ÖLÜLERİN FISILTISI kitap kapağı

6. bölüm / 25

6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR

Klinikten aşağı inen asansörün kapısı açıldığında, Aybike adımlarını öfkeyle lobinin zeminine bastı. Girişteki şık kafede yan yana oturan iki kadını görmesi uzun sürmedi. Beril Hanım ve Seda Müdür, ellerindeki porselen fincanlardan kahvelerini yudumlarken tam bir asalet timsali gibi duruyorlardı. Kafedeki tüm gözler hâlâ onların üzerindeydi. Aybike masaya doğru hışımla yaklaşıp ceketini sandalyenin arkasına astı. "Harika bir iş çıkarmışsınız," dedi dişlerinin arasından. "Tebrik ederim ikinizi de." Beril Hanım, kızının öfkeden parlayan mavi gözlerine bakıp fincanını zarifçe tabağına bıraktı. "O akıl sağlığı bilançosundaki açık kapanmaya başlamış anlaşılan," dedi, yüzünde en ufak bir pişmanlık belirtisi olmadan. "Erkan Bey işinde iyi bir adamdır Aybike. Seni çözebildiyse, bu bizim için kârlı bir yatırımdır." "Hiçbir şeyi çözdüğü yok anne," diye tersledi Aybike, masaya yerleşirken. "Adam resmen bana kafayı taktı. Raporu imzalamadı. Haftaya bir daha çağırıyor." Seda Müdür bu haberi duyunca keyifle gülümsedi, esmer yüzündeki o sert ifade bir anlığına yumuşadı. "Erkan işini bilir Aybike," dedi. "Seni bu kadar çabuk arşiv odasına sürmeme izin vermeyeceğini biliyordum. Haftaya tıpış tıpış bir daha gideceksin." Tam o sırada, masanın boş kalan sandalyesine havada süzülerek oturan hayalet Gülten araya girdi. Bacak bacak üstüne atıp Beril Hanım’ın boynundaki incileri incelemeye başladı. "Kız sarışın, annenin incileri de gerçek ha!" diye fısıldadı Aybike’nin kulağına doğru. "Yanındaki esmer müdür de tam bir afet. Ama sen bu öfkeyle o yakışıklı doktoru elinden kaçıracaksın, benden söylemesi. Arkandan öyle bir bakakaldı ki, içim eridi valla." Aybike, Gülten’e ters bir bakış atmamak için masanın üzerindeki şekerlikle oynamaya başladı. Delirmemek için kendini zor tutuyordu. Aybike derin bir nefes aldı, ses tonunu olabildiğince sakin ve mantıklı tutmaya çalışarak annesinin gözlerinin içine baktı. "Anne, ben gayet iyiyim," dedi Aybike, sesini masadaki diğer insanların duymayacağı şekilde netleştirerek. "Çocukken yaptığım basit bir oyundu o. Ne abarttınız be anne! Gerçekten iyiyim ben. Kötü olsam, akıl sağlığım yerinde olmasa nasıl polis olurdum? Nasıl bu kadar davanın içinden çıkardım? Uzun zamandır hiç öyle şeyler görmüyorum ben, geçti gitti diyorum anlamıyorsunuz." Beril Hanım kaşlarını hafifçe kaldırırken, Aybike sitemkar bir tavırla devam etti: "Bir de gidip adama evde kendi kendime konuştuğumu söylemişsin! İnsanın kendiyle konuşması kadar normal ne var bu hayatta? Dosyalarla, davalarla ilgili evde kendi kendime istişare yapıyorum ben. Kafamda plan kuruyorum, suçluları nasıl yakalayacağımı tasarlıyorum. Delirdiğimden değil yani, tamamen işimin bir parçası. Boşuna endişe edip durma artık." Aybike’nin bu hırçın, kendini kanıtlama çabasıyla dolu sözleri bittiğinde masaya ağır bir sessizlik çöktü. Beril Hanım’ın yüzü derin bir üzüntüyle kaplandı, gözleri anında buğulandı. Uzanıp Aybike'nin masanın üzerindeki elini sıkıca tuttu."Biz sadece senin için çok endişeleniyoruz anneciğim," dedi Beril Hanım, sesi ilk defa bu kadar çaresiz ve titreyerek çıkmıştı. "Doğru söylüyorsun, belki de haklısın. Çok başarılı bir polissin, koskoca cinayet büro sana emanet. Ama bir anne olarak içimdeki o korkuyu söküp atamıyorum. Hastane koridorlarında geçirdiğimiz o günleri, senin o ilaçların etkisiyle yaşayan bir ölüye döndüğün anları her gece rüyamda görüyorum ben. Seni yeniden kaybetmekten, o karanlığın seni tekrar bizden koparmasından o kadar çok korkuyorum ki... Lütfen anla bizi. Niyetimiz seni köşeye sıkıştırmak değil." Seda Müdür de elindeki kahve fincanını yavaşça masaya bıraktı, ela gözlerinde bir emniyet müdürünün değil, Aybike'yi kendi kızı gibi büyütmüş bir kadının o saf şefkati vardı. Hüznünü saklamaya çalışarak iç çekti. "Annen çok haklı kızım," dedi Seda Müdür, elini Aybike’nin omzuna koyarak. "Seni bu mesleğe ben soktum. Her operasyona gittiğinde, her tehlikeli dosyayı kucağına aldığında içim gidiyor. Biz sadece senin iyi olduğundan, o eski yaralarının tamamen kapandığından emin olmak istiyoruz. Seni anlıyoruz, bize kızıyorsun ama bu sadece bir anneyle teyzenin seni koruma çabası." Aybike, hayatındaki bu en değerli iki kadının gözlerindeki o gerçek, saf sevgiyi ve üzüntüyü görünce boğazına bir düğüm saplandı. Söyleyecek tüm sert sözleri havada uçup gitti. Maskesi düşmüştü. Tam o sırada, masanın boş kalan sandalyesine havada süzülerek oturan hayalet Gülten araya girdi. Bacak bacak üstüne atıp Beril Hanım’ın ağlamaklı yüzüne baktı. "Kız sarışın, kadınlar gerçekten seni çok seviyor," diye fısıldadı yumuşak bir sesle. "Bence daha fazla onları üzme."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…