25. bölüm · Lanet~ Hyunlix

23.

Ari🌹 🌹🌹

"Yang klanı sınırlarımıza saldırmış."

Duydukları şok etkisi yaratmıştı baskın alfada. Daha dün geldikleri klan onlara savaş açmıştı ve bunu en adi şekilde yapmıştı. Üstelik yardım istedikten sonra.

Bu kadar alçak ola bileceklerini düşünmemişti.

"Güzelim sen eve git, ben Hyunjinin yanına gidiyorum."
"Bende gele bilirmiyim? Hem belki yardımım dokunur."
"Hadi gidelim."

Beta bir an Chanın onun hiç bir yardımı dokunamayacağını ve eve gitmesi gerektiğini söyleyeceğini sanmıştı.

Alışmıştı aşağılanmaya, şimdi burada gördüğü muamele tuhafına gidiyordu.

Beta Chanın arkasına takılmış, onunla beraber Hwang malikanesine doğru yola koyulmuştu. İkili malikaneye vardıklarında Bay Hwangın odasına geçmiş, herkesin büyük bir gürültüyle kavga ettiklerine şahit olmuşlardı.

Deltanında sigmanında kızgınlık dönemi yaklaştığından ikiside öfke doluydu ve oda resmen bu ikilinin feromonlarına boğulmuştu.

Üstelik Felix ve Jisungda onları sakinleştirmek için feromon yayıyorlardı ve bu odayı buram buram feromon kokutmuştu. Hal böyle oluncada dört üstün türün feromonları yüzünden Bay Hwang odada boğulmaya başlamıştı.

Evet bir deltaydı fakat, söz konusu dört üstün türün aynı anda salgıladığı feromon olunca direnci saf dışı kalıyordu.

"Lan neler oluyor burda. Sakinleşin. Her taraf leş gibi feromon kokuyor. Jisung, Felix eşlerinizi kenara çekin. Feromonlarınızıda azaltın. Şu ahmaklarada söyleyin daha fazla salgılamasınlar. Öldürmekmi istiyorsunuz bizi dallama herifler?!"

Chan sesini kurdunun sesiyle karıştırarak konuşmuş, sebebi bilinmez bir şekilde kavga eden ikiliyi ayırmıştı. Normalde Bay Hwang gibi bir deltanın bile ayıramadığı kavgayı asla ayıramazdı fakat hem odaya yeni girdiği için hem de kurdu diğer kurtlardan büyük olduğu için başarmıştı bunu.

"Hele şükür Chan. İyiki geldin. Bu iki ahmak birden bire feromon salgılayınca tüm direncim kesildi. Üstelik oğullarımda onları sakinleştirmek için yayınca dahada beter oldum."

"Önemli değil Hwang amcada neler oluyor? Yang klanı neden bize saldırdı?"

Chanın sorusu ortama buz gibi bir soğukluğun yanı sıra bin voltluk gerginlik düşürmüştü. O kadar gerilmişlerdiki, gerginlikten beta bile ufaktan feromon salgılamaya başlamıştı.

"Felixi istiyor orospu çocuğu."

Hyunjinin öfke ve gerilim dolu sesi kurdunun sesine karışmış, ortamdaki sessizliği keskin bir hançer gibi kesip yarmıştı.

"Ne? Ne demek Felixi istiyor?"

Chan şaşkın gözlerle bakıyordu sigmaya. Anlamlandıramıyordu. Yang klanının baş alfası neden gammayı istiyordu ki?

"Size demiştim. Felixin oraya gitmemesi gerektiğini söylemiştim. Ama beni dinlemediniz. Yine Minhonun aptal kıskançlığı deyip geçiştirdiniz. Bu Lee bir şeyler biliyorda bunu söylüyor diye düşünmediniz. Kardeşimi bile bile o aptal saraya götürdünüz."

"Lan benim ne suçum var? Ben nerden bileyim Minho?"
"Bilecektin amına koyayım. Ben sana şu saatden sonra kardeşimi falan emanet etmem lan."
"Haddini aşma Minho. Nasıl Jisung senin eşinse Felixde benim eşim."

"Yeter sayın gerizekalılar. Sizce konu şu an kimin haklı olup olmadığımı? Ha? Lan sınıra saldırmışlar. Aloo. Duydunuzmu?!!? Siktir edin kavgayı şimdi. Asıl konuya odaklanın."

Chanın birden çıkışmasıyla odada ki, her kes ona dönmüş, küçük bir düşünme süreciyle haklı olduğuna karar vererek susmuşlardı.

"Hwang amca zarar ne kadar? Ölen yada yaralanan varmı?"

Chan iyi bir kurt olduğu kadar mükemmel bir stratejist ve kusursuz bir komutandı. Bu gibi durumlarda krizi nasıl yönetmesi gerektiğini iyi biliyordu baskın alfa.

"20 ölü ve 60 yaralı var. En sınırdaki köyden başlamış köpek. Gece saldırmış, giderken ağaçlardan birine bir mektup saplayıp gitmiş. Changbin biraz önce getirdi."

"Ne yazıyordu mektupta?"

"Asırlar sonra seni yeniden buldum benim güzel gammam. Şimdi seni bırakıcağımı sanman aptallık. Ya sen bana gelirsin yada ben seni alırım."

"Ne anlatıyor bu ruh hastası? Asırlarda ne demek?"

Odadaki herkes bu sözlerle düşüncelere dalmıştı. Tek bir kişi dışında.

Bütün yıllarını bal gözlüyle geçiren beta Seungmin.

Efendisinin bu kadar acele edeceğini düşünmemişti. Ancak bu içinde kahkaha atan kurdu için büyük bir şenlik sebebiydi.

"Ben eşimi kimseye vermem. Yıllar sonra o karanlıktan çıkmışken, hayatımın anlamını bulmuşken ondan ayrılamam, ayrılmam."

Hyunjin büyük bir itinayla konuşmuştu.
"Merak etne oğlum. Kimse senin eşine dokunamaz. O senin eşin olduğu kadar benimde oğlum. Leeye haber verdim. Yarın sabah burda olacaklarını söyledi. Yarın Leede geldiğinde hep beraber oturup bir plan yapacağız. Ben oğlumu kimseye vermem."

Şuan alem birbirine girmişti. Ancak bu onların daha iyi günleriydi.
Daha çok zorluğa göğüs germeli, daha çok akıl oyunlarını çözmeliydiler.
Hyunjin hala daha o karanlık günlerden daha zorlu günler geçireceğinin farkında değildi.
Yalnızca sigma değil, bu ekip daha çok şey yaşayacaktı.

Ve bu odada herşeyi bilen iki kişi dışında hiç kimse bunun farkında değildi.