Kuzey bekçileri kitap kapağı

153. bölüm / 131

Kuzey bekçileri

Sana bana karavana

Vaveyla Yazarı: Oguz Dönmez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 131Şu an: Sana bana karavana
  1. 1 O bahsi kaybedersin452 kelime
  2. 2 Sadece bir yemek349 kelime
  3. 3 İşler sarpa saracak312 kelime
  4. 4 Düşman görüldü627 kelime
  5. 5 Liderlikten ne anlarsın?485 kelime
  6. 6 Gemiyi terk etmeyeceğim573 kelime
  7. 7 Partner savaşları450 kelime
  8. 8 Reset düğmesi738 kelime
  9. 9 Anlaşma masası597 kelime
  10. 10 Ekip şehre indi546 kelime
  11. 11 Korkunç gece912 kelime
  12. 12 Fuar katliamı1.024 kelime
  13. 13 Yolunda olmayan birşeyler898 kelime
  14. 14 Fırıldak olmamayı çoktan öğrettiler738 kelime
  15. 15 Tekirdağ gelini1.008 kelime
  16. 16 Çağrı562 kelime
  17. 17 Deste senin elinde491 kelime
  18. 18 Doğudaki tanıdık552 kelime
  19. 19 Şehidimiz var542 kelime
  20. 20 Taverna'nın planı813 kelime
  21. 21 Yargıç ve avukat574 kelime
  22. 22 Şah-mat941 kelime
  23. 23 Gizemli avcı555 kelime
  24. 24 Kıyametin habercisi547 kelime
  25. 25 Avcı Ve Mert644 kelime
  26. 26 Olmayacağım günler gelecek853 kelime
  27. 27 Şampiyonlar Turnuvası678 kelime
  28. 28 Şeytanın ta kendisi936 kelime
  29. 29 Maskenin arkasındaki612 kelime
  30. 30 Sizin yerinize ben ölürdüm875 kelime
  31. 31 Game Over800 kelime
  32. 32 Plandaki kusur1.024 kelime
  33. 33 Artık kaçamayız436 kelime
  34. 34 Merkez bankasına hoşgeldin508 kelime
  35. 35 Bizim olanı almaya geldik710 kelime
  36. 36 Sakın durma808 kelime
  37. 37 Şimdi ne olacak?635 kelime
  38. 38 SENİN SUÇUN831 kelime
  39. 39 Savaşarak öleceğim550 kelime
  40. 40 Yenmesi imkansız olan728 kelime
  41. 41 Direniş zincirinin iki halkası516 kelime
  42. 42 Dayan gökçe geliyorum545 kelime
  43. 43 Saat işliyor663 kelime
  44. 44 Sakın ölme...488 kelime
  45. 45 Sıfırdan lidere691 kelime
  46. 46 Bir şey arıyorlar gibi411 kelime
  47. 47 Nasıl hayatta kaldın?601 kelime
  48. 48 Gökçe'yi durduramadı615 kelime
  49. 49 Düşman hattı700 kelime
  50. 50 Bırakmadım seni478 kelime
  51. 51 Kıskırtma644 kelime
  52. 52 İhanet793 kelime
  53. 53 Lian yu'dan sağ çıkamazsınız520 kelime
  54. 54 Tek şansımız var571 kelime
  55. 55 Son köstebek566 kelime
  56. 56 Ofis kışkırtması706 kelime
  57. 57 Bilyelerin büyüsü600 kelime
  58. 58 NİDHOGG!?595 kelime
  59. 59 Arka kapıdan defolup gideceğiz işte453 kelime
  60. 60 Hırsızlığı bir kez yapan842 kelime
  61. 61 Pes ediyor549 kelime
  62. 62 Yolun sonu954 kelime
  63. 63 Felix Ragnarok'u başlatır564 kelime
  64. 64 Ekipler savaşı part-1623 kelime
  65. 65 Ragnarok'un sonu441 kelime
  66. 66 Felix baba754 kelime
  67. 67 Mert'in imtahanı869 kelime
  68. 68 Irmak gidiyor, Burcu geliyor754 kelime
  69. 69 Cehenneme kısa yoldan bilet591 kelime
  70. 70 Geri dönmek üzere1.130 kelime
  71. 71 Kuzey bekçileri1.159 kelime
  72. 72 Yenilmemeliyim ve para sızıntısı850 kelime
  73. 73 Henüz bitmedi404 kelime
  74. 74 Selin öldü mü?-Fragman90 kelime
  75. 75 5. Sezon finali-İntikam yemini691 kelime
  76. 76 Kazanabileceğimiz bir savaş769 kelime
  77. 77 Hedef: Selin603 kelime
  78. 78 Yaşayan efsaneler879 kelime
  79. 79 Tarih tekerrürden ibarettir877 kelime
  80. 80 Hoşçakal masum kadın737 kelime
  81. 81 Burada başlamış943 kelime
  82. 82 Dünyamın sonu391 kelime
  83. 83 Bu ne biçim kavga?670 kelime
  84. 84 Bu gece ölmek yok431 kelime
  85. 85 Sadece seni alacağım633 kelime
  86. 86 Geçittirme hamlesi476 kelime
  87. 87 Şehit: Mert Aydın operasyonu694 kelime
  88. 88 Ölümün gözleri896 kelime
  89. 89 78 yaralı , 27 yıkık ev763 kelime
  90. 90 Aydınların sınavı912 kelime
  91. 91 6. Sezon finali-Ölmek için güzel bir gece576 kelime
  92. 92 Yeni başlayanlar913 kelime
  93. 93 Bir gün öleceğim seni düşünerek882 kelime
  94. 94 Son bir rütuş694 kelime
  95. 95 Beklenmeyen anda gelen en güzel misafir867 kelime
  96. 96 Ölümden kaçamadı938 kelime
  97. 97 Gökçe son noktayı koydu1.221 kelime
  98. 98 Yeni Felix1.363 kelime
  99. 99 Zorlu sınavlar1.407 kelime
  100. 100 Artık insan değil1.465 kelime
  101. 101 İşte gerçek kahraman1.351 kelime
  102. 102 Yarım kalan hesap1.197 kelime
  103. 103 Hayatını kaybetti1.104 kelime
  104. 104 Bu şehir bizimdir1.474 kelime
  105. 105 Yedeği olan birileri1.703 kelime
  106. 106 Büyük organizasyon1.052 kelime
  107. 107 Şimdi kimse sizsiniz1.761 kelime
  108. 108 Kalpler ve gölgeler1.609 kelime
  109. 109 23.271.914 kelime
  110. 110 Sonuncuyu harcama1.351 kelime
  111. 111 Şafak Sınırı1.160 kelime
  112. 112 Geri Sayım2.324 kelime
  113. 113 Aklanma vakti2.168 kelime
  114. 114 Kod Ver 10 22.290 kelime
  115. 115 Kaderin düğümü1.720 kelime
  116. 116 Mahkum 4-6-1-82.110 kelime
  117. 117 Huzurun ilk gecesi2.087 kelime
  118. 118 Kırık pusula2.620 kelime
  119. 119 Arayış ve hesaplaşma1.491 kelime
  120. 120 Dostlar beni hatırlasın1.922 kelime
  121. 121 Karanlıkta biriken öfke2.036 kelime
  122. 122 BENİM ADIM MERT AYDIN1.625 kelime
  123. 123 8. Sezon finali fragmanı:49 kelime
  124. 124 Son kez öldür/Sezon finali2.862 kelime
  125. 125 9. Sezon fragman/Son Piyon360 kelime
  126. 126 Black slasher3.229 kelime
  127. 127 Yerle bir4.040 kelime
  128. 128 Gece'nin iki yüzü3.016 kelime
  129. 129 Hacker ve Bedel2.606 kelime
  130. 130 Uyanışın bedeli2.495 kelime
  131. 131 Sana bana karavana4.240 kelime · Okuduğun bölüm

