ ondaydı, Barış Alperde.

Barış tam karşımda durduğunda, ilk önce Mete’ye sonra ise Barış’a bakarak konuştum “siz?”

“Yeğenim oluyor, bugün ben bırakmak istedim,” ardından durdu ve gülümsedi. “Tesadüflerin en güzelisiniz.” dedi.

Tam konuşacaktım ki Mete, Barış’ın kolundan tutarak eğilmesini sağladı ve yanağına sulu bir öpücük bırakıp koşarak sınıfa girdi, arkasından baktım ve gülümsedim.

“O zaman ben de sınıfa geçeyim, çıkışında yine siz mi alacaksınız?” Konuşmamızın uzamasını istiyordum bir nebze de olsa, sonuçta her gün Barış Alper Yılmaz’ı görecek halim yoktu ya?

“Maalesef hayır, Mete’nin çıkış saatinde antrenmanlarda oluyorum.” dediğinde kafamı olumlu anlamda salladım.

“Anlıyorum, görüşmek üzere o zaman,” dediğimde Barış tekrardan gülümsedi ve arkasını dönerek bahçeden çıktı, derin bir nefes alıp sınıfa girdim.

***
Kafamı yastığa koyarak televizyon’a boş boş bakıyordum, İrem mutfakta makarna yaparken ‘ne hamaratlı kızım’ diye söylenirken, Sude ise bilgisayarı ile uğraşıyordu.

Barışı Gsstore’da gördüğüm günü kızlara anlatmıştım ama bugünden bahsetmemiştim, gerçi lafını açarsam yine her zamanki halleriyle boş yapacaklardı.

Tam ayağa kalkıp odama gidecektim ki İrem aniden koşarak salona girdi, kaşlarımı çatarak ona baktım.

“Sizce elimde ne tutuyorumdur?” diye sordu, elini arkasına saklamıştı, bu yüzden göremiyorduk.

“Müneccim boku yemedim İrem, göremiyorum.” dedi Sude saçlarını geriye atarak, verdiği tepkiye güldüğümde İrem göz devirdi.

“Cıvıma iki dakikada ya!” diye bağırdı ve elindekileri saklamayı bırakıp önüne getirdi, elinde tuttuğu biletlerle kaşlarımı çattım.

“Yoksa?” dediğim ayağa kalkarken,

“Elindeki şey?” dedi sorgularmış gibi Sude,

“Evet, Maç bileti!” diye bağırdı İrem, peki kabul ediyorum, bu aralar fazlasıyla Barış’a maruz kalmıştım, 1 hafta önce tişörtü almak için girdiğim mağazada karşılaştım, bugün sabah öğrencilerimden bir tanesinin velisi olduğunu öğrendim, daha başıma neler gelecekti kim bilir?

“Ben bugün yine Barışı gördüm.” dedim bir anda, ikisi de birbirine bakıp bu sözüme kısa bir kahkaha atıp tekrardan bana baktılar.

“Kafanda kurma seviyene bitiyorum bazen,” dedi Sude koltuğa tekrardan kurulurken, İrem ise yanına oturdu ve kafasını kaldırıp bana baktı.

“Sen ne içtin bu aralar? Tamam mağazada gördün de, bu sabah nasıl görebildin?” İkisi de inanmamış gibiydi, yani kim inanırdı ki buna zaten? Sokaktan geçen herhangi birine ‘1 haftada 2 kere Barış Alper’i gördüm’ desen dalga geçtiğini sanıp yoluna devam ederdi.

“Kızlar ciddiyim ben, öğrencilerimden birinin velisi, daha doğrusu yeğeniymiş” Sude kıkırdayarak elindeki yastığı bana doğru fırlattı. “Zeyno, yeter, rüyanda gördün bence sen bunu ama sabahmış gibi anlatıyorsun!”

İrem ise daha ciddi bir ifadeyle bana döndü, ama dudağının kenarında hâlâ hafif bir gülümseme vardı. “Dur bir dakika… Gerçekten, Barış Alper Yılmaz mı? Anaokuluna mı gelmiş?”

Başımı salladım. “Evet. Gözlerimle gördüm, konuştum bile. Hatta beni tanıdı.”

İkisi de o an sessizliğe büründü. Gerçek olduğunu anlamışlardı ama kafalarında bunu nereye koyacaklarını bilemiyorlardı.

“Ruh ve sinir hastalıklarına bir randevu almak istiyorum şu an, millete Barış Alper, bize Bağcılar kekosu denk gelir anca” diye söylendi ve göz devirip arkasına yaslandı İrem, Sude’nin bana fırlattığı yastığı yerden alıp, ben de İrem’e fırlattım.

“Şimdi de millet olduk, bak sen!” dedim yalancı bir sinirle, İrem’le göz göze geldiğimizde ise birbirimize bakıp güldük.

&

Evett, nasıl buldunuz bölümü?

Öncelikle söylemek istiyorum ki ilk bölümleri kısa yazıyorum, sonradan uzayacak haberiniz olsun, şu an bu bölümler çıtırlık diyelim.

Bu arada ikisi şimdiden çok tatlı olmadılar mı? Büyülendim.