ÖLÜLERİN FISILTISI kitap kapağı

24. bölüm / 26

22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP

Aybike askıdaki kolunu yavaşça boynundan çıkardı. Canı cehenneme der gibi askıyı masaya fırlattı. Sağ eline beylik tabancasını aldı. "Seda Müdür'e haber verin, özel harekatı arkamızdan göndersin. Yiğit, gidiyoruz!"
Final Baskını ve Davanın Çözülüşü
Eski antreponun paslı kapısı, Yiğit’in güçlü tekmesiyle büyük bir gürültüyle kırıldı. "Polis! Kımıldamayın!"
İçeride, Serkan Akça ve ellerinde bavullarla kaçmaya hazırlanan şebeke üyeleri neye uğradığını şaşırdı. Serkan Akça tam silahına davranacaktı ki, Aybike sağlam eliyle namluyu doğrudan adamın alnının ortasına doğrulttu. Mavi gözleri adeta alev saçıyordu.
"Tek bir hareket yap Akça," dedi Aybike, sesi tüm antrepoda yankılanırken. "Turgut abinin ruhu şu an tam arkanda dikilmiş bana bakıyor. Ve yemin ederim tetik parmağım hiç bu kadar hafif olmamıştı."
Serkan Akça, Aybike’nin o gözlerindeki delice, insanüstü kararlılığı görünce ellerini yavaşça havaya kaldırdı. Silahı yere düştü. Arkasındaki adamlar da Yiğit ve o sırada içeri dalan destek ekipleri tarafından anında kelepçelendi.
Aybike derin bir nefes alıp silahını beline koyarken, antreponun o tozlu, loş ışıklarının arasında Turgut Başkomiser’in ruhu belirdi. Bu kez solgun değildi; yüzünde huzurlu, gururlu bir gülümseme vardı. Aybike’ye bakarak hafifçe asker selamı verdi ve yavaşça ışığın içinde kaybolup gitti. Turgut abinin kanı yerde kalmamıştı, adalet yerini bulmuştu.
Aybike acıyla sızlayan omzunu tutarak antrepodan dışarı çıktığında, kapıda ambulansla birlikte bekleyen Erkan’ı gördü. Erkan arabasına yaslanmış, elindeki ağrı kesiciyle ona "Ben sana demedim mi?" der gibi bakıyordu. Aybike gülümsedi. Yara canını yakıyordu ama ruhu ilk defa bu kadar özgür ve hafifti. Şimdi gerçekten dinlenme vaktiydi.
Erkan, olay yerindeki hareketliliğin arasında, ellerini cebine koymuş sabırsız ama bir o kadar da endişeli bir şekilde onu bekliyordu. Gözleri doğrudan Aybike’nin üzerindeki o askıya ve yorgun haline kilitlenmişti.
"Hastaneye gitmiyoruz," dedi Aybike, taştan bir iradeyle Erkan’ın yanına yaklaşırken. Sesindeki o net ton itiraz kabul etmezdi. "Yeterli macera ve hastane kokusu. Evime gitmek istiyorum. Sadece evime."
Erkan bir an duraksadı, ardından Aybike’nin o inatçı gözlerindeki kararlılığı görünce hafifçe tebessüm etti. Başını iki yana sallayıp ceketini çıkardı ve nazikçe Aybike’nin omuzlarına bıraktı.
"Peki, komiserim," dedi Erkan, sesindeki o yumuşak tınıyla. "Bugünlük senin dediğin olsun. Seni evine götürüyorum."
Kısa bir yolculuğun ardından Aybike’nin daairesine vardıklarında, içerideki o sessizlik ve loş lamba ışığı ikisine de sığınak gibi geldi. Aybike kapıyı kapatır kapatmaz sırtını duvara yasladı ve derin bir soluk aldı. Günlerdir peşini bırakmayan o kabuslar, o çığlıklar ve Turgut abinin intikamı nihayet geride kalmıştı.
Erkan mutfağa geçip hızlıca bitki çayı hazırlarken, Aybike salondaki koltuğa bıraktı kendini. Yara canını yakıyordu ama ruhu ilk defa bu kadar hafif ve özgürdü. Erkan elinde iki fincanla içeri girdi, kahve sehpalı masaya bırakıp Aybike’nin yanına diz çöktü.
"Bak şimdi," dedi Erkan, gözlerinin içine bakarak elini nazikçe Aybike’nin yüzüne götürdü. "Ne operasyon var ne morg ne de o karanlık ruhlar. Sadece sen, ben ve bu ev var."
Aybike yorgun ama huzurlu bir tebessümle başını Erkan’ın avucuna yasladı. Erkan eğilip alnına nazik ve derin bir öpücük kondurdu.
Erkan, bitki çaylarını hazırlayıp sehpaya bıraktıktan sonra Aybike'nin yanına oturdu. Birlikte sessizlik içinde fincanlarını yudumladılar; günün o yoğun temposunun ve çatışmanın ardından evdeki bu sakinlik ikisine de çok iyi gelmişti.
Ancak saat ilerledikçe, hastanedeki nöbeti ve sabahki ameliyatları hatırlayan Erkan, yavaşça yerinden doğruldu. Aybike’nin yorgunluktan kapanan gözlerini görünerek ona şefkatle baktı.
"Dinlenmen gerekiyor Aybike," dedi Erkan, ceketini sırtına geçirirken. "Seni daha fazla yormayayım, artık evime geçmem lazım."
Aybike hafifçe gülümsedi ve kapıya kadar ona eşlik etti. Kapının önünde vedalaşırken Erkan eğilip nazikçe saçlarına bir öpücük kondurdu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…