29. bölüm / 43
Lanet~ Hyunlix27.
Bölümler 43Şu an: 27.
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bembeyazdı her taraf. Kusursuz derecede beyaz. Delirtecek kadar beyaz. Saf beyazın içinde kocaman bir hiçlik vardı.
Sarışının baktığı dört taraftada sonsuz beyazlık vardı. Sonra o beyaz hiçlikten göz kamaştıracak derecede parlak ve göz alıcı bir ışık hüzmesi belirmiş, tam sarışının önünde durmuştu.
Işığın içinden beliren siluet tam gözleri önünde durmuştu sarışının. Bembeyaz kürkü ve yemyeşil gözleriyle çok güzeldi.
Felixin kurdu çok güzeldi.
"Sen....sende kimsin?"
"Ben senim Felix. Ben senin kurdunum. Tanrı geçmişte yaşadıklarımız yüzünden bir şans daha verdi. Bize, bizim için canını feda eden herkese bir şans daha bağışladı. Bizim için maske takanları özgür kıldı. Tanrı merhamet etti."
"Ne oldu ki, bize? Neden ikinci şansı elde ettik?"
"İhanete uğradık."
Hiç bir şey anlamıyordu mavi gözlü. Bu karşısındaki kimdi?
Gerçektende omuydu?
Sarışın hiç bir şey anlamıyordu.
"Ne ihaneti?"
Titrek çıkmıştı sesi gök gözlünün. Korkarakda değil, kendinden emin olamayarak, duyacaklarını sanki önceden biliyormuş ama hatırlamıyormuş gibi.
Kurt Felixe yaklaşmış, alnını onun alnına yaslamıştı. Sakince fısıldamıştı zihnine sözlerini.
"Şimdi geçmişten gelir. Gelecek şimdiye bakar. Kader çoktan örülmüştür. Zihnin karanlık köşelerindeki toz tutmuş zeminlerde duran kilitli sandıktaki anılar, özgürlüğünüze açılın."
Görüşü bulanıklaştı önce gök gözlünün.Etraf karardı sonra, yer ayaklarının altından çekildi, gözleri zihninin tozlu köşelerine saklanan anılara aralandı.
"Sarışın, sarışın, nerdesin sarışın?"
"Sam, burdayım. Sam."
Koca zindanların içinde bu iki fısıltı karışmıştı birbirine. Uzun boylu baskın alfa çocukluğundan beri tanıdığı bu sarışının öylece ölmesine izin veremezdi.
"Sarışın. İyimisin güzelim?"
"Sam. Burda olmamalısın. Yakalarlarsa hiç iyi şeyler olmaz."
"Sorun yok sarışın. Korkma."
"Anlamıyorsun Sam. Sigma kendi ruh eşini bile öldürecek kadar acımasız. Yalvarırım Sam. Git burdan."
"Gideceğim sarışın. Ancak yalnız değil. Sende benimle geliyorsun."
"Hadi lan. Çabuk olun. Devir değişimi bitmek üzere."
Şarap kokulu baskın alfanın sesi bozmuştu ikiliyi.
"Geliyoruz hyung."
"Chan hyungdamı burda?"
"Evet sarışın. Hatta senin karamelde burda."
Sarışın duyduklarına inanamıyordu. Çocukluğunu geçirdiği bu üçlü onu sarayın bu koca zindanından çıkarmaya gelmişti.
Aynı mahallede doğup büyüyen bu dörtlü nolursa olsun ayrılmamıştı birbirinden.
En büyükleriydi şarap kokulu. İki sene önce on sekizine girmiş, kaderindeki betanın küçüklüğünden beri tanıdığı karamel kokulu olduğunu öğrenmişti.
Sam hala daha on yedisindeydi ve ruh eşini bulamamıştı.
Sarışınsa on sekizine girdiği güne lanet ediyordu şuan. Göğsünün üzerinde yazan Yang Jeongin yazısına her an lanet ediyordu. Kurdu ona bunu yapan ruh eşine öyle bir diş bilemeye başlamıştıki, sarışının kendisi bile şaşırmıştı.
