Bölümler 25Şu an: 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS
- 1 1. BÖLÜM: RADARINDAKİLER VE ARKANDAKİLER1.158 kelime
- 2 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS643 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU577 kelime
- 4 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR1.054 kelime
- 5 5. BÖLÜM: SATRANÇTA İLK HAMLE530 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR634 kelime
- 7 7. BÖLÜM: GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARI747 kelime
- 8 8. BÖLÜM: ARŞİVDEKİ İLK ŞOK1.027 kelime
- 9 9.BÖLÜM: ÇÖZÜLEN902 kelime
- 10 10.BÖLÜM: GDB1.300 kelime
- 11 11.BÖLÜM: RUHUN ŞANTAJI2.094 kelime
- 12 12.BÖLÜM: İKİNCİ SEANS1.059 kelime
- 13 13. BÖLÜM: DEPLASMANDA İLK RAUNT774 kelime
- 14 14.BÖLÜM: KALKANLARIN ARKASINDA607 kelime
- 15 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ547 kelime
- 16 16.BÖLÜM: LİMAN OPERASYONU1.666 kelime
- 17 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN532 kelime
- 18 18.BÖLÜM: KISKANÇ431 kelime
- 19 19. BÖLÜM: GECE NÖBETİ1.565 kelime
- 20 20.BÖLÜM: SESLER467 kelime
- 21 21. BÖLÜM: SABAHA KARŞI1.055 kelime
- 22 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP547 kelime
- 23 23. BÖLÜM: EV939 kelime
- 24 24.BÖLÜM: KALANLAR VE ANLATILANLAR1.170 kelime
- 25 25.BÖLÜM: ATIŞMA1.612 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koskoca cinayet büronun korkulu rüyası, iki yüz kiloluk mafya babalarını tek hamlede yere seren Komiser Aybike, Eminönü sokaklarında iki kadın tarafından adeta yaka paça sürükleniyordu. Ne dövüş sanatları işe yarıyordu şu an ne de belindeki rozeti. "Anne, Seda Teyze... Pardon, müdürüm! Rezil oluyoruz sokakta, bir bırakın gözünüzü seveyim!" diye fırfır döndü Aybike. "Kes sesini Aybike," dedi Seda Müdür, kızın sağ kolunu profesyonel bir polis kilidi gibi sıkıca kavramışken. Yüzünde, emniyette suçlulara bile göstermediği o inatçı ama tamamen şefkat dolu anne yarısı ifadesi vardı. "Seni bu cinayet büroya ben aldım, kendi kızım gibi büyüttüm. Gözümün önünde delirmene izin verir miyim sanıyorsun? Tıpış tıpış gireceksin o kapıdan." "Müdürün çok haklı kızım" dedi Beril Hanım da sol koluna asılırken. Bir yandan kuğu gibi asil adımlarla topuklularının üzerinde yürüyor, bir yandan da Aybike’nin kaçma ihtimaline karşı kolunu bir mengene gibi sıkıyordu. "Sen benim hayattaki tek ve en değerli varlığımsın. O akıl sağlığı bilançosunu düzelttireceğim sana, başka yolu yok!" Ozan kafenin kapısına çıkmış, elinde kahve bardağıyla arkalarından sırıtırken, kafedeki diğer insanlar da hayranlıkla bu üç kadını izliyordu. Sarı saçları rüzgarda savrulan Aybike ve annesi Beril iki sarışın afet gibi parlarken, yanlarındaki esmer güzeli Seda Müdür de elindeki telsizi çantasına tıkıştırmakla meşguldü. "Bak, maktulü bile kahve istedi benden telefonda! Gerçekten dertlerim var benim!" diye son bir gayretle çırpındı Aybike. Beril Hanım iç çekti, kızının sarı saçlarını sevgiyle geriye doğru yatırdı ama yürümeyi durdurmadı. "Ah benim güzel kızım... Bak hala ne anlatıyor. Can’la çok fazla vakit