ÖLÜLERİN FISILTISI kitap kapağı

4. bölüm / 25

4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR

Erkan, önündeki tablete küçük bir not düşerken bakışlarını bir an bile Aybike’den ayırmadı. Odadaki hava giderek ağırlaşıyor, pencerelerin dışındaki trafiğin sesi bile bu kalın duvarların arasında eriyip yok oluyordu. Erkan arkasına yaslandı, kollarını koltuğun kenarlarına koyarak ses tonunu en güven verici aralığa ayarladı. "Merak kediyi öldürür derler komiserim, doğru," dedi Erkan, dudaklarında hafif bir tebessümle. "Ama bir psikolog olarak benim işim, o kedinin neden o kadar meraklı olduğunu bulmak. Konuyu fazla uzatmayalım madem. Annenizin endişelerini biliyorsunuz. Küçüklüğünüzde, yedi yaşındayken yaşadığınız o süreç... Hastaneler, ağır şizofreni teşhisleri... Beril Hanım hâlâ evde bazen kendi kendinize konuştuğunuzu iddia ediyor. Merak ediyorum; o odanın köşesinde bağdaş kuran insanları, o hayaletleri hâlâ görüyor musunuz?" Aybike’nin kalbi göğüs kafesine sertçe vurdu ama yüzündeki o sarsılmaz maske milim oynamadı. Gözlerini Erkan’ın koyu renk gözlerine dikti. Sesine tam bir profesyonel alaycılık katarak gülümsedi. "Yapmayın Erkan Bey," dedi Aybike, sesini oldukça rahat çıkarmaya çalışarak. "Yedi yaşında bir çocuktum. Annem bankacı hep çalışıyordu. Yüzüme bakan, saçımı okşayan yoktu. Ben de ne yaptım? Çocuk aklımla dikkat çekmek, annemin ilgisini üzerime çekmek için uyduruk hikayeler anlattım. Karşı komşu öldü, rüyamda un eleği istedi dedim; annem korkudan bana sarıldı. O an anladım ki taklid yaparsam annem benimle ilgileniyor. Tamamen çocukça bir ilgi çekme çabasıydı. Yani annemgile de söyleyin, boşa endişelenmesinler Geçti gitti." Tam o sırada, masanın kenarında tırnaklarını törpüleyen hayalet kadın aniden durdu. Gözleri boşluğa dikildi, yüzündeki alaycı ifade bir anda silindi. Adeta bir transa girmiş gibi, sesi odanın içinde buz gibi bir rüzgar estirerek konuşmaya başladı. "Yalan söylüyor..." diye fısıldadı hayalet kadın. Bakışları geçmişin karanlık bir dehlizine gömülmüştü. "İlgi çekmek için kimse delirdiğini söylemez sarışın. Bak bana... Yıllar önce, o çamurlu, izbe genel evlerinden birinde çalışıyordum. Adım Gülten’di. Gençtim, çok gençtim... Bir gece, yüzünü bile hatırlamak istemediğim bir adam girdi odama. Gözlerinde öfke vardı, nefret vardı. Sırtıma sapladığı o soğuk bıçağın acısını hâlâ hissediyorum. Kanlar içinde o kirli yatağa yığılırken kimse sesimi duymadı. Katilim elini kolunu sallayarak çıktı o kapıdan. Şimdi buradayım, bu odada tıkılıp kaldım. Çünkü ruhum adalet istiyor." Aybike, Gülten'in anlattıkları karşısında sarsılmamak için koltuğun kenarlarını öyle bir sıktı ki parmak boğumları bembeyaz oldu. Erkan tam önündeydi, ona bakıyordu ama kulağının dibinde bir hayalet vahşice katlediliş hikayesi yankılanıyordu. Aybike, Erkan’ın dikkatini çekmemek için dudaklarını neredeyse hiç kımıldatmadan, dişlerinin arasından kısık ve öfkeli bir sesle fısıldadı: "Kapa çeneni... Sırası değil..."
Erkan kaşlarını hafifçe çattı. Aybike’nin bakışlarındaki o anlık dehşeti ve dudaklarının kıpırdadığını fark etmişti. Öne doğru eğildi. "Bir şey mi dediniz Aybike? Duyamadım?" Aybike hızla toparlandı, boğazını temizleyip bakışlarını Erkan’a çevirdi. "Yoo, 'sırası değil' dedim. Yani geçmişi deşmenin sırası değil, raporu yazın artık anlamında." Erkan inanmamış bir ifadeyle kıza bakmaya devam etti ama üzerine gitmedi. "Peki... Çocukluğunuza geri dönelim. İlgi çekmek dediniz ama Beril Hanım’ın anlattığı o hastane odaları, o ağır şizofreni ilaçları... Bir çocuk için sadece ilgi çekmek adına katlanılabilecek şeyler değil. O günleri anlatır mısınız? Gerçekten ne hissettiniz o beyaz odalarda?