Mertten:
*Mahkeme salonuna girerler*
Selin: *Mert'e fısıldar* Hala buradan dönebiliriz.
Mert: Arkadaşlarım öldü Selin, senin yüzünden.
Selin: Yüzüme vurmasan olmaz, değil mi?
Hakim: Taraflar yerine geçsin, başlayalım.
Mert/Selin: *Yerlerine geçerler*
Hakim: Ben 3. Kez bu çifti boşuyorum sıktı ha.
*Boşanma akdi gerçekleşir*

Selin: *Karşısına gelir* İstediğin gerçekleşti.
Mert: Ben bunun olmasını istemedim Selin.
Selin: O zaman niye yaptın Mert?
Mert: Eğer boşanmasaydık çocukların yüzüne bakamazdım. Gerekenin yapılması gerekiyordu.
Selin: Ben senin bencilliğini hakime kararlıyım dediğinde kabullendim, ama bunu hak etmedim.
Mert: Onur, betül, damla, Burak ve evrim de hak etmedi Selin. *Arkasını dönüp gider*

Mertten:
*Eve gelir*
Ekin: Baba, iyi misin?
Mert: Sence iyi miyim Ekin?
Fatih: Baba eğer konuşmak istersen...
Mert: Mirayın yanına gideceğim. *Gider*
Ekin: Biraz uyusaydı keşke.
Fatih: Sence onu bugün uyku tutar mı Ekin?
Mert: *Hastaneye mirayın odasının önüne gelir* *Elini cama koyar* Geldim güzel kızım.
Nil: Her gün buraya gelmeyi bırakman gerek.
Mert: Durumunda bir gelişme var mı?

Özge: Ateşini normal seviyeye indirebildik.
Nil: Leonie'ı açıp, etrafı yakmadan sadece 6 saat geçirebildi. Ondan fazlası dayanamadı.
Mert: Bunu ona ben yaptım.
Özge: Hormonal aktarıma engel olamazsın Mert.
Nil: Vücudu kaldırırsa, leonie'ı kontrol edebilir.
Mert: Kaldıramazsa?
Özge: Bütün hormonları birden salgılanır. Leonie tetiklenir ve Miray oradan geri dönemez.
Nil: Her ne olursa olsun o artık kaybettiğin Miray değil. Buna kendini hazırlaman gerek.
Mert: Hala anlamıyorum, ona ne oluyor?
Özge: Sana da olmuştu, onunkisi daha şiddetli.
Nil: Yaşı daha küçük, hormonları daha baskın.

Mert: Engelleyici işe yarar demiştin.
Nil: Olabilir demiştim, sen de yaradı ama onda...
Özge: Avusturalyada bunlarla uğraşan bir doktor var. Nil birkaç günlüğüne oraya gidecek.
Mert: Onu uyandırabilir miyiz?
Nil: Deneriz, ama tehlikeli olabilir bilgine olsun.
Mert: Benim küçük kızım karıncayı bile incitmez.
Özge: Yapan o değil, Leonie zaten.

Nil: Bunu bir de polislere açıkla istersen.
Mert: O şey koca bir fabrikayı havaya uçurdu.
Özge: Mirayın leonie'ı saniyede 500 celcius ateşi 200 metrekarelik alana yayıyor.
Nil: Bu ısıyla koca bir buz dağını eritebilir.
Özge: Yaydığı şey sadece sıcaklık değil aynı zamanda da 38 sievert Gama radyasyonu yayıyor.
Mert: Bundan bir şey mi anlamam gerekiyor?
Nil: 20 ve üzeri sievert gama radyasyonuna maruz kalmak merkezi sinir sistemini çökertir. Saat ya da günler içinde ölürsün.
Mert: Ben nasıl yaşıyorum? İtirazım yok ama...
Özge: ikinizde de Leonie olduğunu hep unutuyorsun Mert, o yüzden etkilenmiyorsun.

1 Ay sonra:
Ekin: Çok haşır neşir olduk bu ara, he abla.
Miray: Şaka kaldıracak durumda değilim Ekin.
Fatih: *Sırtına Krem sürüyordur* Utanan benim şuan, o yüzden en haşır neşir olan benim.
Gökçe: Ablan yaralanmış sen de Krem sürüyorsum Fatih. Bunda utanılacak bir şey yok. Ben kaçırıldığımda babanız beni temizlemişti.
Ekin: Ameliyat örtüsü vardır herhalde abla.
Gökçe: Çıplaktım, ablacım.
Miray: Tamam yeter daha sürme. *Ceketini giyer*
Fatih: Engelleyiciyi çalıştırabildin mi?
Gökçe: Yapabildiğimi umuyorum, bu benim uzmanlık alanım değil. *Ensesine yerleştirir*

Miray: Innhhh. *Ensesini ovar*
Ekin: *Tabletten kontrol eder* Tamam.
Fatih: Nasıl hissediyorsun?
Miray: Yani? Yan etki beklemiyordum zate...*Titremeye başlar*
Ekin: Abla??? *Tutarlar*
Gökçe: Sabit tutun onu. *Aktif hale getirir*
*Tablet ekranında vücut ısısı düzene girer*

Miray: *Düzelir* EIıhhh, kabak tadı verdi artık.
Gökçe: Onu kontrol edin, ısınmasın.
Ekin: Sen nereye abla?
Gökçe: Candan müdür herkesi sahada istiyor.
Fatih: Kanunsuz kısmını soruyorduk.
Gökçe: Çocuklar başkomiser olduğumu unutuyorsunuz. Kanunun iki tarafında da varım.
Miray: En son ne zaman kapüşonunu taktın abla?

