12. bölüm / 43
Lanet~ Hyunlix10.
Bölümler 43Şu an: 10.
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yılların yorgunluğunu taşıyan bal rengi gözlerini duvara dikmiş, öylece bakıyordu. Sabırsızlıkla gelecek haberi bekliyordu. Yıllardır çektiği ıstırabın son bulması bu habere bağlıymış gibi hissediyordu.
Sonunda kapı çalmıştı. Heyecanla ayağa kalktı bal rengi gözlü adam. Dün gece gerçekleşen balodan gelen haberlerin doğruluğu şimdi teyit edilecekti. Sabırsızlıkla gözlerini içeri giren adamına dikmiş, ondan gelecek cevabı bekliyordu. Adamın iki dudağı arasından çıkacak olan kelimeler ya kurtuluşu olacaktı ya da yine dünyasını başına yıkacaktı.
"Bulduk onu efendim. Yeniden doğmuş. Artık bir umut var."
Duyduğu kelimelerle o kadar sevinmişti ki, anlatmaya, ifade etmeye kelimeler yetmezdi. Yıllar süren ıstırabı sonunda bitecekti.
"Git Seungmin. Git ve onun hakkında öğrenebildiğin her şeyi öğren."
Seungmin efendisine baş eğmiş, ardından verilen görevi yerine getirmek için odayı terk etti.
Masada tuhaf bir gerginlik hakimdi. Felix az önce odada olanlar yüzünden utançla başını eğmiş yemeğine odaklanmışken, Hyunjin arsız bakışlarını bir saniye bile olsun çilli çocuğun üzerinden ayırmıyordu. Minho sinirle Hyunjin'e bakıyorken, Chan gülerek izliyordu bu manzarayı. Jisung'sa Minho'yu bakışlarını Hyunjin'den çekmesi konusunda ikna etmeye çalışıyordu ama bu kesinlikle nafile bir çabaydı. Lee ve Hwang büyükleri ise tamamen kendi dünyasındaydı.
"Evet, çocuklar yemekleriniz bittiyse artık konuşmak için salona geçelim."
Bay Hwang masada çocuklar arasındaki bu gerginliğe daha fazla dayanamayarak konuşmuştu.
Bay Hwang'ın sözlerinden sonra herkes ayaklanmış, salona geçmişti. Minho ve Bay Lee üçlü koltuğa geçmişti. Delta kardeşini tuttuğu gibi yanına çekmiş, babasıyla kendisi arasına oturtmuştu. Bay ve Bayan Hwang karşıdaki üçlü koltuğa oturduğunda Hyunjin de onlara katılmış, Bayan Hwang'ı ortalarına almıştı iki koca adam. Chan ve Jisung'sa tekli koltuklarda oturmuştu.
Oturmalarına oturmuşlardı ama kimse ağzını açıp konuşmuyordu. Sonunda Hyunjin bu sessizliğe dayanamamış, konuşmaya başlamıştı.
"Dün olanlar için özür dilerim. Ancak bundan sonra beni hiçbir güç Felix'in yanından ayıramaz."
"Yavaş gel sigma. Ben kardeşimi kimseye vermem. Daha 17 yaşında, ruh eşinin ismi vücudunda belirmedi. Ne malum ruh eşinin sen olduğu."
Hyunjin Minho'nun konuşmasıyla sinirlenmiş, üzerindeki tişörtü bir çırpıda çıkarıp göğsünde, tam kalbinin üzerindeki siyah ve italik harflerle yazılmış Lee Felix Yongbok yazısını gözler önüne sermişti.
"Bana bak delta. Ben yıllar sonra kurtuluşumu buldum. Yıllar sonra ilk defa rahat bir nefes aldım, aldığım nefes yüzünden kurdum ilk defa kalbime pençelerini geçirmedi. Şimdi sence ben kurtuluşumdan vazgeçer miyim?"
Felix'in gözleri dolmuş bir şekilde kendisine baktığından habersizdi sigma. Kalbi kırılmıştı. Sigma kendisini sadece kurtuluşu için bir araç olarak gördüğünü düşünüyordu. Bu his kalbini parçalıyordu. Ve gammanın bu hâlini gören tek kişi vitaydı.
"Kesin sesinizi, burada söz yalnızca Felix'e düşer. O ağzını açıp tek kelime etmeden ikiniz de ağzınızı açmayacaksınız."
Bay Lee ikisini de susturmuştu. Tüm odağını biricik gamma oğluna vermişti.
"Benim güzel gammam, sen ne istiyorsun? Şu iki dallama herifi boş ver ve ne istediğini söyle."
Bay Lee küçük gammasını kırmaktan korkarcasına konuşmuş, onun fikrini almak istemişti. Söz konusu hayat kendisinindi ve ondan başkasına söz düşmeyeceğini düşünüyordu baskın baş alfa.
"Ben bilmiyorum baba. Hyunjin'in acı çekmesini istemiyorum ama sizden de ayrılmak istemiyorum."
Felix konuşarak kendi fikrini belirtmiş, ardından yine gözyaşlarını tutmak için verdiği savaşına geri dönmüştü.
"Aslında benim bir önerim var. Tabii kabul ederseniz."
Chan özgüvenle konuşmuş, ürettiği çözümü ortaya atmıştı.
"Felix Lee ailesiyle klanlarına dönsün ancak her hafta sonu buraya, Hwang klanına gelsin."
Chan'ın sunduğu öneriyle herkes susmuş, küçük bir düşünme sürecine dönmüştü.
"Aslında mantıklı bir fikir. Hem bu sayede Felix ailesinden ayrılmaz, hem de Hyunjin ruh eşinden."
Bay Hwang'ın konuşmasına onaylarcasına kafa sallamıştı Bay Lee. Ancak yine de küçük gammasının da fikrini almak istiyordu.
Odadaki tüm gözler Felix'e dönmüş, ondan gelecek herhangi bir tepkiyi bekliyorlardı.
Felix düşünmüş ve usulca kafa sallayarak onay vermişti.
Ancak yine ortamda sinirli ve kardeşini kıskanan bir delta bulunuyordu. Büyüklerin verdiği karardan kesinlikle memnun değildi ancak babasının sözü üzerine bir şey söyleyemeyeceğini çok iyi biliyordu. Üstelik kardeşi de kabul etmişti.
"18 yaşına girdiği gün temelli yanıma alırım. Ancak bu şartla kabul ederim bu teklifi. Aksini asla kabul etmem."
Hyunjin konuştuğunda Minho'nun frenlemeye çalıştığı sinirlerinin frenleri bozulmuş, öfkesi zaten gıcık olduğu adama yönelmişti.
"Felix istemedikçe sen ona dokunmaya çalış, bak bakalım sana neler yapıyorum. Burada kalmasına babam izin verdiği için ses çıkarmıyorum ama andım olsun kardeşimin gözünden tek bir yaş düşsün yaşatmam seni sigma. Felix'in kılına zarar gelse, gözünden bir damla yaş aksa senden bilir, canını kendi ellerimle alırım."
Minho öfkeyle konuşmuş, ardından vitasının elinden tuttuğu gibi salonu terk etmiş, dün gece Hwang ailesinin onlar için ayarladığı odaya götürmüştü. İçeri girdiği anda kapıyı kapatmış, kafasını eşinin çilek kokulu feromon bezlerine yaslayarak kokusunu içine çekip sakinleşmeye çalışmıştı.
Anlıyordu Jisung eşini. Anlatmıştı Minho ona. Eskiden yaşadıkları yeniden başına gelsin istemiyordu, bu yüzden kardeşine karşı bu kadar korumacıydı delta.
Bölüm etkileşimi
