Bölümler 25Şu an: 23. BÖLÜM: EV
- 1 1. BÖLÜM: RADARINDAKİLER VE ARKANDAKİLER1.158 kelime
- 2 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS643 kelime
- 3 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU577 kelime
- 4 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR1.054 kelime
- 5 5. BÖLÜM: SATRANÇTA İLK HAMLE530 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR634 kelime
- 7 7. BÖLÜM: GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARI747 kelime
- 8 8. BÖLÜM: ARŞİVDEKİ İLK ŞOK1.027 kelime
- 9 9.BÖLÜM: ÇÖZÜLEN902 kelime
- 10 10.BÖLÜM: GDB1.300 kelime
- 11 11.BÖLÜM: RUHUN ŞANTAJI2.094 kelime
- 12 12.BÖLÜM: İKİNCİ SEANS1.059 kelime
- 13 13. BÖLÜM: DEPLASMANDA İLK RAUNT774 kelime
- 14 14.BÖLÜM: KALKANLARIN ARKASINDA607 kelime
- 15 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ547 kelime
- 16 16.BÖLÜM: LİMAN OPERASYONU1.666 kelime
- 17 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN532 kelime
- 18 18.BÖLÜM: KISKANÇ431 kelime
- 19 19. BÖLÜM: GECE NÖBETİ1.565 kelime
- 20 20.BÖLÜM: SESLER467 kelime
- 21 21. BÖLÜM: SABAHA KARŞI1.055 kelime
- 22 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP547 kelime
- 23 23. BÖLÜM: EV939 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 24.BÖLÜM: KALANLAR VE ANLATILANLAR1.170 kelime
- 25 25.BÖLÜM: ATIŞMA1.612 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aybike nihayet sözünü tutmuş ve derin bir nefes alarak izne ayrılmayı kabul etmişti. Otoparkta, Erkan’ın o her zamanki şık ve temiz arabasının ön koltuğuna, sargılı omzunu koruyarak yerleşti. Erkan arabayı çalıştırıp hastane otoparkından çıkarken, aralarında o tekesiz fısıltıların olmadığı, adaleti sağlamış olmanın verdiği huzurlu ama bir o kadar da gerilimli bir sessizlik vardı.
Erkan vitesi büyütürken göz ucuyla Aybike’nin profiline baktı. "Sonunda bitti," dedi, ses tonu sakin ama derindi. "Sözünü tuttun. Turgut Komiser’in katili içeride."
Aybike başını hafifçe koltuğa yaslayıp Erkan’a döndü. "Bitti..." diye mırıldandı, mavi gözlerinde tatlı bir yorgunluk vardı. "Ama sen de az kalsın mesleki doğrularından oluyordun Doktor Bey. Bana inanman dünyadaki bütün tıp makalelerini çöpe atmak demekti, farkındasın değil mi?"
Erkan hafifçe gülümsedi, direksiyonu kırarken sesini biraz daha yumuşattı. "Bilim, açıklayamadığı şeyleri reddeder Aybike. Ama ben bilimden önce... karşımda acı çeken, o yükü tek başına taşıyan kadını gördüm. O odadaki protokol numarasını kontrol ettiğimde yaşadığım şok bir yana, asıl şoku senin o yalnızlığını hissedince yaşadım. Bunca yıl... gerçekten çok zor olmuş olmalı."
Aybike’nin içi Erkan’ın bu sözleriyle bir kez daha ısındı. İlk defa biri onun lanetine mantık aramadan, sadece hissettiği acıya değer vererek yaklaşıyordu. "Zordu," dedi dürüstçe, sesi fısıltı gibi çıktı. "Ama dün gece o odada... Üzerime siper olduğun an ilk defa kendimi o gölgelerden daha güçlü hissettim. Korkmadım. Teşekkür ederim Erkan."
Erkan arabayı kırmızı ışıkta durdurup tamamen Aybike’ye döndü. Gözlerinin içi parlıyordu. "Seni korumak için sadece gövdemi değil, rasyonel dünyamı da siper ederim. Bunu unutma," dedi.
Araba, Aybike’nin annesiyle birlikte yaşadığı evin önüne gelip durduğunda, genç kadın emniyet kemerini sağ eliyle yavaşça açtı. Tam kapıya uzanacaktı ki, durup yan koltuktaki Erkan’a döndü. Az önceki derin diyalog yerini o bildik muzip parıltıya bırakmıştı.
"Erkan... Gel bir yukarı çıkalım. Annem kesin çay, börek falan yapmıştır, sen de ye bizimle" dedi Aybike, sesini hafifçe yumuşatarak.
Erkan sanki tam olarak bu cümleyi duymayı bekliyormuş gibi anında gülümsedi. Aybike daha hamle bile yapamadan arabadan hızla indi, ön taraftan dolanıp Aybike’nin kapısını açtı. Genç kadının arabadan inmesine destek olmak için, incitmekten korkar gibi nazikçe koluna girdi.
Aybike onun bu dünden razı, aceleci hallerine bakıp kendini tutamayarak hafifçe güllü. "Dünden hazırmışsın bakıyorum doktor," dedi takılarak.
Erkan, Aybike'yi yavaşça yönlendirirken yüzünde o karizmatik tebessümüyle cevap verdi: "Ee, hayır diyemem böreğe."
Aybike gözlerini hafifçe kısarak ona yandan bir bakış attı, kalbi göğsünde tatlı tatlı çarpmaya başlamıştı. "Ee... Yani sadece börek için ha?" dedi, sesindeki o hafif sitemkar ama flörtöz tonla.
