Bölümler 25Şu an: 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ
- 1 1. BÖLÜM: RADARINDAKİLER VE ARKANDAKİLER1.158 kelime
- 2 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS643 kelime
- 3 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU577 kelime
- 4 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR1.054 kelime
- 5 5. BÖLÜM: SATRANÇTA İLK HAMLE530 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR634 kelime
- 7 7. BÖLÜM: GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARI747 kelime
- 8 8. BÖLÜM: ARŞİVDEKİ İLK ŞOK1.027 kelime
- 9 9.BÖLÜM: ÇÖZÜLEN902 kelime
- 10 10.BÖLÜM: GDB1.300 kelime
- 11 11.BÖLÜM: RUHUN ŞANTAJI2.094 kelime
- 12 12.BÖLÜM: İKİNCİ SEANS1.059 kelime
- 13 13. BÖLÜM: DEPLASMANDA İLK RAUNT774 kelime
- 14 14.BÖLÜM: KALKANLARIN ARKASINDA607 kelime
- 15 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ547 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.BÖLÜM: LİMAN OPERASYONU1.666 kelime
- 17 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN532 kelime
- 18 18.BÖLÜM: KISKANÇ431 kelime
- 19 19. BÖLÜM: GECE NÖBETİ1.565 kelime
- 20 20.BÖLÜM: SESLER467 kelime
- 21 21. BÖLÜM: SABAHA KARŞI1.055 kelime
- 22 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP547 kelime
- 23 23. BÖLÜM: EV939 kelime
- 24 24.BÖLÜM: KALANLAR VE ANLATILANLAR1.170 kelime
- 25 25.BÖLÜM: ATIŞMA1.612 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aybike, kafasındaki düşünceleri susturmaya çalışarak emniyet binasına doğru yürüyordu. Aklı hala Erkan'la olan son görüşmesinde, kalbi ise sakladığı o büyük sırrın ağırlığındaydı. Tam köşeyi dönüp karakolun ana girişine elli metre kala, kulakları tırmalayan bir çığlık yankılandı:
"Yetişin! Çantamı çaldı! Yakalayın hırsızı!"
Aybike başını hızla sesin geldiği yöne çevirdi. Orta yaşlı bir kadının arkasından hızla koşan, kapüşonlu bir adamı görmesiyle polislere özgü o refleksin devreye girmesi bir oldu. Adımlarını hiç düşünmeden hızlandırırken, sesi sokağın yankısıyla birleşti:
"Ulan emniyetin yanında hırsızlık mı yapılır be! Dur!"
Aybike rüzgar gibi hırsızın peşine takılmışken, o sırada emniyetin kapısında kahvesinden ilk yudumu almaya hazırlanan Yiğit sesin sahibini hemen tanıdı. Başını kaldırdığında Aybike’nin bir hışımla adamın arkasından fırladığını gördü. Kahve bardağını oradaki çöp kutusunun üstüne bırakırken o da ileri atıldı:
"Komiserim!" diye bağırdı Yiğit ve o da tüm gücüyle koşmaya başladı.
Hırsız arkasına bakmadan ara sokağa sapmaya çalıştı ancak Aybike ondan çok daha hızlı ve kararlıydı. Sokağın köşesinde adama iyice yaklaştı, havaya sıçrayarak hırsızın sırtına doğru mükemmel bir zamanlamayla atıldı. İkisi birden büyük bir gürültüyle sert betona devrildiler. Aybike yerdeki adamın kolunu profesyonel bir hamleyle arkaya kıvırıp etkisiz hale getirirken, yere düşen çantayı da tekmesiyle güvenli bir yere doğru fırlattı.
Saniyeler sonra Yiğit, nefes nefese, ciğerleri yana yana sokağın girişinde belirdi. Durup ellerini dizlerine dayadı. Bir yerdeki hırsıza, bir de onun tepesinde, saçları dağılmış ama tek bir çizgisi bile bozulmamış bir gururla duran Aybike’ye baktı. Yiğit’in gözlerindeki o hayranlık, soluk soluğa kalmış sesine yansıdı:
"Komiserim... Hızınıza... yetişmek imkansız," dedi, yüzünde engel olamadığı bir tebessümle. Aybike ve Yiğit, kapüşonlu hırsızı nöbetçi memurlara teslim edip karakolun ana salonuna adım attıklarında ortalık bir anda hareketlendi. Girişteki masalarda oturan diğer polisler ve cinayet bürodaki arkadaşları, ikilinin üstünün başının toz içinde olduğunu görünce bıyık altından gülmeye başlamışlardı bile.
Masanın başından doğrulup elindeki çay bardağıyla onlara doğru yürüyen ekip arkadaşları Hakan, sesini bilerek tüm salonun duyabileceği şekilde yükseltti:
"Ooo, Aybike Komiserim! Hayırdır ya? Cinayet bürodaki işler bitti de şimdi gasp olaylarına mı bakıyorsunuz? Bize iş bırakmayacaksınız herhalde!"
Salondaki birkaç memurdan hafif bir kıkırdama yükseldi. Yiğit hala nefes nefese üstünü silkerken, Aybike gözlerini devirip Hakan’a ters bir bakış attı ama yüzündeki o samimi gülümsemeyi de saklayamadı.
"Laf atacağına bir çay söyle de hararetimiz geçsin Hakan," dedi Aybike, saçlarını arkaya doğru toplarken. "Adam emniyetin dibinde çanta kapkaç yapıyor. Görmezden mi gelseydim yani? Cinayetçi olsak da asayişin namusu bizden sorulur."
Yiğit de nihayet soluklanıp söze girdi, gözleri gururla Aybike’nin üzerindeydi: "Hakan, hiç gülme valla. Komiserim adama öyle bir uçan tekme fırlattı ki, gasp bürodakiler görse mesleği bırakır, o derece."
"Vay vay vay, desene yine şov yapılmış," diye takılmaya devam etti Hakan, çay bardağını masaya bırakıp. "Yalnız dikkat et Komiserim, Seda Müdür içeride. Annen Beril teyze sabah bankaya giderken karakola uğramış, Seda Müdürle fısır fısır bir şeyler konuşuyorlardı. Bence senin bu asayiş operasyonundan ziyade, başka mevzuları merak ediyordur, benden söylemesi."
Aybike’nin yüzündeki o hınzır gülümseme Hakan’ın bu sözüyle anında dondu. Erkan’la dün akşam yedikleri o harika yemek, aralarındaki o tatlı yakınlaşma... Annesi Beril kesinlikle rahat durmamış, Seda Müdür’ü yine faka bastırmak için ajan olarak kiralamıştı.
"Yandık..." diye mırıldandı Aybike kendi kendine. Tam o sırada koridorun sonundaki makam odasının kapısı açıldı ve Seda Müdür eşikte belirdi. Keskin gözleri doğrudan Aybike ve Yiğit’in üzerine dikildi.
"Aybike, odama gel," dedi Seda Müdür, sesi her zamanki gibi otoriterdi. "Sen de şu dışarıdaki hırsızlık tutanağını hemen masama koy Yiğit."
Bölüm etkileşimi
