43. bölüm / 43
Lanet~ HyunlixÖzel bölüm (3)
Bölümler 43Şu an: Özel bölüm (3)
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bembeyaz kır çiçekleri sarmıştı her yanı. Mutluluk etrafa saçılmış, gözler gülümsemekten kısılmıştı.
Kötü günler arkada kalmış, sevinç dolu günler yaşanıyordu.
Tanrı mutluluğu her tarafa yaymış, çektikleri onca zorluktan sonra bu koca aileye sevinci reva bilmişti.
Yıllar yılları kovalamış, minik olanlar büyümüş, kendi ruh eşlerini bulmuş hatta evlenmişlerdi.
Aradan geçen 5 yıl çok şey katmıştı herkese. Herpsi büyümüştü. Hatalar yapmış, incinmiş, darılmış ama sonunda yine teselliyi birbirlerinde bulmuşlardı.
Birlikte belaya bulaşmış, babalarını sonuna kadar endişelendirmiş, ama yine en çokta birlikte eğlenmişlerdi.
Yıllar geçse bile ailelerinin kurdukları bu birliktelikleri onlar devam ettirmişti. Bu bağları onlar daha da güçlendirmişlerdi.
Şu an mutluydu mesela hepsi. Yüzleri gülüyordu her an. Elbet ağladıkları zamanlarda oluyordu ancak yine sırtlarını birbirlerine yaslıyorlardı.
Tomoya ve Yeosang evlenmişti. Soobin ve Yukide dünya evine girmişti. Haru ve Sky ise nişanlıydı.
Bob ve Changbin ise minik Bobun büyümesini bekliyorlardı evlilik için.
Changbin hala daha Boba evlilik teklifi edip etmemekte kararsızdı. Onun gözünde Bob hala daha küçük bir çocuktu.
Gerçekte ise Bob 23 yaşında güzeller güzeli bir omegaydı. Öyleki diğer klanlardaki baskın türler bile ona hayrandı. Kiraz çiçeği kokan feromonları ona ayrı bir çekicilik katıyordu. Zaten tilkiye benzemesinin tatlılığı yetmiyordu sanki.
Changbin omegasının muhteşemliği yüzünden çok fazla eziyyet çekmişti. Ergenlik çağlarındayken omegaya sevgililik teklif edenlermi dersiniz yoksa onunla konuşmak için kırk takla atanlarmı.
Şimdiyse büyükler Changbinin isteği üzerine bir masaya toplanmış, küçükleri kapı dışarı etmişlerdi. Konuşacakları şeyler yalnızca büyükleri ilgilendirirdi.
"Hadi ama Binie hyung, hepimizi topladın buraya, söyle artık ne söyleyeceksen."
Güzel gamma kendi küçük isyanını dile getirmiş, azda olsa Changbini konuşmaya cesaretlendirmek istemişti.
"Gammam haklı hyung, söyle artık ne söyleyeceksen."
Sigma şeftali kokulu eşini kolları arasına aldıktan sonra konuşmuş, Changbine artık konuşması gerektiğini hatırlatmıştı.
"Ah, tamam. Sizi buraya topladım çünki bir şey hakkında konuşmam, daha doğrusu izin almam gerek."
"İzin mi? Hayırdır lan?"
Deltayı iyice merak kaplamıştı. Minho ilk defa Changbini bu kadar heyecanlı görüyordu.
"Felix, Hyunjin, izin verirseniz Boba evlenme teklifi etmek istiyorum."
Changbin içinde bir yerlerde hala daha çocukluğundan beri en yakın arkadaşı olan adamın çocuğuyla ruh eşi olduğu için suçluluk duyuyordu.
Bunu binlerce kez Hyunjin ve Felixle konuşmuş olsada, hala daha içinde bir yerlerde vardı bu his.
Sigma ve gamma birbirlerine bakmış, gözleriyle anlaşmışlardı bir nevi adeta.
Ortam gerilmeye başlamıştı. İkilinin sessizliği oldukça kafa karıştırıcıydı.
Hyunjin başladı konuşmaya.
"Changbin, ben sana canımı gözüm kapalı emanet edecek kadar güveniyorum. Yavrumu sevdiğini de biliyorum. Onu üzmeyeceğini, gerekirse onun için kendi canındanda vaz geçe bileceğini de biliyorum. Ancak ben uyarımı yinede yapayım."
