4. bölüm / 43
Lanet~ Hyunlix2.
Bölümler 43Şu an: 2.
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okuduğu ilk satırlarda hiçbir şey anlamadı genç Sigma. Ardından sayfaları çevirmeye, kitabı okumaya, okudukça daha da şaşırmaya başladı.
Okuduklarına inanamıyordu. Daha doğrusu inanmak istemiyordu. Kabullenemiyordu böyle bir lanete maruz kaldığını. Kabullenemiyordu geçmişte kendi türünden bir aptalın yaptığı hatanın bedelini ödeyecek olmasını.
Bay Hwang oğlunun arkasında durmuş, bekliyordu. Oğlunun kitabın sayfalarını her çevirdikçe şok olmasını, benizinin atmasını seyrediyordu. Meraklanmıştı Bay Hwang ancak bir o kadar da endişeliydi.
Hyunjin son kelimeleri de okuduğunda gözünden akan yaşlarla birlikte babasına döndü. Babası oğlunun ağladığını görünce, zaten bedenini kasıp kavuran endişe dalgası daha da şiddetlendi.
"Noldu? Sorun ne? Neden ağlıyorsun?" Endişeyle çıkmıştı ağzından bu sorular Bay Hwang'ın. İlginç olansa babası söyleyene kadar Hyunjin'in ağladığından haberi bile yoktu. Ellerini yanaklarına kaldırdı ve gözyaşlarına şokla baktı Hyunjin.
Ardından "Baba, ben delirmek istemiyorum." diyerek daha da şiddetlendirdi ağlamasını. Hiçbir şey anlamayan Bay Hwang önce güç bela oğlunu sakinleştirmeye çalıştı.
"Neler oluyor bilmiyorum ama üstesinden birlikte geleceğiz. Şimdi bana neler olduğunu anlat. Anlat ki sana yardım edeyim. Sen benim canımsın, sana bir şey olmasına asla izin vermem."
Bay Hwang'ın sözleri epey teselli etmişti Hyunjin'i.
"Baba, üzerimde bir lanet var." diyerek anlatmaya başladı genç Sigma.
"Ruh eşim herkeste olduğu gibi çıkmayacak ortaya. Kokusunu almalıyım, yalnızca öyle bulabilirim. Ama o zamana kadar kurdum delirecek, çıldıracak, bana işkence edecek. Baba ben bunu istemiyorum."
Bay Hwang ne tepki vereceğini bilmiyordu. Ne yapması gerektiğini, neler olduğunu kestiremiyordu. Oğlu şu an öyle bir çıkmaza girmişti ki, anlatmaya kelimeler yetmezdi. Endişe ve korku sarmıştı bedenini ikilinin.
"Şimdi ne yapacağız baba?"
"Sabır edeceksin, sabır edip kaderin sana onu getirmesini bekleyeceksin genç prens. Kader sana onu yazmış, onu sana, seni de ona bağlamışsa elbet sizi buluşturacaktır. Tek gereken yalnızca sabır, prensim."
Odada olduğunu unuttukları bilgeydi bu sözleri söyleyen. Bay Hwang ve Hyunjin sadece kafa sallamıştı, onaylar bir şekilde.
Ardından bilgeyle vedalaşmış, evlerine doğru yola koyulmuşlardı. İkisi de sessizdi baba oğlun. Babası oğluna nasıl yardım edebileceğini, oğlu ise bundan sonra neler olacağını düşünüyordu.
Saatler geçti. Saatler günlere dönüştü, günler haftalara, haftalar aylara, aylarsa yıllara evrildi. Ancak genç prens ruh eşini bulamadı. Ruh eşini bulamadıkça kurdu delirdi. Kurdu delirdikçe kontrol altına almakta zorlandı.
Artık ailesi bile korkmaya başlamıştı genç prensten. En yakın arkadaşı olan Bang Chan bile bazen çekinirdi genç prensten. Ama bu yine de engel değildi baskın alfaya. Ne de olsa Sigma onun en yakınıydı.
Zaman geçti, artık prens herkesin güvenliği için kendini odaya kilitlemeye başladı. Gerekmedikçe, ölüm kalım hâli olmadıkça çıkmadı odasından genç prens. Korku sardı bütün bedenini. Ailesine, arkadaşlarına, sevdiklerine zarar verme düşüncesi kanser gibi korkuyu bütün bedenine yaydı.
Klandaki kimse artık 20 yaşına girmiş olan prensi göremiyordu neredeyse 2 yıldır. Yalnızca Bang Chan gelip onun evinde onunla konuşuyordu. Daha doğrusu konuşmaya çalışıyordu. Sanki ruhu da çekilmişti genç prensin.
Önceden arkadaşıyla klanı birbirine katan, yerinde bir saniye bile durmayı bilmeyen genç gitmiş, yerine ruhsuz, sessiz, sakin biri gelmişti.
Bu görüntü, bu durum içten içe bitiriyordu Bay ve Bayan Hwang'ı. Onlar şen şakrak, durmadan gülümseyen oğullarını özlemiştiler. Bu da lanetin onlara düşen kısmıydı neticede. Oğullarının hâliyle kahrolmak.
Ancak her şeyin yerine oturmasına, her şeyin yoluna koyulmasına daha çok vardı. Neticede ders henüz tam alınmamış, bedeller tamamen ödenmemişti. Aslında ödenecek bedellerin büyüklüğü o kadardı ki, nasıl ödenileceği bile büyük bir muammaydı.
Bölüm etkileşimi