Erkan adımlarını durdurup doğrudan Aybike’nin mavi gözlerinin içine baktı. Gözlerini hafifçe kırparak, sesini biraz alçalttı: "Manam o..." dedi, gizemli ve imalı bir sesle.
Aybike bu kelimeyle ve Erkan'ın o sıcak bakışıyla neye uğradığını şaşırdı. Yanakları anında al al oldu, utancını gizlemek için hemen başını öne eğip adımlarını hızlandırdı. Yukarı çıkıp dairenin kapısını çaldıklarında, Aybike hala yüzündeki o sıcaklığı hissetmeye çalışıyordu.
Ancak kapı açıldığında karşılarında buldukları manzara, flört atmosferini saniyeler içinde dağıttı. Evde, ellerini bellerine koymuş, yüzleri mahkeme duvarı gibi asık iki kızgın kadın onları bekliyordu: Annesi Beril ve oraya çoktan gelmiş olan Seda Müdür.
"Geldiler nihayet!" diye söylendi Beril Hanım, kızına ters bir bakış atarak. "Hastaneden kaçıp operasyona gitmek ne demek Aybike? Çıldırttın beni!"
Seda Müdür de kollarını göğsünde birleştirmiş, koltuktan onlara bakıyordu. "Geç otur şuraya Aybike, dua et Turgut'un katilini aldınız. Yoksa açığa alacaktım seni."
Aybike yavaşça koltuğa süzülüp sağlam koluyla yastığa yaslanırken, cebindeki telefon titremeye başladı. Arayan Yiğit’ti. Aybike hemen telefonu açıp hoparlöre aldı.
"Komiserim, müjdemi isterim!" dedi Yiğit, telefonda sesi oldukça gururlu geliyordu. "Bilişimci Hakan'la birlikte o siber verilerin sonuna kadar gittik ve içerideki köstebeği yakaladık! Lojistikteki o herifmiş, her şeyi itiraf etti, arkasındaki bağlantıları da deşifre ediyoruz."
Odadakiler rahat bir nefes alırken, Seda Müdür hemen telefonun olduğu tarafa doğru eğildi ve otoriter sesini yükseltti: "İyi yaptınız Yiğit, ellerinize sağlık. Şimdi beni iyi dinle; iş bitti. Bu izin süresince Aybike'yi sakın ola rahatsız etmeyin, telefonunu bile aramayın, anlaşıldı mı?"
"Emredersiniz müdürüm," diyerek telefonu kapattı Yiğit.
Aybike koltukta hafifçe doğrulmaya çalışarak sızlandı. "Ama müdürüm ya... Ben üç güne işe dönerim, iyiyim valla bak, bir şeyim yok."
Annesi Beril anında mutfaktan elinde tepsiyle çıkıp lafa atıldı: "Hiç canının kıymetini bilme zaten! Kurşun yemiş hala üç güne işe dönerim diyor, delirtecek bu kız beni!"
O sırada masanın kenarına oturan Erkan, bir yandan masadaki taze tepsiden çıkan börekleri üçer beşer tabağına götürüp iştahla yerken, ağzı dolu dolu Beril Hanım’a hak verdi: "Annen haklı Aybike... İşe hemen dönemezsin, tıbbi olarak o omzun en az iki hafta dinlenmesi gerekiyor" dedi, börekten büyük bir ısırık daha alarak.
Seda Müdür de çayından bir yudum alıp kestirip attı: "Başlayamaz zaten! Ben izin kağıdını imzaladım, iyileşmeden o emniyetin kapısından içeri adımını atamaz."
Aybike, odada karşısında adeta bir duvar gibi birleşen üçlüye ters ters baktı. Erkan'ın bir yandan tıbbi konuşup bir yandan börekleri saniyeler içinde eritmesine bıyık altından gülerken sitem etti: "Bana karşı birlik oldunuz ama ya... 3'e 1 ne demek arkadaşlar? Ayıp oluyor ama."
Annesi Beril, kızının bu sitemini hiç takmayarak hemen Erkan’a doğru döndü. Erkan’ın böreği bu kadar iştahla yemesi kadının acayip hoşuna gitmişti. "Boş ver sen onu Erkan oğlum, bak sen çok zayıflamışsın, hastanelerde perişan oldun" diyerek Erkan’ın tabağını aldı. "Uzat bakıyım tabağını, şuraya biraz da yaprak sarması koyayım, taze sardım."
Erkan, "Çok teşekkür ederim Beril teyze, valla hayır diyemem," diyerek tabağını memnuniyetle uzattı.
Aybike onlara bakıp, "Anne, bana sarma yok mu?" diyecekken, Seda Müdür masadaki tabaktan kaptığı koca bir mercimek köftesini anında Aybike'nin ağzına zorla soktu.
"Sen önce ağzındakini bitir, sonra konuşursun Komiser Hanım! Hadi bakayım, çiğne," dedi Seda Müdür, Aybike’nin o şaşkın ve köfteyle dolmuş tombul yanaklarını sıkarak.
Aybike, ağzındaki mercimek köftesini çiğnemeye çalışırken gözlerini Erkan’a dikti. Erkan ona bakıp hafifçe gülerken, odanın köşesinde hiçbir kötü ruhun kalamayacağı kadar sıcak, neşeli ve sevgi dolu bir aile atmosferi evi tamamen sarmıştı. Aybikenin izninin ilk gününü nihayet huzurla açıyordu.
Bölüm etkileşimi