Gökçe: Babanız başlığı benden almadan önce.
Ekin: Ne?
Miray: Abla sen de mi?
Gökçe: Hayır atılmadım, gizli bölüme verildim. Takmayın kafanıza, babanız kendini toplayacak.
*Kapıyı kapatıp gider*
Fatih: Gizli bölüm...
Ekin: Yetkilerin alındı demenin başka bir yolu.
Miray: *Sinyal takipçisine bakıyordur*
Fatih: O nedir?
Miray: Telefonuna böcek yerleştirmeyi başardım.
Ekin: Yani?
Fatih: Hem dinleyici hem de takipçi.

Miray: Plan işe yararsa gökçe babamla konuşur.
Ekin: Bu sayede babamın yerini de öğreniriz.
Fatih: Ya dedikleri doğruysa, kendine...
Miray: Babamız iyi çocuklar, gökçe yalan söyledi.
Ekin: Hangi kısımda?
Miray: Anılarında gezecek kadar ona yaklaştım. Babam bir teknede kalıyor ve o tekne... *Engelleyiciyi çıkarır*
Fatih: Abla ne yapıyorsun?
Miray: Engelleyici benim gezdiğim anıları da kaydediyor. *Bilgisayara takar* Şimdi Seyret. *Enter'a basar, Görüntüler ekrana gelir*

Ekin: Abla sen bir dahisin.
Fatih: İşte babamın tekne satın alım dekontu.
Miray: Şuna bakın. *Görüntüyü büyütür* Belli etmese bile babam annem için çalışıyor.
Ekin: Herhangi bir tapu senedi de olabilir.
Miray: *Mouse ile yazıyı işaretler*
*Devredilen kişi: Selin şirin yazıyordur*
Fatih: Bize ve anneme boşanmış gibi gösteriyor.
Ekin: Ama arka planda annem için ev alıyor.
Miray: Bu ne peki? *Bir video açar*
*Gökçe birinin ensesindeki dövmeye bakıyordur*
Fatih: ACR mi?
Ekin: Acar işte, nesini anlamadın Fatih?
Miray: Tamam da kimin ensesi bu?

Fatih: Kim ensesi olduğunu bilmiyorum ama *Kamerayı yaklaştırır nereden viski alıyor biliyorum. *Viskide Gold island yazıyordur* Bu markadan satan sadece bir tekel var.
Ekin: Karargahın yanındaki gümüş tekel.
Miray: Ekipte bir hain var demektir.
Fatih: Gökçe ablam onu niye saklasın ki?
Ekin: Kocasıysa başka. *İkisi birden ekine bakar* Ne? Adam 1 aydır ortalarda yok.
Miray: Pff, eğer öyle olsa gökçe söylerdi ama değil. Tamam, plan şöyle: Ekin tapudaki adrese gidip doğruluğundan emin olacaksın, Fatih ekipte tekelden ve o markadan alan kim varsa hepsinin listesini istiyorum, ben de babama gideceğim.
Fatih: Denizin her yerinde olabilir Miray.
*Bir cihaz öter*
Ekin: O nedir?

Miray: Liman alarmı, babam kıyıya yaklaşıyor.
3'ü birden: HAZIRLANIN!
Bu esnada Mert:
*Kafasını masadan kaldırır*
Mert: Ooofff, her yerim tutulmuş.
*Melek'ten mesaj gelir*
Melek: İlaçlarını unutmadın değil mi?
Mert: Melek abla, daha afyonum patlamadı ya.
Bilinmeyen kız: Patlamasına yardım edeyim.
Mert: *Silahını eline alır* Kim konuştu lan?
Bilinmeyen kız: Evinden epey uzaktasın ha?

Mert: Beni dinle her kimsen yanlış adama çatıyorsun. Ehhh şimdi de delirmeye başladım.
Betül: Belki de öyledir. *Karşısında duruyordur*

Mert: *Gözlerini açıp kapatır* S-sen öldün sen.
Betül: Yapma ya, tabutumu bir kez açtın mı ki he?
Mert: Sen gerçek olamazsın.
Betül: He olabildiğince gerçeğim.
Mert: Ehh. *Üstüne doğru ateş eder*
*Hepsi içinden geçer*
Betül: Ölümsüz olduğumu düşünebilirsin artık.
Mert: Hayır, sen öldün. Halisünasyon görüyorum. *Kan örneğini makineye koyar*
Betül: Neye bakacaksın?

Mert: Sürekli kafamda dikilmesen olmaz mı?
Betül: Sana bir şey verildiğini düşünüyorsun.
Genç Mert: Ya da delirdiğini.
Mert: Bana ne olduğunu bulacağım, Sonra ikiniz de defolup gideceksiniz.
Selin: Tabii, görürsem söylerim.
Mert: Orada yoksun, kafamdan çık.
Gökçe: Beni görmezden gelme. *Vurmaya çalışır*
Mert: KESİN ŞUNU! *Tek el silah sesi gelir*
Gökçe: *Karnından vurulmuş halde yatıyordur*
Genç Mert: Dokunduğun her şey zarar görüyor.
Mert: Kes sesini.
Genç Mert: Acı çekmelerine daha ne kadar dayanacaksın Mert? Bu işe yalnız başlamıştın. Yalnız şekilde bitirmek zorundasın.

Mert: Gençken bu kadar aptal mıymışım ben?
Genç Mert: Doğru olduğunu sen de biliyorsun. Emre'nin nerede olacağını da gayet iyi biliyorsun. *Masanın üzerinde ki haritayı gösterir*
Mert: Ticaret binası.
Genç Mert: Onları beklemek yerine git hallet.
Mert: *Mjlonjire bakar* Yalnız da yapa...
Miray: Baba? *Gelmiştir* Sen kiminle konuşuyorsun? *Anlamaz gözlerle bakar*
Mert: Eeee?
Genç Mert: *Mirayın arkasında duruyordur* Hadi söyle ona, nasıl delirdiğini söyle.
Mert: Sesli düşünüyorum sadece kızım.