Hyunjinin konuşmanın bu kısmında gözleri parlamış, mavi-yeşil göz bebekleri ortaya çıkmış, kendi sesi kurdunun sesine karışmıştı.
Sigma yavrusunun ve eşinin başına bir şey gelmesi düşüncesine bile dayanamıyordu.
"Eğer olurda omegamı üzersen, işte o zaman kork benden. Çocukluğum, küçüklüğüm, can yoldaşım demem yakarım canını. Olurda senin yüzünden başına bir şey gelir, beni uğraştırma git öldür kendini. Ben öldürmem süründürürüm çünki."
Evet, oldukça tüyler ürperten bir konuşmaydı.
Changbin gözlerini Hyunjinden almış, Felixe çevirmişti. Onunda gözlerini kapatarak başını onaylar anlamda salladığını görünce yüreğine su serpilmişti.
Şimdi gönül rahatlığıyla omegasına evlilik teklifi ede bilir, onunla bir yuva kurma şerefine erişe bilirdi.
***************************************
Günbatımı dağın tepesini romantik bir havaya bürümüştü. Ağaçların üzerine düşen güneşin son ışınları dünyaya elveda diyordu adeta.
Yeşil yaprakların arasından süzülüp, yeşil çimenlerin üzerine düşüyor, onları tuhaf bir büyüyle parlatıyordu.
Tarçın kokulu alfa gerginlikle bir o yana bir bu yana gidiyor, bu romantik ortamda birini bekliyordu.
Oldukça şık olmuştu baskın alfa. Sadeydi ancak mükemmel derecede karizmatikti.
Üzerine sade siyah bir kömlek altına da siyah kumaş pantolon giymiş, hiç sevmesede Yeosangın zoruyla boynuna kravat bağlamıştı.
Gerginlikten durmadan kravatla oynuyor, volta atıyordu.
Onun bu tavrından bıkan Tomoya sonunda hyungunu bir kenara çekmiş, sakin olması adına etkili bir konuşma yapmaya çalışmıştı.
"Bak hyung, Bob zaten senin ruh eşin değilmi? Hem bu çocuk küçüklüğünden beri sana aşık. Yani endişelenecek bir şey yok ortada. Elbette kabul edecek teklifini."
"Ne bileyim ya oğlum. Çok fena endişeliyim. Ya kabul etmezse? Ya hazır değilim derse? Of binlerce ihtimal var ve ben korkuyorum."
Tarçın kokulu hayatında bu kadar gergin olduğu tek bir anı hatırlıyordu o da, Bobun doğacağı haberini aldığı zamanlardı.
"Geliyorlar. Hazır olun."
Harunun sesiyle hepsi son dokunuşlarıda yaparak yerlerine geçmişti. Bu gün Changbin Boba evlilik teklifi edecekti.
Etrafa mumlardan bir yol yapılmış, yolun sonunda kurulan iskelete reng reng tüller bağlanmıştı. Tüller uçuştukça sanki uçurumla bütünleşiyormuş gibi bir görüntü çıkıyordu ortaya.
Bob en yakın arkadaşının koluna girmiş söylene söylene yürüyordu. Neden dolaşmak için bu kadar süslenip üstüne dağın tepesine çıktıklarını anlayamıyordu.
Skysa sadece gülmekle yetiniyordu. Birazdan başına geleceklerden haberi yoktu küçük omeganın.
Tam tepedeki düzlüğe ulaştıklarında Sky çıktı Bobun kolundan, ve onu yalnız bırakarak eşine doğru irerledi.
Bobsa şaşkınlıkla olduğu yerde donup kalmıştı. Önünde çok güzel bir manzara vardı ve bu manzaranın içinde aşık olduğu adam vardı.
Yolun sonunda Changbin onu bekliyordu, gözlerindeki sevgi ve aşkla.
Bob hiç tereddüt etmeden adımladı o yolu. Nede olsa sonu sevdiği adama çıkıyordu.
Changbin karşıladı onu. Biraz heyecanla, biraz gerginlikle ama çokça sevgi, aşk ve şevkatle.
Elleri buluştu usulca, gözler hiç ayrılmamıştı zaten, kalpler ise var oldukları andan birdi.
