Bölümler 26Şu an: 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU
- 1 1. BÖLÜM: RADARINDAKİLER VE ARKANDAKİLER1.158 kelime
- 2 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS643 kelime
- 3 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU577 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR1.054 kelime
- 5 5. BÖLÜM: SATRANÇTA İLK HAMLE530 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR634 kelime
- 7 7. BÖLÜM: GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARI747 kelime
- 8 8. BÖLÜM: ARŞİVDEKİ İLK ŞOK1.027 kelime
- 9 9.BÖLÜM: ÇÖZÜLEN902 kelime
- 10 10.BÖLÜM: GDB1.300 kelime
- 11 11.BÖLÜM: RUHUN ŞANTAJI2.094 kelime
- 12 12.BÖLÜM: İKİNCİ SEANS1.059 kelime
- 13 13. BÖLÜM: DEPLASMANDA İLK RAUNT774 kelime
- 14 14.BÖLÜM: KALKANLARIN ARKASINDA607 kelime
- 15 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ547 kelime
- 16 16.BÖLÜM: LİMAN OPERASYONU1.666 kelime
- 17 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN532 kelime
- 18 18.BÖLÜM: KISKANÇ431 kelime
- 19 19. BÖLÜM: GECE NÖBETİ1.565 kelime
- 20 20.BÖLÜM: SESLER467 kelime
- 21 21. BÖLÜM: SABAHA KARŞI1.055 kelime
- 22 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP547 kelime
- 23 23. BÖLÜM: EV939 kelime
- 24 24.BÖLÜM: KALANLAR VE ANLATILANLAR1.170 kelime
- 25 25.BÖLÜM: ATIŞMA1.612 kelime
- 26 26.BÖLÜM: SAHAYA DÖNÜŞ VE KİBİRLİ DUVARLAR764 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Erkan’ın çalışma odası, Nişantaşı’nın o gürültülü caddesine inat, dipsiz bir sessizliğe ve milimetrik bir düzene sahipti. Duvardaki devasa kütüphane renk tonlarına göre dizilmiş kitaplarla doluydu; masanın üzerindeki kalemlik bile adeta bir cetvelle hizalanmıştı. Aybike odanın ortasına doğru sert adımlarla ilerlerken, postallarından dökülen hafif toz o kusursuz gri halının üzerinde küçük izler bıraktı. Aybike, odanın tam ortasındaki o şık kadife koltuğa adeta bir suçluyu sorgulayacakmış gibi yayılmadan, sırtı dik ve tetikte bir şekilde oturdu. Kollarını göğsünde kavuşturup, mavi gözlerini bir silah gibi Erkan’a dikti. Erkan ise hiç acele etmeden, kibar bir tebessümle masasının arkasındaki yerini aldı. Dijital tabletini kenara bırakıp ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Tekrar hoş geldiniz, Komiser Aybike. Sizi buraya getiren süreç biraz... Hareketli olmuş anladığım kadarıyla. Bir şeyler içmek ister misiniz? Su, kahve?" "Hiçbir şey istemiyorum Erkan Bey," dedi Aybike, sesi adeta buz kesmişti. "Lafı hiç uzatmayalım. Annemi ve Seda Müdürü kırmamak için geldim. Önünüze ne koymam gerekiyor bilmiyorum ama bana 'akıl sağlığı yerindedir' yazan o kağıdı verin, ben de işimin başına döneyim. Dışarıda beni bekleyen onlarca dosya var." Erkan, kızın bu hırçın ve duvar ören tavrı karşısında hiç istifini bozmadı. Aksine, gözlerinde derin bir profesyonellik ve samimi bir merak parıldadı. "Sorgu odasındaymışız gibi konuşuyorsunuz Komiserim," dedi, sesindeki o kadife tonu koruyarak. "Ama burası bir karakol değil. Ben de sizin şüpheliniz değilim. Amacım size teşhis koyup özgürlüğünüzü elinizden almak da değil. Sadece... Sizi anlamak istiyorum. Beril Hanım Seda Hanım sizin için endişeliler Seda hanım tanıdığım bir insan sizin için bu endişeli olması onun için önemli olduğunuz anlamına gelir. "İşimi iyi yapıyorum, hepsi bu," diye kestirip attı Aybike, bakışlarını kaçırarak. Tam o sırada, Erkan’ın o kusursuz omuzlarına kolunu dolamış olan hayalet kadın, perçemlerini üfleyerek koltuktan kalktı. Havada süzülerek Aybike’nin tam karşısına, masanın kenarına tünedi. Elindeki hayali tırnak törpüsüyle tırnaklarını düzeltirken kıza baktı. "Kız sarışın, adama çok diklenme, valla taş gibi çocuk. Hem bak, benim katilimi bulursan ben gideceğim zaten, buralarda tıkılıp kaldım," dedi bıkkın bir sesle. Aybike göz ucuyla kadına bakmamak için dişlerini sıktı. Bu lanetin en büyük kuralı buydu: Ölüler dünyaya yarım kalan işleri yüzünden bağlanırdı. Aybike ne zaman bir maktulün katilini bulup adalete teslim etse, o ruhun dünyadaki bağı kopar, huzura kavuşur ve bir daha geri dönmemek üzere puf diye yok olurdu. Bu kadının da gitmesi için davasını çözmesi gerekiyordu ama şu an önündeki en büyük engel, onu dikkatle inceleyen bu yakışıklı psikologdu. Erkan, Aybike’nin gözlerindeki o anlık odak kaybını yakalamıştı. Öne doğru hafifçe eğildi, bakışlarını kızın mavi gözlerinden ayırmıyordu. "İşinizi iyi yapmaktan çok daha fazlası var gibi. Gözleriniz... Sürekli odada bir şeyler arıyor. Yanlış anlamayın, ben bir tıp insanıyım. Çocukluğunuzda yaşadığınız o hastane süreçlerini, Beril Hanım’ın endişelerini biliyorum. Ama benim gördüğüm şey delirmiş bir kadın değil." Aybike kaşlarını çattı, içindeki o aksi polis tamamen uyanmıştı. "Neymiş peki gördüğün?" Erkan hafifçe gülümsedi, sesinde samimi bir hayranlık vardı. "Çok ağır bir yükü tek başına taşımaya çalışan, kırılmaktan korktuğu için etrafına jilet gibi keskin duvarlar örmüş, ama içinde hala o yedi yaşındaki ürkek çocuğu saklayan birini görüyorum. Ve dürüst olmak gerekirse, bu durum beni mesleki olarak çok ama çok meraklandırıyor, Aybike." Adamın "Aybike" derken sesine kattığı o gizli sıcaklıkla bir an ne diyeceğini bilemedi. Kalbinin ritmi, Eminönü sokaklarındaki koşudan daha hızlı atmaya başlamıştı. Tam sert bir cevap verecekti ki, masanın üzerindeki hayalet kadın araya girdi: "Aman be! Romantizmin sırası değil, benim katilim dışarıda fink atıyor, siz burada bakışıyorsunuz!" Aybike sinirle arkasına yaslandı, gözlerini Erkan’a dikti. "Merak kediyi öldürür Erkan Bey. Beni çözmeye çalışmayı bırakın da şu raporu yazın. Yoksa bu seans ikimiz için de çok uzun sürecek."
Bölüm etkileşimi
