ÖLÜLERİN FISILTISI kitap kapağı

17. bölüm / 25

17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN

Mezarlıktaki inceleme bitmiş, Turgut Başkomiser’in cansız bedeni adli tıp aracına yüklenirken Aybike ve Yiğit de sessizce ekip arabasına binmişlerdi. Yol boyunca Turgut’un ruhu arabanın arka koltuğunda oturmuş, çaresizce öfke kusmaya devam etmişti. Aybike dikiz aynasından ona bakmamak için gözlerini yoldan ayırmamış, Yiğit’in sorularını ise geçiştirmişti. Ruh, hala kimsenin kendisini fark etmediğini sanıyordu.
Karakola adım attıklarında ortalık tam bir ana baba günüydü. Narkotik ve cinayet büro ekipleri birbirine girmiş, telsiz sesleri koridorlarda yankılanıyordu. Yiğit, olay yeri dosyalarını teslim etmek için hızlıca evrak masasına doğru yöneldi.
Aybike tam Seda Müdür’ün odasına doğru yürürken, Turgut Başkomiser’in ruhu karakolun tam ortasındaki panonun önünde durdu. Kendi eski operasyon fotoğraflarına bakıyor, bir yandan da yanından geçen polis memurlarına elini sallayıp, "Bana bakın be! Buradayım! Serkan Akça yaptı diyorum size, duymuyor musunuz?!" diye feryat ediyordu. Ama kimse onu görmüyor, memurlar içinden geçip gidiyordu.
Turgut’un ruhunun bu çaresizliği Aybike’nin yüreğini burktu. Karakolun kalabalığını, koşturan polisleri fırsat bildi. Yiğit’in arkası dönüktü, herkes kendi derdindeydi.
Aybike adımlarını yavaşlattı. Tam Turgut’un ruhunun önünden geçerken durdu. Gözlerini doğrudan Turgut’un solgun, şeffaf gözlerine dikti.
Mezarlıkta feryat eden o koca adam, Aybike’nin doğrudan kendisine baktığını fark edince bir an duraksadı. Aybike, etraftaki hiç kimsenin fark edemeyeceği kadar küçük, milimetrik bir hareketle başını aşağı yukarı salladı. Gözleriyle ona en net mesajı verdi: "Seni görüyorum, seni duyuyorum. Kanın yerde kalmayacak."
Turgut Başkomiser’in ruhunun gözleri fal taşı gibi açıldı. Karakolun ortasında, hayatında ilk defa birinin onu fark etmesinin verdiği o inanılmaz şok ve rahatlama dalgası yüzüne yayıldı. Dudakları sessizce, minnettar bir ifadeyle kıpırdadı: "Aybike..."
Aybike hemen gözlerini kaçırıp hiçbir şey olmamış gibi Seda Müdür’ün odasına doğru adımlarını hızlandırdı. O sırrı bir kere açık etmişti ama Turgut'a borcunu ödemek zorundaydı.
Makam odasına girdiğinde Seda Müdür’ün gözlerinin ağlamaktan şişmiş olduğunu gördü. Yiğit de hemen arkasından içeri sızdı.
"Müdürüm," dedi Aybike, Turgut’un ruhundan aldığı o gizli adresi kendi analiziymiş gibi satarak. "Turgut Başkomiser’in cebinden çıkan kartvizitte Serkan Akça yazıyordu. Narkotik şubenin eski dosyalarını ve Turgut abinin son zamanlarda iz sürdüğü hatları düşündüm. Bu adam liman bölgesini mesken tutmuş durumda. Limandaki 4 numaralı depoya acil baskın yapmamız lazım. Katil hala orada olabilir, malları kaçırabilirler!"
Seda Müdür masaya yumruğunu vurdu, gözlerindeki yaşlar yerini öfkeye bıraktı. "Turgut'un kanı yerde kalmayacak! Yiğit, hemen özel harekatı limana kaydırın. Aybike, sen ve Yiğit önden gidip çevreyi tutun ama destek gelmeden sakın içeri girmeyin!"
"Emredersiniz müdürüm!"
Gece yarısına doğru liman bölgesi fırtınanın getirdiği dalga sesleriyle inliyordu. 4 numaralı deponun arka girişindeki karanlığa sinen Aybike ve Yiğit, silahlarını çekmiş halde bekliyorlardı. Destek ekiplerinin gelmesine sadece dakikalar vardı.
Tam o sırada deponun paslı kapısı aralandı. İçeriden elinde siyah bir çantayla çıkan takım elbiseli adamı, yani telsiz kayıtlarındaki Serkan Akça’yı gördüler. Adam arabasına binip kaçmak üzereydi.
"Yiğit, adam gidiyor, bekleyemeyiz!" dedi Aybike.
"Komiserim, destek gelmeden—" demeye kalmadan Aybike karanlığın içinden fırladı. "Polis! Kımıldama!" diye bağırdı.
Serkan Akça arkasını döndüğü an belinden silahını çıkardı ve namluyu doğrudan Aybike’ye doğrulttu. Tam o ölümcül saniyede, Aybike’nin gözü Serkan'ın hemen arkasında beliren o karaltıya kaydı. Turgut Başkomiser’in ruhu oradaydı! Kendisini gören Aybike’yi korumak için öfkeyle elini Serkan'ın gözünün önüne doğru savurdu. Serkan anlık bir rüzgar veya buz gibi bir ürperti hissiyle irkilip tetiği çekti, hedefi şaştı.
GÜM!
Gecenin karanlığında patlayan silah sesi limanda yankılandı. Aybike acıyla omzunu tutarak yere doğru kapaklanırken, Yiğit’in çığlığı sokağı inletti:
"AYBİKE!!!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…