Miray: 3 saattir mi?
Genç Mert: Zavallı Miray delirdiğini düşünecek.
Mert: Plan yapmaya çalışıyorum.
Miray: Elinde tabancayla mı?
Mert: Eee? *Silahı beline koyar* Beni nasıl buldun?
Miray: Kolay değildi, samanlıkta iğne aramak gibiydi. Sonra gökçe ablanın anılarına sızdım.
Mert: Engelleyici güçlerini kesmez, dengeler.
Miray: O kız kimdi?
Mert: Sen neyden bahsediyorsun?
Miray: Annemle bağlıyken yanınıza getirilen kız.
Mert: Sen...
Miray: Dokunmadan da anılarında gezebiliyorum.

Mert: Ehhh. *Koltuğa oturur*
Miray: Napıyorsun burada?
Damla: Söyle ona Mert, napıyorsun burada?
Mert: İz sürüyorum, Emre'nin izini.
Miray: Ekipten ayrı iş yaparak?
Mert: Ekip beni yavaşlatır Miray.
Miray: Ben yavaşlatmam. *Masaya oturur* bunlar nedir? *Masadaki haritalara bakar*
Mert: Seni bulduğum fabrikadan almıştım. Çözmeye çalıştım ama bir şey bulamadım.
Miray: *Enlem ve boylamlara bakar* Bize bir... *Işığı çaprazdan masaya tutar* Sen yokken okulda ne yaptım biliyor musun baba?
Mert: Hayır.
Miray: Bir ödül aldım, teknoloji ve şifreleme üzerine. *Haritaları üst üste koyar* Görevim şifre çözümlemekti. *Tam bir şehir haritası oluşur*

Mert: Ohohoooo, aferin kızıma.
Miray: Senin eleman muhtemelen bu koordinatta.
Mert: A oww, orayı biliyorum.
Miray: Gidelim o zaman.
Mert: Sahibi bizi yakalarsa gördüğü anda öldürür. Kendisi pek davetsiz misafir kabul eden biri değil. Tekne ya da arabayla oraya yanaşamayız.
Miray: Emreler zamanında yanaşmıştı ama.
Gökçe: O yüzden bunları getirdim. *Kroki getirir* Dün gece çözüp koordinatları ezberlemiştim. Binanın altında denize bağlanan bir tünel var.
Mert: Oradan giriyor olmaları gerek.

Gökçe: Harika denizaltımız olmadığı sürece ben oraya hayatta girmem, giremem de zaten.
Miray: Var aslında.
Gökçe: Nasıl? Denizaltımız mı var?
Mert: 6 Yıl önce kayıp bir denizaltı keşfedip onu Trabzon'un kıyısına demirlemiştik.
Gökçe: Yine de oraya giremem, birinin dışarıda sizi bekliyor olması gerekiyor.
Miray: Girdiğimiz yoldan dönemeyebiliriz.
Mert: *Haritaya bakar* Gidip şu piçi avlayalım.
3 saat sonra:
Miray/Mert: *Kıyıya gelirler*
Miray: Elizabeth nerede? ( Denizaltı )
Mert: Belki yanlış yerdeyizdir.
Miray: *Haritaya bakar*

Mert: *Merdiveni gôrür* Miray doğru yerdeyiz.
Miray: Denizaltı nerede?
Mert: Tam aşağıda, Deniz seviyesi yükselmiş.
Miray: Başka Deniz altımız yok baba.
Mert: Tamam bekle, düşünüyorum. Bize bir... Tamam buldum, oksijen tüpleri.
Miray: Eksik listesi mi yapıyoruz? Tamam bir sevgili bir roketatar, bir kaligrafi kağıdı...
Mert: Hayır bekle, kaligrafi kağıdı mı?
Miray: Evet öylesine geldi aklıma.
Mert: *Oksijen tüpü verir* Hadi biraz dalalım.
Miray: Baba, orada ölürsek annem de bizi öldürür.

Mert: O zaman ölmeyelim.
Miray: Tamam. *Oksijen maskesini takar*
Mert: 3 Metre ineceğiz, hazır mısın?
Miray: Senden 2 kat hazırım.
Mert: E önden buyur o zaman.
Miray: *Kendini sırt üstü suya bırakır*
Genç Mert: Tehlikeye yine yalnız gitmiyorsun.
Mert: Çıktığımda gitmiş ol. *Suya dalar*
*Olabildiğince derine dalarlar*
*Balık sürüsü geçer, denizaltı önlerindedir*

Mert: *Gülümseyip mirayı dürter*
*Denizaltının alt kapağını açmaya çalışırlar*
*Köpek balığı onlara doğru geliyordur*
Mert: *Mirayı dürter, Denizaltına yapışırlar
*Kapağı açıp içeri girerler*
Miray: *Su arıtma düğmesine basar*
*İçerideki tüm su boşalır*
Mert: *Güler* Başardık.

*Dalış kıyafetlerini çıkarırlar*
Miray: Nasıl çalıştıracağını hatırlıyor musun?
Mert: Bu bebeği uyandıralım. *Çalıştırır*
Miray: Eee, tamam şu kayaları nasıl geçeceğiz?
Mert: Füzeleri kullanırız sorun yok.
*Füze düğmesine basar, hareket olmaz*
Miray: Ateşleyicide bir sorun var.
Mert: *Füzenin çıkış noktasını açar* Ehh lanet. Fırlatma kısmının dışı yosundan sıkışmış. Elle onarmamız gerekiyor. Ya da...
*Yakından köpek balığı geçer*
Mert: Aynı şeyi mi düşünüyoruz?
Miray: Delilik ama evet.
Mert: *Güler* Kesinlikle.

Zıpkını alıp oksijen tüpü ve maskemi takmıştım ki:
Miray: İşe yarayacağından emin misin?
Mert: Kapağın oraya gideceğim, zıpkını sabitleyeceğim, sonra dua edeceksin.
Miray: Buraya dönmen gerek.
Mert: Tabii ki döneceğim, bunu kullanman için.
Miray: Hayır yani, demek istediğim... Bak biri sorarsa kesinlikle inkar ederim. Ama dönmeni istiyorum annem çekti gitti, yakınlarımız öldü. Onlardan biri olmanı istemiyorum.
Mert: Mahkemede vekaletinizi alırken annene çocuklara göz kulak olacağıma dair söz verdim. Geri döneceğim evlat.
*Suya dalar*

Mert: *Zıpkını hazneye sabitler*
Miray: *Kamara penceresinden onu izliyordur*
Mert: *Önüne gelip ona gülümser*
Miray: *Korkuyla arkasına doğru işaret eder*
Mert: *Döner, köpek balığı dibine kadar gelmiştir*
*Köpek balığı hem ona hem denizaltına çarpar*
Mert: *Çarpmanın etkisiyle süzülür*
Miray: *Telsizden seslenir* BABA!
Mert: *Maskesi su alıyordur* Maskem kırıldı Miray. MASKEM! *Zıpkını çekmeye çalışır*
*Köpek balığı ona doğru geliyordur*
Mert: Buraya gel, seni çirkin yaratık.
*Tam çarpacakken zıpkını bırakır*
*Zıpkın köpek balığının ağzına girer*

Mert: DÜĞMEYE BAS!
Miray: *Füzeyi ateşler, kayalık havaya uçar*
*Denizaltı otomatik olarak ilerler*
Mert: Hoop hop, gidiyoruz. *Kapağa tutunur*
1 saat sonra:
*Gökdelenin altına girerler*
Mert: *Mjlonjiri sırtına takar* Hazır mısın?
Miray: *Şarjörü takar* Acı yoksa kazanç da yok.
Mert: Pekala, hadi bakalım. *Köşeyi dönerler*
Fatih/Ekin: *Karşılarındadır*
*Birbirlerine silah doğrulturlar*
Miray: Bu da ne?
Mert: Şehirde olduklarını söylemiştin.

