ÖLÜLERİN FISILTISI kitap kapağı

22. bölüm / 25

20.BÖLÜM: SESLER

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 20.BÖLÜM: SESLER

Erkan bir an bile tereddüt etmedi. Bilimsel şüphelerini, rasyonel dünyasını tamamen bir kenara bırakıp korumacı bir refleksle kendini Aybike’nin üzerine doğru siper etti. İki eliyle Aybike'nin sağlam omzunu ve başını sararak onu göğsüne çekti. Kötü ruhun yaydığı o soğuk dalga Erkan’ın da sırtını dondurdu, tüyleri diken diken oldu ama yerinden kıpırdamadı.
Erkan, kollarının arasındaki kadının kalp atışları biraz olsun düzene girene kadar onu bırakmadı. Başını hafifçe eğdi. Dudaklarını Aybike’nin kulağına, sarı saçlarının arasına tamamen yaklaştırdı. Yiğit ve Ozan'ın duymaması için sesini sadece Aybike’nin duyabileceği, dudak kıpırdanışının bile dışarıdan seçilemeyeceği bir fısıltıya dönüştürdü:
"Gözlerini açma," diye fısıldadı Erkan, sesi içindeki şoka rağmen kararlıydı. "Buradayım. O köşedeki şeyi göremiyorum ama senin hissettiğin her şeyi hissediyorum. Korkma, seni benden almasına izin vermeyeceğim. Sadece benim nefesime odaklan, o pisliğe değil."
Aybike, Erkan’ın kulağına dolan bu sıcak nefesiyle içindeki o kör karanlığın biraz olsun dağıldığını hissetti. Erkan ona tamamen inanmıştı, dahası onu korumak için bilmediği bir dünyayla savaşmayı göze alıyordu. Kalp monitörünün sesi yavaş yavaş yavaşladı.
Annan yatağın diğer ucunda duran Yiğit için bu manzara artık katlanılamaz bir boyuta ulaşmıştı. Aybike’nin aniden nefessiz kalışı, odadaki tuhaf soğukluk kafasını karıştırmıştı ama Erkan’ın kızı bu şekilde sarıp kulağına gizli gizli fısıldaması sabrını tamamen taşırdı. Yiğit’in gözleri kıskançlıktan ve koruma güdüsünden adeta kör olmuştu.
"Hop! Doktor bey, yavaş gel bakalım!" diye kükredi Yiğit. İleri atılarak güçlü bir hamleyle Erkan’ın omzundan tuttu ve onu Aybike’nin üzerinden sertçe geriye doğru çekti. "Ne fısıldıyorsun kızın kulağına? Ne yapmaya çalışıyorsun sen? Kendine gel, burası senin kliniğin değil!"
Ozan da odadaki bu anlamsız gerilimden ve havanın neden aniden buz kestiğini çözememekten rahatsız olup araya girmek zorunda kaldı, Yiğit’in kolunu tuttu. "Yiğit, dur bir dakika oğlum, adam doktor... Belki sakinleştirici bir metot uyguluyor, sakin ol!"
"Ne metodu Ozan, görmüyor musun halini?" diye bağırdı Yiğit, gözlerini Erkan’a dikerek. "Aybike Komiserim acıdan kıvranıyor, bu adam gelmiş tepesine çökmüş, gizli kapaklı işler çeviriyor. Bu durum burada bitecek!"
Yiğit, Erkan ile Aybike’nin arasına adeta etten bir duvar örerek durdu. "Doktor Erkan Bey, senin refakat saatin bitti. Şimdi yavaşça o elindeki yemek paketlerini de alıp dışarı çıkıyorsun. Aybike’nin başında ben bekleyeceğim."
Erkan, Yiğit’in bu fevri ve kıskanç çıkışı karşısında üstünü başını düzeltti. Yüzünde o sakin ama meydan okuyan ifadesi geri gelmişti. Yiğit’in arkasında, yatakta gözlerini yavaşça açan Aybike’ye baktı. O kötü insan ruhu, aralarındaki bu kavgadan beslenir gibi odanın köşesinde sırıtmaya devam ediyordu ama Aybike artık güvendiği adamın varlığıyla daha güçlü duruyordu.
Erkan, Yiğit’in gözlerinin içine dik dik bakarak, "Ben bir yere gitmiyorum Yiğit Komiser," dedi, sesi buz gibi netti. "Aybike’nin şu an bir polise değil, onu gerçekten anlayan bir doktora ihtiyacı var. Ve inan bana, o istemediği sürece beni bu odadan hiç kimse çıkaramaz."
Hastanenin o karanlık geçmişinden gelen habis gölge köşede pusuda beklerken ve bunu odada sadece Aybike bilirken, odadaki üç adam arasındaki o psikolojik savaş gecenin en koyu saatine doğru büyüyerek devam ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…