8. bölüm / 43
Lanet~ Hyunlix6.
Bölümler 43Şu an: 6.
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hyunjin odasında oturmuş, yüksek ses ve karışık feromon kokusu onu rahatsız ederken içinde çıldıran kurdunu sakinleştirmeye çalışıyordu. Kurdu bu kadar kokunun burnuna dolmasıyla çıldırmış, Hyunjin'e gerçekten işkence etmeye başlamıştı. Hyunjinse bir şekilde onu baskılamaya, sakinleştirmeye çalışıyordu ama nafile.
Artan gürültü ve başka kurtları etkilemeye çalışan kurtların feromon kokusu Hyunjin'in işini daha da zorlaştırıyordu.
Birden bir şey oldu. Hyunjin'in burnuna bir koku doldu. Koku ılık bir ilkbahar günü açan şeftali çiçeklerini andırıyordu. Masum ve güzel bir kokuydu. Hyunjin aldığı kokuyla kurdunun sakinleştiğini hissetti. Ardından kokuya ulaşmak, kokunun sahibini bulmak için çıldırmaya başladı. Hyunjin ne yaparsa yapsın kurdunun sakinleşmediğini, tam tersine daha büyük bir tutku ve arzuyla o kokuya ulaşmaya çalıştığına anbean şahit oldu.
Kurdu, Hyunjin'le kontrolü ele almak uğruna epey uzunca bir mücadele verdi. Ne kadar Hyunjin izin vermemeye kararlı olsa da beceremedi. Kurdu kontrolü ele aldığı gibi kapıya koştu. Önce kırmaya çalıştı. Ancak planı işe yaramamış, kapı bir milim bile kıpırdamamıştı. Kilitler izin vermiyordu. Hyunjin kurdundan güç bela kontrolü geri almış, kapıya deliler gibi vurmaya ve bağırmaya başlamıştı.
Aşağıda ise işler daha farklıydı. Bay ve Bayan Hwang tüm konuklar geldikten sonra açılış konuşmasını yapmış, ardından herkese iyi eğlenceler dileyerek Lee ailesinin yanına doğru adımlamışlardı.
"Minho epeyce büyümüşsün, hatta görüyorum ki ruh eşini bile bulmuşsun. Ama aferin, turnayı gözünden vurmuşsun." diyerek takılmıştı Lee ailesinin büyük oğluna Bay Hwang.
"Hadi ama Hwang amca. Asıl Jis turnayı gözünden vurdu benim gibi bir ruh eşi bularak."
Minho hiçbir şekilde eşine sataşmaktan vazgeçmiyordu. Eh, bedelini de gece koltukta yatarak ödüyordu tabii bazı geceler.
"Peh, şu dediğine bak hele. Gece yine koltukta yatmak istiyorsun galiba." diyerek küçük bir hatırlatma yapmıştı eşine Jisung.
"Yani güzelim ben öyle mi dedim şimdi?"
"Sus Minho sus. Konuştukça batıyorsun."
Minho umutsuz bakışlarını Bay Hwang'a çevirmiş ve konuşmaya başlamıştı.
"Teşekkürler Hwang amca. Sayende koltukta uyuyacağım, mutlusundur umarım."
Ardından bedenini eşine çevirmiş ve ufak çaplı bir ikna operasyonuna başlamıştı.
Masadaki herkes gülerek izliyordu bu görüntüyü.
"Ee Felix, sende ne var ne yok?"
"Pek bir şey yok be Hwang amca, öylesine yaşayıp gidiyorum."
Zavallı Felix ne bilsin uzun süre sıkılmaya bile vakti olmayacaktı.
Bu zarif ve minik görüntünün aksine çıkan kalın sesi dikkatle dinlemiş, ardından küçüğüne gülümsemişti Bay Hwang.
"Hwang, senin oğlan nerede? Hiç görünmedi gözüme."
"Ah, sorma be Lee. Bizim oğlan biraz rahatsız da."
"Öyle mi? Çabucak iyileşir umarım."
Bay Hwang elinden geldiğince saklamaya çalışıyordu oğlunun durumunu. Bu insanlar en yakınları bile olsa elinden geldiğince saklamalıydı.
Chan bu kadar gürültüden sıkılmış, önce Bay ve Bayan Hwang'ın yanına giderek Lee ailesine selam verip küçük bir diyalog kurmuş, ardından izin alarak yanlarından ayrılmıştı. Yönünü doğruca "kardeşim" dediği adamın odasının önüne çevirmişti.
Chan odaya yaklaştıkça gürültüden duyulmayan bağırış ve kapıya vurulma seslerini duymuş ve endişelenmişti.
"Hyun, neler oluyor abicim?" diyerek endişeyle konuşmuştu.
"Burada. O burada hyung. Aç şu kapıyı yalvarırım."
Hyunjin kurdunun sesiyle birlikte çıkan hırıltılı sesiyle konuşmuş ve durmadan kapıyı yumruklamaya devam etmişti.
Durumun ciddiyetini anında kavrayan Chan önce emin olamamış, ardından en yakın arkadaşının bu kadar bağırmasının boşuna olmadığını düşünerek kapıyı açmıştı.
Hyunjin kapının açıldığını anladığı gibi kapıyı açmış, Chan'ı iterek aldığı muazzam kokunun kaynağına doğru koşmuştu. Bay Hwang uzun bir müddettir Chan gelmediği için meraklanmış, ona bakmak için gelirken merdivenlerde oğluyla karşılaşmıştı. Hyunjin, Chan'a yaptığı gibi babasını da es geçerek hasretini çektiği o kokuya koşmaya devam etmişti.
Bay Hwang oldukça afallamış bir hâlde oğlunun onu ittiği yerde öylece durmuşken, Chan gelip kaldırmıştı onu.
"Neler oluyor Chan? Hyunjin neden burada?" diyerek endişe, telaş ve korkuyla konuştu Bay Hwang.
"Buldu amca. Sonunda buldu."
Bay Hwang önce duyduklarını algılayamamış, ardından duyduklarıyla delicesine sevinerek hemen oğlunun ardından koşmuştu.
Hyunjin ise artan feromon kokularını umursamadan, yalnızca tek bir kokuya odaklanmış ve o kokunun peşinden koşmuştu. İçindeki kurdu sonunda eşini bulduğu için sevinçten delirmiş, adeta ruh eşine kavuşmak, kokusunu duymak, ona dokunmak için sabırsızlanıyordu.
Sonunda koca salona geldiğinde Hyunjin durdu ve gözlerini kapatarak derince havayı kokladı. Müptelası olacağı o kokuyu aldığında önce gözlerini o tarafa çevirmiş, ardından adımlarını sarı saçlı, çilli çocuğa doğru çevirmişti.
Karşı karşıya geldiklerinde Hyunjin mavi gözlü çocuğun gözlerine bakmıştı.
"Buldum seni, benim güzel kurdum."
Lanetini kıracak olanı o gün buldu Sigma. Ve lanetiyle o gün karşılaştı Gamma.
Bölüm etkileşimi