Fatih: Neden teknede değilsiniz?
Miray: Neden evde değilsiniz?
Selin: Onlar benle geldi, kusura bakmayın.
Mert: Neden telefonlara bakmıyorsunuz?
Fatih: Benimki çekmiyor.
Selin: Şarjım bitti.
*Hepsi ekine bakar*
Ekin: Neee? Benimkisi bozuk.
Mert/Selin: YİNE Mİ??? *Birbirlerine bakarlar*
Emre: *Asansörle çatıya doğru gidiyordur*
*Onu görürler, dış kapıdan ayak sesleri geliyordur*
*Hepsi siperde geçerler*
Mert: Siz bunları halledin, Emre bende. *Gider*

Miray: Hep böyle yalnız mı hareket ederdi?
Selin: Çoğunlukla, hadi başlayalım.
Mert: *Asansör boşluğuna girer, en çatıya çıkar*
Emre: *Elinde biohzard mızrağıyla dolanıyordur*
Mert: O bana ait.
Emre: Beklediğimden çok daha geç kaldın.
Mert: *Mjlonjiri eline çağrır* Yemin ederim, seni cehenneme yollamam için yalvaracaksın. *Mjlonjiri kafasına doğru fırlatır*
Emre: *Tek parmağıyla durdurur*

Mert: Laaaaa...
Emre: *Mjlonjiri eline alıp üstüne fırlatır*
Mert: *Duvara çarpar, bayılır*
Emre: Ölüm, bana itaat eder. *Elini zemine koyar*
Mert'in kabusu:
*Evrim, betül, burak, Onur ve damla uyanır*
Emre'nin sesi: Çünkü benim adım MOLD!
Mert: *Evin salonunda kendine gelir*
*Ev yana doğru sallanır* Haydi.

Mert: Deprem mi var? Anam evi söküyorlar.
*Ev yana doğru yatmaya başlar*
Yazardan: Kaçak inşaat mı? Allah'ım belediyeden geldiler, başımıza yıkacaklar evi durun.
Mert: *Yere tutunup sürünmeye çalışır*
Yazardan: Tırnaklarını geçir yere Mert.
*Öndeki kapı kapanıyordur*
Yazardan: Kapıyı tut, o kapandı mı açılmaz.
*Kapı kapanır, komodin merte çarpar*
Mert: *En dibe doğru düşer, zemine yapışır* Ne oluyor AQ? *Kapıyı açar, mutfağa girer*
Genç Mert *Eski kanunsuz kıyafetiyledir* Sen bu şehrin yüz karasısın.
Mert: Ehhhh, bitmedi mi?
Genç Mert: *Yakasını tutar* BİTMEDİ LAN! BİTMEDİ! *Suratına yumruk atar*

Selin: Beni öylece bırakıp gittin. *Karnına vurur*
Gökçe: Senin yüzünden sakat kalıyordum. *Göğsüne ard arda yumruklar atar*
Betül: SENİN YÜZÜNDEN! *Burnuna vurur*
Miray: *Gözüne vurur*
Onur: KORKAK! *Tekme atar*
Burak: BENCİL! *Karnına yumruklar atar*
Selin: *Uçan tekme atar*
Mert: *Yere serilir, engelleyici kenara fırlar, silahıyla nişan alacakken vazgeçer* Yapamam.
Güneş: Ayağa kalk Mert, senden annenle alakalı gerçeği sakladım ama iyiliğin içindi. Bugün ölmeyeceksin, savaş Mert.
Genç Mert: *Ensesinden tutup ayağa kaldırır* Acar değil, merhametsiz olan sensin, bencil olan sensin, sen koca bir hiçsin. Hangisisin sen? Black slasher mı? Mert aydın mı?

Mert: *Gözleri aslan ateşiyle parlar*
Genç Mert: *Kılıcı kafasına saplayacakken*
Mert: *Tek eliyle tutar* İkisi de. *Tek eliyle kırar*
Yazardan: Çıkar gölgesinde serinleyelim REİS.
Mert: *Göğsüme yumruk atar*
Genç Mert: *Kafası cama saplayacakken durur*
Mert: *Zincirle ölmesine engel olmuştur*
*Gözlerini kendi isteğitiyle insan gözüne çevirir*
Betül: *Gözüne doğru bıçak fırlatır*
Mert: *Milim yana kayarak kaçınır*
*Duvardan duvara geçip çatıyı yumrukla kırar*

Bu esnada karargah:
Cansu: Bunu yapacağımızdan emin misin?
Begüm: Acarım adamları her ülkede var.
Oğuz: Hepsinin ismini alma şansımız var.
Eda: Parayı bulduk, aktarmak kaldı.
Cansu: Eğer Mert bunu öğrenirse dördünüzde ölüsünüz. *Aktarımı başlatır*

Melahat: Ekipten resmen 1 milyar çaldık.
Asya: Her aktarımda bize 45 isim verecek.
Eda: 180 ajan var, bunu 3 kez daha yapacağız.
Cansu: Açar neden adamlarının listesini verir ki?
Oğuz: İşin ucunda 4 milyar TL var.
Melahat: Cevap çok basit aslında, acar daha büyük kabadayılarla iş yapmak istiyor.

Oğuz: Bir bakalım. *Haritanın önüne gelirler*
Eda: 18 yıl önce apocalypse ekibi dağıtıldı.
Melahat: Aynı yıl lian yu manastırı yerle bir oldu.
Asya: Ubicon projesi devre dışı kaldı.
Cansu: Veronica adası nükleer füzeyle yok oldu.
*Cansunun telefonuna mesaj gelir*
*Merakla ona bakarlar*
Fatih: Bu akşam ki yemeğimiz geçerli değil mi?
Eda: Fatih mi? Gerçekten mi Cansu?
Cansu: Çocuğun ağzı iyi laf yapıyor, ne yapalım?

