Lanet~ Hyunlix kitap kapağı

19. bölüm / 43

Lanet~ Hyunlix

17.

Yazar: Ari🌹 🌹🌹

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 17.

Hafızanın bazen biz insanlara işkence etmek için var olduğunu düşünürüm. Ya da daha iyi değer bilmemiz için. Öyle anlar olur ki, birden hafızamızın tozlu köşelerinden hop diye çıkarak belirir, bize yaşadığımız kötü ya da iyi anlarla kim olduğumuzu hatırlatır.

Hafızası güçlü biriydim ve emindim ki asla acılar içinde kıvrandığım o dört yılı unutmayacaktım. O günlere asla dönmek istemiyordum. Şu an acı çekmiyorsam ya da rahatsam hepsini yanımda oturup yemek yiyen bu sarışına borçluydum.

Yang klanına geldiğimizde bizi klanın baş alfası karşılamış, ardından yemeğe davet etmişti. Ancak hâlâ daha bizi buraya niye çağırdığını söylememişti.

Şu an masada oturmuş yemek yiyorduk. San en başta oturmuştu. Onun sağında ben, benim yanımda Felix, Felix'in yanındaysa Chan hyung oturuyordu. Benim hemen önümde Minho hyung, onun yanında eşi Jisung ve Changbin hyung oturuyordu.

Lee malikanesinde ne konuşulmuşsa, önce Minho hyung yemekten tatmış, ardından Jisung ve Felix yemeğe başlamıştı. Delta, kardeşini ve eşini korumak için yemeği kontrol etmişti ve bu, kurdumda acayip bir rahatsızlık oluşturmuştu. Kafamın içinde, "Niye biz buna dikkat etmedik?" diyerek beynimi şişiriyordu.

San, önündeki içi şarap dolu kadehi eline alarak ayağa kalkmış, ardından konuşmaya başlamıştı.

"Değerli misafirlerim, sizi burada görmek büyük bir mutluluk. Öncelikle sizi selamlamak istiyorum majesteleri." diyerek benim önümde hafifçe baş eğmişti.

Yine şu sigma kurtların prensidir zımbırtısı.

"Eğer izin verirseniz sizi de selamlamak isterim güzel gamma."

Felix'e de bakarak baş eğmişti. Bu hareketi kurdumun kıskançlık damarını körüklemişti. İçimde deli gibi tepinip Felix'i buradan alıp götürmemi istiyordu.

"Ve sizler saygıdeğer asilzadeler, gammanın mutlak koruyucusu delta ve kraliyetin her derde şifalı vitası. Sizleri de selamlarım. Ve siz soylu savaşçılar, sigmanın sadakatinden şüphe duyulmaz baskın alfaları. Geldiğiniz için hepinize minnettarım."

Kullandığı ifadeler hepimizi şoka uğratmıştı. Gammanın mutlak koruyucusu delta mı? Kraliyetin her derde devalı vitası mı? Neler dönüyordu burada?

Kafa karışıklığıyla etrafa bakıp ardından bakışlarımı, dediklerinin anlamını sormak için San'a çevirdim. Bu esnada kapı çalınmış, ardından kocaman, üzeri gümüş işlemelerle süslenmiş olan kapı açılmıştı.

"Geciktiğim için özürlerimi sunarım majesteleri."

Açılan kapıdan içeriye küçük suratlı, uzun siyah saçlı biri girmişti. Yarıdan topladığı saçlarının içinde küçük bir tutam sarı saç bulunuyordu.

"Ah, sizi eşimle tanıştırmama izin verin lütfen. Wooyoung, yanımıza gel lütfen hayatım."

İsminin Wooyoung olduğunu öğrendiğimiz çocuk yanımıza gelmiş, ardından kendini tanıtmıştı.

"Yang Wooyoung. Baskın alfa Yang San'ın eşi ve Yang klanının baş omegası olan bir omegayım."

Hiç hazzetmemiştim bu ikiliden. Onlarda beni huzursuz eden bir şeyler vardı. Hiç güven vermiyorlardı. Her an bir şey çıkabilir hissini taşıyordum.

Wooyoung, San'ın yanına, Minho'dan bir önceki sandalyeye oturmuş, yemekte bize katılmıştı.

Şu an Minho'yla olan bakışmamızdan anladığım bir şey vardı ki ikimiz de eşlerimizi korumak istiyorduk ve bu yüzden buradayken kesinlikle uyanık olmamız gerekiyordu. Dediğim gibi ne benim sigmam ne de Minho hyungun deltası buranın güvenli bir yer olduğunu düşünmüyordu.

Yemek sessizlik içinde geçmiş, yemek bittikten sonra "Hepiniz yol yorgunusunuz." diyerek bizlere odalarımıza kadar San ve Wooyoung ikilisi eşlik etmişti.

Dediğim gibi bu saray bana kesinlikle güven vermiyordu. Sigmam içimde hep rahatsızdı. Asla kendini güvende hissetmiyordu ve en garip olanıysa durmadan gammasına dikkat etmemi söylüyordu.

Kurdum eşi için durduk yere deli gibi endişeleniyordu. Ve ben buna anlam veremiyordum.

Bize verilen oda oldukça geniş ve gösterişliydi, öyle ki siyah olması odayı daha da elegant gösteriyordu. Ancak tuhaf olan bir şeyler vardı. Sanki siyah bu sarayın rengi değilmiş gibiydi. Sanki bir şey olmuş ve saray onun yasını tutmak için siyahlara bürünmüştü.

Bu saray, bu insanlar, etrafım anlam veremediğim tonlarca şeyle doluydu ve ben düşünmekten beynimin eridiğini hissediyordum.

Felix ise sanki benim yanımda her şey boşmuş gibi takılıyor, gerekmedikçe tepki bile vermiyordu. Bu saraya geldiğinden beri sessizleşmişti o enerjik çilli.

Boş bakışlarla etrafa bakıyor, bazen gözleri dalıp gidiyordu ve bu durum beni epey endişelendiriyordu.

Kurtlar aşkına, neler oluyordu benim biricik gammama?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…