geçiriyorsun sen adli tıpta, o çocuğun morga sığmayan şakaları bozdu senin psikolojini." Beril Hanım da kızının üzerindeki tozlu deri ceketi düzeltip, yakasını bağrını topladı. Gözlerinde sadece kızını tek başına büyütmüş o güçlü annenin o derin, titreyen sevgisi vardı. "Hadi anneciğim... Biz Seda’yla aşağıda, kafede seni bekliyoruz. Çıkışta sana o çok sevdiğin pastaneden pastadan alacağım." Aybike, hayatını adadığı bu iki kadının gözlerindeki o saf sevgiyi görünce omuzlarını düşürdü. "Tamam... Tamam, giriyorum." Kapıdaki görevli asansörü çağırırken Derince nefes alıp asansöre bindi. sinirden kızarmış yanaklarına baktı. Asansör hafif bir sesle durup kapılarını açtığında, karşısında uzun, minimalist ve ahşap sıcaklığıyla döşenmiş lüks bir klinik koridoru buldu. Aybike adımlarını sertçe koridora bastı ve üzerinde yaldızlı harflerle Uzman Klinik Psikolog Erkan yazan o heybetli kapının önüne geldi. Tam elini kaldırıp kapıyı vuracaktı ki, kapı aniden kendiliğinden açılıverdi. Karşısında, kartvizitteki ismin hakkını veren, jilet gibi ütülenmiş antrasit rengi gömleğinin kollarını hafifçe katlamış, boyu boyuna posu posuna tam uyan, esmer ve inanılmaz karizmatik bir adam dikiliyordu. Koyu renk gözleri, yüzündeki o son derece profesyonel ama bir o kadar da meraklı ifadeyle doğrudan Aybike’ye kilitlendi. Erkan, elindeki dijital kalemi tabletinin kenarına tuttururken hafifçe gülümsedi. "Komiser Aybike," dedi sesi odanın loş ve sakin atmosferinde kadife gibi yankılanırken. "Ben de tam asansörün sesini duymuş, sizi karşılamaya çıkıyordum. Hoş geldiniz." Aybike, adamın o aşırı güzel sesini her şeyi önceden tartan ve insanı adeta röntgen filminden geçiriyormuş gibi bakan gözleriyle karşılaşınca bir an duraksadı. Üstündeki tozlu deri ceketi, Eminönü sokaklarındaki kovalamacadan kalma hafif darmadağın haliyle adamın o milimetrik düzenine tamamen tezat oluşturuyordu. Tam "Hoş bulduk" deyip içeri adım atacaktı ki, gözü Erkan’ın hemen arkasında, o lüks odanın tam ortasındaki kadife koltukta oturan hayalete kaydı. Bir kadındı, Erkan’ın masasındaki şık kristal bardaktan hayali bir yudum alıyor, bir yandan da Aybike’ye bakıp sırıtarak el sallıyordu. "Kız komiser! Bu doktor Bak elemana, tam bir salon beyefendisi. Olmazsanız bak darılırım!" diye odanın içinde vıdı vıdı konuşmaya başladı. Aybike doğrudan Erkan’ın o büyüleyici gözlerine bakarak profesyonelce gülümsedi. "Hoş bulduk Erkan Bey. Annem ve müdürüm arkamdan kollarımı kilitleyip beni buraya sürüklemeseydi daha erken gelecektim ama... Erkan’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı, Aybike’nin bu asi ve hazırcevap tavrı hoşuna gitmişti. "Beril Hanım ve Seda Hanım aşağıda kahve içiyorlar, evet. Buyurun, içeri geçin. Sizinle konuşacak çok şeyimiz var." Erkan kıza yol vermek için yana çekildiğinde, Aybike odanın içine doğru yürürken arkadaki hayalet koltuktan kalkıp Erkan’ın o kusursuz omuzlarına kolunu atmış, kıza bakıp göz kırpıyordu: "Hadi bakalım komiser, bu çocuk senin bilançondaki açığı kapatabilecek mi, izleyelim!"
Bölüm etkileşimi