"Erkan’ın sorusu, Aybike’nin zihninde yıllardır kilitli tuttuğu o ağır, paslı kapıyı ardına kadar açtı. Aybike’nin bakışları odadaki milimetrik düzenden koptu, dipsiz bir karanlığa, çocukluğunun en büyük kabusuna doğru kaydı. "Çok karanlıktı..." dedi Aybike, sesi ilk defa bir komiser gibi değil, yedi yaşındaki o çaresiz kız çocuğu gibi titreyerek. "Annem beni o hastaneye götürdüğünde odadaki her şey beyazdı ama benim içim kapkaraydı. O koca gözlüklü doktorlar bana hastaymışım gibi bakıyorlardı. Masanın arkasına oturup önlerindeki kağıtlara notlar alıyor, arkamdaki o siluetleri görmediğimi kanıtlamaya çalışıyorlardı. Ama oradaydılar... Doktor bana soru sorarken, hemen arkasındaki dolabın üstünde, boynu kırılmış, gözleri yuvalarından fırlamış eski bir trafik kazası kurbanı bana bakıp sırıtıyordu. Gitmiyorlardı. Annem koridorda 'Benim kızım deli mi?' diye hıçkıra hıçkıra ağlarken, o ses çocuk kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu." Aybike derin bir nefes almaya çalıştı ama göğsüne bir kaya oturmuş gibiydi. Gözleri dolmuştu ama o yaşların yanaklarından süzülmesine izin vermedi. "O ilaçları verdiler bana," diye devam etti, elleri hafifçe titriyordu. "O ağır, kırmızı şuruplar, o uyuşturucu haplar... Beni yaşayan bir ölüye çevirdiler. Ruhum bedenimin içinde sıkışıp kalmıştı ama gözlerimi kapattığımda bile o odanın köşesinde bağdaş kurmuş ölüleri görmeye devam ediyordum. Annemin o asil yüzünün ağlamaktan nasıl çöktüğünü, o hastane koridorlarında nasıl eridiğini gördüm. İşte o gün karar verdim. Sırf annem daha fazla ağlamasın, beni o soğuk, ilaç kokan beyaz odalara kapatmasınlar diye hayatımın ilk ve en büyük yalanını söyledim ona. Gözlerinin içine baktım ve 'Anne, artık kimseyi görmüyorum. Geçti' dedim." Aybike sustu. Odada ölümcül bir sessizlik oldu. Erkan, kızın bu derin ve acı dolu itirafı karşısında tamamen büyülenmişti. Not almayı çoktan bırakmıştı. Karşısındaki bu güçlü kadının altındaki o kırık dökük çocukluğu görmek, profesyonel duvarlarını sarsmıştı. Masanın kenarında oturan Gülten ise Aybike’ye doğru eğildi, gözlerinde bu sefer ilk defa şefkatli bir ifade vardı. "Geçmediğini ikimiz de biliyoruz sarışın," dedi yumuşak bir sesle. "Sen o ölüleri susturamadın. Sadece çığlıklarını içine atmayı öğrendin." Aybike, zihnindeki o karanlık dehlizden aniden sıyrıldı. Erkan'ın büyülenmiş, neredeyse nefesini tutmuş bakışlarını ve odadaki o ağır havayı fark ettiği an içindeki savunma mekanizması bir yay gibi gerildi. Fazla ileri gitmişti. Duvarlarında çok büyük bir açık vermişti ve karşısındaki bu zeki psikoloğun o açıktan içeri sızmasına izin veremezdi. Yüzündeki o hüzünlü, titreyen ifade saliseler içinde yok oldu. Dudaklarının kenarına alabildiğine geniş, alaycı ve gamsız bir gülümseme yerleştirdi. Hatta kendini tutamayıp küçük bir kahkaha attı. "Şaka yapıyorum ya!" dedi Aybike, kollarını göğsünde rahatça kavuşturup arkasına yaslanırken. "Ne o Erkan Bey, gözleriniz doldu neredeyse? Tam olarak bunu duymak istiyordunuz değil mi? filmlerden fırlama, acı çeken komiser hikayesi!" Erkan, kızın bu ani ve keskin duygu geçişi karşısında afallayarak arkasına doğru çekildi. Elindeki dijital kalemi parmaklarının arasında sıkılaştı Mutlak bir şaşkınlıkla Aybike’yi süzdü. "Ben gayet sağlıklı bir bireyim doktor bey," dedi Aybike, sesindeki o neşeli ama meydan okuyan tonu koruyarak. "Çocukken yaşadığım o hastane travmasını dramatik bir dille süsleyip size sundum ki elinizdeki o rapora 'akıl sağlığı yerindedir, göreve dönmesinde sakınca yoktur' yazacak malzemeniz olsun. Psikologlar böyle travmatik çocukluk hikayelerini, ağlamaklı itirafları sever diye düşünmüştüm. Yanılmış mıyım?" Masanın kenarında oturan Gülten, Aybike’nin bu ani hamlesine karşılık elindeki hayali törpüyü havaya fırlatıp tiatral bir şekilde iç çekti. "Aman sarışın! Ne profesyonel yalancı çıktın sen de be! Adamın kalbini erittin, sonra da buzlu suya bastın. Yazık vallahi taş gibi çocuğa." Aybike, Gülten’e bakmamak için gözlerini Erkan’ın şaşkınlıktan hafifçe açılmış koyu renk gözlerine sabitledi. Erkan, kızın bu tavrının arkasındaki o devasa savunma duvarını, gerçeği gizlemek için giydiği bu neşeli maskeyi çok iyi görebiliyordu. Ama Aybike’nin bu kadar kıvrak bir şekilde durumu tersine çevirmesi, aralarındaki satranç hamlelerini çok daha tehlikeli ve cazip bir hale getirmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…