"Hadi bakalım."
Sam sarışınını kuçağına aldığı gibi Chanın açtığı kapıdan dışarı çıkmış, sarayın gizli yollarıyla ilerlemeye başlamıştı.
Şarap kokulunun ailesi yıllarca koruyucu kurt olduklarından Chanda öyleydi. Bu yüzden bu kadar rahatlardı.
Karamel kokulu en öndeyken, en arkadan geliyordu büyük olan. Ortaya almışlardı ikiliyi.
Tam geçitden çıkacakları anda başlamıştı kabus.
Yıllar sürecek olan ve onlarca kişinin hayatını değişecek olan kabus.
Karamel kokulu dikkat edememiş, kenarda pusuya duran nöbetci alfayı fark edememişti, geçitden çıkarken nöbetçilerden birine yakalanmıştı.
Beta diğerlerinin gelmesine izin vermemek için koca bir çığlık atmıştı. Bu sayede anlamıştı herkes olan biteni.
Chan eşini kurtarmak için başka bir yola saptırmıştı ikiliyi. Ardından gelecekleri yolu kapatmış, kendi ölümüne doğru yürümüştü şarap kokulu.
O gece son kez görmüştü ruh eşini beta.
Yada o öyle sanıyordu.
Say üstünlüğü olduğundan, ikiside yakalanmış, kralın önüne getirilmişti.
"Kralım, sarayın gizli geçidinde yakalandılar. Omeganın kaçmasına yardım ederken. Ancak omegay dair hiç bir ize rastlamadık."
Kral duyduklarıyla öfkelenmiş, sinirden kendine hakim olamayarak gözleri hafif alfa kırmızılarına bulanmaya başlamıştı.
"Siz ne cüretle böyle bir şey yaparsınız. Yarın ikinizde o çok sevdiğiniz omegayla birlikte öleceksiniz."
İzin vermeyecekti şarap kokulu.
Karameli ondan daha fazla yaşamalıydı.
Yongbok ona emanet etmişti karamel kokuluyu.
Doğru ya, sarışın sayesinde tanışmıştı bu dörtlü.
Chan hiç pişman değildi. Şimdi sorsan yine yapardı aynı şeyi.
"Beni öldürün, ancak ona dokunmayı bile düşünmeyin. Şayet bunu yaprsanız, ona olan mühürüm sayesinde öyle bir haber uçururm ki, artık itibarınız falan kalmaz. Siz itibarınıza çok değer verirsiniz kralım. Öyleki oğlunuzun ruh eşinin engelli olmasını kendinize yediremiyorsunuz."
"Boş tehtitlerin beni korkutamaz velet."
"Hah. Siz öyle sanın. Herkesin, bütün krallığın öğrenmesini istemediğiniz şu sır. Saraydaki bir hizmetciye tecavüz ederek peydahladığınız oğlunuz.
Hongjoong.
Onun duyulmasını, hatta halkın onu bulmasını istemezsiniz bence."
Hongjoong.
Kralın sarhoş olduğu bir gece saraydaki hizmetçilerden birine tecavüz ederek doğulmuş olan oğlu.
Kraldan, kraliyyetden, saraydan, en çokta sigma abisinden nefret eden delta.
Görevinden haberi olmayan gammanın mutlak koruyucusu.
Lanetin günahından bihaber kurbanı.
"Ne istiyorsun?"
"O yaşayacak, kılına dahi zarar gelmeyecek."
"Neden kendini yaşatmıyorsun?"
"Sizi tanıyorum. Beni öldürmeden bırakmazsın peşimi. O yüzden o en iyi şekilde hayatına devam edecek."
"Anlaştık."
O gece şarap kokulu son kez baktı betanın gözlerine.
O gece son kez soludu beta şarap kokulunun feromonlarını.
O gece ikisi içinde son kez oldu her şey.
Yada onlar öyle sandılar.
Bölüm etkileşimi