Changbinin şu an tüm bedeni titriyordu, boğazı kurumuş, dili tutamaz olmuştu. Heyecandan ölüyordu neredeyse.
Bob merakla önündeki bedenden çəkacak olan kelimeleri bekliyordu. Changbinse konuşa bilecek halde değildi.
Ancak zorlada olsa ağzını açmayı başarmış, kalbinden diline uzanan kelimeleri dışarı çıkarmıştı.
"Benim güzel omegam, canım ruh eşim. Can parçam, ben bu hayata seninle olmak için gelmişim adeta. Senin varlığın tamamladı beni. Sen yoksan benim olmamında bir anlamı kalmaz artık. Ben daha fazla senden ayrı başlamak istemiyorum güne mesela, yada sensiz bitirmek. O yüzden sormak istiyorum sana In Lak'ech, benimle evlenirmisin?"
Bobun gözleri dolmuştu bu kelimeler karşısında, sevdiği adam ona onunla hayatını birleştirmeyi teklif ediyordu. Kabul etmemek gibi bir şey söz konusu bile değildi.
"Evlenirim."
Güzel omega gözleri dolu dolu, mutluluktan ağlayarak kabul etti teklifi.
Derin bir ohh çekti baskın alfa ve kutudaki yüzüğü çıkararak, kiraz çiçeği kokulu omegasının parmağına taktı.
Kiraz çiçeği şeklindeki çiçek çok zarif ve ince görünüyordu. Tam da tarçın kokulu alfanın eşine yakışır şekildeydi.
Ardından çocukların hepsi birer birer çıktı saklandıkları yerden. Tomoya ve Haru konfetileri patlatınca çıkan ses yüzünden yerinden sıçramıştı.
Şimdi hepsi yine birlikte çok mutluydu.
**********************************************
O mucizevi gün gelip çatmıştı. Bu gün Bob ve Changbin evleniyordu. Düğün günleriydi bu gün onların.
Yeosang, Yuki ve Sky üçlüsü Bobu almış ve tamtamına dört gün boyunca Changbine göstermemişti.
Ee tabi Felix, Jisung, Seungmin, Seonghwa ve Wooyoungda onlara katılınca hiç kimsenin itiraz etmeye cesareti yetmemeişti.
Şu ansa damat odasındalarda ve Bobun hazırlıklarının son adımları tamamlaıyorlardı.
Genç omega kelimenin tam anlamıyla muhteşem olmuştu. Beyazlar içinde bir kuğuyu andırıyordu. Herkes Changbinin onu görünce aklını kaybedeceğini biliyordu.
"Ayyy, çok heyecanlıyım. Evleniyorum lan sonunda."
"Off, bi yerinde dur lan. Bitireyim şu makyajı aa."
Bobun enerjisinin yanında Sky bezginlikle konuşmuştu çünki sevgili arkadaşı bir türlü yerinde durmuyor, bu yüzdende o makyajı tamamlayamıyordu.
En sonunda Skyın isyanı neticesinde Bob sakinleşmiş, betanın işini bitirmesini beklemişti.
Skyın işi bitince geriye çekilmiş ve şaheserine bakmıştı.
Omega mükemmel olmuştu.
Aniden kapının çalmasıyla odadaki tüm gözler oraya dönmüştü.
Hyunjin ve Felix kapının önünde durmuş içeri girmek için izin istiyorlardı.
Çocuklar odayı boşaltmış, bu çekirdek aileyi başbaşa bırakmışlardı.
Gamma dolu gözlerle bakıyordu küçük omegasına, bebeği büyümüş, artık sevdiği adamla yuva kuruyordu.
Hyunjin ise gözlerini doldurmamak, oturup şuracıkta ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
"Benim güzel bebeğim. Artık büyüdünde kendi yuvanı kuruyorsun. Bir tanem."
Felix neredeyse ağlayacaktı ama makyajı akarsa Jisungun onu keseceğinin farkındaydı.
Hyunjin omegasına yaklaşmış, iki elini saçlarının üzerine koyark okşamaya başlamıştı.
"Meleğim, benim güzel omegam. Eğer olurda zorlandığını hiss edersen hiç durma bırak ve bana gel. Evet kendi yuvanı kuruyorsun ancak unutma benim olduğum her yer, büyüdüğün yer hala daha senin evin. Baban seni korumak için her an burda bebeğim. Şimdi büyüdün, koca adam oldun ama hala daha sen benim minik bebeğimsin."
