Bölümler 25Şu an: 20.BÖLÜM: SESLER
- 1 1. BÖLÜM: RADARINDAKİLER VE ARKANDAKİLER1.158 kelime
- 2 2. BÖLÜM: BİR YATIRIM RİSKİ OLARAK İLK SEANS643 kelime
- 3 3. BÖLÜM: ZIT KUTUPLARIN SORGUSU577 kelime
- 4 4. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGELERİ VE FISILTILAR1.054 kelime
- 5 5. BÖLÜM: SATRANÇTA İLK HAMLE530 kelime
- 6 6. BÖLÜM: KAFEDEKİ HESAPLAR634 kelime
- 7 7. BÖLÜM: GEÇMİŞİN TOZLU SAYFALARI747 kelime
- 8 8. BÖLÜM: ARŞİVDEKİ İLK ŞOK1.027 kelime
- 9 9.BÖLÜM: ÇÖZÜLEN902 kelime
- 10 10.BÖLÜM: GDB1.300 kelime
- 11 11.BÖLÜM: RUHUN ŞANTAJI2.094 kelime
- 12 12.BÖLÜM: İKİNCİ SEANS1.059 kelime
- 13 13. BÖLÜM: DEPLASMANDA İLK RAUNT774 kelime
- 14 14.BÖLÜM: KALKANLARIN ARKASINDA607 kelime
- 15 15. BÖLÜM: EMNİYETİN GÖLGESİ547 kelime
- 16 16.BÖLÜM: LİMAN OPERASYONU1.666 kelime
- 17 17.BÖLÜM: BEKLENMEYEN532 kelime
- 18 18.BÖLÜM: KISKANÇ431 kelime
- 19 19. BÖLÜM: GECE NÖBETİ1.565 kelime
- 20 20.BÖLÜM: SESLER467 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21. BÖLÜM: SABAHA KARŞI1.055 kelime
- 22 22. BÖLÜM: YARIM KALAN HESAP547 kelime
- 23 23. BÖLÜM: EV939 kelime
- 24 24.BÖLÜM: KALANLAR VE ANLATILANLAR1.170 kelime
- 25 25.BÖLÜM: ATIŞMA1.612 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Erkan bir an bile tereddüt etmedi. Bilimsel şüphelerini, rasyonel dünyasını tamamen bir kenara bırakıp korumacı bir refleksle kendini Aybike’nin üzerine doğru siper etti. İki eliyle Aybike'nin sağlam omzunu ve başını sararak onu göğsüne çekti. Kötü ruhun yaydığı o soğuk dalga Erkan’ın da sırtını dondurdu, tüyleri diken diken oldu ama yerinden kıpırdamadı.
Erkan, kollarının arasındaki kadının kalp atışları biraz olsun düzene girene kadar onu bırakmadı. Başını hafifçe eğdi. Dudaklarını Aybike’nin kulağına, sarı saçlarının arasına tamamen yaklaştırdı. Yiğit ve Ozan'ın duymaması için sesini sadece Aybike’nin duyabileceği, dudak kıpırdanışının bile dışarıdan seçilemeyeceği bir fısıltıya dönüştürdü:
"Gözlerini açma," diye fısıldadı Erkan, sesi içindeki şoka rağmen kararlıydı. "Buradayım. O köşedeki şeyi göremiyorum ama senin hissettiğin her şeyi hissediyorum. Korkma, seni benden almasına izin vermeyeceğim. Sadece benim nefesime odaklan, o pisliğe değil."
Aybike, Erkan’ın kulağına dolan bu sıcak nefesiyle içindeki o kör karanlığın biraz olsun dağıldığını hissetti. Erkan ona tamamen inanmıştı, dahası onu korumak için bilmediği bir dünyayla savaşmayı göze alıyordu. Kalp monitörünün sesi yavaş yavaş yavaşladı.
Annan yatağın diğer ucunda duran Yiğit için bu manzara artık katlanılamaz bir boyuta ulaşmıştı. Aybike’nin aniden nefessiz kalışı, odadaki tuhaf soğukluk kafasını karıştırmıştı ama Erkan’ın kızı bu şekilde sarıp kulağına gizli gizli fısıldaması sabrını tamamen taşırdı. Yiğit’in gözleri kıskançlıktan ve koruma güdüsünden adeta kör olmuştu.
"Hop! Doktor bey, yavaş gel bakalım!" diye kükredi Yiğit. İleri atılarak güçlü bir hamleyle Erkan’ın omzundan tuttu ve onu Aybike’nin üzerinden sertçe geriye doğru çekti. "Ne fısıldıyorsun kızın kulağına? Ne yapmaya çalışıyorsun sen? Kendine gel, burası senin kliniğin değil!"
Ozan da odadaki bu anlamsız gerilimden ve havanın neden aniden buz kestiğini çözememekten rahatsız olup araya girmek zorunda kaldı, Yiğit’in kolunu tuttu. "Yiğit, dur bir dakika oğlum, adam doktor... Belki sakinleştirici bir metot uyguluyor, sakin ol!"
"Ne metodu Ozan, görmüyor musun halini?" diye bağırdı Yiğit, gözlerini Erkan’a dikerek. "Aybike Komiserim acıdan kıvranıyor, bu adam gelmiş tepesine çökmüş, gizli kapaklı işler çeviriyor. Bu durum burada bitecek!"
Yiğit, Erkan ile Aybike’nin arasına adeta etten bir duvar örerek durdu. "Doktor Erkan Bey, senin refakat saatin bitti. Şimdi yavaşça o elindeki yemek paketlerini de alıp dışarı çıkıyorsun. Aybike’nin başında ben bekleyeceğim."
Erkan, Yiğit’in bu fevri ve kıskanç çıkışı karşısında üstünü başını düzeltti. Yüzünde o sakin ama meydan okuyan ifadesi geri gelmişti. Yiğit’in arkasında, yatakta gözlerini yavaşça açan Aybike’ye baktı. O kötü insan ruhu, aralarındaki bu kavgadan beslenir gibi odanın köşesinde sırıtmaya devam ediyordu ama Aybike artık güvendiği adamın varlığıyla daha güçlü duruyordu.
Erkan, Yiğit’in gözlerinin içine dik dik bakarak, "Ben bir yere gitmiyorum Yiğit Komiser," dedi, sesi buz gibi netti. "Aybike’nin şu an bir polise değil, onu gerçekten anlayan bir doktora ihtiyacı var. Ve inan bana, o istemediği sürece beni bu odadan hiç kimse çıkaramaz."
Hastanenin o karanlık geçmişinden gelen habis gölge köşede pusuda beklerken ve bunu odada sadece Aybike bilirken, odadaki üç adam arasındaki o psikolojik savaş gecenin en koyu saatine doğru büyüyerek devam ediyordu.
Bölüm etkileşimi