Melahat: Her neyse, konumuza dönelim.
Eda: Acarın fazla bir kaynağı kalmadı kısa özetle.
Cansu: Heh liste gelmeye başladı.
Asya: Listede barkın ve Alperen bile var.
Oğuz: Demek ki bunları FBI'a verebiliriz.
Melahat: Hayır.
Cansu: Ne demek hayır?
Melahat: *Listedeki bir sırayı işaretler*
*23- Murat Aydın yazıyordur*
Eda: Bir... Yanlışlık olmalı.
Oğuz: Murat amcayı tanırım, acara asla çalışmaz.
Cansu: *23. Sırayı siler, listeyi baştan düzenler*
Asya: Mert bunu görmeyecek.

Bu esnada:
Mert: *Kendine gelir, göğsünü tutar* Neydi o?
Miray: Baba iyi misin?
Mert: *Doğrulur* Neredeyiz?
Gökçe: Benim evimde. *Engelleyiciyi kırar*
Fatih: İyi misin baba?
Ekin: 6 saattir baygındın.
Mert: *Etrafına bakar* Mjlonjir nerede?
Gökçe: Önce annemi sormanı umuyordum baba.
Mert: *Aslan gözlerini açarak bakar*

Miray: Uyandığında yanında değildi baba.
Fatih: Mold, yani Emre abi almış olmalı.
Mert: *Aklına gelir* Ehhhhh.
Emin: Alt tarafı bir çekiç baba.
Gökçe: O alt tarafı çekiç dediğin şey, Ragnarokun sonlanmasını sağlayan bir araç.
Selin: *Yanlarına gelir* Yanlış biçimde kullanılırsa Çernobil ve apocalypse'i tekrar savaşa sokar.
Mert: Emre beni yere serdiğinde, bir an gördüm. Elini yere vurduğunda beş şehidimiz de uyanmıştı.
Miray: Aklına girip seni saptırmaya çalışıyor.
Ekin: Belki de öyle değildir. *Televizyonu açar*
Haber spikeri: Geçtiğimiz ay Tayvan operasyonunda öldürülen 5 Dynamix şehidinin mezarı bugün akşam saatlerinde açık bulundu.

Mert: *Sinirle etrafına bakar*
Spiker: Tabutların beşi de boşken yetkililer bir başka Dynamix mucizesinden şüpheleniyor.
Fatih: O kadar da delirmemişsin he baba.
Mert: *Masayı ters çevirir* Tekneye gidiyorum.
Gökçe: Burada kalabilirsiniz baba.
Selin: Miraya ve ekine yer yatağı yapalım.
Oktay: Anne, dedem iyi mi?
Gökçe: İyi annecim, bir şey yok.

10 dakika sonra:
Mert: *Balkonda viski içiyordur*
Selin: *Yanına gelir* Bugün yalnız mı içiyorsun?
Mert: Son bir aydır olduğu gibi.
Selin: *Yanına oturur* Bu hayatı sen seçtin Mert.
Mert: Seni bırakmak istememiştim.
Selin: Bıraktın ama.
Mert: Vicdanım rahat değildi.
Selin: Beni yargıladığın o 5 kişi artık hayatta.
Mert: Ben...
Selin: Uyandığında gökçe benden önce mjlonjiri sorduğunu söyledi Mert.
Mert: O çekicin ne anlam ifade ettiğini biliyorsun.
Selin: Benim de ne ifade ettiğimi de biliyorum Mert. Çocuklara söylemedik ama bebeğimiz Alperende. Karnımda öldü diye bildiğimiz bebeğimiz.
*İkisinin birden telefonu çalar*
Selin: Aynı numara mı?
Mert: Nil'e yaz sinyal takibi yapsın.

Selin: *Telefonu kapatıp nile yazar*
Mert: *Telefonu açar*
Alperen:*Ninni söylüyordur*
Estrellitas en el cielo
comienzan a brillar,
la luna desde arriba.
Mert: *Seline bakar*
Selin: *Hayır anlamında baş sallar*
Mert: *İç çeker* ALPEREN!!
Alperen: *Kamerayı kendine çevirir* Sakin birader. *Kamerayı çok kısa hiraya doğru çevirir*
Hira: *Uyuyordur*

Alperen: *Kamerayı çevirir* Bu kadar yeter size. Ne yapıyorsunuz birader siz?
Mert: Uğraşıyoruz lan işte.
Alperen: Neyle uğraşıyorsunuz lan? Ne işiniz var lan o terk edilmiş gökdelende?
Mert; Sen... Sen nasıl? Sen...
Selin: *Anlamayarak bakar*
Alperen: E,düt,bir... *Şaşırmasını taklit eder* Bıktım lan senin şu şaşırmalarından. Kızın elinde diyorum alooo, meleği öldür kızını al işte oğlum. Yengem de yaşlandı mı be Mert? Eskiden öldürmek konusunda daha kararlıydınız.
Selin: Alperen uzatma tamam.
Alperen: Lan şu kadının öldürün de bir an önce evladınıza kavuşun diyorum yufka yürekli bir adamım ben ya.
Mert: Senin yufkanı da, yüreğini de, seni de...
Selin: Ehem, yani evet elimizden geleni yapıyoruz.
Alperen: Teklifin son kullanım tarihi bitmek üzere.
Mert: Kızımın saçının teline bile dokunursan...
Alperen: *Telefonu kapatır*

Selin: Ne yapacağız?
Mert: Melek ablayı öldüremem Selin.
Selin: Bize yardım edebilecek biri var aslında ama kesinlikle hoşuna gitmeyecek.
Mert: *Merakla bakar*
Selin: *Göğsündeki MI6 dövmesini gösterir*
Mert: O.... *Bir şey duyar* Ara onu.
Selin: *Odasına gider*
Mert: *Viskiyi balkondan aşağı döker* Ne kadarını dinledin? *Bardağın dibinde kalan kısmı içer*
Miray: *Saklandığı yerden çıkar* Tamamını. Orada olduğumu ne zaman fark ettin?
Mert: Gölgeni gördüm miroş.
Miray: Bir ablam olduğundan bahsetmiştiniz. Ama öldüğünü sanıyordum, ama Alperenin elinde. Ve o da sizden Melek teyzeyi öldürmenizi istiyor. Annemin şu arayacağı kişi yardım edebilir mi?

