5. bölüm / 43
Lanet~ Hyunlix3.
Bölümler 43Şu an: 3.
- 1 Tanıtım456 kelime
- 2 1.532 kelime
- 3 2.522 kelime
- 4 3.556 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.514 kelime
- 6 5.536 kelime
- 7 6.672 kelime
- 8 7.657 kelime
- 9 8.628 kelime
- 10 9.453 kelime
- 11 10.734 kelime
- 12 11.569 kelime
- 13 12.615 kelime
- 14 13.784 kelime
- 15 14.1.056 kelime
- 16 15.497 kelime
- 17 16.600 kelime
- 18 17.601 kelime
- 19 18.687 kelime
- 20 19.657 kelime
- 21 20.866 kelime
- 22 21.779 kelime
- 23 22.667 kelime
- 24 23.667 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.827 kelime
- 27 26.593 kelime
- 28 27.737 kelime
- 29 28.634 kelime
- 30 29.737 kelime
- 31 30.628 kelime
- 32 31.289 kelime
- 33 32.703 kelime
- 34 33.603 kelime
- 35 34.851 kelime
- 36 35.551 kelime
- 37 36.287 kelime
- 38 37.893 kelime
- 39 Final.1.003 kelime
- 40 Özel bölüm (1)656 kelime
- 41 Özel bölüm (2)899 kelime
- 42 Özel bölüm (3)2.043 kelime
- 43 Son özel bölüm.1.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıllar acımasızca geçmiş, dünya durmadan dönmeye devam etmişti. Tarih her gün kendi tozlu sayfalarına bir günü daha katmaya ara vermemişti.
Herkes kendi monoton hayatına devam ederken, bazıları sıradanlıktan sıkılırken, klan reisinin evinde işler biraz daha farklıydı. Genç Hwang'ın odasından bağırış, bir şeylerin devrilme ve kırılma sesleri kesilmiyordu.
Genç prens artık kurdunu bastıramıyordu. Kurdu her geçen gün daha fazla eziyet ediyordu genç prense. Ruh eşine olan muhtaçlığı onu daha fazla hırçın yapıyorken, genç prensi daha fazla güçsüz kılıyordu. Acı çekiyor, kemikleri kırılıyor gibi hissediyordu Hyunjin.
Artık daha fazla bu eziyete dayanamayacağını düşünüyordu. Bazen aklına kendi canına kıyma fikri geliyordu. Gözleri odada keskin bir şeyler arıyor, canına kıyabileceği bir yol bulmak istiyordu. Ancak o anlarda kulağına minik bir fısıltı çalınıyor, şeytanın kulağına fısıldadığı o vesveseyi yok ediyordu.
"Sabret, gelmek üzereyim, bekle, bulacaksın beni." diyordu o fısıltı. Umut doluyordu küçük prens. Kafasına doluşan şeytanların bacağını kırıp kafasından dışarı atmasına yardım ediyordu o fısıltı.
4 yıl geçmişti. Tam tamına 4 yıl önce 18 yaşına basmıştı genç Sigma. Tam tamına 4 yıldır bu öldürücü acılara göğüs geriyordu Hyunjin.
Endişeliydi Chan. Arkadaşının, can yoldaşının canına kıyıp kıymayacağını bilmemek, emin olamamak onu çıldırtacak kadar endişelendiriyordu. Neredeyse 4 yıldır doğru düzgün görmemiş, sesini duymamıştı "kardeşim" dediği adamın.
Yine aynı şeyler oluyordu. Hyunjin'in odasından epey gürültü çıkıyordu. Kurdu artık daha fazla bekleyemiyordu. Ruh eşini görmek, kokusunu içine çekmek, bir saniye bile olsun yanından ayırmamak istiyordu. Ancak daha onun nerede olduğunu bile bilmiyordu.
Chan yine odanın önünde durmuş, can dostuna sesleniyor, en azından kendine cevap vermesini umut ediyordu.
"Hyun, hadi be kardeşim, bir cevap ver bana. Ne olursun, endişeleniyorum senin için. En azından iyiyim de ne olursun."
Sesi ağlamaklı çıkmıştı Chan'ın. Artık cidden korkuyordu. Yalnızca o değil, Bay ve Bayan Hwang da epey korkuyordu.
"Git buradan Chan!"
Hyunjin kurdununkine karışan sesiyle hırlayarak konuşmuş, adeta kovmuştu baskın alfayı. İstemiyordu Sigma, burnuna ruh eşinden başkasının feromon kokusu dolsun, kulaklarına başkasının sesi çalınsın istemiyordu. Sigma yalnızca ruh eşini istiyordu.
"Tamam, tamam gideceğim, ama izin ver, izin ver en azından bir kez göreyim seni. İyi olduğuna emin olayım. Söz veriyorum gideceğim."
Önce tüm ses kesildi odadaki. Sonra kapıdan bir kilit sesi duyuldu. Chan, Bay ve Bayan Hwang şokla bakıyordu kapıya. Neredeyse iki yıldır doğru düzgün görmedikleri oğulları kapıyı açmıştı.
Chan kapıyı yavaşça araladı ve içeri girdi.
"Sakın feromon salgılama. Zor sakinleştirdim, kokunu alırsa yine çıldırır."
Chan sadece başını sallamakla yetindi. Ardından dikkatlice "kardeşim" dediği adamı süzdü. Üzerinde yalnızca siyah şortuyla öylece dağınık odanın ortasında oturmuştu genç Sigma. Siyah saçları omzuna kadar uzanmış, geçtiğimiz yıllarda az da olsa kurdu sakinleşir umuduyla yaptığı sporun meyvesi olan kasları terden parıl parıl parlıyordu.
"Nasılsın?" diyerek yaklaştı arkadaşına doğru. Bir yandan da fazla nefes almamaya çalışıyordu. Odanın her tarafını Sigma'nın orman ve okyanus karışımı feromonu sarmıştı ve kokusu kendi ruh eşinden başka herkese savaş açmış gibiydi.
"Berbat." dedi Sigma. Tek kelime ancak her şeyi anlatır nitelikteydi.
"Konuş benimle Hyun. Hadi kardeşim, en azından nasılsın onu anlat."
Sigma yorgunlukla pencereye dönük olan kafasını Chan'a çevirmiş, konuşmaya başlamıştı.
"Ölüyorum hyung. Sadece ölüyorum. Onu istiyorum, onu arıyorum. Komik olan ne biliyor musun? Onun kim olduğunu, neye benzediğini, nasıl koktuğunu, hiçbir şeyi bilmiyorum. Ama deliler gibi onu istiyorum. Kurtar beni hyung."
Canı yanıyordu ikisinin de. Sigma kurdunun acısıyla kavrulurken, baskın alfa "kardeşim" dediği adama yardım edemediği için can çekişiyordu.
Ancak ikisi de daha hiçbir şeyin başlamadığını, şimdiki acılarınsa hiçbir şey olduğunu bilmiyorlardı. Ne de olsa hayat çoğu şeye gebeydi.
Bölüm etkileşimi