"Yaa, Felix baba, Hyunjin babama bir şey söyle. Beni ağlatıcak, sonra kurtul Skyın elinden kurtula bilirsen."
İkili gülüşmüştü bu sözler karşısında. Ardından yine odanın kapısı çalınmıştı. Bu kez Tomoya gelmişti kapının önüne.
"Hyung, her kes hazır gele bilirsiniz. Hadi Felix hyung biz önden gidelim."
Felix Tomoyanın yanına giderek onunla birlikte aşağı inmişti.
Bobsa Hyunjinin koluna girmiş onunla birlikte merdivenlerin önüne gelmişti. Birlikte yavaşca aşağı inmeye başlamışlardı.
"Bebeğim, hala daha geç değil, hadi kaçalım burdan."
"Ya baba. Hayır kaçmıyoruz hiç bir yere. Şimdi beni Changbinin yanına bırkıyorsun ardından Felix babamın yanına dönüyorsun. Tamam mı?"
Artık yolun sonuna gelmişlerdi. Tüm yol boyunca Changbin inanamaz ve dolu gözlerle bakmıştı küçüğene.
Özlem, aşk, sevgi, hepsi birbirine karışmıştı şu an. Düygularını en uçlarda yaşıyordu tarçın kokulu baskın alfa.
Sona geldiğinde Hyunjin Bobu kolundan çıkardı ve elini nazikçe tutarak Changbinin ona uznan elinin üzerine koymuştu.
"Bebeğim bundan sonra sana emanet Changbin. Kılına bile zarar gelse senden bilirim."
Ardında Felixin yanına dönmüştü Hyunjin.
Orda evlilik yeminlerini etti ikili, hayatlarını birleştirmeye, iyi ve köyü günde, hastalıkta ve sağlıkta birlikte olacaklarına yemin ettiler o gün.
*********************************************
Evlerine gelmişti yeni evli çift. Bu gece onların ilk gecesi olacaktı.
"Açmısın? Yiyecek bir şeyler yapayım mı?"
"I-ı aç değilim."
"Tamam o zaman. Ben bir duş alıp geleyim."
Bob Changbini onaylayarak odaya yönelmişti. Ardından yatağa oturmuş, boş boş beklemeye başlamıştı.
Changbin beline sarılı olan havluyla gelmiş, tam önünde durmuştu güçüğünü. Koca avcunu yanağına yaslamış, gözlerindeki şevkatle bakmıştı minik eşine.
"Yorgunmusun?"
Bob hayır anlamında kafa sallamış, gözlerini Changbinin gözlerine kenetlemişti.
Tarçın kokulu eğilmiş, karşısındaki bal dudaklara bastırmıştı dudaklarını.
İkiside yavaş öpüşüyorlardı. Henüz tutku yoktu, şevkat ve saf sevgi vardı. Ancak giderek öpücüğün boyutu değişti. Daha hırçın daha tutkulu oldu.
Araya ısırıklar karıştı, öyle sert öpüştülerki nefessiz kaldılar. Changbin sabredemedi ayağa kaldırdı küçüğünü, ardından kucağına alaraq geri oturdu yatağa.
Öpüşmelerine Bob Changbinin kucağındayken devam ettiler.
Bundan sonrasını okumak istemeyenler için fic burada bitiyor.
Yavaş yavaş, birer birer kıyafetler eksildi üstlerinden.
Changbinin üzerinde ki, havlu zaten çoktan tutunmayı bırakmıştı.
Bob deli gibi sürtünüyordu Changbine. Deliği kasılıyor, onu içinde istiyordu. Changbinde en az Bob kadar azmıştı.
Miniğini yatağa yatırdı alfa. Öpücükleri dudaklarından taşıp yanağına ordan boynuna yöneldi. Kendinden izler bırakmayıda unutmadı. Önce emdi boynunu, sonra ısırdı ardından öpücük kondurdu.
Her zerresine kendinden izler bıraktı. Aşağı yöneldi öpücükleri, zevkten dikleşmiş göğüslere yöneltti aç bakışlarını. İkisiylede özenle ilgilendi. Emdi, ısırdı, avuçlarıyla yoğurarak eziyyet etti güzelce.