Mert: Kesinlikle edecektir.
Miray: Baba ölenler yaşıyor, annem ve sen?
Mert: Bilmiyorum babacım, hiç bilmiyorum.
Ertesi gün:
Öğlen 15.00:
Mert: *Yeni uyanmış bir şeyler yiyordur*
Gökçe: *Merti görüntülü arar*
Mert: *Açar*
Gökçe/Miray: Gideceğim tek yer havaalanı bana lazım yeni yaşam alanı...
Gökçe: Neredeyiz? *Kapalı bir ortamdadırlar*
Mert: Etrafı göster.

Gökçe: Şuradan anlarsın. *Direksiyonu gösterir*
Mert: Ben size bu araba alındığında dedim ki: Bu arabaya şaka yapılmayacak dedim gökçe ya.
Miray: Biz kimse miyiz?
Mert: Neredesiniz ya?
Gökçe: Arabanda.
Mert: Etrafı göster.
Miray: Onu gösteremiyoruz.
Mert: Konum atın o zaman bana hadi yaaa. Bu arabaya kimse dokunmayacak dedim. Bu araba öyle bir araba değil dedim.
15 dakika sonra:
*Yere gelir*
Gökçe/Miray: *Onu geri geri yürütürler*
Mert: Sizden sıkıldım , hayatımdaki kadınlardan.

*Arabanın önüne getirirler*
Mert: Kaç saattir... Hafif sola döndüm arkamda bir ışık yanıyor, naptın benim arabama gökçe?
Gökçe: Beraber yaptık, ona da kız.
Mert: *Arabayı görür* Neyle yapıştırdınız bunları?
Miray: Bantla, uhuyla.
Mert: Saçmalamayın babacım. *Ayıcığa bakar* SALAKKKK! *5 tane ayı söker*
Miray: Ya o kadar uğraştık ya.
Mert: O kadar uğraştık diyor, Oğlum siz hiç *Ayıcıkla vurur* Ayıcıkla dayak yediniz mi la?
Fatih: Kaputun üstüne çıkmışlar babam, ayakta.
Gökçe: İspiyoncu.
Mert: Oğlum sizin bunu yapma lüksünüz yok vallaha ikinizi de döverim ha.

Ayıcıklarla geçen birkaç saatin ardından nihayet eve girmiştik ki:
Selin: Mert, bir yanıma gelir misin?
Gökçe: Ahaaa, barışma şeysiii...
Miray: Bize 5. Kardeş geliyorrrr.
Ekin: Kalkın Karadeniz havası horona.
*4 Kardeş horon teperler*
Mert: SUSUN LAN! Birincisi barışmıyoruz, ikincisi barışsak bile size bir kardeş daha gelmiyor.
Fatih: Hevesimizi kırma baba ya.

Mert: *Selinin odasına gider* Evet?
Selin: Dynamixin aile kartından 4 milyar çektin mi?
Mert: Ne?
Selin: Birisi bilgisayarıma bağlı olan off-shore hesabından son 12 saate 4 milyar TL çekmiş.
Mert: Soyulduğumuzu mu söylüyorsu
Ekin: Soyunmaktan bahsediyor. *Kısık sesle*
Mert: KAPININ ARKASINDAN ÇIKIN!
*Giderler*
Selin: Evet, ne yapıyoruz?
Mert: Sen hiçbir şey, para nereye yatırılmış?
Selin: İşte o noktada iş biraz tuhaflaşıyor.

Mert: Tuhaflığı tanımla.
Selin: Para önce Sahte bir hesaba gönderiliyor sonra da farklı bir hesaptan geri gönderiliyor.
Mert: Geri gönderen hesabı takip edebilir miyiz?
Selin: Ettim ama orada iş daha da garipleşiyor. Hesap FBI'ın üzerine kayıtlı.
Mert: Tamam birisi birine para göndermiş sonra da bir şey karşılığında FBI geri ödemiş. Konusu açılmışken annenle konuşabildin mi?
Selin: Konuştum, yalnızız.
Mert: Siz kızlarla evde kalın, biz ekiple gideriz.
Bu esnada Oğuzun Grubu:
*Terk edilmiş bir şeker fabrikasındadırlar*

Emre: Beni öldürmeye 4 kişi mi geldiniz?
Oğuz: Bana kalsa ben tek gelirdim ama bu arkadaşların beni bırakmama alışkanlığı var.
Emre: Ha, geldikleri için teşekkür edeceksin.
Enes: Öldürelim şunu.
Beril: Büyük bir zevkle kardeşim.
Oğuz: Hepimizi aynı anda alt edemez.
*4'ü birden üstüne çullanır*
Mold: *Hepsinin yumruklarından kaçınır* *Begümün karnına tekme atar, enesi duvara atar* *Berile çelme takıp oğuzu boğazından yakalar* İlk ve son uyarınız. *Yaklaştırır* Yolumdan uzak durun. *Oğuzu yere fırlatır*

Oğuz: Evet, Hepimizi aynı anda yenebilir.
Mold: Peşimden gelmeyin. *Koşarak uzaklaşır*
Oğuz: *Peşinden koşar, yan yana koşarlar* Erkek erkeğe konuşalım, dövüş anternörün kim?
Mold: Sen konuştukça pataklama isteğim artıyor.
*Çatıya çıkarlar*
Mold: *Sinyal kulesine çıkıp baş aşağı ona bakar*
Oğuz: *Z8HIN gücüyle ona doğru fırlar*
*Ortada çarpışırlar*

Bu esnada Mert:
Cansu: Bilin diye diyorum, bu hoşuma gitmiyor.
Selin: Sadece FBI'daki dosyaları teslim alanın kim olduğunu bulmamız gerek.
Cansu: Hayır sorun o değil, sorun: CIA'deyken o kişiyle birebir tanışmış olmam.
Mert: Hakkında ne biliyorsun?
Cansu: Katıksız bir salak olması dışında sıfır.
Miray: Tamam buldum, Seray keskinkılıç, 12 sene FBI'da yazılım alanında çalışmış ihraç edilmiş.
Ekin: İhraç sebebi?
Fatih: İşle aşkı birbirinden ayıramadı yazılmış. Heh burada ismi geçiyor. "Serayy... Keskinkılıç"
Gökçe: Dur ne? Keskinkılıç mı dedin sen?
Fatih: Evet niye ki?
Mert: Tanıyor muyuz?

