41. bölüm / 43
Lanet~ HyunlixÖzel bölüm (1)
Bölümler 43Şu an: Özel bölüm (1)
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime · Okuduğun bölüm
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dakikalar saatlere, saatler günlere, günler aylara, onlarda yıllara dönüşmüştü.
Zaman su gibi akmış, hayat kendi akışında sürmeye devam etmişti.
Minik Bob büyümüş, 6 yaşında afacan bir çocuk olmuştu.
O büyüdükce Changbinde onun büyümesini izlemekten keyif almıştı. Minik ruh eşi, yıllarca yolunu gözlediği küçüğü gözlerinin önünde büyüyordu.
Bu 6 yıl boyunca bazı şeyler değişmişti. Hyunjin Hwang klanının başına geçerken, Minhoda Lee klanının başına geçmişti.
Seungmin Hwang klanındaki okulda öğretmenliğe başlamış, büyük oğlu olan Tomoya ile birlikte her gün okula gidip geliyordu.
Minik Sky da büyümüş 6 yaşında haşara biri olmuştu.
Minho ve Jisungun büyük oğlu Yuki 9 yaşına basmış, tüm miniklere abilik yapıyordu kendince. Ah tabi bide ondan 3 yaş küçük kardeşi vardı.
Haru.
En az Yuki kadar haşara bir çocuktu oda.
"Ruh eşin gözlerinin önünde büyüyor Changbin. Ne hiss ediyorsun?"
"Tuhaf. Bu çok tuhaf Hyunjin. Çocukluğum dediğim adamın çocuğu benim ruh eşim. Hala daha senin yüzüne bakmaya çekiniyorum."
"Neden? Neden çekiniyorsun Binie?"
"Yapma Hyunjin. Senin de kızgın olduğunu, hala daha bunu kabullenemediğini biliyorum. Baksana çocukluğunun ruh eşi kendi oğlun. Kaç yaş var aramızda görmüyormusun?"
"Kader onu sana yazdıktan sonra benim diye bileceğim bir şey yok Changbin. Üstelik sana hayatımı emanet ede bilecek kadar güveniyorum."
Changbin ve Hyunjin bu konuşmayı yaptığında Bob ve Sky tam karşılarında oyun oynuyor, kahkaha atıyordu.
"Hyunjin haklı Changbin. Kader sizi birbirinize yazmış."
Chanda aralarına katılmıştı. Onun yanındada babası gibi bir alfa olan büyük oğlu Tomoya vardı.
"Hadi oğlum, gidip kardeşlerinle oyna."
"Tamam baba."
Chan Tomoyayı diğerlerinin yanına göndermiş, günlerdir aklına takılan şeyi sormak için Hyunjine bakmıştı.
"Aklıma takılan bir şey var. Belki de, kuruntudur bilmiyorum. Ama Bob tıpkı Jeongine benzemiyormu sizce de?"
"Bunu söylemek istiyordum size. Geçen gün bilge gelmişti, Felix ve beni bir kenara çekti. Jeonginin ruhu kefaretini bizim çocuğumuz olarak ödeyecekmiş."
"Felix ne dedi?"
"Ne olursa olsun benim yavrum dedi."
"Peki sen?"
"Felixle aynı düşüncedeyim."
"Changbin hyung. Changbin hyung."
Üçlünün konuşmasını bölen Bobun ağlayarak Changbine doğru koşması olmuştu.
Minik beden arkadaşlarıyla oynarken düşmüş, dizini kanatmıştı.
Ve babası orda olmasına rağmen Changbinin adını ağlayarak ona doğru koşmuştu.
"Noldu miniğim? Neden ağlıyosun? Neden akıtıyorsun şu incilerini?"
Changbin minik bedenle aynı boya gelmek için eğilmiş, şefkat ve sevgiyle yanaklarındaki yaşları silmişti.
"Düştüm. Dizim kanadı."
"Ağlama ama bebeğim. Hadi gel bakalım. Gidip şu yaranla ilgilenelim."
Büyük olan minik bedeni kucağına almış ardından yarasıyla ilgilenmesi için gamma babasına götürmek için ikilinin yanından ayrılmıştı.
"Minik hergeleye bak. Babası burda dururken Changbinin adını ağlıyor."
Hyunjin oyuncu bir tavırla konuşmuş, ardında Changbin ve minik bebeğinin ardından, Chan ve çocuklarla birlikte irerlemişti.
Eve geldiklerinde Changbin Felixi çağırmış, dert yoldaşının ona doğru gelmesini izlemişti.
Ah, şöyle bir detayda vardı. Bob ilk doğduğu zamanlarda, bir gün minik Bob ağladığında Changbinde onun yanındaydı ve miniğin ağlaması onuda ağlatmıştı.
Ve bunu gören Felix Changbinin yanına gelmiş, elni sırtına koyarak sıvazlamış ardında dostca bir tavırla sarılmıştı.
O gün Changbin saatlerce Felixe sarılarak ağlamış, içini dökmüş, acılarını paylaşmıştı.
"Ne oldu? Neden ağladın miniğim? Hyunjin benim oğlum niye ağladı?"
Gamma endişe ve öfke karışımı sesiyle sigmaya bakmış, bir cevap almaya çalışmıştı.
"Babaaaa"
Minik Bob Felixi gördüğü gibi yeniden ağlamaya başlamış, kendini Felixin boynuna atmıştı.
"Ne oldu benim minik bebeğime? Hım? Hadi anlat babana."
"Uf oldu. Acıyoy."
"Öylemi, gel hadi gidip krem sürelim."
"I-ı. Changbin hyungdan gelsin."
"Soralım bakalım, gelmek istermi, Changbin hyungun."
"İsterim tabi. Hadi gidelim."
Changbin, Felix ve Bob yukarı çıkmış, minik bedenin yarasıyla ilgilenmeye başlamışlardı.
Bu sırada Hyunjin ve Chan çocukları salona bırakmış, kendileride mutfağa giderek çocuklara meyve suyu, büyüklereyse kahve hazırlamışlardı.
Şimdiyse hepsi salonda oturmuş, sohbet ediyorlardı.
Minik Bob Changbin hyungunun dizinde oturmuş, başını da göğsüne yaslamıştı. Sky babasının kucağında ona sarılmış oturuyorken, Tomoya da diğer yanında öylece büyükleri dinliyordu.
Ancak bu koyu sohbeti bölen, gelen haberci kurt olmuştu.
"Efendim, Yang ve Lee klanlarının baş alfalarıyla aileleri burda."
"Ne! Abimler mi gelmiş? Ee, bana haber vermemişlerdi ama."
"Bana da güzelim. Öğreniriz şimdi, hadi gidelim."
Hep birlikte gitmiş, klan kapısının tam önünde Minho, Jisung, Haru, Yuki, Hongjoong, Seonghwa ve onların 5 yaşındaki oğulları Yeosangı karşılamışlardı.
Ve onların geliş sebebi küçük Bobun yarinki doğum günüydü.
Bölüm etkileşimi