En aşağ yöneldi sonda. Miniğinin sertleşmiş aletini ağzına aldı.
Ah evet bu Bobu iyice çıldırtmıştı.
"Ahh, ya-yapma. Ahh."
Dinlemedi alfa omegayı. Sonunda omega dayanamamış, boşalacağını anladığında alfayı saçlarından çekmeye başladı kafasını çekmesi için ancak yine önemsemedi alfa.
Bebeğinin tüm sütünü son damlasına kadar içine çekti.
Ardından bacaklarını aralayarak tam arasına girdi omeganın. Bacaklarını kaldırarak dizler karnına değene kadar eğdi.
Minik, ıslak, pembe deliği gözler önüne serdi. Tek parmağını omeganın içine yolladı yavaşca.
O tek, kalın parmak bile Boba oldukca zevk veriyordu. Ardından ikinci parmağı gönderdi içeri. Makas hareketleriyle geniçletmeye başladı omegayı.
Sonra üçüncü parmağıda yolladı deliğe. Biraz daha üç parmakla genişlettikten sonra, çekti çıkardı üç parmağıda.
Birden gelen boşluk hissiyle titredi omega. Kafasını kaldırıp alfanın ne yaptığına bakmak istediğinde, deliğinde hiss ettiği ısalk ve pütürlü şeyle bir inleme koy verdi. Sabahtandır inlemekten canı çıkmamış gibi.
Diliyle iyice genişletti küçük omegayı. Ancak şöyle bir şey vardı ki, ikinci kez boşalmıştı omega.
"Daha beni içine almadan iki kez boşaldın. Böyle olmuyor ama güzelim."
Changbin çekilmiş ardından başını kaldırarak zevkten gözleri yaşarmış omegaya bakmıştı.
Yerinden dikleşmiş, kendini çekmeye başlamıştı. Ardından iri ve kalın penisini omeganın deliğine sürtmeye başlamıştı.
Evet, alfa omegayla oynuyordu.
"Yeter artık, lütfen."
"Ne istiyorsun bebeğim? Söyle bana."
"Ahh. Seninkini istiyorum."
"Anlmıyorum küçüğüm, daha açık konuş lütfen."
"Sikini içimde istiyorum. Beni becer istiyorum Changb-"
Alfa duyduklarını daha fazla kaldıramamış, köklemişti. En dibe kadar girmişti.
Omeganın acıdan gözlefi dolmuş, alfaya sarılmış, tırnaklarıyla kaslı kollarına izler bırakmıştı.
"Rahatla bebeğim. Yoksa sikimi kıracaksın."
Biraz daha o pozisyonda beklemiş, Bobun alıştığını anlayınca devam etmişti Changbin.
Önce yavaş, ardından hızlı bir ritimile vuruyordu omegaya. Ancak birden öyle bir yere vurdu ki, gecenin en yüksek inlemesi, hatta belki çığlığı çıktı omegadan.
"Demek burası ha."
Oraya daha fazla vurdu alfa. O devam ettikçe daha fazla zevk aldı omega.
Biraz daha devam ettiklerinde omega en az iki defa boşalmıştı.
Alfa aniden Bobu kucaklamış ve yer değiştirmişlerdi. Şimdi Changbin uzanıyor, Bob onun üzerinde oturuyordu.
Alfa belinden tutarak yardım etti omegaya. Zıplattı üzerinde iyice. Ardından yine pozisyon değiştirdiler.
Şu an omega yanağını yatak başlığına yaslamış, karnıusa yatağa yaslıydı. Kalçasını dışarı çıkarmış, alfanın önünde domalmıştı iyice.
Changbin ikinci kez boşaldı omeganın içine. Omeganın kaç kez boşaldığıysa muammaydı.
İkiside nefes nefeseydi şu an. Yatak ter ve meniden göl olmuştu. Omega bitkin haldeydi. Gözleri kapalı, ayakta uyuyordu resmen.
Alfa önce omegasını kucağına aldı, banyoya götürdü, iyice temizledi. Ardından çarşafalrı değiştirdi ve yerine uzanarak göğsüne çekti küçük eşini.
Artık tamamen onundu. Tamamen ona aitti alfa.
Bölüm etkileşimi
