2. bölüm · Kuzey bekçileri
O bahsi kaybedersin
Yine her zamanki gibi okulda bizim ekip için ayarladığımız özel karargahta oturmuş çayımı yudumlarken bir yandan da sigaramı içiyordum. Sıradan bir gün işte sınıfa doğru gidiyordum ki tanıdık bir çift gözle göz göze geldik. Başta kim olduğunu idrak edemesem de çok uzaklaşmadan fark ettim. arkamı dönüp:
Mert: Irmak??
Dememle birlikte fark etmişti arkasını dönüp her zaman ki gülüşüyle bana baktı
Irmak: Mertt? *Koşup sarılır*
Mert: Kız dur düşeceğim çok ağırlaşmışsın.
Aynı sınıfta olduğumuzu fark edip biraz konuştuktan sonra beraber kantine inmiştik
Irmak: Eee 2 senedir buradasın burası nasıl? Bahse varım insanları derecedekilerden iyidir.
*İstemsiz şekilde güler*.
Mert: O bahsi kaybedersin.
Derece kolejindekilere kıyasla burası kıyamet gibiydi çünkü kendince terör estiren gruplar hırsızlar çeteler derken burası okul olmaktan çıkmıştı ki biz ekipçek buraya farklı bir isim vermiştik:
Merkez Bankası.
Biz eskilerden konuşurken gün ışığım Berna da yanımıza gelmişti. Sevgilim, ortağım.
Berna: Günaydın aşkım, bu hanımefendi kim?
Mert: sana bahsettiğim ressam arkadaşımı hatırlıyor musun aşkım? bu o işte.
Dediğim esnada ırmakla göz göze geldik bernaya bakışı biraz garipti küçümseyen ama bir yandan da merak edercesine bakıyordu. İstemsizce tokalaştıktan sonra Berna müsaade isteyip kalkmıştı. Irmak bana dönüp sert bir tavırla:
Irmak: Bu kızıl çiyanı nereden buldun sen?
Mert: Imaaaak.
Irmak: Mert bak sevgili seçiminde her zaman berbattın ama bu sefer ki gerçekten berbat.
Mert: Daha adam akıllı konuşmadınız bile.
Irmak: Yıllar önce sana damlayla ilgili...
M: O konuyu açma.
I: Haklı çıktığımı biliyorsun dua edelim de bu sefer haksız olayım.
Deyip masadan kalkınca uzun bir süre duvara bakakaldım. Beklenen abi kardeş kavuşması gibi bir sohbet olmamıştı ama o esnada telefonuma bir mesaj geldi. Açıp baktığımda annemdendi Meleğin mama sandalyesinde fotoğrafını atmıştı.
Güneş:*fotoğraf atar* abisine iyi dersler demek istemiş.
Mert: Sağolun anne, Anne ırmak burada.
Güneş: Bizim ırmak? Taş?.
Mert: Kaç tane ırmak tanıyorsun anne?
Güneş: emin olayım dedim, e harika o kız konusunda seni...
Mert: Anneee!
Güneş: Yok anne manne ırmağın sözünden çıkma.
Mert: Ama...
Güneş: Çok özlediysen eskileri.
Mert: Anne yaa.
Güneş: De ilayı arayabilirsin ne zamandır konuşmadın onunla? 4 yıl oldu mu?
Mert: 6
Güneş: onu diyorum işte ırmağı bu akşam yemeğe çağıracaksın bizim eve.
Mert: Ama anne...
G: itiraz kabul edilmedi genç adam.
Mert: Üfff tamam anne denerim.
Deyip telefonu kapattım sınıfa girdiğimde ekip ister istemez bana bakıyordu bense sadece en önde oturan bir ırmağa bir de bernaya bakıyordum. bernanın yanına geçip dersi orada geçirdim. Sınıftan çıktığımızda ırmağı zar zor da olsa yemeğe davet ettiğim esnada kavga sesleri gelmişti. O tarafa doğru gittiğimizde bizim ekipten Yakup ve bir çocuk boğaz boğaza girmişti:
Mert: YAKUP , yasamız neydi?
Yakup: me...
Mert: YASA!?
Yakup: kendini Savunamayanları savunuruz.
Gitmesi için kafayla işaret yaptım ırmak yanımda duruyordu kafamı ona doğru çevirip:
Mert: Sana demiştim.
Irmak: *Anlamayan gözlerle bakar*
Mert: O bahsi kaybedersin...
Irmak: Yemekte konuşuruz Mert.
