7. bölüm · Lanet~ Hyunlix
5.
Herkes canhıraş bir hazırlık içerisindeydi. Bir yandan ev temizlenirken diğer yandan temizlenen yerler süsleniyor, öte taraftan hazırlıklar devam ediyordu. Bu davet çok önemliydi klan liderleri için.
O gün Chan Hyunjin'e haberi verdikten sonra alelacele odadan kovulmuş, odadan çıkar çıkmaz yeniden haykırış ve kırılma sesleri sarmıştı her tarafı. Hyunjin'in kurdu etrafında bir sürü feromon kokusu olması fikrini katiyen beğenmemişti.
Davet akşam olacaktı. Bu yüzden Bay ve Bayan Hwang son hazırlıkları da kontrol ettikten sonra odalarına çekilmiş, akşamki davet için hazırlanmaya başlamışlardı. İkisi de epey özenliydi.
Bu sırada Chan'sa her zamanki gibi arkadaşının kapısının önünde, Hyunjin'in kendisi için bulduğu çözümü gerçekleştiriyordu. Ertesi sabah Hyunjin, Chan odasının önüne geldiğinde onunla konuşmuş, aklına gelen çözümü Chan'a anlatmıştı.
Chan ne kadar emin olamasa da karşı gelmemiş, Sigma'nın kapısına neredeyse 4 tane kilit asmıştı. Tabii bu Sigma'yı ne kadar tutardı o muammaydı.
"Hyun, emin misin? Yani bilemiyorum, seni tutamaz gibi geliyor bunlar bana."
"Sana dediğim yerden mi aldın?"
"Evet de hiçbir şey anlamadım ben. Neden oradan almamı istedin ki?"
Chan'ın kafası epey karışmıştı. Hyunjin ona bir mağaza söylemiş, kilitleri oradan almasını istemişti.
"Büyülü onlar. Sendeki anahtardan başka hiçbir şey açamaz onları."
"Demek o yüzden o kadar zordu alması."
Gerçekten de Chan o kilitleri alana kadar kırk takla atmıştı.
"Hadi git hazırlan ve eğlenmene bak. Beni merak etme."
Chan kalbi acıya acıya uzaklaştı oradan. Kardeşi gibi gördüğü adam şu an acılar içinde kıvranıyordu. Klanı birbirine katan, altını üstüne getirip durmadan azar yiyen, evde bir dakika bile doğru düzgün duramayan o çocuk gitmişti. Yerine suskun, sinirli, çektiği acılar yüzünden olgunlaşan bir adam gelmişti.
Tanrı, önceden olanlar yeniden olmasın, Sigma ruh eşine delicesine düşkün olsun diye intikamını en acı şekilde alıyordu.
Saatler geçmiş, davet başlamıştı. Misafirler birer birer gelirken Bay ve Bayan Hwang gelen konukları karşılıyorlardı. Bayan Hwang üzerine tüm zarafetini sergileyecek derecede güzel ancak gösterişten uzak oldukça harika bir elbise giymişti. Giydiği kırmızı saten elbise onu oldukça güzel gösteriyordu. Eşinin koluna girmiş, gelen misafirleri oldukça nazik gülümsemesiyle karşılıyordu.
Davete Lee Klanı'nın baş alfası, baş Omegası ve onların iki oğlu, ayrıca Bay ve Bayan Lee'nin kendi oğullarından ayırmadığı büyük oğullarının eşi de katılmıştı. Bayan Hwang Lee ailesini gördüğü zaman yüzündeki sahte ama samimi görünen gülümsemeyi silmiş, yerine tamamen gerçek ve oldukça içten bir gülümseme yerleştirmişti. Aynı şekilde Bay Hwang çatık kaşlarını düzeltmiş, samimiyetle bakmıştı eski dostlarına.
"Hoş geldiniz. Sizi burada görmek çok güzel."
diyerek sevinçle konuşmuş, ardından hemen Bayan Lee'ye sarılmıştı. Bu sırada erkekler de selamlaşmışlardı.
Lee Minho, Lee ailesinin büyük oğlu, aynı zamanda güçlü bir Deltaydı. Kendisi babasından sonraki klan lideri olmak için eğitilmişti. Onun hemen yanında duran vita Han Jisung ise 18 yaşına girdiğinde zaten çocukluktan beri âşık olduğu insanın ruh eşi olmasına çok sevinmişti. Ve şimdi o da bir Lee ailesi ferdi olarak burada bulunuyordu.
Ve gelelim Lee ailesinin küçük oğlu Lee Felix'e. Kendisi oldukça güzel ve zarif bir Gammaydı. Ancak henüz 17 yaşında olduğu için ruh eşini bulamamıştı. Yüzündeki çilleri, sarı saçları, minik burnu, kalp şekilli dudakları ve güzel mavi gözleriyle gören herkesi kendine büyüleyen biriydi küçük Gamma. Ancak şeftali kokan feromonları zaten çekici olan bedenini daha da karşı konulamaz yapıyordu.
Tabii Minho bu konuda epey rahatsızdı. Ne de olsa minik kardeşi onun gözünde henüz bir bebekti ve ona karşı olan aç gözler zaten sinirli olan Deltayı delirtmeye yetiyor hatta artıyordu.