Gökçe: Biz değil, abim tanıyordu. Üniversite arkadaşlarıydı, bir süre sonra izini kaybettirdi.
Selin: FBI'a girdiği içindir muhtemelen.
Gökçe: Abim duyunca hoşuna gitmeyecek.
Mert: Toparlanın, ABD FBI karargahına gidiyoruz.
12 saat sonra:
*FBI binasının önündedirler*
Miray: Plan nedir?
Fatih: Krokilere göre data bölümü 42. Katta.
Mert: *Yukarı doğru bakar* İstemen yeterdi. *Bileğindeki kancayı yukarıya doğru atar* *Gökçe'nin bileğinden tutup 42. Kata kadar gider*
*Camdan girerler*
Gökçe: Bir daha ki sefere kanca falan yok.
*Diğerleri diğer camlardan girerler*
Cansu: *Fatih'in sırtındar iner* Tamam bu biraz vakit alacak. *Flaşı bilgisayara takar*

Fatih: Bakalım FBI'dan ne almışız?
Gökçe: Umarım mühimmat desteği falandır.
*Hepsi birden ona bakarlar*
Gökçe: Ne? Şaka da mı yapmayalım?
Mert: Bu isimler ne? *Bilgisayarı gösterir*
Cansu: FBI 'a bir çeşit liste göndermişiz.
Miray: Kendi isimlerimizin listesi olabilir mi?
Selin: Hayır, burada yabancı kişiler de var.
*Ekranda: 23- Murat Aydın yazar*
Mert: Dur, dur dur dur.
Ekin: Ne? NE??
Mert: Babamın adını gördüm, geri al.

Cansu: İsimler aktarılmaya başladı bile.
*Kapıyı yumruklarlar*
Fatih: *Kapının arkasına sandalye koyar*
Miray/Fatih: *İkisi birden kapıyı tutarlar*
Ekin: ŞİMDİ?
Selin: Tamam gitme vakti.
Cansu: Sadece birkaç saniye daha.
Mert: Birkaç saniyemiz yok.
*5'i birden kapıyı tutarlar*
Fatih: Cansu çabuk, daha fazla tutamayız.
Oğuz: Flaşı oradan çıkar. *Kafasına silah dayar*

Mert: Oğuz?
Oğuzun Grup/Aydınlar: *Birbirine silah çekerler*
Gökçe: Abi?
Oğuz: Flaşı çıkar Cansu.
Cansu: *Çıkarıp oğuza verir*
*Oğuzun ekibi camdan kancalı okla kaçarlar*
FBI: *Kapıyı kırarlar*
*Çatışmaya girerler*
Mert: Kaç kancamız var?
Ekin: İki tane, hepimize yetmez.
Mert: Cansu çocukları alıp kancalarla aracın oraya gidin güneydoğu duvarının orada buluşuruz.
Fatih: Ama...
Selin: GİDİN!

*Giderler*
Selin: Bir planın olsa iyi olur, mermim bitiyor.
Mert: Var, güney duvarına git, beni bekle.
Selin: *Gider*
Mert: Cansu, haklı olsan iyi olur. *Server'i vurur*
*Tüm server makineleri patlamaya başlar*
Selin: *Etrafına bakıyordur*
Mert: Eğil. *Arkasındaki camı vurur*
*Belinden yakalayıp camdan atlar*
*Kancalı okla yere inerler*
Fatih: *Arabadan ateş ediyordur* Atlayın hadi.
Selin: O dünyanın en iyi ralli sürücüsü.
Mert: Resmen ağzımdan aldın. *Arabaya binerler*
Selin: GAZLA! GAZLA!
Fatih: Dayanın. *Gazı kökler*

Gökçe: Allah aşkına orada ne oldu?
Mert: Fatih, oğuz amcanın karargahına sür oğlum.
Selin: Oğuzun kendi karargahı mı var?
Gökçe: Bizim eski karargahı kullanıyor.
Miray: Amcam da birilerini Tokatlıyor demek ki.
Mert: Esas ben onu tokatlayacağım.
*Karargaha girerler*
Oğuz: Sinirlenmeden önce dinlemenizi rica...
Mert: *Yüzüne yumruk atar*
Fatih: Owww, babam vurdu gol oldu.

Selin: Fatih sus oğlum.
Mert: Burada ne tiyatro döndüğünü bana açıkla.
Begüm: Acar bizle iletişime geçti emrinde ki tüm ajanların listesini vermemiz için para teklif etti.
Eda: Gerekli olan neyse onu yaptık.
Miray: Alınmayın ama şu durumda yapabileceğiniz en aptalca hamleyi yapmışsınız.
Oğuz: Benden olursun diye umuyordum miroş.
Miray: Başına buyruk hareket etmeye başladığından beri babamlardan yanayım amca.
Mert: Devlet peşinde olduğu psikopatla anlaşma masasıma oturmaz oğuz.
Oğuz: Elimizde ajanların tam listesi var. Sen serverlarını vurmadan önce FBI'da da vardı.

Selin: Bakın beyler acarı bir kenara bırakıp daha büyük tehdite molda odaklanabilir miyiz?
Miray: Kesinlikle, o herif ödümü koparıyor.
Enes: Mert, onunla savaştın.
Mert: Kim dedi bunu? Hayır savaş falan yoktu. Benim canımı okudu çünkü o yenilmez.
Beril: Sana herhangi bir ipucu falan verdi mi?
Mert: Verdi.
Oğuz: Süper, ne?
Mert: Senin mal olduğunu, size ne dedim la ben?
Miray: Ne dedin?
Mert: Unuttum ama önemli bir şey demişimdir.

Oğuz: Onu bulup durdurabiliriz, onu yenebiliriz.
Mert: Adam, üstüme mjlonjir fırlattı. Hafıza kartına soktuğum. Neredeydin lan o zaman?
Asya: Beyler, mold ile ikiniz de karşı karşıya geldiniz, ikiniz de yenildiniz boşa kavga etmeyin.
*Bir şey öter*
Miray: Nedir o?
Oğuz: Para transferini takip ettik, onu bulduk.
Selin: Emin misin?
Cansu: Şehrin dışında ki yağmur suyu deposunda saklanıyorlar, Gidip onları yakalayabiliriz.
Mert: *Konuma bakar* Hazırlanın, Gidip şu orospu çocuğunu yakalayalım.

Uzun bir çatışmanın ardından bizimkiler yağmur suyu deposunun içini hallederken ben ise acarın bulunduğu üst katta ki ofise girmiştim ki:
Bu esnada acarın Grubu:
*FBI binasından helikopterle kaçmışlardır*
Acar: Beni dinleyin. *Telsizden seslenir* Bu savaşı... Biz kazanacağız.
Mert: *Uzaktan onu izliyordur*
Acar: *Sesi duyup ona döner, silaha koşacakken*
Mert: *Dibine ateş eder* Kıpırdama. *Yaklaşır*

Acar: *Yutkunur*
Mert: Şah-Mat, Orospu çocuğu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 2beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.